Başvuru, öğrencilik statüsünün kazanılmamış olduğundan bahisle yükseköğretim kurumu ile ilişiğin kesilmesi nedeniyle eğitim ve öğrenim hakkının ve yargılamanın uzun sürdüğünden bahisle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, öğrencilik statüsünün kazanılmamış olduğundan bahisle yükseköğretim kurumu ile ilişiğin kesilmesi nedeniyle eğitim ve öğrenim hakkının ve yargılamanın uzun sürdüğünden bahisle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurular muhtelif tarihlerde tarihinde Anayasa Mahkemesine İzmir Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. 2014/3774, 2014/14563, 2014/14568, 2014/14625 ve 2014/14629 numaralı bireysel başvuru dosyalarının konu yönünden hukuki irtibatları nedeniyle 2014/3773 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin bu dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 27/2/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından herhangi bir görüş bildirilmemiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP'tan elde edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucular, özel yetenek sınavı ile öğrenci alan Ege Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunun (BESYO) 2011-2012 eğitim-öğretim yılı için açmış olduğu sınava girmişlerdir. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM)tarafından yayımlanan "2011 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzun"da söz konusu üniversitenin Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Programı için 20'si bayan, 30'u erkek toplam 50 kontenjan bulunduğu ilan edilmiştir. Sınav sonucunda , ve başvurucular bayan adaylar arasında sırasıyla , ve yedek; diğer başvurucular ise erkek adaylar arasında sırasıyla , ve sırada yer alarak asıl listeye girememiştir. Üniversitenin resmi internet sayfasında 2011-2012 eğitim-öğretim yılı kesin kayıt işlemleri ve kayıt tarihlerine ilişkin yapılan duyuruda, asıl kayıt tarihinin 12/9/2011; yedek kayıt tarihinin ise 13/9/2011 olduğu açıklanmış; asıl ve yedek öğrencilerin kayıt yapılmasından sonra boş kontenjan olması durumunda 21/9/2011 tarihinde internetten boş kontenjanların ilan edileceği ve kayıtların 23/9/2011 tarihinde yapılacağı belirtilmiştir. Ege Üniversitesi BESYO Müdürlüğü tarafından sınavı asıl olarak kazanan 50 kişilik öğrenci listesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığına gönderilmiştir. Anılan bölümün öğrenci işlerince asıl listede sınavı kazanan 11 bayan ve 15 erkek adayın son kayıt tarihi olan 12/9/2011 tarihi itibarıyla kayıt yaptırmadığının tespit edilmesi üzerine başarı sıralamasına göre hazırlanan yedek liste üniversitenin resmi internet sitesinden ilan edilmiş ve listede yer alan adaylardan başvuranların kaydı 13/9/2011 tarihinde yapılmıştır. başvurucu hariç diğer başvurucular, anılan yedek listesinde isimlerinin yer alması üzerine çeşitli üniversitelerin aynı ya da benzer programlarını asıl olarak kazanmış olmalarına rağmen, bu programları tercih etmeyerek ya da buradaki kayıtlarını sildirerek Ege Üniversitesi BESYO'ya anılan tarihte kayıt yaptırmışlardır. Aynı gün kayıt işlemlerinin kontrolü sırasında asıl listede olan 10 bayan ile 12 erkek öğrencinin kaydını yaptırdığı halde belgelerinin personel hatası nedeniyle dikkate alınmadığı farkedilmiş ve aslındaasıl listeden sadece 1 bayan ve 3 erkek öğrencinin kayıt yaptırmadığı anlaşılmıştır. Hatanın fark edilmesi üzerine yedek listelerden kaydı yapılan 18 öğrenci için 14/9/2011 tarih ve 6122 sayılı yazı ile Yükseköğretim Kurulu'ndan (YÖK) 2011-2012 eğitim-öğretim yılına mahsus olmak üzere kontenjan sayısının 68'e çıkarılması talebinde bulunulmuştur. Öte yandan 21/9/2011 tarihli duyuru ile ikinci yedek liste ilan edilerek 3 erkek ve 1 bayan öğrenci için daha kontenjan açıldığı duyurulmuştur. başvurucu, adının listede yer alması üzerine Ege Üniversitesi Spor Yöneticiliği bölümüne yaptırdığı kaydını sildirerek 23/9/2011 tarihinde Ege Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümüne kaydolmuştur. Bu arada, kontenjan artırım talebinin YÖK tarafından 22/9/2011 tarihli karar ile reddedildiği 27/9/2011 tarihinde idareye tebliğ edilmiştir. Bu gelişme üzerine, Ege Üniversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığının 19/10/2011 tarihli ve 7894 sayılı işlemiyle YÖK'ün kontenjan artırımı talebini reddettiğinden bahisle yedek liste üzerinden kaydı yapılan ve içlerinde başvurucuların da bulunduğu 22 öğrencinin üniversite