Başvurucu, görevli ve yetkili mahkeme önüne çıkarılmadan altı ayı aşan süreyle özgürlükten yoksun bırakılma ve yargılama sürecinde gerekçesiz olarak tutukluluğun devamına karar verilmesi nedeniyle Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, görevli ve yetkili mahkeme önüne çıkarılmadan altı ayı aşan süreyle özgürlükten yoksun bırakılma ve yargılama sürecinde gerekçesiz olarak tutukluluğun devamına karar verilmesi nedeniyle Anayasa’nın ve maddelerinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 17/12/2012 tarihinde Antalya Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruda Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 22/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve dosyanın Bölüm’e gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 18/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvurunun bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığı görüşünü 17/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 28/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, dilekçesini 14/4/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Akdeniz Üniversitesi öğrencisi iken 2/12/2011 tarihinde gözaltına alınmış, üç gün gözaltında kaldıktan sonra 5/12/2011 tarihinde tutuklanma talebiyle sevk edildiği Antalya Sulh Ceza Mahkemesinin aynı tarih ve 2011/287 sorgu sayılı kararıyla tutuklanma talebi reddedilmiş ve serbest bırakılarak adli kontrol uygulanmasına karar verilmiştir. Sulh Ceza Mahkemesinin anılan kararına Cumhuriyet Savcısı tarafından itiraz edilmesi üzerine, Antalya Asliye Ceza Mahkemesinin 9/12/2011 tarih ve 2011/356 değişik iş sayılı kararı ile itirazın kabulüne ve başvurucu hakkında yakalama emri çıkarılmasına karar verilmiştir. Anılan karara istinaden yakalanan ve tekrar mahkeme huzuruna çıkarılan başvurucu hakkında 9/12/2011 tarihinde tutuklama kararı verilmiştir. Başvurucu hakkındaki soruşturma dosyası daha sonra İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucu hakkında terör örgütüne üye olmak, örgütün propagandasını yapmak ve görevi yaptırmamak için direnmek suçlarından 16/3/2012 tarihinde İzmir Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İzmir Ağır Ceza Mahkemesince E.2012/74 sayılı dosya kapsamında yürütülen yargılamanın 11/7/2012 tarihli ilk duruşmasında başvurucunun tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: “… tutuklanmalarında ve aşamalardaki tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesinden sonra toplanan ve dosyadaki mevcut diğer delillerden anlaşılacağı üzere lehe bir değişme olmadığı gibi isnat olunan suçların niteliği, yasada öngörülen ceza miktarları ile suçların işlendiği hususunda dosyadaki mevcut iletişim tespit tutanakları, olay tutanakları, teşhis ve tespit tutanakları, arama- el koyma tutanakları içerikleri ve mevcut delillere göre kuvvetli suç şüphe sebeplerinin ve bu kapsamda kaçma ve kişiler üzerinde baskı yapılması hususunda kuvvetli şüphenin/olgunun bulunması (kaçma, adaletin işleyişine müdahale riski ile tekrar suç işlenmesinin önlenmesi) nedenleri ile haklarındaki tutuklama koşulları devam ettiği anlaşıldığından, CMK’nın 100(1), (2), (3-a), (4), 101/(2) maddeleri ile tutuklama tarihleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları ile CMK’nın 102/(2), 104/(1), (2), 105/(1) ve 108 maddeleri de nazara alınarak yerinde görülmeyen tahliye istemlerinin reddi ile TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA …” . İzmir Ağır Ceza Mahkemesi 1/10/2012 tarihli duruşmada da aynı gerekçe ile tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Başvurucu bu karara itiraz etmiştir. Başvurucunun itirazını inceleyen İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin 18/10/2012 tarih ve 2012/2438 İş sayılı kararı ile başvurucunun itirazının reddine karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: “… 2012/74 Esas sayılı dava dosyasında yapılan incelemede; tutuklu sanığın üzerine atılı suçların niteliği, mevcut delil durumu, delillerin henüz tam olarak toplanmamış olması, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, atılı suç için yasada öngörülen ceza miktarları, sanığın kaçma şüphesinin bulunması, anılan nedenlerle CMK’nın maddesindeki tutuklama koşullarının ortadan kalkmadığı, 6352 sayılı Yasanın CMK’nın maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanunun maddesi ile öngörülen “adli kontrol” hükümlerinin de yeterli olmayacağı anlaşılmakla tahliye talebinin reddi yönünde verilen kararın usul ve yasaya uygun olup, düzeltilmesini gerektiren bir durum bulunmadığı anlaşıldığından itirazın reddine...” . İtirazın reddi kararı 16/11/2012 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 17/12/2012 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. İzmir Ağır Ceza Mahkemesi 23/1/2013, 3/4/2013, 2/5/2013, 30/5/2013 ve 5/6/2013 tarihlerinde aynı gerekçelerle (Bkz. § 13) başvurucunun tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. İzmir Ağır Ceza Mahkemesi 3/7/2013 tarihli oturumda mütalaasını bildirmesi için dosyanın iddia makamına tevdiine, başvurucu Ferit Çelik’in tutuklu kaldığı süreler nazara alınarak tahliyesine karar vermiştir. İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin 11/3/2014 tarih ve E.2012/74 sayılı kararı ile 6526 sayılı Kanun hükümleri gereğince Antalya Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verdiği dava dosyası, Antalya Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/65 sırasına kaydedilmiştir. Antalya Ağır Ceza Mahkemesince 10/7/2014 tarih ve E. 2014/65, K. 2014/224 sayılı kararıyla, başvurucunun silahlı terör örgütü propagandası suçundan açılan kamu davasının 6352 sayılı Kanun’un geçici maddesi uyarınca ertelenmesine, silahlı örgüt üyesi olmak suçundan 7 yıl 6 ay, görevi yaptırmamak için direnme suçundan ise 1 yıl 9 ay 10 gün olmak üzere toplam 8 yıl 15 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu hakkındaki dava Yargıtayda temyiz aşamasında derdesttir.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin (1), (3), ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. …. (3) Suçun, kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır. (4) Suçun, silâhla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.” 5237 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.” 12/4/1991 tarih ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun maddesi şöyledir:“3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda, gerek o fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı aşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.Suçun, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olması dolayısıyla ilgili maddesinde cezasının artırılması öngörülmüşse; sadece bu madde hükmüne göre cezada artırım yapılır. Ancak, yapılacak artırım, cezanın üçte ikisinden az olamaz.(Ek fıkra: 22/7/2010 - 6008/4 md.) Bu madde hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz.” 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir;“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (Madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), …(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.”