T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/859 KARAR NO : 2025/1771 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06.10.2022 NUMARASI : 2018/1262 Esas 2022/658 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Tazminat Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) KARAR TARİHİ : 11.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 11.12.2025 İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.10.2022 …
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/859 KARAR NO : 2025/1771 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06.10.2022 NUMARASI : 2018/1262 Esas 2022/658 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Tazminat Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) KARAR TARİHİ : 11.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 11.12.2025 İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.10.2022 tarih 2018/1262 Esas 2022/658 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davalı ... A.Ş.'nin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, davalı ... A.Ş.'nin ise ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı, dava dışı ...'ın işleteni, dava dışı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın davacıya ait .... plakalı araca çarparak hasarlanmasına neden olduğunu, İzmir 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/110 D.iş sayılı dosyasında hasarın 78.000,00 TL, aracın piyasa rayiç değerinin 178.000,00 TL, sovtaj bedelinin ise 100.000,00 TL olduğunun tespit edildiğini, sigorta şirketlerinde yapılan yasal süresindeki başvurularının sonuçsuz kaldığını, davalı ... AŞ'den 36.000,00 TL, bu poliçe teminat sınırını aşan 100,00 TL'nin ise davalı ...'dan yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir. CEVAP : Davalı ... A.Ş. vekili, ... plakalı aracın trafik sigorta poliçesinin düzenleyen sigorta şirketi tarafından yapılmış bir ödeme olup olmadığı, trafik sigortası limitlerinin tüketildiğine ilişkin trafik sigortasını düzenleyen sigorta şirketinden bir yazı alındığı ihtarmamelerinde belirtilmediğinden müvekkili şirket tarafından başvurunun değerlendirilmeye alınmadığını, aracın rayiç değerinin oldukça yüksek tespit edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili, dava dilekçesinde talep sonucunun açıklanmadığını, hasar bedeli ve değer kaybı bedelinin ayrı ayrı açıklanması gerektiğini, davacı tarafından yaptırılan tespit ile hasar miktarının kaza ile uyumsuz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kazanın oluşumunda davalı tarafa ait ... plakalı araç sürücüsünün %100 oranında tam ve asli kusurlu olduğu, davacı tarafa ait ..... plaka sayılı araç sürücüsünün kusursuz olduğu, kaza nedeniyle davaya konu ..... plakalı araçta yedek parça ve işçilik olmak üzere toplam 826,00 TL (KDV Dahil) hasar meydana geldiği, araçta kaza nedeniyle değer kaybı meydana gelemeyeceğinin tespit edildiği, talimat yolu ile trafik bilirkişisinden alınan raporda sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde birinci derecede asli kusurlu olduğu, davacıya ait araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'den alınan raporda kaza ile hasarın uyumsuz olduğunun, davacıya ait araçtaki hasarın belirtildiği şekilde meydana gelemeyeceğinin, illiyet bağının bulunmadığının, kaza ile hasar uyumsuz bulunduğu için kusur değerlendirmesi yapılamayacağının bildirildiği, İTÜ Makina Fakültesi öğretim görevlileri heyetinden alınan bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu, kaza ile hasar arasında illiyet bağı bulunmadığı, davacıya ait araçtaki hasarın KDV dahil 826,00 TL olabileceği yönünde görüş bildirildiği, İTÜ Trafik Kürsüsü raporuna göre kazanın arkadan çarpa şeklinde gerçekleşmesi nedeniyle davacının maliki olduğu aracın yalnızca arka tamponunun hasarlandığı, hasar bedelinin 826,00 TL olduğu, oluşan hasarın niteliği itibariyle değer kaybının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 826,00 TL hasar bedelinin davalı ... A.Ş.' den (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) talep ile bağlı kalınarak 08.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine, davacı vekilinin değer kaybı talebinin reddine, davalı ... A.Ş.'ye karşı açılan davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, kaza tespit tutanağında yer verilen kaza yeri krokisinde müvekkili şirkete ait aracın ön kısmı ile trafik levhası ve trafik ışık direğine çarptığının belirtildiğini, tutanağı düzenleyen resmi trafik ekiplerince kaza yerinde yapılan değerlendirmede araçların ön kısımlarında ve trafik direklerince oluşan hasarın kaza ile uyumlu olduğunun ifade edildiğini, tespit dosyasında alınan rapor ile müvekkiline ait araçta 78.000,00 TL tutarında zarar oluştuğunun tespit edildiğini, bu rapora itibar edilmeme ve aracın önünde oluşan hasarın reddedilme sebebinin gerekçeli kararda tartışılıp açıklanmadığını, kazada karşı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, sigorta şirketlerince tespit raporuna rağmen zararın tazmin edilmediğini, kaza tespit tutanağında yer alan kaza yeri krokisinde müvekkiline ait aracın trafik lambasına çarptığının gösterilmesine rağmen ön tarafında hasar olmadığının kabul edilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece tutanak mümzilerinin beyanları celp edilerek yeniden rapor alınmasına karar verildiğini, ancak tutanak mümzilerinin kaza tarihinden yaklaşık 2,5 yıl sonra alınan beyanında aynı gün 3-4 tane kazaya daha gittiklerini ve aynı yerde sıklıkla kaza olduğunu beyan ederek müvekkiline ait aracın kaza tutanağından farklı olarak kırmızı ışıkta