ile ilişikleri kesilmiştir. Başvurucuların, anılan işlemlerin iptali istemiyle açtıkları iptal davalarında yürütmenin durdurulması istemlerinden bir kısmı İzmir İdare Mahkemesi tarafından kabul edilmiş, bir kısmı ise İzmir İdare Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. Bu kararlara itiraz edilmesi üzerine İzmir Bölge İdare Mahkemesi tarafından yürütmenin durdurulmasının reddi yönündeki kararlara yapılan itirazlar kabul edilmiş, diğerleri yönünden yapılan itirazlar reddedilmiştir. Böylece dava konusu işlemlerin yürütülmesi durdurulmuştur. Anılan kararlar üzerine başvurucular söz konusu okulda öğrenci olarak eğitim almaya devam etmişlerdir. İzmir ve İdare Mahkemeleri, farklı tarihlerdeverdikleri kararlar ile dava konusu işlemleri iptal etmiştir. Karar gerekçelerinin ilgili bölümleri şöyledir:İzmir İdare Mahkemesi:"... Doktrinde kazanılmış hak; objektif bir hukuk kuralının kişi hakkjnda uygulanması veya kendiliğinden uygulanacak hale gelmesi, böylece objektif ve genel hukuki durumun kişisel bir işlemle özel hukuki duruma dönmesi, hukuka aykırı işlemlerde ise; bir süre yararlanılması sonucunda Anayasa ve yasalarca korunmaya değer hak haline gelmesi olarak tanımlanmaktadır. Özellikle, hukuka uygun olarak elde edilen meşru hakların korunması, anılan kazanılmış hak ilkesi nedeniyle geniş uygulama alanı bulmaktadır. Öte yandan idare hukukunun önemli bir ilkesi de, idari işlemlerdeki doğruluk karinesidir. İdarenin tek taraflı kararlarına vatandaşın uyma mecburiyetini getiren bu ilkenin doğal sonucu olarak da, idari işlemlerde devamlılık ve istikrar sağlanmaktadır. Buna karşılık idarelerin de yokluk, açık hata ve ilgilinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ile tesis edilen idari işlemler ayrık tutulmak kaydıyla kişiler lehine sonuç doğuran diğer hatalı işlemleri dava açma süresinin geçmesinden sonra geri alamayacakları hususu yargı kararlarıyla istikrar kazanmıştır (Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun E: 1968/8, K: 1973/14 sayılı Kararı). İdari istikrar ilkesinin uzantısı olan bu ilkeler bir yandan devamlı olan idarede istikrarı sağlarken, aynı zamanda ilgililer açısından da hukuki güvenlik ortamı yaratmaktadır. Hukuk güvenliği ilkesi, ilgili kimsenin etkin bir şekilde korunması, her bir uyuşmazlığa uygun olacak şekilde somut mekanizmalar aracılığıyla sağlanır. Bu mekanizmalar, geriye yürümezlik ilkesi, usuli önlemler, yetki ve sorumluluk gibi denetim ölçütleri yanında, kazanılmış haklara saygı ve haklı beklentilerin korunmasıdır. Kazanılmış hak, her ne şekilde olursa olsun, kişilerin devlet ve hukuka güvenerek geleceklerini planlamalarına imkan tanınması, yine bu güvene dayanarak kurdukları ilişkilerin tanınması ve korunması gereğinin bir ürünüdür. Kazanılmış haklar, hukuka uygun işlemler sonucunda doğarlar. Halbuki bazen, hukuka aykırı da olsa, üzerinden belirli bir süre geçmesi, iyi niyetin korunması ve idari istikrar kaygılarıyla kişilerin lehine doğan hukuki durumların korunması gereklidir. ... Bu durumda, yapılan hatalı kayıt işleminin davalı idare tarafından da kabul edildiği, bu hatanın telafisi amacıyla Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından kontenjan artırımı talebinde bulunulduğu, idarece kontenjan artırımı talebinde bulunulmakla kontenjan dışı alınan öğrencilere de aynı kalitede eğitim ve öğretiminverilebileceğinin kabulünün zorunlu olduğu da göz önüne alındığında, idari istikrar ilkesi ile idari güven ve tutarlılık ilkesi gereğince davacının okuldan kaydının silinmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır...." İzmir İdare Mahkemesi: "... Kazanılmış hak; objektif bir hukuk kuralının kişi hakkında uygulanması veya kendiliğinden uygulanacak hale gelmesi, böylece objektif ve genel hukuki durumun kişisel bir işlemle özel hukuki duruma dönmesi olarak tanımlanmaktadır. Kazanılmış haklar, kural olarak hukuka uygun işlemler sonucunda doğarlar. Ancak bazen hukuka aykırı da olsa, üzerinden belirli bir süre geçmesi, iyi niyetin korunması ve idari istikrar kaygılarıyla kişilerin lehine doğan hukuki durumların da korunması gereklidir. Bu durumun en önemli nedeni, her ne şekilde olursa olsun, kişilerin devlet ve hukuka güvenerek geleceklerini planlamalarına imkan tanınması, yine bu güvene dayanarak kurdukları ilişkilerin tanınması ve korunmasıdır. ... Olayda yapılan hatalı kayıt işleminin davalı idare tarafından kabul edilerek bu