T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1638 KARAR NO : 2026/397 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/09/2024 (Karar) NUMARASI : 2022/413 Esas, 2024/391 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 09/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda y…
T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1638 KARAR NO : 2026/397 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/09/2024 (Karar) NUMARASI : 2022/413 Esas, 2024/391 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 09/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı taraf vekili, 27/12/2021 tarihinde sürücüsü ... olan ... plakalı aracın tek taraflı trafik kazası yapması sonrası araçta yolcu olarak bulunan müvekkillerinin murisi ...'ın vefat ettiğini, aracın davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalandığını, murisin vefat etmesi sonrası müvekkillerinin murisin desteğinden yoksun kaldıklarını, murisin çiftçi olduğunu, muristen başka desteklerinin olmadığını, tazminat için davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak olumlu cevap alınamadığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik her bir müvekkili için 10.000,00'er TL olmak üzere toplam 80.000,00 maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Bedel artırım dilekçesinde, her bir müvekkili için 10.000,00'er TL'den olmak üzere toplam 80.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile ödenmesi yönünde dava açtıklarını, dava değeri artırım dilekçesi ile müvekkili ... için 216.689,80 TL, müvekkil ... için 12.813,15 TL, müvekkil ... için 14.187,27 TL, müvekkil ... için 15.686,31 TL, müvekkil ... için 17.335,23 TL, müvekkil ... için 20.999,56 TL, müvekkil ... ... için 27.183,08 TL, müvekkil ... için 34.249,96 TL maddi tazminatın olay gününden başlayarak reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, KTK 97.maddesi uyarınca kanunda belirtilen şekilde müvekkiline başvuru yapılmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, sigortalısının kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını, müterafik kusur durumunun göz önünde bulundurulması gerektiğini, davacıya SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılarak ödeme yapılmış olması halinde hesaplamadan tenzili gerektiğini, talep edilen faizin yerinde olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince, " ...Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı davası olduğundan, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2021/19605 Esas 2021/6472 Karar 11.10.2021 tarihli ilamı ile Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/10352 Esas 2021/2596 Karar 11.03.2021 tarihli ilamı doğrultusunda aktüerya raporu TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak düzenlettirilmiştir. Bu kapsamda 17.03.2024 tarihli, sigorta şirketinin teminat limiti nedeniyle garameten paylaştırma yapılan, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılan aktüerya bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Dava, tek taraflı trafik kazasından dolayı meydana gelmiş ve Adli Tıp Trafik İhtisas Raporunda da belirtildiği üzere, davalı sigorta şirketinin sigortacısı olduğu aracın sürücüsü ...'ın trafik kazasının meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen kusuru raporu ve aktüerya bilirkişi tarafından düzenlenen 17.03.2024 tarihli rapor hükme esas alınarak, sigorta şirketinin "kişi başına ölüm" teminat limiti nedeniyle garameten hesaplama yapılarak, davacıların maddi tazminat davasının kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. " gerekçesiyle " 1-Davacıların davasının kabulü ile; ... için 216.689,80 TL, ... için 12.813,15 TL, ... için 14.187,27 TL, ... için 15.686,31 TL, ... için 17.335,23 TL, ... için 20.999,56 TL, ... için 27.183,08 TL ve ... için 34.249,96 TL olmak üzere toplam 359.144,36 TL maddi tazminatın 26.05.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ayrı ayrı ödenmesine, " şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; meydana gelen ölümlü trafik kazasının müteveffa ... yönünden bir trafik iş kazası olduğunu, karar erilmeden önce davacılara SGK tarafından gelir bağlanıp bağlanmadığını, mükerrer ödeme ve sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini savunarak mahkemece verilen kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle tazminat davasıdır. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Somut olayda, sürücüsü ... olan ... plakalı aracın tek taraflı trafik kazası yapması sonrası araçta yolcu olarak bulunan ...'ın vefat ettiği, aracın davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalandığı, davacıların fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00'er TL olmak üzere toplam 80.000,00 maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği, mahkemece davacıların davasının kabulü ile; ... için 216.689,80 TL, ... için 12.813,15 TL, ... için 14.187,27 TL, ... için 15.686,31 TL, ... için 17.335,23 TL, ... için 20.999,56 TL, ... için 27.183,08 TL ve ... için 34.249,96 TL olmak üzere toplam 359.144,36 TL maddi tazminatın 26.05.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ayrı ayrı ödenmesine karar verildiği, karara karşı davalı vekilinin istinaf yasa yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması ve buna göre, zarar görenin zarara katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. Haksız fiile dayanan tazminat istemlerinde; haksız fiilin unsurlarından olan zarara ilişkin tüm tespitlerin doğru biçimde yapılması ile zarara etki eden tüm hususların dikkate alınması gerekir. Yukarıda anılan yasal düzenlemeler gereği, tazminatı belirleme konusunda tek yetkili olan mahkemece, zararı doğuran ya da ağırlaştıran durumların (müterafik kusurun) re'sen dikkate alınması zorunlu olduğundan, bu hususta bir itiraz olup olmadığına bakılmaksızın gerekli incelemelerin yapılması şarttır. (Yargıtay 4. HD 2022/7305 E. 2023/7108 K. Yargıtay 4. HD 2022/2535E. 2023/798 K. Yargıtay 4. HD 2021/5622 E. 2021/7246 K. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/7818 E. 2019/393 K. T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/9251 E. 2018/3894 K. Yargıtay 17.H.D. 2019/2168 E. 2020/4627 K.) Yargıtay kararlarına göre müterafik kusur emniyet kemeri takılmaması, araçta yolcu olarak bulunan kişinin sürücünün alkollü yada ehliyetsiz olduğunu bilerek araca binmesi, motosiklet sürücü ve yolcusunun kask takmamış olması, istiap haddinin aşılması, yolcu taşımaya müsait olmayan traktörde yolculuk yapması gibi zararı arttıran davranışlardır. Yani Müterafik kusur kazanın meydana gelmesinde etkili olan kusur değil, zararın artmasında etkili kusurdur. Ancak maluliyet ile arasındaki illiyet bağının tespiti gerekir. Örneğin; motosiklette yolcu olan kişinin ayağındaki kırık nedeniyle maluliyeti oluşmuşsa kask takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması doğru değildir. Bazı hallerde emniyet kemeri takılmaması nedeniyle zararın arttığı iddiası varsa kazanın meydana geliş şekline göre Adli Tıp Kurumundan maluliyet raporu alırken emniyet kemeri takıp takmamasının yaralanmasına etkili olup olmadığının değerlendirilmesi istenmelidir. Müterafik kusurun Yargıtay tarafından taraflar ileri sürmese de resen araştırılması ve tartışılması gerektiği kabul edilmekte ve %20 oranında indirim uygulanmaktadır. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Mahkemece müterafik kusur hususunda değerlendirme yapılmamış ve Sgk tarafından kaza nedeniyle davacılara ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmamıştır, o halde mahkemece yapılacak iş kaza tutanağı ve soruşturma dosyası da da ele alınarak dava konusu edilen kazada müteveffanın müterafik kusurunun olup olmadığının değerlendirilerek ve SGK'ya kaza nedeniyle ödeme yapılıp yapılmadığının sorulmasından sonra sonucuna göre karar verilmesinden ibaret olup davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulüne karar verilmiştir. HMK.'nun 353/1-a-6. maddesinde "...Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması" bölge adliye mahkemesince başvuruya konu kararın esası incelemeden kaldırılmasına karar verilmesi gereken haller arasında sayılmıştır. Somut olayda, yukarıda ayrıntılı biçimde izah edilen yargılamadaki eksiklikler uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz niteliktedir. Mahkemece yapılan yargılama sırasında uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz nitelikte delillerin usulüne uygun biçimde toplanılıp değerlendirilmediği, toplanılan bir kısım delillerin hükme esas alınamayacak derecede yetersiz olduğu, tarafların iddia ve savunmalarının karar gerekçesinde değerlendirilmediği anlaşılmakla; HMK'nin 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, yerel mahkeme kararının, HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf peşin karar harcının davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu aşamasında yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE, 7-Gerekçeli kararın tebliği, teminat ve harç iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK’nın 362-(1)/g maddesi uyarınca kesin olmak üzere 09/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.