Başvuru, mahpusun yetersiz sağlık koşulları nedeniyle rahatsızlanıp ısrarlı taleplerine rağmen tedavisinin yaptırılmaması sonucu ölmesi ve bu olay hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisizliği nedeniyle yaşam hakkının, kişinin siyasi düşüncesine ve dünya görüşüne istinaden hukuka aykırı bir şekilde tutuklanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, nefret söylemlerinin sonucu olarak mahpusun ötekileştirilip ayrımcılığa maruz bırakılmak suretiyle ceza infaz kurumunda kötü muameley
Başvuru; mahpusun yetersiz sağlık koşulları nedeniyle rahatsızlanıp ısrarlı taleplerine rağmen tedavisinin yaptırılmaması sonucu ölmesi ve bu olay hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisizliği nedeniyle yaşam hakkının, kişinin siyasi düşüncesine ve dünya görüşüne istinaden hukuka aykırı bir şekilde tutuklanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, nefret söylemlerinin sonucu olarak mahpusun ötekileştirilip ayrımcılığa maruz bırakılmak suretiyle ceza infaz kurumunda kötü muameleye maruz bırakılması nedeniyle kötü muamele yasağı ile bu yasakla bağlantılı olarak eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 5/9/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun babası B., Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen yapıya üye olduğu ve terörizme finansman sağladığı iddiasıyla Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) yürütülen bir soruşturma kapsamında Diyarbakır Sulh Ceza Hâkimliğince 1/7/2017 tarihinde tutuklanıp aynı gün Diyarbakır D Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz Kurumu) alınmıştır. Oda yerleşimi için düzenlenen acil risk ihtiyaç raporunda B.nin diyabet ve kalp yetmezliği hastası olduğu belirtilmiştir. Başsavcılık 25/12/2017 tarihinde terörizme finansman sağladığı iddiası yönünden B.nin tahliyesine karar vermiştir. İnfaz Kurumunda görevli üç kişi tarafından oluşturulan 8/2/2018 tarihli tutanağa göre B. aynı gün saat 10 sıralarında tutulduğu koğuştan çıkarılarak Van Ağır Ceza Mahkemesince (Ceza Mahkemesi) yapılan bir yargılamada Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla tanık olarak dinlenmek üzere İnfaz Kurumunun SEGBİS odasına götürülmüş ancak B. duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katılmasından beş dakika sonra baygınlık geçirmiştir. Durum, İnfaz Kurumundaki 15 No.lu Aile Sağlığı Merkezindeki görevliler ile 112 Acil Çağrı Merkezine derhâl bildirilmiştir. Cankurtaran saat 45 sıralarında İnfaz Kurumuna gelmiş, yapılan tıbbi müdahale sonrasında B.nin saat 56 sıralarında Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevki sağlanmıştır. Cankurtaran gelinceye kadar sağlık görevlileri ile bir hekim yaklaşık on beş dakika süreyle B.ye tıbbi müdahalede bulunmuştur. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 12/2/2018 tarihli vukuat raporunda, B.nin SEGBİS odasına saat 23 sıralarında alındığı belirtilmiştir. Hastane tarafından düzenlenen genel adli muayene raporunda B.nin cankurtaran ve İnfaz Kurumu görevlilerince yapılan CPR (kardiyopulmoner resüsitasyon, canlandırma) eşliğinde hastaneye ölü olarak getirildiği, yapılan canlandırma işlemine yanıt vermediği ve saat 30 itibarıyla öldüğünün kabul edildiği açıklanmıştır. Ölüm olayı üzerine Başsavcılıkça resen başlatılan soruşturma kapsamında ölü muayenesi ve otopsi işlemi olay günü Cumhuriyet savcısının huzurunda bir adli tıp uzmanınca yapılmıştır. Yapılan işlem sırasında vücut genelinde travmatik bir lezyon görülmemiş, sternum İKA (interkostal aralık) ile bazı sağ ve sol kot midklavikular hatta kırık tespit edilmiş ancak genel iskelet sistemi sağlam bulunmuş, ayrıca toksikolojik ve histopatalojik incelemeler için cesetten bazı iç organ parçaları ile vücut sıvıları örneği alınmıştır. Ölü muayenesi ve otopsi işlemini yapan adli tıp uzmanı, kesin ölüm nedeninin tespiti için toksikolojik ve histopatalojik