Başvurucu, kanuni tutukluluk süresinin aşılması ve tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçelerinin yetersiz olması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, kanuni tutukluluk süresinin aşılması ve tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçelerinin yetersiz olması nedeniyle Anayasa'nın maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 13/12/2013 tarihinde Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 20/2/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından, 27/6/2014 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 27/6/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığının 7/7/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 2/1/2009-6/1/2009 tarihleri arasında gözaltında kalmış, 6/1/2009 tarihinde Isparta Sulh Ceza Mahkemesinin 2009/6 sorgu sayılı kararıyla “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, silahla yağma ve kasten öldürme” suçlarından tutuklanmış, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 13/7/2009 tarih ve 2008/181 sayılı iddianamesi ile “haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek, tehdit, yağma, silahla yaralama, hakaret, silahla öldürmeye teşebbüs, genel güvenliği kasten tehlikeye sokmak, dolandırıcılık, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, suçluyu kayırma, cezaevine uyuşturucu madde sokmak, uyuşturucu madde bulundurmak ve kullanmak, ruhsatsız silah ve mermi bulundurmak” suçlarından açılan kamu davası İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK. maddesi ile görevli) E.2009/154 sırasına kaydedilmiştir. Başvurucu hakkında Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesinin E.2009/10, K.2009/10 sayılı dava dosyasında yağma suçundan açılan kamu davasında Mahkeme, 26/2/2009 tarihinde görevsizlik kararı vererek dosyanın İzmir Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Söz konusu dosya kapsamında başvurucu 27/12/2008-29/12/2008 tarihleri arasında gözaltında kalmış, 21/1/2009 tarihinde ise tutuklanmıştır. Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesinden gelen dava İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin E.2009/170 sırasına kaydedilmiş olup, Mahkeme 18/11/2009 tarihli kararla başvurucunun tahliyesine, 1/12/2010 tarihli kararla ise dosyanın aynı mahkemede görülmekte olan E.2009/154 sırasına kayıtlı dava ile birleştirilmesine karar vermiştir. İzmir Ağır Ceza Mahkemesi, E.2009/154 sayılı dosyada 25/1/2012 tarihli kararla “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” suçundan başvurucunun tahliyesine, “silahla yağma ve kasten öldürmeye teşebbüs” suçlarından ise tutukluğunun devamına karar vermiştir. Mahkeme, 28/6/2013 tarih, E.2009/154, K.2013/106 sayılı ilamla başvurucunun toplam 84 yıl 33 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Söz konusu karar başvurucunun yüzüne karşı tefhim edilmiştir. Anılan kararın temyizi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi 22/9/2014 ve E.2014/2181, K.2014/4026 sayılı kararla başvuru hakkındaki hükümlerin bir kısmı hakkında onama, bir kısmı hakkında ise bozma kararı vermiştir. Başvurucu 13/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; ... Kasten öldürme (Madde 81, 82, 83),.... (Ek bent: 06/12/2006 - 5560 S.K.md) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),.... Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, Madde 220),....” 26/9/2004 tarihli 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.” Aynı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir: “Tehdidin; a) Silâhla, b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle, c) Birden fazla kişi tarafından birlikte, d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, İşlenmesi hâlinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” Aynı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Yağma suçunun; a) Silâhla, …c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,….f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla, İşlenmesi hâlinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” Aynı Kanun’un maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması hâlinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir. (3)Örgütün silâhlı olması hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza dörtte birinden yarısına kadar artırılır.”