T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/300 KARAR NO : 2026/681 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/11/2025 NUMARASI : 2020/240 E - 2025/742 K DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ: 12/03/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme s…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/300 KARAR NO : 2026/681 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/11/2025 NUMARASI : 2020/240 E - 2025/742 K DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ: 12/03/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının inşa edeceği sitenin elektrik enerjisi için ...'a bağlı ...'a müracaat ettiğini, ... enerjiyi verme şartlarını bildirdiğini, davalının tek satıcı gücünü kullanarak trafo, yer altı iletim kabloları, ... Proje ve benzeri hükümlülükleri, yasal düzenlemelere aykırı olarak davacıya yüklediğini, yasal düzenleme gereğince abonenin, ...'ın yerine yapacağı yatırım bedelinin tüketilen elektrik bedelinden düşmesi gerektiğini, davacının elektrik alabilmek için yaptığı harcama bedeli olan 636.181,05.-TL.nin inşa tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet itirazı ile sözleşmenin sunulmadığını, ayrıca bağlantı anlaşması yapılıp yapılmadığı, yapılan tesisin yenileme ve genişleme yatırım projeksiyonu içinde olup olmadığı, karşı tarafın mahsup talebinin yatırımın başlangıcında red edilip edilmediği hususlarının açıklığa kavuşturulması gerektiğini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı, hak düşürücü süre ve husumet itirazı ile birlikte TİP özel C Enerji müsadesi belgesinde, davacı şirketin istemiş olduğu gücün bazı şartlarla yeteri kadar trafo merkezi ve bu merkezden itibaren komple alçak gerilim şebekesi davacı şirket tarafından tesis edilerek ...'a işletme ve bakım karşılığında devredilmesi ile enerjilendirileceğinin belirtildiğini, davalı şirketin mevcut yönetmeliklere riayet ettiğini, tesislerin değeri karşılığında işletme ve bakımlarını yapmakta olduğunu, Enerji Müsade Belgesinin 24. maddesine göre, şartları kabul etmedikleri takdirde 45 gün içinde yazılı itiraz süresi olmasına rağmen, davacının bu sürede itirazı olmadığını beyanla, davanın reddini istemiştir. Mahkemenin "Davanın kabulüyle, 636.181,05.-TL'nin 22/04/2010 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacının dağıtım tarife bedelinden düşülmesine" dair kararının davacı ve davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2017/2120 E.2020/125 K.sayılı 05/02/2020 tarihli ilamı ile;"Davalı ...'ın istinaf başvurusunun kabulü ile,bu davalının husumet itirazının kararda hiç değerlendirilmediği ve karar gerekçesinde hiç tartışılmadığı görülmekle, HMK 353/1-a-6 maddesine göre kararın kaldırılması ile bu itirazları gerekçeleriyle birlikte karşılar şekilde bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine, sair istinaf talepleri ve sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına" karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece bu kez; iki davalının da davacıya karşı sorumluğu mevcut olduğu,iki davalı arasındaki hizmet devri sözleşmelerinin davalıyı bağlamadığı,...'ın sorumluluğunun devam ettiği, ...'ın ödeme yapması halinde diğer davalıya rücu hakkı mevcut olduğu,dosyada bekletici mesele yapılan ve daha sonra neticelenen Yargıtay HGK 2024-3-285 Esas 2025-348 Karar sayılı içtihatnın da bu yönde olduğu, Hukuk Genel Kurulu kararında davacıya karşı hem ...'ın hem de ...'ın ortak sorumlu olacağı şeklinde olduğu belirtilerek önceki karar gerekçesi ile; "1-Davacı tarafın davasının KABULÜ ile; 636.131,05-TL 'nin geçici kabul tarihinden bir ay sonrası olan 22/04/2010 tarihinden başlamak üzere aylık 12 eşit taksit halinde davalılardan alınarak davacıya verilmesine; vadesinde ödemesi yapılmayan taksitlerin vade tarihinden itibaren 3095 sayılı yasa uyarınca yasal faiz uygulanmasına, 2-Davacının faturasız alacak talebini atiye bıraktığından (kazı masrafları) bu kısma yönelik alacak davasının AÇILMAMIŞ SAYILMASINA" karar verilmiştir. Kararı davalılar vekili istinaf etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafın 28.09.2023 tarihli duruşmada "EPDK nın 2018 yılında almış olduğu ve ... ın elektrik yatırımlarını iade etmesi gerektiği yönündeki emredici kararnamesinden sonra müvekkil şirket söz konusu elektrik dağıtım tesis bedelinin iade edilmesi yönünde verdiği dilekçe haklı bulunarak tesis bedeli tamamen ödenmiştir. Herhangi bir alacak kalmamıştır. Bu sebeple dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep ediyoruz," şeklinde beyanda bulunmuş olup açıkça herhangi bir alacaklarının kalmadığını beyan etmiş ve davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep etmesine rağmen mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu,mahkemenin taleple bağlı olduğunu,ayrıca bu davalının dava açılmasına sebebiyet vermediğinden davalı ... aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,davanın davalı ... yönünden reddi gerektiği,İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.5 maddesinde “Dağıtım faaliyetinin Şirket tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyet kapsamında gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin bütün sorumluluğu Şirket’e (...A.Ş.) aittir. Şirket tarafından yürütülmüş bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabı Şirkettir. Bu talepleri konu alan icra takibi ve davalar Şirket tarafından yürütülür ve sonuçlandırılır.Bu takip ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülük Şirket tarafından karşılanır.” hükmü gereği müvekkiline husumet atfedilemeyeceğini,dğer davalı ... davacının geri ödeme talebini kabul ettiğini İnternet sitesinde belirttiğini, diğer davalı ... internet sitesinde; " Elektrik Piyasası Bağlantı Ve Sistem Kullanım Yönetmeliği 21.maddesi Gereği 2008-2018 Yılları Arasında Kullanıcı Tarafındandağıtım Varlıklarına İlişkin Geri Ödemelere Esas Listelere İlişkinduyuruda;" Şirketimiz İnternet Sayfasında ilan edilen “bağlantı başvurusunda bulunmuş olanların isim/unvan ve adres bilgilerini içeren listelerde yer verilen isim ve unvanlar hak sahipliği anlamı taşımamakta olup, ilgili Kurul Kararı çerçevesinde Şirketinizce yapılacak inceleme neticesinde hak sahipleri tespit edilecektir.Hak sahipleri ... Genel Müdürlük - Yatırım Müdürlüğüne tesis bedelinin iadesini talep edebilecektir.Müşterek mülkiyet halinde pay sahiplerinin birlikte müracaatta bulunması gerekmektedir.Şirketimize bu kapsamda yapılacak olan başvurular esnasında sunulması gereken evraklar aşağıdakigibidir; 1. İmzalı Dilekçe 2. Kullanım Yerine Ait Takidatlı (Güncel) Tapu Kayıt Belgesi 3. Aboneliği Gösterir Belge (Abone No-Hizmet No- Hesap No bilgilerinden herhangi birinin belgelenmesi yeterlidir.) 4. Kimlik fotokopisi 5. Vekaletname " denilerek davacının da yer aldığı talep sahiplerine diğer davalı ...'ça ödeme yapılacağının açıklandığını, diğer davalı ... tarafından davacının talep etmiş olduğu alacak ödenmiş dava dosyasına ... tarafından ödeme yapıldığına dair belgeler sunulmuş, davacının da 28.09.2023 tarihli duruşmada alacağının kalmadığını beyan ettiğini,bu nedenlerle davanın açılmasında kusuru bulunmayan ve husumet de yöneltilemeyecek olan müvekkili kurum yönünden davanın reddine karar verilmesi ve müvekkili kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hatalı verilen kararın kaldırılması gerektiğini,hatalı kararın kaldırılmasını müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini ve müvekkili kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu dağıtım varlığının bedeli davacı tarafa usulünce ödenmiş ve buna ilişkin belgeler dosyaya sunulmuş olup, buna rağmen ödenen alacağın tahsiline dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı yan dava konusu dağıtım varlığı bedelinin ödenmesi için 14.11.2022 tarihli dilekçesi ile müvekkili şirkete başvuruda bulunmuş ve bunun üzerine dava konusu bedel tam olarak davacı yana ödendiğini, Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği 21. maddesi kapsamında yayımlanan 15.02.2018 tarihli ve ... sayılı EPDK kurul kararı gereğince, 2014 yılı öncesinde tesis edilen ve fakat bedelleri mahsup edilmeyen dağıtım varlıklarının bedellerinin Metodoloji’ye göre 2018 yılı birimleriyle belirlenmesi gerektiğinden, ilgili tesise ait şirketinin görev ve sorumluluğu olan dağıtım sistemi yatırımları, Kullanıcı tarafından Dağıtım Varlıklarının Tesis Edilme Metodolojisi çerçevesinde belirlenmiş 2018 yılı birim bedelleri esas alınarak hazırlanmış, ayrıca davacı yan ile müvekkili şirket arasında TESİS SÖZLEŞMESİ düzenleme tarihi esas alınarak Yönetmelik 21/5 maddesi uyarınca gerekli güncelleme yapılarak dava konusu varlıkların bedeli hak kaybı olmadan davacı yana ödendiğini,davacı yan 28.09.2023 tarihli oturumda, tesis bedelinin tamamen ödendiğini ve herhangi bir alacak kalmadığını, davanın konusuz kaldığına karar verilmesini açıkça beyan ve talep ettiğini, bu hususa ilişkin 13.07.2023 tarihli müvekkil şirket yazısı ve ekleri