T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 25/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : .. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/05/2025 NUMARASI : ...Esas ... Karar DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av.... DAVALI :... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) G.KARAR YA…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 25/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : .. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/05/2025 NUMARASI : ...Esas ... Karar DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av.... DAVALI :... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 25/12/2025 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı ...., davacı ... aleyhine ... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine dayanak ihtiyati haciz talebi ile haciz işlemine girişerek davalının bankalardaki mevduat, araç ve gayrimenkuller üzerine haciz koydurduğunu, davacı ....'in kendisi aleyhine girişilen icra takibini dosya borcu daha yüksek gözükse de 470.000,00 TL'yi davalı .... banka hesabına 18/03/2023 tarihinde 460.000,00 TL ve 19/03/2023 tarihinde 10.000,00 TL olmak üzere, ticari hayatının sekteye uğradığından icra tehditi altında ödeyerek, icra takibinin haricen tahsil ile kapanmasını sağladığını, davacı ...'in, davalı ...'e elektrik kullanımına yönelik olarak herhangi bir borcu bulunamadığını, müvekkili şirkete davalı şirket tarafından 05/12/2019 tarihli sözleşmenin 10.11 maddesine göre cezai şart uygulandığını, ancak ülke ve dünya genelinde hissedilen ve mücbir sebep olan Covid-19 Pandemisini ve 05/12/2019 tarihli sözleşmenin 15. Maddesinde "mücbir sebep" başlıklı maddesini yok saydığını, davacı ...'in 05/12/2019 tarihli sözleşmenin 15. Maddesi uyarınca "Elektrik piyasası Lisans Yönetmeliği'nin Mücbir sebepler" başlıklı 35. maddesinde yer verilen durumların ortaya çıkması halinde ve devamı müddetince taraflardan hiçbirinin, diğer tarafın edimini yerine getirememesinden dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacağı gibi daha sonrada herhangi bir hak iddia edemeyeceğini, mücbir sebep halinin 30 günden fazla sürmesi halinde tarafların tazminatsız fesih hakkı saklıdır maddesine göre değişen yeni birim fiyatı ödeme ve kabul olanağı bulunmadığından dolayı davacının sözleşmeyi feshetmiş olduğunu, ayrıca davacı ...'in teminat olarak kendisinde bulunan paralarını olmayan borç için mahsup ettiğini, bunları düşerek icra takibi başlattığını ve tüm alacaklar için haksız kazanç elde etmiş olduğunu beyanla ... İcra Müdürlüğü'nün ....Esas sayılı dosyası için olmayan borç için ödenmek zorunda kalınan 470.000,00 TL'nin ödeme tarihi olan 18/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davalı şirket ile davacı taraf arasında .... tesisat numaralı ... sözleşme numaralı ikili anlaşma bulunduğunu, şirketin bu anlaşmaya istinaden karşı tarafa elektrik tedariki sağlamakta olduğunu, davacı tarafından yapılan fesih işlemine ilişkin soyut iddialarının gerçeklik payı bulunmadığını, davacı yanın ... ile akdettiği sözleşmenin 10.11 maddesine istinaden davacının, sözleşmeyi süresinden önce feshetmesi ve/veya feshine sebebiyet vermesi ve/veya sözleşmeye aykırı davranması ve/veya işbu madde kapsamında belirtilen sebeplerle sözleşmenin feshedilmesi/feshedilmiş sayılması hallerinde, müşterinin sözleşme süresi boyunca tahakkuk etmiş en yüksek fatura bedelinin 2 katı tutarındaki bedeli cezai şart olarak ödeyeceğini kabul ettiğini, bu kapsamda şirketçe, sözleşme süresinde davacı tarafın farklı bir tedarikçiye geçmesi sebebiyle ikili anlaşma kapsamında davacı adına cezai bedel faturası düzenlenmiş olduğunu, davacı yanın, sözleşmenin ... tarafından sona erdirildiği iddiasına ilişkin somut hiçbir delili de dosyaya sunmadığını, davalı şirketce, Corona Virüs Salgınının mücbir sebep kabul edilmesi sebebiyle enerji birim bedeli için davacı tarafa yeni bir bedel teklif ettiğini, davacının da 06.05.2020 tarihli cevabi yazısı ile "yeni birim fiyatını kabul etmediğini, 01/06/2020 tarihi itibariyle sözleşmeyi feshettiğini, bu tarihe dek olan kullanımının ise anlaşmada yer alan birim fiyat üzerinden hesaplanarak fatura ettirilmesini ve teminat tutarının 10 gün içinde iade edilmesi" taleplerini bildirdiğini, somut olaya bakıldığında davalı şirketin, mücbir sebebin gerçekleşmesiyle sözleşme kapsamında davacının da kabul ettiği üzere 5.1 maddesinde yer alan enerji birim bedeli için yeni bir bedel teklif ettiğini, davacı her ne kadar davalı şirketin sözleşmeyi feshettiğini ileri sürse de davalının sözleşmeyi feshetmediğini bilmekte teklife istinaden de kendisinin sözleşmeyi feshettiğini bildirmiş olduğunu, fakat sözleşmede yer alan cezai bedel kendisine yansıtıldığında ikili anlaşmanın müvekkili tarafından feshedildiğini iddia etmiş olduğunu, tüm bu soyut iddiaların aksine davacı abonenin, kendisi tedarikçi değişikliği yaparak sözleşmeyi feshetmiş olup bu sebeple cayma bedeli faturası düzenlenmiş olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamında toplanan tüm deliller ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirilmek suretiyle, davalı tedarikçi sözleşmeyi feshetmemişse de davacıya yeni fiyat üzerinden sözleşmenin devam edeceğini ihtar ettiği, ihtarnamede sözleşmenin mücbir sebep süresince eski fiyattan devam etmeyeceğini açıkça belirttiği, davalının sözleşmenin feshi iradesine karşılık sözleşmenin yeni fiyattan devam edildiğine ilişkin tutumu göz önüne alındığında davalı tedarikçinin yeni ücretlendirme ile sözleşmeye devam etme iradesinde olduğu, aksi durumu kabul etmediği, davacının eski fiyattan ücretlendirme hakkını haiz olmasına rağmen tedarikçinin bunu kabul etmediği gözetildiğinde sözleşmenin 10 uncu maddesindeki haksız fesih şartının gerçekleşmediği gerekçesi ile; "Davanın KABULÜ ile 470.000,00 TL’nin 19/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında 05/12/2019 tarihli ikili elektrik tedarik sözleşmesi mevcut olup bu sözleşmenin 5.3 ve 10.11 maddeleri uyarınca, tarafların yükümlülüklerinin açıkça düzenlendiğini, Mahkemenin söz konusu hükümleri yanlış yorumladığını ve özellikle mücbir sebep kaynaklı sözleşmeye uygun yapılan fiyat teklifinin “sözleşmenin haksız feshi” olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, sözleşmeyi müvekkili tarafın feshettiği iddiasının tamamen dayanaksız olduğunu, davacı, 06/05/2020 tarihli yazısıyla yeni fiyat teklifini kabul etmediğini belirttiğini, ardından da 01/06/2020 tarihi itibariyle sözleşmeyi feshettiğini beyan ettiğini, sözleşmeyi feshedenin davacı olduğunu, müvekkili şirketin herhangi bir şekilde sözleşmeyi feshettiğine ilişkin bir yazılı irade beyanının dosyada bulunmadığını, bu nedenle sözleşmenin müvekkili tarafından feshedildiği yönündeki gerekçenin hiçbir dayanağı olmadığını, her ne kadar bilirkişi heyeti, faturaların miktar hesaplamalarının sözleşmeye uygun olduğunu kabul etmişse de, sözleşmenin feshinin davalı tarafından yapıldığı şeklindeki değerlendirmesinin tamamen yoruma dayalı olup, somut belgelerle desteklenmediğini, kararda yer alan “müşterinin dürüstlük kuralına uygun olarak sözleşmeyi feshedebileceği” yönündeki değerlendirmenin, sözleşmede yer almayan bir hakkın yaratılması anlamına geldiğini ve özel hukuk ilkelerine aykırı olduğunu beyanla kararın ortadan kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: Dava konusu uyuşmazlıkta davalı tarafın kusurlu olduğunun dosya kapsamında toplanan deliller ile sabit olduğunu, yerel mahkeme kararı ile de haklılıklarının hüküm altına alındığını, davacı....'nun davalı ....'e geçikmiş bir fatura borcu olmadığını, sözleşmeyi keyfi olarak ihlal ettiği bir durum bulunmadığını, Covid pandemisinin davacı şirket açısından da davalı şirket açısından da mücbir sebep olduğunu, davalıya mücbir sebebi kabul edip, davacı müvekkiline mücbir sebebi uygulamamanın hukuki ve hakkaniyetli bir yanı bulunmadığını, davalı tarafın sözleşmesel yükümlülükleri ve mücbir sebep halini kendi lehine yorumladığını beyanla davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava; davacı tarafça icra takibi sırasında ödenen 470.000,00 TL bedelin davacıya iadesinin gerekip gerekmediğine dair istirdat istemine ilişkindir. Taraflar arasında imzalanan uyuşmazlık konusu olmayan sözleşme ilgili maddeleri incelendiğinde; 5.3.maddesinde; "Tedarikçi; Sözleşme'nin kurulmasından sonraki bir tarihte elektrik enerjisi temininde meydana gelecek güçlükler, aksaklıklar, üretim ve tedarik maliyetlerinde (doğalgaz fiyatları ve döviz farkındaki artışlar dâhil ve fakat bununla sınırlı olmamak üzere) ortaya çıkan artışlar, mevzuat değişikliği, mücbir sebep, piyasa koşullarındaki olağanüstü değişiklikler veya mahkeme kararı gibi nedenlerle Müşteri'ye sözleşmenin 5.1. maddesinde yer alan enerji birim bedeli için yeni bir bedel teklif edebilir. Müşterinin, bu yeni teklifi 15 (on beş) takvim günü içerisinde açıkça kabul etmemesi hâlinde, Tedarikçi Sözleşme'yi derhal tazminatsız feshetme hakkına sahiptir. Müşteri, bu tarihe kadarki faturalamaların Tedarikçi tarafından belirlenen yeni bedel üzerinden yapılmasını kabul eder.” 10.11. maddesinde; "Müşteri'nin, Sözleşme'yi