incelemelerin yapılıp soruşturma dosyasının bu inceleme sonuçları ile birlikte Adli Tıp Kurumu (ATK) Diyarbakır Grup Başkanlığına gönderilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Cumhuriyet savcısının talimatına istinaden İnfaz Kurumunda görevli sağlık memurlarından T., S. ve K.nın ifadeleri 10/2/2018 tarihinde, A.A.nın ifadesi ise 11/10/2018 tarihindekollukça alınmıştır. i. T. ifadesinde bir tutuklunun fenalaştığının kendisine söylenmesi üzerine SEGBİS odasına gittiğini, B.yi yerde yatar şekilde görünce durumu sağlık memuru arkadaşlarına bildirdiğini, yaptıkları ilk kontrolde nabız ve solunumun olmadığını fark ettiklerini ve B.yi daha rahat müdahalede bulunabilecekleri bir yere aldıklarını, bu sırada 112 Acil Çağrı Merkezinin aranmasını istediğini, hekim ve sağlık memuru arkadaşlarıyla birlikte B.ye mahkûm kabul biriminde yaklaşık 10 dakika süreyle tıbbi müdahalede bulunduklarını, daha sonra olay yerine gelen cankurtaranda görevli kişilerle müdahaleye devam ettiklerini ve cankurtaran görevlilerinin B.yi hastaneye götürdüklerini beyan etmiştir. ii. S., T. ile benzer yönde beyanda bulunmuştur. iii. K. saat 40 sıralarında B.nin mahkûm kabul birimine alındığının bildirilmesi üzerine hemen oraya gidip arkadaşlarına yardım ettiğini, B.ye yaklaşık on dakika boyunca tıbbi müdahalede bulunduklarını, cankurtaranın gelmesinden sonra da cankurtaranda görevli kişilerle birlikte B.ye müdahaleye devam ettiklerini, cankurtaran görevlilerinin B.yi Hastaneye götürdüklerini ifade etmiştir. iv. T. ile benzer şekilde beyanda bulunan A.A. ek olarak nabız ve solunumun olmadığının anlaşılması üzerine entübasyon işlemi ile kalp masajına başladığını söylemiştir. İnfaz Kurumundan alınan kamera görüntülerini inceleyen iki polis memuru tarafından hazırlanan 2/3/2018 tarihli tutanakta özetle cankurtaranın saat 41 sıralarında İnfaz Kurumuna girdiği, saat 45’te bir sağlık görevlisinin sedye getirdiği, saat50’de bir kişinin sedye ile dışarıya çıkarılıp tekerlekli sandalyeye koyulduğu, sedyenin üzerindeki kişinin saat 51’de kalp masajı yapılarak cankurtarana alındığı ve cankurtaranın hızla İnfaz Kurumundan ayrıldığı belirtilmiştir. Ölü muayenesi ve otopsi işlemi sırasında cesetten alınan iç organ parçalarının histopatalojik incelemesi sonunda ATK Adana Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesince düzenlenen AHŞA raporunun ilgili kısmı şöyledir: “...Kalp: Yaygın nedbe alanları izlendi. Hipertrofik kas lifleri görüldü.Koroner arter: Lümeni orta-ileri derecede daraltıcı özellikte, kalsifiye aterom plakları izlendi.Akciğerler: Ödem, konjesyon izlendi. Böbrek: Kronik pyelonefritis bulguları izlendi. Karaciğer: Konjesyon izlendi. Dalak: Konjesyon izlendi. Beyin: Konjesyon izlendi. Beyincik: Konjesyon izlendi.Beyin Sapı: Konjesyon izlendiği kanaatini bildirir rapordur. SONUÇ...[E]lde edilerek yukarıya kaydedilen bilgi ve bulgular dikkate alındığında;Kişinin ölüm nedeni hakkında otopsiyi yapan doktorlardan görüş alınmasının uygun olacağı kanaatini bildirir rapordur.” Toksikolojik inceleme sonucuna ilişkin olup ATK Diyarbakır Grup Başkanlığı Kimya İhtisas Dairesince düzenlenen 22/3/2018 tarihli raporun ilgili kısmı şöyledir: “...BULGULAR VE SONUÇ:1-) İçorganlarda yapılan analiz sonucunda, sistematiğimizdeki maddeler aranmış olup bulunmadığını;2- )Göziçi sıvısında yapılan analiz sonucunda Alkol (Etanol, Metanol) bulunmadığını 3-)Kanda yapılan analiz sonucundaa-)Alkol (Etanol, Metanol) bulunmadığınıb-) Sistematiğimizdeki uyutucu-uyuşturucu maddeler aranmış olup bulunmadığını c-)(816)ng/mL AMİODARONE,(153)ng/mL SALYCLİC ACİDE, (10)ng/mL ATORVASTATİN ve (1)ng/mL CLOPİDOGREL bulunduğunu4-) Safrada sistematiğimizdeki uyutucu-uyuşturucu maddeler aranmış olup bulunmadığını; Ancak CLOPİDOGREL bulunduğunu, bildirir rapordur.” ATK Diyarbakır Grup Başkanlığında görevli olup ölü muayenesi ve otopsi