T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/939 - 2026/450 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/939 KARAR NO : 2026/450 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25.12.2023 NUMARASI : 2021/414 Esas 2023/973 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 13.03.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 07.04.2026 İlk derece mahkemesince verilen karar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/939 - 2026/450 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/939 KARAR NO : 2026/450 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25.12.2023 NUMARASI : 2021/414 Esas 2023/973 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 13.03.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 07.04.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 22.06.2017 tarihinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının ağır şekilde yaralandığını, uyluk kemiğinde parçalı kırık, sağ baldır kemiğinde, sağ kaval kemiğinde, boyun omurlarında kırıklar meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davacıya atfedilecek bir kusurun bulunmadığını, dava dışı sürücü ...'ın asli kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından davacıya kısmi ödeme yapılmış ise de, yapılan ödemenin davacının mağduriyetini karşılamadığını, bakiye maddi zararların tazmini talebiyle davalı sigorta şirketine yaptıkları yazılı başvurunun 10.05.2021 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen ödeme yapılmadığı gibi, arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alamadıklarını belirterek HMK'nın 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak 100,00 TL sürekli iş göremezlik, 100,00 TL geçici iş göremezlik ve 100,00 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 300,00 TL bakiye maddi tazminatın kaza tarihi olan 22.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 84.489,58 TL, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 3.293,50 TL, bakıcı gideri tazminatı talebini 444,37 TL olarak artırmış, 14.11.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile de, bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 125.892,35 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 97.maddesi gereğince usûlüne uygun olarak başvuru yapmadığından dava şartının gerçekleşmediğini, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usûlden reddedilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1.8 teknik faiz uygulanarak yapılmasını, davacının sürekli iş göremezliği nedeniyle dava öncesinde davacıya 34.868,00 TL ödeme yapıldığını ve davalı şirketin ibra edildiğini, Karayolları Trafik Kanununun 111.maddesi gereğince ibranamenin iptal edilebilmesi için davalı sigorta şirketinin ödeme yaptığı tarih verileri esas alınarak inceleme yapılarak yapılan ödemenin açıkça yetersiz olduğunun tespit edilmesi, hatır ve müterafik kusur indiriminin de yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı giderlerinden davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, davacının kaza anında kask ve koruyucu ekipman kullanıp kullanmadığının tespit edilmesi gerektiğini, tespit edilememesi hâlinde müterafik kusur indiriminin yapılması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin temerrüdü söz konusu olmadığından dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, yapılan yargılama sonunda; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 24.12.2021 tarihli raporda, kazanın meydana gelmesinde davacı sürücü ...'ün %75, sigortalı araç sürücüsü ...'ın %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 03.12.2021 tarihli rapora göre, davacının bedensel özür oranının %5 olduğu, iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceğinin, iyileşme süresi içerisinde 3 ay süreyle bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceğinin tespit edildiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp İkinci İhtisas Dairesi tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 07.03.2023 tarihli raporda, davacının tüm vücut engellilik oranının %10 olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği, sürekli bakıcı ihtiyacının olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 1 ay süreyle bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceğinin belirtildiği ve bahse konu raporun hükme esas alındığı, davacının kaza tarihi olan 22.06.2017 tarihinde 17 yaşında olduğu, TRH 2010 yaşam tablosuna göre muhtemel yaşam süresinin 56,82 yıl olduğu, aktif çalışma hayatında olup, asgari ücret karşılığı kaynakçı olarak çalıştığı, 05.11.2023 tarihli aktüer raporunda, TRH 2010 yaşam tablosu, prograsif rant %10 artırım %10 yöntemi, bilinen son asgari ücret dikkate alınarak, davacının %75 kusuru oranında zararı hesap edilen ek raporu dikkate alındığında; her ne kadar eldeki dava tarihinden önce 29.07.2019 tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından davacıya %5 maluliyet oranı üzerinden 34.868,03 TL tazminat ödenmiş ise de, eldeki dava ile davacının maluliyet oranının %5 yerine %10 olarak tespit edildiği ve yine ödeme tarihi itibariyle davacının hak kazandığı tazminat tutarı dikkate alındığında aradaki fark itibariyle davacının zararının karşılanmadığının kabulü gerektiği, bu kapsamda yapılan hesaplama neticesinde davacının son bilinen asgari ücret tutarı itibariyle hesaplanan