hatanın telafisi amacıyla kontenjan dışı alınan öğrencilere de aynı kalitede eğitim ve öğretiminverilebileceği belirtilerek Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından kontenjan artırımı talebinde bulunulduğu, kişiler lehine hukuki durumlar yaratan hukuka aykırı işlemlerin geri alınmasının hak ve nesafet kurallarını zedelememesi gerektiğinin yerleşik yargısal içtihatlarla kural altına alındığı, somut durumda, davacıyakayıt hakkı tanınması sonrası buna güvenerek diğer bölüm ve üniversitelerin kayıtlarını takip etmediği göz önüne alındığında, dava konusu işlemin idari istikrar ve idari güven ilkesine aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, Ege Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümü öğrencisi olan davacının kontenjan dışı olarak kaydının yapıldığından bahisle kaydının silinmesine ilişkin 19/10/2011 gün ve14-7871 sayılı işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır." Davalı idare tarafından temyiz edilen idare mahkemesi kararları, Danıştay Sekizinci Dairesinin muhtelif tarihlerde vermiş olduğu kararlar ile hukuka aykırı bir şekilde kontenjan fazlası olarak yapılan kayıtların idari istikrar süreleri geçirilmeksizin geri alınması işleminde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma kararlarına karşı yapılan karar düzeltme başvuruları aynı Dairenin kararlarıyla reddedilmiştir. Anılan kararlar başvuruculara sırasıyla 17/2/2014, 17/2/2014, 4/8/2014,4/8/2014,5/8/2014 ve 5/8/2014 tarihlerinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular sırasıyla 18/3/2014, 18/3/2014, 2/9/2014, 2/9/2014, 3/9/2014 ve 3/9/2014 tarihlerinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Başvurucular, kayıt silme işlemi nedeniyle oluşan zararlarının tazmini amacıyla iptal davasını müteakiben tam yargı davası da açmışlardır. İzmir İdare Mahkemelerinin, tazminat istemlerinin kısmen kabulü kısmen reddi yolunda vermiş olduğu kararlardan başvurucu Anıl Özçelebi'ye ilişkin olanı Danıştay Sekizinci Dairesi tarafından onanırken, diğerleri uygulanacak faizin başlangıç tarihi ve manevi tazminatın tutarı yönünden bozulmuştur. Anılan kararlara karşı karar düzeltme talebinde bulunulmuş olup dosyalar henüz sonuçlandırılmamıştır. B. İlgili Hukuk 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 2880 sayılı Kanun’un maddesi ile değişik "Yükseköğretim Kurulunun görevleri" başlıklı maddesinin (h) bendi şöyledir: "Üniversitelerin her eğitim - öğretim programına kabul edeceği öğrenci sayısı önerilerini inceleyerek kapasitelerini tespit etmek; insangücü planlaması, kurumların kapasiteleri ve öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda ortaöğretimdeki yönlendirme esaslarını da dikkate alarak öğrencilerin seçilmesi ve kabul edilmesi ile ilgili esasları tespit etmek" Aynı Kanunun "Yükseköğretime giriş ve yerleştirme" başlıklı ve 6287 sayılı Kanun'un maddesi ile değişik maddesinin (a) bendi şöyledir: "Yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemleri imkân ve fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılır." Danıştay Sekizinci Dairesinin 17/10/2014 tarihli ve E.2013/4561, K.2014/7192 sayılı kararı şöyledir: "Dava, davacıların çocuğunun 2009 tarihinde girmiş olduğu ÖSS cevap anahtarının kaybolmuş olması nedeniyle uğradıklarını öne sürdükleri toplam 000,00 TL maddi, 000,00 TL manevi zararın sınav tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.İdare Mahkemesince; baba tarafından çocuğun eğitim ve öğretim giderleri için harcamalar yapılacağı açık olduğundan; son yıl eğitim masrafı olan 000,00 TL ile yiyecek, giyecek, ulaşım vb. masraflar için talep edilen ve koşullara uygun olduğu kanaat getirilen 600,00 TL zararın davacılara ödenmesi gerektiği, manevi tazminata ilişkin olarak da tazminat isteminin kısmen kabulü ile takdir olunan toplam 500,00 TL'nin ödenmesine karar verilmiştir. İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinin fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.