durakalma halinde olduğu ifade edildiğinden Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 18.03.2021 tarihli raporda "..... plakalı aracın ilk çarpışma anında duraklamakta olduğu kabul edilerek arka tarafındaki hasarın da en az ön kısımdaki kadar büyük olması gerektiği ve kaza ile hasarın uyumsuz olduğu yönünde kanaat bildirildiğini, hüküm kurmaya elverişsiz ve itirazları karşılamaktan uzak ATK ve İTÜ raporları doğrultusunda sadece tamponda hasar oluştuğunun kabulünün haksız ve hukuka aykırı olduğunu, çarpmanın etkisiyle aracın ön kısmında oluşan hasarın göz ardı edildiğini, müvekkiline ait araçta oluşan arka hasarın, kırmızı ışıkta bekleyen bir araca arkadan çarpılmasıyla oluşacak bir hasar şeklinde olmasının beklenemeyeceğini, müvekkiline ait aracın hareketli olmaması ve kırmızı ışıkta bekliyor olması halinde arkadan çarpmanın etkisiyle her iki aracın da çarpışma sonrası farklı yönlerdeki farklı iki trafik lambası direklerine çarpmasının da beklenemeyeceğini, seyir halindeki bir araca arka tampon sol taraftan çarpılması halinde aracın dengesi bozulup savrulabileceği gibi o anki sürücü refleksiyle ani manevra yapılması sonucu da aracın direksiyon hakimiyetinin kaybolabileceğini, İzmir 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/110 D. İş delil tespit dosyasında tespit edilen hasar kaydına riayet edilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle davacının aracında oluşan hasarın ZMMS ve İMMS kapsamında tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Rizikonun gerçekleştiğini ve gerçekleşen bu rizikonun teminat kapsamı içinde kaldığını sigortalı ispatlamak zorunda iken, TTK'nın 1409. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddia ise sigortacı tarafından kanıtlanmalıdır. (Yargıtay HGK 05/03/2020 tarihli ve 2018/17-1083 E.- 2020/259 K.) Bir başka ifade ile rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ispat külfeti davalı sigorta şirketinde olup sigorta şirketi tarafından rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğinin soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin ZMSS Genel Şartlarının A.3. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı ZMSS Genel Şartlarına ve 6102 sayılı TTK'nın 1446. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmediği veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu teminat içinde kalmış gibi ihbar ettiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer. Bu durumda, sigortalı zararın poliçe kapsamına kaldığını ispat etmek zorundadır. Bu çerçevede, ATK Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen 18.03.2021 tarihli raporda, çarpma neticesinde araçlar arasında bir enerji aktarımı olduğu, çarpan aracın sönümlenen enerjisinin çarpılan araca aktarıldığı, davacıya ait .... plakalı aracın ilk çarpışma anında duraklamakta olduğu için enerjisinin sıfır olduğu, yani çarpılan enerjinin tamamıyla arkasında bir hasar izdüşümü oluştuğu ve ötelenme şeklinde aktarımı gerçekleştiği, aracın arka kısmındaki hasarın en az ön kısmındaki hasar büyüklüğünde olmasının beklendiği, oysa arka tamponun sol köşesinde sürtük şeklinde basit hasar bulunduğu, sürüklendiği mesafe ve çıkılan kaldırımda da aktarılan enerjinin belli bir kısmının sönümleneceği, araç ötelenip direğe çarpsa bile önündeki hasarın, arkasındaki hasardan daha az olmasının beklendiği, hasar fotoğrafları irdelendiğinde aracın ön kısmındaki hasarın arka kısmına göre uyumsuz olduğu, iddia edilen kaza ile hasar arasında illiyet bağı kurulamadığı tespit edilmiştir. İtiraz üzerine İTÜ Makina Fakültesi Öğretim Üyelerinden oluşan heyetten alınan raporda da Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporuna iştirak edildiği, meydana gelen kaza ile davacıya ait .... plakalı araçtaki hasarın uyumsuz olduğu ve kaza ile ..... plakalı araçtaki hasar arasında bir illiyet bağı bulunmadığı bildirilmiştir. Davalı sigorta şirketleri tarafından rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiği savunulmaktadır. Kaza tespit tutağı resmi belge hükmünde ise de, aksinin her türlü delil ile ispat edilmesi mümkündür. Nitekim, kazaya karışan araçların konumu, oluşan hasar, çarpma noktası ve araçların kaza sonrasındaki yönelimi göz önüne alındığında kazanın ihbar şeklinin fizik kurallarına uygun düşmediği, kazanın davacının ileri sürdüğü şekilde gerçekleşmediği, kaza ile zararın uyumsuz olduğu ve bu nedenle taraflar arasında düzenlenen kaza tespit tutanağının olayın gerçekleşeme şekli ile örtüşmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının doğru ihbar yükümlülüğüne aykırı davrandığı somut deliller ile ispat edildiğinden ispat yükü yer değiştirmiştir. Artık, zararın poliçe kapsamında kaldığını davacı ispat etmek zorundadır. Rizikonun gerçekleşme şeklini iyi niyet kurallarına aykırı şekilde bildiren davacı tarafından sunulan deliller ile tüm dosya içeriğinden kazanın ihbar edildiği şekilde gerçekleştiği olgusu ispat edilememiştir. Teknik bilirkişi raporları karşısında davacının dayandığı deliller iddiasını ispata muktedir değildir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, araçta meydana gelen zararın kaza ile uyumlu olmadığının tespit edilmesine, hasarın teminat dışında kaldığı olgusunun sigorta şirketlerince somut delillerle ispatlanmış olması üzerine ispat yükünü üstüne alan davacı tarafından zararın poliçe kapsamında kaldığının ispat edilememesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, istinafa gelenin sıfatına göre ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacının istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.