mahkemeye sunulmuş olup bu husus yerel mahkeme kararında değerlendirilmemiş, hatalı olarak zaten ödenmiş ve sona ermiş alacağın yeniden tahsiline karar verildiğini,bu nedenle borç sona ermesine ve davacı yanca açıkça kabul olunmasına rağmen hatalı olarak yeniden tahsiline ilişkin kararın kaldırılması gerektiğini, davacı dava tarihi itibarıyla talebinde haksız olup dava konusu alacağın tahsili mümkün olmadığından, bu yönün hükümde değerlendirilmemesi ile hatalı karar verildiğini,dava tarihi itibarıyla taraflar arasında imzalanmış herhangi bir bağlantı ya da sistem kullanım anlaşması bulunmaksızın bedel talep edilmesinin mümkün olmadığı ve dava tarihi itibarıyla dava konusu edilebilecek muaccel bir alacak bulunmadığı hususunun yerel mahkeme kararında göz ardı edildiğini,somut uyuşmazlık bakımından Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği gereği ve taraflar arasında tanzim edilen Enerji Müsaadesi Belgesi hükümleri gereğince, dava tarihi itibarıyla davacının dava konusu talebinin kabulünün mümkün olmadığını,faize ilişkin kararın kaldırılması gerektiği,ayrıca belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar olmadığını, davacı tarafın kazı ve işçilik bedeli gibi adlar altında faturasız harcamaları talep ettiği alacak kalemlerinin de hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Davada, davacının talebi üzerine inşaat alanına elektrik temini için davacı tarafından yapılan yatırım giderlerinin davalılardan tahsili talep edilmektedir. İstinaf iade kararından sonra Yargılamaya devam edildiği görülmüştür. 29/09/2023 tarihli duruşmada davacı vekili; "EPDK nın 2018 yılında almış olduğu ve ... ın elektrik yatırımlarını iade etmesi gerektiği yönündeki emredici kararnamesinden sonra müvekkil şirket söz konusu elektrik dağıtım tesis bedelinin iade edilmesi yönünde verdiği dilekçe haklı bulunarak tesis bedeli tamamen ödenmiştir. Herhangi bir alacak kalmamıştır. Bu sebeple dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep ediyoruz" şeklinde beyanda bulunmuş,bunun üzerine mahkemece mevcut beyanlar karşısında vekalet ücreti ve yargılama gideri noktasında tüm taraf vekillerinin sulhe teşvik olunduğu,son celseye kadar bu hususta taraf vekillerine süre verilerek emsal HGK kararının beklenildiği görülmüş,daha sonra ise konusuz kalma hususunda değerlendirme yapılmaksızın ,belirtilen Yargıtay HGK 2024-3-285 Esas 2025-348 Karar sayılı içtihadının da bu yönde olduğu, Hukuk Genel Kurulu kararında davacıya karşı hem ...'ın hem de ...'ın ortak sorumlu olacağı şeklinde olduğu gerekçesi ile atiye bırakılan faturasız alacak talebi hakkında davanın açılmamış sayılmasına,ancak söz konusu yatırım bedeli yönünden davanın kabulüne karar verilerek her iki davalı yönünden yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır. Belirtilen Yargıtay HGK 2024-3-285 Esas 2025-348 Karar sayılı ilamında oy çokluğu ile;"Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının yapmış olduğu masrafların tazmini amacıyla eldeki davayı her iki davalıya karşı açtığı, zararının davalılardan tazmininin istenildiği, İlk Derece Mahkemesince davalılardan ... yönünden taraf sıfatı (pasif husumet) yokluğundan davanın reddine, diğer davalı yönünden davanın kabulüne karar verildiği, kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, yine davalı ... vekilinin temyizi üzerine Özel Dairenin ... yönünden sıfat (pasif husumet) yokluğundan davanın reddedilemeyeceği gerekçesiyle kararın bozulmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince verilen direnme kararı üzerine davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının yanında diğer davalının taraf sıfatının bulunduğundan bahisle temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır.Müteselsilen sorumlu tutulan davalılardan biri yönünden verilen taraf sıfatı yokluğuna ilişkin kararın diğer davalının durumunu ağırlaştıracağı, bu nedenle davalı ...'ın, ...'ın husumetinin olduğuna ilişkin temyizinde hukuki yararı olduğunun kabulü gerekir. Bilindiği üzere hukuki yarar dava şartı olduğu kadar, temyiz istemi için de aranan bir şarttır. Taraf sıfatı yokluğuna ilişkin verilen kararın maddi hukuku ilgilendirmesi nedeniyle davalı tarafların ileride birbirlerine karşı açacakları rücu davasında da kesin delil teşkil etmesi tehlikesine binaen Özel Daire bozma kararında da işaret edildiği üzere davalı ...'ın temyizinin dikkate alınması, davalı ...'ın mülkiyet hakkının olduğu gözetilerek davalı sıfatını taşıdığının kabulüyle davanın esastan çözüme kavuşturulması gerektiği sonucuna varılmıştır.Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; davalıların ihtiyari dava arkadaşı oldukları ve aleyhlerine açılan davaların birbirinden bağımsız olduğu, davacının davalı ... aleyhine açtığı davanın reddedilmesi neticesinde temyiz etmemesinin diğer davalının durumunu ağırlaştırmayacağı, zira davalıların aralarındaki iç ilişkiye dayanarak birbirlerine karşı her zaman rücu imkânına sahip oldukları, tarafları farklı olan eldeki davadaki kararın rücu davasını hiçbir şekilde etkilemeyeceği, davacı ve davalı ... tarafından temyiz edilmemesine rağmen diğer davalı konumundaki ...'ın temyizi neticesinde kararın bu yönden incelenmesinin usul kuralları ile bağdaşmayacağı, bu nedenle direnme kararının yerinde olduğu, davalı ... hakkındaki hüküm yönünden temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerektiği yönünde görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Hâl böyle olunca Mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır." gerekçesi ile;Açıklanan sebeplerle;Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373. maddesi uyarınca direnme kararını veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine" dair 28.05.2025 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğuyla kesin olarak karar verilmiştir. Yargıtay HGK nun 28/05/2025 tarihli güncel son kararı gereği ilgili yatırım bedeli yönünden davalı ...'ın da sorumluluğunun bulunduğunun kabul edildiği,bu hususun kesinleştiği anlaşılmakla,bu güncel HKGK kararı kapsamında davalı ... yanında işletme devir sözleşmesine rağmen davalı ...'ın da söz onusu yatırım bedelinden sorumlu olduğu kabul edilecektir. İstinaf iade kararı sonrası güncel 2025 tarihli HGK kararı gereği bu husus aydınlığa kavuşmuştur. Bunun yanısıra söz konusu yatırım bedelinin davacı tarafa davalı ... tarafından ödendiğinin davacı vekili tarafından 29/09/2023 tarihli duruşmada beyan edilerek bizzat davacı vekili tarafından bu konuda davanın konusuz kaldığı, ancak vekalet ücreti ve yargılama gideri talep ettikleri beyan edildiğinden,mahkemece yatırım bedeli açısından davanın konusuz kaldığı yönünde karar verilmesi yerine bu talep hakkında yeniden davanın kabulüne karar verilmesi usul ve hukuka uygun bulunmamıştır. Davalı ... ve davalı ... söz konusu yatırım bedelinden birlikte sorumlu olduğundan,dava konusu yatırım bedeli davalı ... tarafından davadan sonra yargılama aşamasında davacıya ödendiğinden,bu hususta duruşma tutanakları ve sunulan ödeme belgesi konusunda uyuşmazlık bulunmadığı,bu bedelin yargılama aşamasında ödenmesi sebebiyle davalıların davaya sebebiyet verdikleri ortaya çıktığından,her iki davalı yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulacaktır.O halde yatırım bedeli açısından mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararı yerinde bulunmamıştır. Bu nedenle davalıların istinaf taleplerinin kabulü ile karar HMK 353/1b-2.madde gereği kaldırılarak atiye bırakılan talep hakkındaki hüküm baki kalmak kaydıyla dava konusu yatırım bedeli yönünden aşağıdaki şekilde yeniden karar verilmesi gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalıların istinaf taleplerinin kabulü ile karar HMK 353/1b-2.madde gereği kaldırılarak yeniden esas hakkında; 1-Dava konusu yatırım bedeli yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davacı faturasız alacak talebini atiye bıraktığından (kazı masraflarına dair) bu kısma yönelik alacak davasının açılmamış sayılmasına, 3- Alınması gereken 43.454,11 TL ilam harcından davacıdan peşin alınan 10.864,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 32.589,71-TL'den davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından peşin yatırılan 10.864,40 TL harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan 12.220,50 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki 101.419,66 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine karar verilmesine yer olmadığına, 8-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısımlarının karar kesinleştiğinde iadesine, jjj İstinaf incelemesi ile ilgili olarak; Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf eden davalılara isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine, Davalı ...'ın istinaf sebebiyle yapmış olduğu 420,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, Davalı ...'ın istinaf sebebiyle yapmış olduğu 60,00 TL yargılama gideninin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 12/03/2026