4. Hukuk Dairesi 2023/3486 E. , 2023/12595 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2021/399 E., 2022/365 K. DAVA TARİHİ : 15.06.2012 HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın …
**4. Hukuk Dairesi 2023/3486 E. , 2023/12595 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2021/399 E., 2022/365 K. DAVA TARİHİ : 15.06.2012 HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait işyerinin davalı nezdinde sigortalı olduğunu, davacının işyerinde çıkan yangın nedeniyle oluşan hasar bedelinin ödenmesi için davalıya başvurulduğunu, davalının 114.000,00 TL tazminatı 16.12.2011 tarihinde ödediğini, davacının bu bedeli ihtirazi kayıt koyarak aldığını, davacı zararının toplam 288.737,00 TL olduğunu, davalının eksik ödeme yaptığını belirterek belirsiz alacak davası olarak açtıkları davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 150.000,00 TL'nin yangın tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigorta akdinden doğan ve 2 yıllık sürede açılmayan davanın zamanaşımına uğradığını, ihbar üzerinde açılan hasar dosyasında alınan eksper raporu ve tespit dosyaları ile belirlenen 114.244,45 TL hasar bedelinin davacıya ödendiğini ve poliçeden doğan sorumluluklarının son bulduğunu, olay tarihinden faiz isteminin yersiz olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.12.2013 tarihli ve 2012/117 Esas, 2013/279 Karar sayılı kararıyla; taraflar arasındaki Akaryakıt Plus Sigorta Poliçesiyle, hasar vukuunda işletmenin defter ve kayıtlarında yer almayan veya defter ve kayıtlarında yer almakla birlikte fatura, irsaliye, makbuz gibi belgelerle defter kayıtlarının doğruluğunun tevsik edilemediği mallarla ilgili hasar taleplerinin poliçe kapsamı dışında olduğunun düzenlendiği; bu hüküm gereğince, davacının ticari defter ve kayıtlarında yer almayan, faturalanmamış veya irsaliyeye bağlanmamış emtia ile demirbaşlar yönünden davalı ... şirketine sorumluluk yüklenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 19.06.2017 tarih ve 2014/10742 Esas ve 2017/6901 Karar sayılı ilamı ile; ''...Davalı tarafından Akaryakıt Plus Poliçesiyle sigortalanan akaryakıt istasyonunda çıkan yangın nedeniyle oluşan hasar bedelinin, poliçe kapsamında tazminini isteyen davacı taraf, poliçenin grup sigorta poliçesi olduğu ve birden çok menfaatin sigortalandığını, davacının ticari faaliyetine ilişkin olan akaryakıt istasyonundaki emtia ile birlikte davacının zirai faaliyetinde kullandığı emtianın da poliçe kapsamında olduğunu iddia ederek dava açmıştır. Mahkeme tarafından benimsenen 01.04.2013 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ise; yangında hasar gördüğü daha önce yapılan tespitte saptanan zirai gübre, su çekme (pancar) motoru, yeraltı kabloları, hava pompası, inventör makinesi ve beş adet pompanın davacının resmi defter kayıtlarında bulunmadığı, poliçedeki hüküm gereği de defterlerde yer almayan mallar için poliçeyle teminat verilmediği, bu nedenle davalının zarardan sorumlu olmadığı yönünde görüş bildirildiği görülmektedir. Anılan bu rapor, taraflar arasında imzalı bulunan poliçe hükümleri de gözetildiğinde, davacı iddialarını karşılamaktan uzak bir rapordur. Mahkemece, hükme esas almaya yeter derecede inceleme içermeyen rapora göre ve gerekli araştırmalar yapılmadan verilen hüküm ise, eksik inceleme sonucu oluşturulmuş bir hükümdür. Taraflar arasında imzalı sigorta poliçesi incelendiğinde; emtea için 160.000,00 TL ve demirbaş için 260.000,00 TL sigorta