Başvuru, sendika delege seçiminin iptali istemiyle açılan davanın, hukuki yararın kalmadığı gerekçesiyle reddedilmesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, sendika delege seçiminin iptali istemiyle açılan davanın, hukuki yararın kalmadığı gerekçesiyle reddedilmesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 19/12/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1974 doğumlu olup İstanbul'da ikamet etmektedir. Başvurucu, İstanbul ili Cevizli Tekel Fabrikasında işçi olarak çalışmakta iken Tekel işletmelerinin özelleştirilmesi kararı üzerine başvurucunun iş akdi 30/1/2010 tarihinde feshedilmiştir. Başvurucu, iş akdinin feshedildiği tarihte aynı zamanda Türkiye Tütün Müskirat Gıda ve Yardımcı İşçileri Sendikası (Tekgıda-İş/Sendika) üyesidir. Ancak başvurucunun iş akdinin feshedilmesi nedeniyle Sendika üyeliği askıya alınmıştır. Tekgıda-İş (başvurucunun çalıştığı işyerinin bağlı olduğu) (2) Nolu Şubesi tarafından genel kurul yapılmasına ilişkin karar alınmış ve bu amaçla 22-25/6/2010 tarihlerinde delege seçimi yapılmıştır. Başvurucunun Sendika üyeliğinin askıda olması nedeniyle oylama listesinde ismine yer verilmemiş ve başvurucu bu sebeple delege seçiminde oy kullanamadığı gibi delege adayı da olamamıştır. Başvurucu 24/6/2010 tarihinde Kartal İş Mahkemesinde Sendikanın (2) Nolu Şubesinin 22/6/2010 ile 25/6/2010 tarihleri arasında gerçekleştirdiğidelege seçimlerinin iptal edilmesi ve delege seçimlerinin ardından yapılan şube olaganüstü genel kurulunun tedbiren durdurulması talepleriyle dava açmıştır. Tekgıda-İş (2) Nolu Şubesi 17/7/2010 tarihinde genel kurulunu yapmıştır. Mahkeme, 21/12/2010 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Mahkeme 5/5/1983 tarihli ve 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun maddesine göre hâlen çalışanların seçime katılabileceğini belirtmiş ve seçim tarihinde fiilen çalışmadığı anlaşılan başvurucunun seçime katılmamasının hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşmıştır. Mahkeme kararı Yargıtay Hukuk Dairesinin 12/4/2011 tarihli kararıyla bozulmuştur. Kararın gerekçesinde Yargıtay içtihadıyla bir yıl ve daha fazla süreli geçici işsiz kalınması hâlinde Sendika üyeliğinin sona ereceğinin kabul edildiği, buna göre bir yıldan az süreli geçici işsizlik durumunda Sendika üyeliğinin devam edeceği ifade edilmiş ve bu durumun delege adayı olmaya engel oluşturmadığı belirtilmiştir. Kararda, başvurucunun iş akdinin 31/1/2010 tarihinde feshedildiği, seçimin ise Haziran 2010 tarihinde yapıldığı dikkate alındığında geçici işsiz kalmanın bir yıldan az olduğu ve bu nedenle başvurucunun oy kullanmasına engel olacak şekilde yapılan seçimin iptali gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Kararda ayrıca Sendika içi demokrasiye de vurgu yapılmıştır. Bozma üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda Mahkeme 24/1/2013 tarihli kararıyla davayı kabul ederek Tekgıda-İş Sendikası (2) Nolu Şubesinin 25/6/2010 tarihinde sonuçlanan delege seçimlerini iptal etmiştir. Ancak Mahkeme kararı Yargıtay Hukuk Dairesinin (Daire) 14/5/2013 tarihli kararıyla bozulmuştur. Kararın gerekçesinde, başvurucunun 4/1/2011 tarihi itibarıyla 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/C maddesi kapsamında Kadıköy Adliyesinde çalışmaya başlaması nedeniyle işçi sıfatının bu tarihte ortadan kalktığı ve dolayısıyla başvurucunun delege seçimlerinde oy kullanma ve delege adayı olma imkânının kalmadığı vurgulanarak hukuki yararının sona erdiği belirtilmiştir. Hukuki yararın dava şartı olduğu ifade edilen gerekçede, Mahkemenin bunu resen dikkate alarak davayı usulden reddi gerektiği açıklanmıştır. Bozma üzerine (Kartal İş Mahkemesinin kapatılması nedeniyle dosyanın devredildiği) İstanbul Anadolu İş Mahkemesi (Mahkeme) bozma kararına uyarak 20/11/2013 tarihli kararla davayı hukuki yarar şartı yokluğundan reddetmiştir. Ancak Mahkeme davanın açıldığı tarihte başvurucunun hukuki yararının bulunduğunun ve davanın açıldığı sırada haklı durumda olduğunun altını çizerek yargılama giderlerinin davalı Sendika üzerinde bırakılmasına ve başvurucu lehine 320 TL vekâlet ücretine hükmedilmesine karar vermiştir. Kararın temyizi üzerine Daire 10/9/2014 tarihli kararla hükmü düzelterek onanmıştır. İlamda Daire, toplam 578,10 TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve başvurucu tarafından 320 TL vekâlet ücretinin davalı tarafa ödenmesine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde, davanın usulden reddedilmesine rağmen 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulmasının isabetsiz olduğu belirtilmiştir. Nihai karar başvurucuya 21/11/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 19/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 6100 sayılı Kanun'un "Dava şartları" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir: "(1) Dava şartları şunlardır:... h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması...." 6100 sayılı Kanun'un "Dava şartları" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir: "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. ... (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. ... ..."