işlemini yapan adli tıp uzmanının hazırladığı 14/8/2018 tarihli rapora göre;- Toksikolojik inceleme sırasında vücut sıvıları ve iç organ parçalarında tedavi için kullanılan ilaç etken maddesi dışında aranan toksik maddelerin bulunmadığı dikkate alındığında B.nin zehirlenerek öldüğüne dair tıbbi delil bulunmamaktadır. - Ölü muayenesi ve otopsi işlemi sırasında ölüme neden olabilecek nitelikte travmatik lezyon tanımlanmadığı, sternum ve kot kemik kırıklarının yeniden canlandırma işlemleri ile husulü mümkün olduğu cihetle B.nin travmatik tesirle öldüğünün tıbbi delili yoktur. -Ölüme neden olabilecek nitelikte travmatik lezyon bulunmaması, toksikolojik incelemede cesetten alınan örneklerde tedavi için kullanılan ilaç etken maddesi dışında aranan toksik maddelerin tespit edilmemesi, makroskopik olarak ve histopatolojik incelemede tanımlanan bulgular ve soruşturma evrakında kayıtlı bilgiler (olayın meydana geliş şekli, olay yeri inceleme raporu, ifadeler v.s.) birlikte değerlendirildiğinde B. doğal yolla (kalp-damar hastalığı sonucu) ölmüştür. Başsavcılık, B.nin hastalığına istinaden doğal yolla öldüğü gerekçesiyle 27/9/2018 tarihinde ölüm olayı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucu; B.nin yetersiz sağlık koşulları nedeniyle rahatsızlanıp ısrarlı taleplerine rağmen tedavisinin yaptırılmaması nedeniyle öldüğünü, B.nin ölümüne kasıtlı olarak veya ihmal suretiyle neden olan İnfaz Kurumu sorumluları da dâhil tüm sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, Başsavcılığın eksik ve yetersiz incelemeyle karar verdiğini zira B.nin tedaviye ilişkin taleplerinin yeterince karşılanıp karşılanmadığı, kullandığı ilaçların zamanında ve düzenli olarak kendisine verilip verilmediği, bu bağlamda yeterli sağlık hizmeti verilip verilmediği hususlarının araştırılmadığını iddia ederek Başsavcılıkça verilen karara itiraz etmiştir (sözü edilen suç duyurusuyla ilgili bilgi için bkz. § 19). Diyarbakır Sulh Ceza Hâkimliği, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediği, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkili soruşturma yapılmadan verildiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle başvurucunun itirazını 20/8/2019 tarihinde reddetmiştir. Başvurucu; babasının yetersiz sağlık koşulları nedeniyle rahatsızlanıp ısrarlı taleplerine rağmen tedavisinin yaptırılmaması nedeniyle öldüğünü, babasının ölümüne kasıtlı olarak veya ihmal suretiyle neden olan İnfaz Kurumu sorumluları ile tüm sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunduklarını belirten ve Başsavcılığa hitaben düzenlenmiş 31/8/2018 tarihli dilekçeyi başvuru formuna eklemiştir ancak dilekçenin üzerinde herhangi bir havale işlemi yer almadığından sözü edilen dilekçenin Başsavcılığa verilip verilmediği, verilmiş ise sözü edilen dilekçe üzerine hangi işlemlerin yapıldığı tespit edilememiştir. İnfaz Kurumunca B.nin ölümü nedeniyle üç infaz koruma memuru ile dört sağlık memuru hakkında idari soruşturma yürütülmüş ve soruşturma sonucunda olayın meydana gelmesinde ihmal veya kasıtlarının bulunmadığı gerekçesiyle haklarında idari soruşturma yürütülen kişiler hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bununla birlikte anılan soruşturma kapsamında yapılan işlemlerin içeriği saptanamamıştır. Anayasa Mahkemesince Ceza Mahkemesinden B.nin beyanının tespit edildiği celseye ait tutanak getirtilmiştir. Anılan tutanağa göre B. 8/2/2018 tarihinde Ceza Mahkemesi tarafından tanık olarak dinlemiştir ve tutanakta B.nin rahatsızlanması ile ilgili bir bilgi yer almamaktadır. İlgili ulusal hukuk için bkz. Mahmut Alkan, B. No: 2018/7436, 20/10/2021, §§ 30, 32- Bir ihlalin mağduru olduğu iddia edilen kişi yönünden yapılan başvurular bağlamında mağdur sıfatı yönünden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları için bkz. Batuhan Gökçe ve diğerleri, B. No: 2018/36427, 6/10/2021, §§ 61,