teminatı verildiği; poliçe muhteviyatı içinde, "vasıfları poliçeye yazılan akaryakıt deposunda bulunan ve bulunabilecek olan yeraltı enerji kabloları üzerine 150.000,00 TL, akaryakıt sayaçları üzerine 20.000,00 TL, damlama yeraltı yerüstü boruları üzerine 50.000,00 TL, her çeşit mesleki ile ilgili madeni yağlar üzerine 150.000,00 TL, tarım gübreleri (kimyasal gübreler) üzerine 10.000,00 TL, muhtelif demirbaş üzerine 10.000,00 TL, güç kaynağı (rüzgar enerjisi) üzerine 30.000,00 TL. teminat verildiği" ibaresinin yer aldığı görülmektedir. Poliçedeki düzenlemeyle, davacının zirai faaliyetlerine ilişkin olduğunu iddia ettiği yeraltı enerji kabloları, damlama yeraltı ve üstü sulama boruları, tarım gübreleri (kimyasal gübre) ve güç kaynağı (inventör) için açıkça teminat verildiği sabittir. Davacıya ait akaryakıt istasyonunda, yangın olayından sonra kolluk güçleri tarafından düzenlenen olay yeri inceleme raporunda; motor yağları, sulama hortumları, pancar motoru, jeneratör, gübre, kükürt, oto lastikleri yanan mallar olarak tespit edildiği gibi; davalı tarafından yaptırılan delil tespiti dosyasında da, yanan zirai gübreler ile ilgili tespitin yapıldığı görülmektedir. Davadan önce, davalı sigortacı tarafından alınan eksper raporuyla, demirbaş ve emtiaya ilişkin hasar bedelinin tespit edildiği ve bu rapor ile, davacıya ait invertör (güç kaynağı) için de değer tespiti yapıldığı halde, buna ilişkin bedelin davalı tarafından ödenmediği; emtia bedeli olarak sadece yanan madeni yağlar için hesaplanan bedellerin ödendiği, başkaca emtia bedeli ödenmediği dosya kapsamı ile sabittir. Gerek dosya kapsamında bulunan tespit dosyaları ile eksper raporu, gerekse davacı tarafın zirai faaliyete ilişkin emtia için poliçeyle teminat verildiği halde bu hasar yönünden ödeme yapılmadığı iddiası birlikte değerlendirilerek; olay anında olay yerinde bulunan ve zirai faaliyette kullanılabilecek mahiyette olan demirbaş ve emtia bedelinin, davacının mesleki faaliyeti olan akaryakıt ticareti faaliyetinden ayrı olarak tespitinin gerekir. Zira, poliçede tek tek sayılmak suretiyle, davacıya ait akaryakıt istasyonunda bulunduğu ve bulunabileceği kabul edilip teminat verilen, zirai faaliyete ilişkin emtia ve demirbaşın, davacının akaryakıta ilişkin ticari faaliyetlerinin kayıt altına alındığı ticari defter ve kayıtlarında bulunmasını beklemek olanaklı değildir. Bu durumda mahkemece; öncelikle, davacının akaryakıt satımına ilişkin ticari faaliyeti dışında, şahsi olarak yürüttüğü zirai faaliyetinin bulunup bulunmadığı hususunun, ilgili Tarım Müdürlüğü ve Çiftçi Kayıt Sistemi üzerinden, ayrıca kolluk marifetiyle araştırmasının yapılması suretiyle, yangında hasar gördüğü iddia olunan, zirai faaliyette kullanılabilecek emtianın, olay yerinde ticari amaçla mı (satışını yapmak için) yoksa davacının şahsi zirai faaliyeti için mi bulunduğunun saptanması; davacının şahsi olarak yürüttüğü zirai faaliyeti bulunduğunun saptanması halinde, olay yerinde bulunduğu tutulan tutanaklar ve tespit dosyaları ile saptanan zirai faaliyete ilişkin emtia ve demirbaşın, davacının şahsi zirai faaliyetine ilişkin olduğu ve bunların akaryakıt ticaretine ilişkin ticari defterlerinde yer alamayacağı; ancak bunlar için de poliçe ile teminat verildiği gözetilmek suretiyle, anılan bu değerler için zarar hesabı yapılması konusunda uzman bilirkişi heyetinden ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınması suretiyle, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken; eksik