Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğa ilişkin kararların bağımsız ve tarafsız olmayan sulh ceza hâkimliklerince karara bağlanması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, resen yapılan tutukluluk incelemelerinin ve/veya itiraz değerlendirmelerinin duruşma yapılmadan karara bağlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; el koyma kararı nedeniyle mülkiyet hakkının, savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle adil yargılanma hakkının; gözaltı süreci
Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğa ilişkin kararların bağımsız ve tarafsız olmayan sulh ceza hâkimliklerince karara bağlanması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması,resen yapılan tutukluluk incelemelerinin ve/veya itiraz değerlendirmelerinin duruşma yapılmadan karara bağlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; el koyma kararı nedeniyle mülkiyet hakkının, savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle adil yargılanma hakkının; gözaltı sürecindeki bazı uygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 8/3/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvurucu bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:A. Genel Bilgiler Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında yüksek mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350).B. Başvurucuya İlişkin Süreç Vergi hâkimi olarak görev yapmakta olan başvurucu, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY üyesi olma suçundan yürütülen bir soruşturma kapsamında 16/7/2016 tarihinde Mersin Emniyet Müdürlüğünde gözaltına alınmıştır. Başvurucunun ifadesi 20/7/2016 tarihinde Başsavcılıkta alınmıştır. Başvurucu ifadesinde özetle; eğitim hayatı boyunca ve meslek hayatına başladıktan sonra FETÖ/PDY ile hiçbir bağının olmadığını, örgüte ait evlerde ya da yurtlarda kalmadığını, örgütün yayınlarına abone olmadığını, örgütün güçlü olduğu dönemlerde unvanlı görev almadığını ve darbe teşebbüsü ile hiçbir ilgisi olmadığını beyan etmiştir. Başvurucu 21/7/2016 tarihinde tutuklanması istemiyle Mersin Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk edilmiştir. Başvurucunun sorgusu Hâkimlik tarafından aynı gün yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu sorguda Savcılıkta verdiği ifadeye benzer beyanlarda bulunmuştur. Hâkimlik 21/7/2016 tarihli sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...[diğerleri] ve Şenol Coşkun'un üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarının vasıf ve mahiyeti, haklarında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve tutuklama nedenlerinin bulunması, aleyhlerine mevcut adli bulgular, delillerin tamamen toplanmamış olması, suçun kanundaki ceza miktarı, suçun CMK.nın Maddesinde sayılan katalog suçlardan olması, verilmesi beklenen ceza ile tutuklamanın ölçülü olması ve adli kontrolün yetersiz kalacağının anlaşılması nedenleri ile CMK.nın 100 ve devamımaddeleri uyarınca ayrı ayrı tutuklanmalarına ... [karar verildi.]" Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, itirazı inceleyen Mersin Sulh Ceza Hâkimliği 26/7/11/2016 tarihli kararıyla itirazı reddetmiştir. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı 23/8/2016 tarihinde yetkisizlik kararı vermiş ve soruşturma bu tarih itibarıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında devam etmiştir. Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 7/12/2016 tarihinde yaptığı resen tutukluluk incelemesi sonunda, başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 12/1/2017 tarihinde görev yönünden yetkisizlik kararı vermiş ve soruşturma bu tarih itibariyle Antalya Cumhuriyet Başsavcılığında (Savcılık) devam etmiştir. Başvurucu anılan karara itiraz etmiş, Antalya Sulh Ceza Hâkimliği kararı yerinde bularak itirazı 1/2/2017 tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir. Başvurucu itirazın reddine dair kararı 7/2/2017 tarihinde öğrendiğini beyan etmiş ve 8/3/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Savcılığın 15/7/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açılmıştır. İddianamede, başvurucunun örgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür. Bu suçlamalara esas olarak başvurucunun ByLock kullanıcısı olduğu, tanık beyanlarında başvurucunun örgüt üyesi olduğu yönündeki ifadeler ve başvurucunun Yargıçlar ve Savcılar Birliği Derneğine (YARSAV) üyelik kaydının bulunduğu olgularına dayanılmıştır. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:"...tüm soruşturma kapsamında elde edilen deliller gözetildiğinde, yine FETÖ/ PDY silahlı terör örgütünün örgüt yapısı ile çalışma sistemi düşünüldüğünde şüphelinin suçsuzluğuna ilişkin savunmasına itibar edilemeyeceği, dolayısıyla şüphelinin FETÖ/ PDY silahlı terör örgütüne organik bağ kurduğu, hakim olan hiyerarşik ilişki içerisinde örgütün amacına bilerek ve isteyerek yardımda bulunduğu, böylelikle devletin güvenliğine, anayasal düzene ve hukuki düzenin işleyişine karşı suç işlemek için kurulmuş silahlı terör örgütüne üye olmak suretiyle üzerine atılı olan 'silahlı terör örgütüne üye olma’ suçunu işlediği anlaşılmıştır." Antalya Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 26/7/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/244 sayılı dosya üzerinden kovuşturma başlamıştır. Mahkeme 8/5/2018 tarihli birinci celsede başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine karar vermiştir. Başvurucu anılan karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. Başvurucu hakkındaki yargılama bireysel başvurunun incelendiği tarih itibariyle istinaf aşamasında derdesttir. İlgili hukuk için bkz. Salih Sönmez, B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 33-