İdare Mahkemesince maddi tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen de reddi yönünde verilen karar vedayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından,kararın bu kısımlarının onanması gerekmektedir. Davacıların, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmı yönünden temyiz istemine gelince;Manevi tazminat, mal varlığında (patrimuanda) meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın yaşanan manevi acı ile orantılı olması gerekmektedir.Ayrıca manevi zararın tazminine hükmedilirken ilgililerin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak olay nedeniyle duyduğu elem ve ızdırabın kısmen giderilmesini ifade edecek, idarenin hukuka aykırılığını ortaya koyacak ve hukuka aykırılığı özendirmeyecek bir miktarın belirlenmesi gerekmektedir.Dava konusu olayda olduğu gibi, özellikle üniversitelere giriş sınavlarının gelecek kaygısıyla gerek çocuk üzerinde gerekse de veliler üzerinde çok ciddi bir stres ve endişe kaynağı olduğu tartışmasızdır. Bu yönüyle kamu hizmeti gören idarelerin azami dikkatli davranmaları önem arz etmektedir. Buna göre çocuğun en azından bir yıl üniversiteye geç girmesine neden olan idarenin kusuru, olayın oluş şekli ve zararın niteliği dikkate alındığında, mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı görülmektedir.Bu durumda, anne-baba ve öğrenci için mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı yetersiz bulunduğundan, manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak yukarıda belirtilen ölçütlere göre Mahkemece yeniden belirlenmesigerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, Ankara İdare Mahkemesi kararının; maddi tazminata ilişkin kısmının onanmasına, manevi tazminata ilişkin kısmının ise bozulmasına, bozulan kısım hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,... karar verildi" Yine Danıştayın anılan Dairesinin 18/7/2005 tarihli ve E.2005/410, K.2005/3559 sayılı karar düzeltme talebinin reddine ilişkin kararı da şöyledir: "Davacının mezun olduğu alanın ÖSYM'ye yanlış bildirilmesi nedeniyle ÖSS puanının düşük hesaplanması sonucu uğradığını öne sürdüğü 972 lira maddi, 000 lira manevi zararın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davada; davacının mezun olduğu alanın okul idaresince ÖSYM'ye yanlış bildirilmesi nedeniyle puanın düşük olarak hesaplandığı ve bu sebeple İstanbul Bilgi Üniversitesinde okumak zorunda kaldığının anlaşıldığı, hukuka aykırılığı mahkeme kararı ile tespit edilen işlemler nedeniyle davacının İstanbul Bilgi Üniversitesine yatırdığı döviz karşılığı Türk lirasının tazmini gerekeceği, olayda ÖSYM' nin herhangi bir kusuru bulunmadığı, kusur okul idaresinden kaynaklandığından bu paranın Milli Eğitim Bakanlığınca maddi tazminat olarak davacıya ödenmesi gerektiği, davacının manevi tazminat istemine gelince; idarenin açık hatası sonucu davacının yanlış olarak yerleştirildiği okulda 1 yıl okumak zorunda kaldığı ve öğrenim hayatının gereksiz yere bir yıl uzadığı için olaydan duyulan elem ve ızdırabını kısmen de olsa hafifletmek amacıyla -lira manevi tazminatın olayda kusuru bulunan Milli Eğitim Bakanlığınca davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile toplam 062 lira maddi tazminatın olayda kusuru bulunan Milli Eğitim Bakanlığınca Ankara İdare Mahkemesindeki iptal davasının açılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine, ÖSYM'nin dava konusu olayda hizmet kusuru bulunmaması nedeniyle anılan idare yönünden davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminatın kısmen kabulü ile 000 lira manevi tazminatın davalı Milli Eğitim Bakanlığınca davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, manevi tazminata yasal faiz yürütülmemesine karar veren Ankara İdare Mahkemesinin 2003 gün ve E:2002/1060, K:2003/1204 sayılı kararını temyizen inceleyerek; maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile toplam 062 lira maddi tazminatın olayda kusuru bulunan Milli Eğitim Bakanlığınca Ankara İdare Mahkemesindeki iptal davasının açılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminatistemininreddine,ÖSYM' nindava konusuolaydahizmetkusurubulunmaması nedeniyle anılan idare yönünden davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminatın kısmen kabulü ile 000 lira manevi tazminatın davalı Milli EğitimBakanlığınca davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine ilişkinkısmının onanmasına, manevi tazminata yasal faiz uygulanması isteminin reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar veren Dairemizin 2004 gün ve E:2004/1068, K:2004/3367 sayılı kararının; 2577 sayılı Yasanın maddesi uyarınca düzeltilmesi istemi,...İstemde bulunanlar tarafından öne sürülen düzeltme nedenleri ise sözü edilen maddede belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymadığından, yasal dayanağı olmayan düzeltme istemlerinin reddine,... karar verildi."