incelemeyle ve elverişsiz bilirkişi raporuna göre, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.'' gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının akaryakıt satımına ilişkin ticari faaliyeti dışında, 29.05.2010 tarihi itibariyle şahsi olarak yürüttüğü zirai faaliyetinin bulunup bulunmadığının sorulduğu, İlçe Tarım Müdürlüğü'nün 03.01.2018 günlü cevabi yazısı ile davacının Çiftçi Kayıt Sisteminde (ÇKS) 2007, 2008, 2009 ve 2010 yıllarında kaydının olduğu, son kaydını da 2010 yılında yaptırdığını, 2010 yılından sonra ise şahsi olarakta zirai faaliyetinin olmadığı ve herhangi bir tarımsal desteklemeye başvuruda bulunmadığı, 2010 yılındaki ÇKS belgesinin yazı ekinde gönderildiğinin belirtildiği, davacıya ait 2010 yılı ÇKS belgesinden davacının toplamda 224,631 m²'lik alanda tarım faaliyeti olduğunun görüldüğü, ayrıca kolluk marifetiyle araştırma yapıldığı, Denizli İli İlçesi , , , ve mevkilerinde davacı adına kayıtlı tarım parselleri olduğu görülmekle davacının mesleki faaliyeti olan akaryakıt ticareti dışında şahsi olarak çiftçilik faaliyetinde bulunduğunun anlaşıldığı, poliçede sayılmak suretiyle, davacıya ait akaryakıt istasyonunda bulunduğu ve bulunabileceği kabul edilip teminat verilen, zirai faaliyete ilişkin emtia ve demirbaşın, davacının akaryakıta ilişkin ticari faaliyetlerinin kayıt altına alındığı ticari defter ve kayıtlarında bulunmasının mümkün olmadığı, yangın anında olay yerinde bulunan ve zirai faaliyette kullanılabilecek mahiyette olan demirbaş ve emtia bedelinin, davacının mesleki faaliyeti olan akaryakıt ticareti faaliyetinden ayrı olarak tespiti yoluna gidildiği, davadan önce davalı sigortacı tarafından alınan eksper raporuyla, demirbaş ve emtiaya ilişkin hasar bedelinin tespit edildiği, emtia bedeli olarak sadece yanan madeni yağlar için hesaplanan bedellerin ödendiği, başkaca emtia bedeli ödenmediğinın görüldüğü, taraflar arasındaki imzalı sigorta poliçesinden davacının zirai faaliyetine ilişkin açıkça teminat verildiğinin sabit olduğu, sigorta poliçesi ile teminat altına alınan yanan emtianın değerinin sigorta teminat bedeli olarak hesaplamaya esas alındığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı ... şirketinin demirbaş hasar tespitinde müşterek sigorta ve muafiyet uygulayarak davacıya eksik ödediği 7.188,11 TL bedel ile 4.000,00 TL tutarındaki zirai gübre bedeli, 50.000,00 TL damlama su borusu bedeli, pancar motoru ve hava pompası için 6.000,00 TL tutarındaki bedelin toplamından oluşan 67.188,11 TL'nin 29.05.2010 tarihinden itibaren işleyecek olan ticari faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 29.05.2010 tarihinde çıkan yangın sonrasında oluşan zararın 288.737,00 TL olduğunu, yangın sırasında zarar gören malzemelerin davalı ... tarafından yerinde görülüp, sayıldığı ve kontrol edilerek sigorta yapıldığını, davacının sigorta poliçesinde ve genel şartlarda belirtilen tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, primlerini zamanında yatırdığını, davalı ... şirketinin kendi tespit etmiş olduğu malzemelerin zarar görmesinden sonra davacının zararını karşılamamasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında zarar gören malzemeler ve bu malzemelerin tutarı konusunda çelişkiler olduğunu, dosya kapsamında bulunan hangi bilirkişi raporunun hangi gerekçe ile hükme esas alındığının gerekçeli kararda açıklanmadığını, reddedilen talepler yönünden de herhangi bir gerekçe açıklanmadığını, dosya kapsamında aldırılan 06.