sürekli iş göremezlik zararından, davalı sigorta şirketince yapılan 34.868,03 TL ödemenin rapor tarihine kadar yasal faiz oranı ile güncellenmesi sonucu bulunan 48.280,28 TL'nin davacının 174.172,63 TL sürekli iş göremezlik zararından mahsup edilmesi gerektiği belirtilerek davanın kabulü ile 125.892,35 TL sürekli iş göremezlik, 3.293,50 TL geçici iş göremezlik, 444,37 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 129.630,22 TL tazminatın 21.05.2021 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının sürekli iş göremezliği nedeniyle dava öncesinde davacıya 29.07.2019 tarihinde 34.868,00 TL ödeme yapıldığını ve davalı şirketin ibra edildiğini, ödeme tarihi verilerine göre yapılan hesaplama neticesinde davalı sigorta şirketinin tüm borcunu yerine getirdiğini, 1.926,98 TL'lik farkın fahiş olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla TRH 2010 yaşam tablosu ve 1.8 teknik faize göre hesaplama yapılması gerektiğini, kaza sırasında davacının kask takıp takmadığının tespit edilemediğini, bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı giderlerinden davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, faiz başlangıç tarihinin de dava tarihinden itibaren olması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca re'sen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri tazminatı istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, dava dışı ... sevk ve idaresindeki aracın, davacının sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının ağır şekilde yaralandığını, davalı sigorta şirketi tarafından davacıya kısmi ödeme yapılmış ise de, yapılan ödemenin davacının mağduriyetini karşılamadığını belirterek geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri isteminde bulunmuş, mahkemece kazanın meydana gelmesinde davacı sürücü ...'ün %75, sigortalı araç sürücüsü ...'ın %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 03.12.2021 tarihli rapora göre, davacının bedensel özür oranının %5 olduğu, iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceğinin, iyileşme süresi içerisinde 3 ay süreyle bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceğinin tespit edildiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp İkinci İhtisas Dairesi tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 07.03.2023 tarihli raporda, davacının tüm vücut engellilik oranının %10 olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği, sürekli bakıcı ihtiyacının olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 1 ay süreyle bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceğinin belirtildiği rapora göre alınan aktüer raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Davacının talebi üzerine Afyon Kocatepe Üniversitesi Araştırma ve Uygulaması Hastanesinden alınan Engelli Sağlık Kurulu raporuna göre, femur ve tibia kırığı nedeniyle %5 oranında maluliyetinin oluştuğu tespit edilmiştir. Davacının maluliyetinin tespiti amacıyla, mahkemece Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından alınan ve Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 03.12.2021 tarihli raporda, davacıda tespit edilen sağ kalça eklem hareketleri fleksiyon ve addüksiyon eklem hareket kısıtlılıkları nedeniyle "kalça eklem hareket kısıtlılığının şiddetinin belirlenmesi ve kalça eklemi hareket kısıtlılığı şiddetine bağlı özürlülük Tablo 3.8a ve 3.8b" kapsamına göre alt ekstremite özür oranının %10, Tablo 3-2 Alt ekstremite özürlülüğünden kişinin özürlülük oranının %5 olduğu, 22.06.2017 tarihli trafik kazasına bağlı kişide bedensel özür oranının %5 olduğu, sekel hâlini aldığı ve sürekli olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceğinin, kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince 3 ay bakıcıya ihtiyacı bulunduğunun belirtildiği görülmüştür. Mahkemece İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp İkinci İhtisas Dairesinden Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 07.03.2023 tarihli raporda, davacının sağ tibia-fibula üst diyafizde kaynamış kırık sekeli, sağ femur diyafizde kaynamış kırık sekeli izlendiği belirtilerek Kas İskelet Sistemi Tablo 3.8 a ve b %10, Tablo 3.9 %10, Balthazard formülüne göre; %19, Tablo 3.2’ye göre %10 olarak tespit edildiğine göre tüm vücut engellilik oranının %10 olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği, sürekli bakıcı ihtiyacının olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 1 ay süreyle bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceğinin belirtildiği ve her iki raporun da aynı Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmesine rağmen raporlar arasında çelişki meydana geldiği, mahkemece raporlar arasındaki maluliyet oranına ilişkin çelişki giderilmeden Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulundan alınan 07.03.2023 tarihli rapor hükme esas alınarak karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, davacının daimi maluliyet oranı yönünden iki rapor arasında çelişki bulunduğu gözetilerek çelişkinin giderilmesi yönünden Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre istinaf kanun yoluna yalnızca davalı vekili tarafından başvurulduğu gözetilerek davalı yararına oluşan kazanılmış haklar gözetilerek karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebeplerine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.n