süresinden önce feshetmesi ve/veya feshine sebebiyet vermesi ve/veya Sözleşme'ye aykırı davranması ve/veya işbu madde kapsamında belirtilen sebeplerle Sözleşme'nin feshedilmesi/feshedilmiş sayılması hâllerinde, Müşteri Sözleşme süresi boyunca tahakkuk etmiş en yüksek fatura bedelinin 2 (iki) katı tutarındaki bedeli cezai şart olarak ödeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt eder. Bu tutar İşbu Sözleşme'nin 8.1. Maddesi uyarınca hesaplanacak teminat tutarından düşük olamaz. Müşteri'nin bu bent kapsamında cezai şarta esas olacak tüketim verisinin bulunmaması hâlinde, Sözleşme'nin 8.1. Maddesi kapsamında hesaplanan ortalama faturası esas alınarak cezai bedel tespit edilir.” 11.1. maddesinde; "Sözleşme'de hüküm bulunmayan hâllerde, Kanun ve ilgili mevzuat hükümleri uygulanacaktır.Mevzuatın emredici hükümlerinde değişiklik yapılması hâlinde bu değişiklikler ayrı bir işleme gerek kalmaksızın Sözleşme'ye yansıtılır" 15.1. maddesinde; "Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin "Mücbir Sebepler" başlıklı 35 inci maddesinde yer verilen durumların ortaya çıkması hâlinde ve devamı müddelince Taraflar'dan hiçbiri, diğer tarafın edimini yerine getirememesinden dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacağı gibi daha sonra da herhangi bir hak iddia edemez. Mücbir sebep hâlinin 30 (otuz) günden fazla sürmesi hâlinde Taraflar'ın tazminatsız fesih hakkı saklıdır.” düzenlemeleri yer almaktadır. EPDK'nın, Covid pandemisi sebebiyle 04.04.2020 günü Resmi Gazete'de yayımlanan 02.04.2020 tarih ve 9276 sayılı kararı ile Corona Virüs Salgını mücbir sebep olarak kabul edilmiş olup taraflar arasında bu durumun mücbir sebep olmadığı hususunda da bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı elektrik şirketince Corona Virüs Salgınının Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 35. Maddesi kapsamında "mücbir sebep" olarak kabulü ile bu kapsamda taraflar arasındaki sözleşmenin 5.3. Maddesi uyarınca yeni tarife teklifinde bulunduğu ve davacının ise 15 günlük süre içerisinde yeni fiyatı kabul etmediği ve de sözleşmenin 15. maddesine istinaden de mücbir sebep halinin 30 günden fazla sürmüş olması sebebiyle sözleşmeyi portföyden çıkış en erken tarih olan 01.06.2020 tarihi itibari ile feshettiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda sözleşmenin davacı tarafça feshedildiği ve ancak cezai şartın uygulanamayacağı değerlendirilmiştir. Davalı taraf sözleşmenin 5.3. Maddesine dayanmakta ise de; ilgili maddede cezai şarta ilişkin bir atıf olmadığı gibi aksine müşteri tarafından yeni bedelin açıkça kabul edilmemesi halinde tedarikçinin sözleşmeyi derhal tazminatsız feshetme hakkı olduğu belirtilmektedir.Ayrıca sözleşmenin 5.3. Maddesinde, 11.3. maddesinde olduğunun aksine sözleşmenin 10. maddesine atıf yoktur. Ayrıca sözleşmenin 5.3. ve 15.1. maddeleri ve de EPDK'nın, Covid pandemisi sebebiyle 04.04.2020 günü Resmi Gazete'de yayımlanan 02.04.2020 tarih ve 9276 sayılı kararı ile Corona Virüs Salgınını mücbir sebep olarak kabul etmesine ilişkin kararı birlikte değerlendirildiğinde ve pandeminin 30 günden fazla da sürdüğü dikkate alınarak davalı şirketçe cezai şart talep edebilmesi olanaklı görülmemiştir. İlk derece mahkemesi kararında da belirtildiği üzere yukarıdaki hükümler kapsamında, her ne kadar sözleşme metninde açıkça ifade edilmese de müşterinin dürüstlük kuralına uygun hareket etme koşuluyla sözleşmeyi fesih hakkına sahip olduğu kabul edilmelidir. Netice olarak; Mahkemece, hukuki nitelendirmenin, davadaki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak usulüne uygun olarak değerlendirildiği, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunduğu, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmaların tartışılarak gerekçeli kararın oluşturulduğu, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edildiği, mahkemenin karar gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olduğu ve mahkeme hükmünün yasal unsurları taşıdığı, istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun bulunduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-... Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/05/2025 tarih,... Esas ...Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 32.105,70 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 8.038,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 24.067,70 TL eksik harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde re'sen yatırana iadesine, 5-İstinaf kararının Dairemizce taraflara tebliğine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.