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda 150.000 m damlama su borusunun tamamen yandığını, 55.000 litre yağ, 56 teneke muhtelif motor yağı, 200 adet parfüm, 20 adet eter, 20 adet göğüs parlatıcısı ile 62 adet yağ filtresinin ve 15 adet mazot filtresinin tamamen yandığını, inventör değerinin sigorta teminat bedeli referans alınarak belirlenmesi gerektiğini, demirbaş akaryakıt pompa hasarının sigorta ekspertiz raporunda doğru hesaplandığının tespit edildiğini, bilirkişi raporunda inventör değerinin sigorta teminat bedeli referans alınarak belirlenmesi gerektiği yönünde tespit bulunmasına rağmen yerel mahkeme tarafından inventör yönünden davanın kabulüne değil davanın reddine karar verildiğinin anlaşılamadığını, yine aynı raporda 55.000 litre yağ, 56 teneke muhtelif motor yağı, 200 adet parfüm, 20 adet eter, 20 adet göğüs parlatıcısı ile 62 adet yağ filtresinin ve 15 adet mazot filtresinin tamamen yandığı da tespit edilmiş olmasına rağmen mahkeme tarafından bu zararlar yönünden de bir karar verilmediğini, su motoru, zirai aletler, depo binası ve jeneratöre ilişkin gerek bilirkişi raporunda gerekse gerekçeli kararda hiçbir tespit yapılmadığını, zirai gübre yönünden zararın 10.000,00 TL olduğunu belirtmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafın işbu davayı açtıktan sonra, sahibi ve ortağı bulunduğu Aytekin Petrol Ürünleri San.Tic. Ltd. Şti.‘nin davacı olduğu ve yine Çal Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/322(2018/184) Esas sayılı dosyası ile aynı yangın hadisesi nedeniyle müvekkil şirket aleyhinde aynı konuda tazminat davası ikame edildiğini, mükerrer tahsilata sebebiyet vermemek açısından dosyaların birleştirilmesinin talep edilmesine karşın, birleştirilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki itirazların değerlendirme dışı bırakılmış olup kararın eksik incelemeye dayalı olarak verildiğini, poliçede bina teminatı verilmemiş bulunmakla, talep edilen 25.000,00 TL bina hasarının poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığının sübuta erdiğini, bozma ilamında da yer aldığı üzere, müvekkilce eksik sigorta uygulaması ile işyerinde meydana gelen diğer hasarların, davacı tarafa 114.244,45 TL olarak ödenmek suretiyle karşılandığını, bilirkişi raporu ile davacı tarafa 3.232,52 TL fazla ödeme yapıldığının sübuta erdiğini, bu tutarın tenzili gerektiğini, zirai gübreye ilişkin taleple ilgili olarak davacının ticari defter ve kayıtlarıyla ispat edilemediğini, raporda hesaplanmasının maddi dayanağı olmadığını, su boruları için hasar tazminatı hesaplanmasının eksiklik olduğunu, pancar motoru ve hava pompasından davalının sorumluluğu bulunmadığını, daha önce düzenlenen bilirkişi rapor içeriğine göre, davacı tarafın müvekkili şirketten gübre bedeli dışında başkaca bir tazminat talep etme hakkı bulunmadığını, mevcut raporla daha önce alınan bilirkişi raporu ve ek bilirkişi arasında tenakuz meydana geldiğini, belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; işyeri sigorta poliçesi gereği tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu geçici 3. maddesi atfıyla uygulanan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, taraflar arasında düzenlenen Akaryakıt Plus Sigorta Poliçesi Genel ve Özel Şartları, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1299 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ve davalıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.