10. Hukuk Dairesi 2025/10445 E. , 2026/1875 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/626 E., 2025/817 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 43. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/322 E., 2025/71 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazı…
10. Hukuk Dairesi 2025/10445 E. , 2026/1875 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/626 E., 2025/817 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 43. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/322 E., 2025/71 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ...'ın 15.11.2019 tarihli iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek 250,00 TL tedavi ve ulaşım gideri, 250,00 TL fizik tedavi ücreti, 250,00 TL bakım gideri, 250,00 TL aktif ve pasif dönem çalışma gücünde meydana gelen iş gücü kaybı tazminatı olmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminat ve 40.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faizi ile tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili yargılama sırasında 23.11.2023 tarihli dilekçe ile maddi tazminata ilişkin istemini 559.235,54 TL olarak artırmıştır. 27.11.2023 tarihli alacağın devrine ilişkin belge ile davacı ..., 559.235,54 TL maddi tazminat ve ferileri ile 40.000 TL manevi tazminat ve ferilerine ilişkin tazminat alacağını ...'a devretmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davanın kısmen kabulü ile 1- Davacı ... ...'ın iş gücü kaybından kaynaklı maddi tazminat talebinin kabulü ile 558.485,54 TL iş gücü kaybından kaynaklı maddi tazminatın olay tarihi olan 15.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya (temlik alana) verilmesine, 2- Davacı ... ...'ın Tedavi ve Ulaşım Gideri, Fizik Tedavi Ücreti ve Bakım Giderinden kaynaklı Maddi tazminat taleplerinin reddine, 3- Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 15.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine "karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının, yeteri kadar tecrübeye sahip bir işçi olup, temel iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine katıldığı, müvekkili şirketin iş güvenliği ve işçi sağlığıyla ilgili alması gereken tüm önlemleri aldığını, kaza geçiren işçinin kusuru ve ihmali bulunduğunu, zarar ile illiyet bağının bu sebeple kesildiğini, kusur oranlarının yanlış belirlendiğini, olayın iş kazası olmadığını ve müvekkili şirketin maddi tazminat ödeme yükümlülüğü olmadığını, İlk Derece Mahkemesi tarafından belirlenen tazminat miktarının fahiş olduğunu, dava tarihinden faize hükmedilmesi gerektiğini, manevi tazminat talebinin reddedilmesi gerektiğini, manevi tazminat alacağının varlığını kabul anlamına gelmemek üzere temlik sözleşmesi ile birlikte devreden ...'ın alacaklı sıfatı son bulduğunu ve devralan davacı ... alacaklı sıfatını kazandığını, manevi tazminat alacaklarının devredilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu olay tarihinde yürürlükte bulunan İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğudur. İşveren, çalışanlarının işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup, bu çerçevede işçisinin yasal sınırları aşar süratte araç kullanmasını önlemek için gerekli tedbirleri alması, risklerden kaçınması, kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmesi, risk değerlendirmesi yapması ve/veya yaptırması, teknik gelişmelere uyum göstermesi, tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmesi, mesleki riskleri önlemesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbiri alması, gerekli araç ve gereçleri sağlaması, sağlık ve güvenlik tedbirlerini değişen şartlara uygun hale getirmesi ve mevcut iş yerinin iyileştirilmesi için çalışmalar yapması gerekmektedir. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. Dosya kapsamından; davacının laminasyon makinesinde çalıştığı sırada makineyi temizlemek ve kontrol etmek istediği, işlem anında sol elinin merdanelerle temas etmesi sonucu yaralandığı, işverence 7.8.2018, 28.8.2018, 4.9.2018 tarihlerinde iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verildiği, kaza anında olay yerinde bulunan tanık beyanlarına göre davacının malzeme ile tutkalı birleştiren merdanelere tutkalın taşması var mı diye kontrol etmek için merdanelerin arasına elini soktuğu ve bu şekilde yaralandığı, hükme esas alınan 16.3.2023 tarihli kusur raporunda; davalı işverenlikçe bahse konu ekipmanın hareketli aksamlarının herhangi bir temasa karşı uygun bir sistemle koruyucu altına alınmadığı, keza, bakım/kontrol çalışmalarının nasıl yapılacağına yönelik kuralların belirlenerek söz konusu işlerin bu kurallar doğrultusunda uygulanmasına yönelik de gerekli tedbirlerin alınmadığı, bu şartlar altında yürütülen bir çalışma sırasında da kazazede işçinin ekipmanı temizlemek ve kontrol etmek isterken elinin merdanelerle temas ettiği ve kazanın gerçekleştiği, güvenli bir işyerinin temini açısından hareketli parçalardan kaynaklanan tehlikelerin, bu bölgelerin uygun şekilde koruyucu altına alınması, bakım işlerine ilişkin tehlikelerin ise, söz konusu işlerin makineler kapalı konumdayken ve önceden belirlenen çalışma kurallarına göre yapılması tedbirleri ile ortadan kaldırılacağı, bu tedbirlerin bir işyeri uygulaması haline getirilmesi ile çalışmalar yürütülseydi bahse konu kazanın gerçekleşmeyeceği gerekçesiyle davalı işverene %80 ; davacıya ise 24 yaşında, aklıselim bir kişi olduğu anlaşılan kazazedenin makinenin koruyucu altına alınmamış bölümlerinden kaynaklanan tehlikeyi göz önünde bulundurması ve kendi can güvenliğini sağlamak için bu noktalara müdahalede bulunmaması, bulunurken de makineyi kapatması veya en azından el ve parmaklarını olabildiğince güvenli kısımlarda bulundurmak üzere azami özen göstermesi gerektiğini bilmesinin bekleneceği gerekçesiyle %20 oranında kusur atfedildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece bu kusur raporlarına itibar edilerek karar verilmişse de hükme esas alınan kusur raporundaki tespitlere ve dosya kapsamında toplanan bilgilere göre davacının makinenin tehlikeli bölümüne çalışır halde iken müdahalede bulunması ve kontrol etmek amacıyla merdanelerin olduğu alana elini sokması şeklindeki tehlikeli çalışma şeklinden kaçınmadığı, bu nedenle davacıya verilen kusurun olayın oluş şekline göre az olduğu anlaşılmaktadır . Açıklanan bu olgular kapsamında Mahkemece yapılacak iş; kusur oran ve aidiyetinin belirlenmesi açısından iş kazasının gerçekleştiği alanda uzman A sınıf iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak heyete iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, belirlenecek kusur oranını Mahkemece hükme esas alınan hesap raporuna uygulamak, bu hesap raporundaki bilinen devre sonu olarak esas alınan tarihi ileri çekmemek ve bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki farkları rapora yansıtmamak suretiyle taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek karar vermekten ibarettir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi