TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR BİLKUR AVCI BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2018/12613) Karar Tarihi: 16/12/2020 Başvuru Numarası : 2018/12613 Karar Tarihi : 16/12/2020 2İKİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCIRıdvan GÜLEÇYıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Eren Can BENAKAY Başvurucu : Bilkur AVCI Vekili : Av. Buğra BİLEN I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, ilave tediye alacağının tahsili amacıyla açılan dava nın muvazaa konusundaki Yargıt
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR BİLKUR AVCI BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2018/12613) Karar Tarihi: 16/12/2020 Başvuru Numarası : 2018/12613 Karar Tarihi : 16/12/2020 2İKİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCIRıdvan GÜLEÇYıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Eren Can BENAKAY Başvurucu : Bilkur AVCI Vekili : Av. Buğra BİLEN I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, ilave tediye alacağının tahsili amacıyla açılan dava nın muvazaa konusundaki Yargıtay daireleri arasındaki görüş ayrılığı dolayı sıyla reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. II. BAŞVURU SÜRECİ 2. Başvuru 2/5/2018 tarihinde yapılmıştır.3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön i ncelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. 4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Böl üm tarafında n yapılmasına karar verilmiştir. 5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve es as incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. 6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. III. OLAY VE OLGULAR 7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili ola ylar özetle şöyledir: Başvuru Numarası : 2018/12613 Karar Tarihi : 16/12/2020 38. Başvurucu 4/1/2004 tarihinden itibaren Sağlık Bakanlığına (İd are) bağlı Zonguldak Devlet Hastanesinde alt işverence yapılan hizmet akdine dayalı bir şekilde tıbbi sekreter olarak çalışmaktadır. 9. Başvurucu, İdare ile alt işverenler arasında yapılan sözleşme nin muvazaalı olduğunu, kendisinin işe alımının İdare tarafından yapıldığını ileri sürerek 4/7/1956 tarihli ve 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun uyarınca her bir yıllık çalışma süresi içinde öd enmesi gereken iki aylık tutarındaki ilave tediye alacağının ödenmesi amacıyla İdare ale yhine dava açmıştır. 10. Zonguldak 2. İş Mahkemesi (Mahkeme) 4/1/2017 tarihli kararla davanın kabulüne karar vermiştir. Gerekçeli kararda İdare ile alt işve renler arasında kurulan alt işverenlik ilişkilerinin muvazaa kriterlerini taşıdığı belirtil miştir. Mahkeme hizmet alım sözleşmesi ile takip edilen amacın işçi temini olduğunu bu sebe ple alt işverenliğe konu hizmet sözleşmesinin muvazaalı olduğu değerlendirmesinde bulunm uştur. Muvazaa nedeniyle de başvurucunun başlangıçtan itibaren İdarenin işçisi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu değerlendirme sonucunda başvuruc unun Kanun ile tanınan ilave tediye alacağından yararlanma hakkı bulunduğu sonucuna varmıştı r. 11. İdare, kararı temyiz etmiştir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi (D aire) 30/3/2017 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararının bozulmasına karar v ermiştir. Anılan kararda başvurucunun yerine getirdiği tıbbi sekreterlik görevinin yardı mcı iş niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Yardımcı işin bölünerek alt işveren firmaya ver ilmesinde kanuni bir engel bulunmadığı ifade edilerek İdare ile alt işveren arasında yapıl an sözleşmenin muvazaalı olmadığı sonucuna varılmıştır. Alt işverenin de 6772 sayılı Kan un kapsamında olmaması nedeniyle başvurucunun tediye alacağı hakkı bulunmadığı değerle ndirilmiştir. 12. Mahkeme, bozma kararına uyarak 13/7/2017 tarihinde davayı re ddetmiştir. Başvurucunun temyiz talebi aynı Dairenin 18/1/2018 tarihli kara rıyla reddedilmiştir. 13. Nihai karar 2/4/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 2/5/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. IV. İLGİLİ HUKUKA. Ulusal Hukuk 1. Kanun Hükümleri 14. 6772 sayılı Kanun un 1. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Umumi, mülhak ve hususi bütçeli dairelerle mütedavil sermayeli müesseseler, sermayesinin yar ısından fazlas ı Devlete ait olan şirket ve kurumlarla belediyeler ve bunlara bağlı teşekküller, 3460 ve 3659 say ılı kanunlar ın şümulüne giren İktisadi Devlet Teşekkülleri ve di ğer bilcümle kurum, banka, ortakl ık ve müesseselerinde müstahdem olanlardan İş Kanununun şümulüne giren veya girmiyen yerlerde çal ışmakta olan ve İş Kanununun muaddel birinci maddesindeki tarife göre i şçi vasf ında olan kimselere, ücret sistemleri ne olursa olsun, her y ıl için birer ayl ık istihkaklar ı tutar ında ilave tediye yap ılır.'' 15. 6772 sayılı Kanun un 2. maddesi şu şekildedir: Başvuru Numarası : 2018/12613 Karar Tarihi : 16/12/2020 4"Birinci maddede sözü geçen i şçilerden maden i şletmelerinin munhas ıran yeralt ı işlerinde çal ışanlar ına bu işlerde çal ıştıklar ı müddetle mütenasip olarak her y ıl için ayr ıca birer ayl ık istihkaklar ı tutar ında bir ilave tediye daha yap ılır.'' 16. 6772 sayılı Kanun un 3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Birinci ve ikinci maddelerde yaz ılı olan işçilere mezkür maddeler gere ğince yap ılan tediyelerden ayr ı olarak her y ıl için bir ayl ık istihkaklar ı tutar ını geçmemek üzere Cumhurba şkan ı karariyle ayn ı nispette bir ilave tediye daha yap ılabilir.'' 17. 6772 sayılı Kanun un 7. maddesi şöyledir: "Bu kanun ne şri tarihinden itibaren mer'idir.'' 2. Yargıtay Kararları 18. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 1/6/2020 tarihli ve E.2017/1557 0, K.2020/447 sayılı kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: "Davac ı işçinin zaman zaman hasta ta şımas ı, oksijen tüplerinin ta şınmas ı, t ıbbi atıklar ın temizliği gibi işlerde çal ıştırıldığı tan ıklar taraf ından aç ıklanm ış ise de yap ılan bu işleri ar ızi olarak yapt ığı anlaşılmakla sözü edilen soyut anlat ımlar karşısında davac ının tamamen alt i şverene verilen i şlerin kapsam ı dışında çal ıştırıldığı ispatlanamad ığından as ıl işveren-alt i şveren ilişkisinin muvazaal ı olduğundan söz edilemez. Böyle olunca ilave tediye ücretinin reddine karar verilmesi ve tazminata esas ücrette ilave tediye ücreti dikkate al ınmaks ızın hesaplama yap ılarak emekli olmak suretiyle ayr ılan davac ı işçinin k ıdem tazminat ına hak kazand ığının kabulü ile istekle ilgili hüküm kurulmas ı gerekir." 19. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 17/10/2019 tarihli ve E.2017/12 251, K.2019/18361 sayılı kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledi r: ''İşin sevk ve idaresinin as ıl işveren olan daval ı bakanl ık taraf ından yap ıldığı, işin yap ımındaki tüm araç gereç ve malzemenin as ıl işverene ait oldu ğu, çal ışma plan, süre v e koşullar ının, fazla mesailerin ve izinlerin as ıl işveren olan bakanl ıkça belirlendi ği, alt işveren değiştiği anda as ıl işverene ait i şyerinde çal ışanlar ın ayn ı şart ve ko şullard a çal ışmaya devam etti ği, hizmeti sat ın al ınan alt işveren firmalar ın kendileri aç ısından işyeri oluşturabilecek ayr ı bir iş organizasyonunun bulunmad ığı, işe al ım ve ç ıkar ımlarda as ıl işverenin söz sahibi oldu ğu, alt işveren ve as ıl işveren işçilerinin birlikte çal ıştıklar ı, yap ılan işverenlik sözle şmelerinin muvazaal ı olduğu anlaşılmıştır. Bu husus daval ı tan ık beyanlar ı ile dahi desteklenmi ştir. Bu itibarla: Ta şeron firmalar ın sözleşmeye konu i şi gerçekle ştirmekten ziyade, i şçi temini şeklinde bir mahiyete büründü ğü, bu durumun 4857 say ılı Yasa'n ın 2. ve 3. maddeleri ile yönetmeli ğe uygun olmad ığı, gerçek i şverenin daval ı Sağlık Bakanl ığı olduğu, işçilerin taşeron firmalar de ğişmesine ra ğmen ayn ı konumda, sürekli ve kesintisiz olarak çal ışmaya devam ettikleri, emir ve talimatlar ı da daval ı işyeri, kurum, amir ve yetkililerinden alara k görevlerini ifa ettikleri, gerekti ğinde başka görevde istihdam edilmelerinin, hizmet al ım sözleşmelerinin sadece şekil şartlar ını tamamlamaya matuf oldu ğu anlaşıldığından, somut olayda da; davac ının gerçek i şvereni daval ı T.C. Sa ğlık Bakanl ığıdır ve davac ı ilave tediyeye hak kazanacakt ır. Başvuru Numarası : 2018/12613 Karar Tarihi : 16/12/2020 5İlave tediye alaca ğının; kapsam ı, yararlanacaklar, yararlanma şartlar ı, miktar ı ve ödeme zaman ı 6772 say ılı Devlet ve Ona Ba ğlı Müesseselerde Çal ışan İşçilere İlave Tediye Yap ılmas ı Hakk ındaki Kanun ile düzenlenmi ştir. Kanunun l'inci maddesinde, Devlet ve ona bağlı kurumlar ın hangileri oldu ğu, ayr ıca yararlanacak ki şiler aç ıkça belirtilmi ştir. Buna göre: A.) İşveren kapsam ı yönünden Devlete ve ona ba ğlı olmak üzere; 1.) Genel, katma ve özel bütçeli daireler, 2.) Sermayesi de ğişen kurumlar, 3.) Sermayesinin yar ısından fazlas ı Devlete ait olan şirket ve kurumlar ve bunlara ba ğlı kuruluşlar, 4.) Belediyeler ve belediyelere ba ğlı kuruluşlar, 5.) 3460 ve 3659 say ılı Kanun kapsam ına giren, sermayesinin tamam ı Devlete ait olan veya bu sermaye ile kurulan iktisadi Devlet Kurulu şlar ı olarak belirlenmi ş olup, sonuç itibari ile kapsam bak ımından yasan ın, Devlet taraf ından yasa ve yasan ın verdiği yetki ile idari i şlemle kurulan ve kamusal yetki ve ayr ıcal ıklardan yararlanan kamu tüzel ki şilikleri ve bunlara ba ğlı kuruluşlarda iş sözleşmesi ile çal ışanlara uygulanaca ğından, davac ının ilave tediye alaca ğının kabulü gerekirken, yaz ılı gerekçeyle reddi hatal ı olup bozmay ı gerektirmi ştir.'' 20. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 20/9/2018 tarihli ve E.2018/684 8, K.2 018/16298 sayılı kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: "İlave tediye alacaklar ının kapsam ı, yararlanacaklar, yararlanma şartlar ı, miktar ı ve ödeme zaman ı 6772 say ılı Devlet ve ona ba ğlı müesseselerde çal ışan işçilere ilave tediye yap ılmas ı hakk ındaki kanun ile düzenlenmi ştir. Kanun'un 1. maddesinde, Devlet ve ona bağlı kurumlar ın hangileri oldu ğu, ayr ıca yararlanacak ki şiler aç ıkça belirtilmi ştir. Somut uyu şmazl ıkta; dosyadaki bilgi ve belgeler ile ayn ı işyerinde çal ışan davac ının eşinin benzer nitelikteki dosyas ı ve tan ık anlat ımlar ı birlikte dikkate al ındığında, davac ının daval ı bakanl ığa bağlı Muradiye Devlet Hastanesinde temizlik görevlisi olarak i şe alınmas ına karşın hizmet al ım sözleşmesine konu temizlik i şi d ışında fiilen hasta bak ıcı olarak çal ıştırıldığı ve fizik tedavi bölümünde fizik tedavi ile ilgili uygulamalara kat ılarak hemşirelerin yapt ığı işlerin davac ıya yapt ırıldığı, yani davac ının ağırlıklı olarak hastanenin asıl işlerinde çal ıştırıldığı anlaşılmaktad ır. Davac ı işçi aç ısından alt i şverenlik sözleşmelerinin muvazaal ı bir ilişkiye dayand ığı ve başlang ıçtan itibaren T.C. Sa ğlık Bakanl ığı işçisi olarak çal ıştığı anlaşılan davac ının ilave tediye alaca ğından yararlanaca ğı ortadad ır. Davac ının ilave tediye alaca ğı talebinin kabulü yerine yan ılgılı değerlendirme ile talebin reddine karar verilmesi hatal ı olup, bozmay ı gerektirmi ştir.'' 21. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 21/3/2018 tarihli ve E.2017/646 4, K.2018/5867 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "Somut uyu şmazl ıkta, Mahkemece, hastane kay ıtlar ı ve alt i şverenlerle yap ılan sözleşmeler üzerinde inceleme yap ılarak davac ının bu sözle şmeler çerçevesinde çal ıştırılıp çal ıştırılmad ığı, sözleşmede belirtilen i şlerin haricinde i ş yap ıp yapmad ığı, gerekirse ke şif incelemesi yap ılarak ara ştırılmadan, yukar ıdaki ilkeler çerçevesinde daval ılar aras ındaki asıl işveren alt i şveren ilişkisinin muvazaal ı olup olmad ığı dosyaya özgü şekilde tart ışılıp gerekçelendirilmeden, kendi içinde çeli şkili gerekçe ile davac ının ilave tediye alaca ğının hüküm alt ına al ınmas ı, T.C. Anayasa' s ının 138, 141. maddeleri ile HMK. nun 297. maddesine ayk ırı olup, bozmay ı gerektirmi ştir.'' 22. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 24/9/2018 tarihli ve E.2017/14 348, K.2018/19830 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "Somut olayda; davac ı işçi, daval ı ile dava d ışı yüklenici firmalar aras ında imzalanan hizmet al ım sözleşmelerinin temizlik hizmetine ili şkin olduğunu; ancak, i şçilerin yapt ıklar ı işlerin temizlik i şi olmad ığını, davac ının yard ımc ı personel/destek personeli olarak Başvuru Numarası : 2018/12613 Karar Tarihi : 16/12/2020 6çal ıştığını, bahsi geçen hizmet al ım sözleşmelerinin muvazaal ı olduğunu ileri sürmüş; iddias ını ispatlamak üzere tan ık deliline dayanm ıştır. Mahkemece; davac ı tan ıklar ı dinleni p bilirkişi raporu al ınarak daval ı yanca sunulan hizmet al ım sözleşmeleri çerçevesinde değerlendirme yap ılmış ve daval ı ile yüklenici firmalar aras ında 2011-2014 dönemind e imzalanan hizmet al ım sözleşmelerinin muvazaal ı olduğu ve davac ının daval ı üniversit e işçisi say ılmas ı gerektiğine karar verilerek, dava konusu alacaklar hüküm alt ına al ınm ıştır. Ancak, mahkemece dinlenen davac ı tan ıklar ından M.K.'nin daval ıya karşı açt ığı benzer mahiyette dava dosyas ının bulunmas ı nedeniyle daval ı işveren ile husumetli oldu ğu ve çıkacak karardan kendisinin de menfaat sa ğlayacak durumda oldu ğu görülmektedir. Şu halde bu tan ığın beyan ına itibar edilemeyecektir. Davac ı ile birlikte çal ıştığını ifade eden diğer davac ı tan ığı ise, davac ı ile birlikte fiilen yapt ıklar ı işten bahsetmemi ş, muvazaa iddias ına ilişkin olarak sadece emir ve talimatlar ı hastane ba şhemşiresi ve yan ı sıra şirket yetkililerinden ald ıklar ını beyan etmi ştir. Daval ıya ait hastanede ihbar olunan şirketi n üstlendiği iş kapsam ında çal ışan davac ıya işin yürütümü ile ilgili gün içinde daval ı üniversite yetkililerince verilen emir ve talimatlar tek ba şına as ıl işveren alt i şveren ilişkisinin muvazaal ı olduğunu göstermez. Bu itibarla, dosya içeri ğine göre muvazaa iddias ına ilişkin ispat yükünün yerine getirilemedi ği anlaşılmakla, mahkemece ilave tediy e alacağı talebinin reddi gerekirken bu alaca ğın yaz ılı gerekçeyle hüküm alt ına al ınmas ı hatal ı olup bozmay ı gerektirmi ştir." 23. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 5/6/2017 tarihli ve E.2017/346 48, K.2017/13236 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "Somut olayda, Sa ğlık Bakanl ığına bağlı Adana Numune E ğitim ve Ara ştırma Hastanesinde kan alma bölümünde laborant olan davac ı tan ık ifadelerine göre; kan alma, kan tahlili i şi, bunun bilgisayara kayd ına dair tüm i şleri yapmaktad ır. Tan ık E.A.'n ın Yarg ıtay 9. Hukuk Dairesinden geçen 2012/6487 esas - 2014/11486 karar say ılı dosyas ına göre de yapt ıklar ı hizmetlerin tamam ının hastanenin as ıl işi niteliğinde oldu ğu, bu nedenle uzmanl ık gereken i şler kapsam ında değerlendirilemeyece ği için alt i şverenler e verilemeyece ği aç ıktır. Daval ı hastane sa ğlık hizmeti i şini her ne kadar ihale ile al ıyor ise de ihaleler sonunda ihale alan firmalar ın değişmesine ra ğmen çal ışanlar ın hiç değişmediği çal ışanlar ın ihale süreçlerinden haberdar olmad ığı gibi ihaleyi alan şirket yetkililerini d e hiç tan ımad ıklar ı yap ılacak işin çal ışma şeklinin çal ışma saatlerinin ve görev yerlerinin tamamen Numune Hastanesinin yetkililerince belirlendi ği ve yine çal ışanlar ın izin gibi işlemlerini yine bu merkez yetkililerince düzenlendi ği ve davac ının daval ı hastanenin i şi dışında başka bir işte çal ışmam ış olduklar ı, alt işverenle yap ılan ihale sözle şmesi ve teknik şartnamede de ğerlendirildi ğinde, Sağlık Bakanl ığının as ıl işveren oldu ğu, Adana Numune Eğitim ve Ara ştırma Hastanesi ile aralar ındaki ilişkinin muvazaal ı olduğu kabul edilmi ştir. Ayn ı tarihte i ş sözleşmeleri feshedilen ve davac ı ile ayn ı işi yapan birçok i şçinin açm ış olduklar ı işe iade veya i şçilik alacaklar ı davalar ında İş Mahkemelerince alt i şverenle yap ılan ihale sözle şmesinin muvazaal ı olduğu ve Sağlık Bakanl ığının as ıl işveren oldu ğuna karar verilmi ş olup verilen kararlar Yarg ıtay denetiminden geçerek kesinle şmiştir. Hal böyle olunca Mahkemece davac ının daval ı Bakanl ığın çal ışanı olmas ı sebebiyle ilave tediye alacağına hak kazanaca ğı gözetilmeksizin kabulü yerine reddi hatal ı olup tekrar bozmay ı gerektirmi ştir." 24. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 29/1/2015 tarihli ve E.2014/35 860, K.2015/1476 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "Somut olayda, Çal ışma ve Sosyal Güvenlik Bakanl ığı iş müfettişleri taraf ından, 01.01.2008-31.12.2010 aras ında bin i şçi ile yap ılan temizlik hizmetleri i şi ile bu i şten ayr ılarak, 01.01.2009-31.12.2010 aras ında ikiyüz i şçi ile yap ılan biyomedikal aletlerin temizlik i şi sözleşmelerinin as ıl işveren ile alt i şveren aras ında muvazaa tan ımına uygun Başvuru Numarası : 2018/12613 Karar Tarihi : 16/12/2020 7olarak yap ıldığı, bu işlerde çal ışan işçilerin ba ştan beri as ıl işveren işçisi olduğu tespit edilmiş, daval ı ve ilgili firmalar taraf ından rapora usulüne uygun itirazda bulunulmam ıştır. Dosya içeri ğine göre, davac ı bu ihalelerden biri kapsam ında çal ışmış olup dava tarihinde çal ışmas ını sürdürmektedir. Aç ıklanan muvazaa tespiti davac ının çal ıştığı 01.01.2008-31.12.2010 aras ında bin i şçi ile yap ılan temizlik hizmetleri i şi ile s ınırlı olara k geçerlilik ifade edece ğinden, davac ının ilave tediye alaca ğı muvazaa tespiti yap ılmış olan bu dönem için hesaplanarak hüküm alt ına al ınmal ıdır. Söz konusu alaca ğın yaz ılı şekilde dava tarihine kadar kabul edilmesi hatal ı olup bozmay ı gerektirmi ştir." B. Uluslararası Hukuk 25. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: Herkes davas ının medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyu şmazl ıklar ya da ceza i alanda kendisine yöneltilen suçlamalar ın esas ı konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağıms ız ve tarafs ız bir mahkeme taraf ından kamuya aç ık olarak ve makul bir süre içinde, görülmesini isteme hakk ına sahiptir... 26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) adil yargılanma hakkın ın hukukun üstünlüğünün Sözleşmeci devletlerin ortak mirası olduğunu belir ten Sözleşme nin ön sözüyle birlikte yorumlanması gerektiğini belirtmektedir. Hukukun üstün lüğünün temel unsurlarından biri, hukuki durumlarda belirli bir istikrarı garanti altına al an ve kamuoyunun mahkemelere olan güvenine katkıda bulunan hukuki güvenlik ilkesidir. Toplum un yargısal sisteme olan güveni hukuk devletinin esaslı unsurlarından biri olmasına rağm en birbirinden farklı yargı kararlarının devamlılık arz etmesi, bu güveni azaltacak nitelik te bir hukuki belirsizlik durumu yaratabilecektir ( Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye [BD], B. No: 13279/05, 20/10/2011, 57). 27. Diğer yandan hukuki güvenlik ilkesinin gerekleri ve bireyler in meşru beklentilerinin korunması, içtihadın değişmezliği şeklinde bir hak bahşetmemektedir (Unédic/Fransa, B. No: 20153/04, 18/12/2008, 74; Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, 58). Mahkemelerin yorumlarında dinamik ve evrilen bir yaklaşı mın sürdürülememesi reform ya da gelişimi engelleyeceğinden kararlardaki değişim, a daletin iyi idaresine aykırılık teşkil etmez ( Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B. No: 36815/03, 14/1/2010, 38). 28. Yüksek mahkemelerin oynaması gereken rol, tam da yargı karar ları arasında doğabilecek içtihat farklılıklarına bir çözüm getirmektir. Bunu nla birlikte yeni kabul edilmiş bir kanunun yorumlanmasında olduğu gibi bazı hâllerde içtihadın müstakar hâle gelmesinin belirli bir zamana ihtiyaç duyacağı açıktır (Z ielinski ve Pradal ve Gonzalez v e digerleri/Fransa [BD] , B. No: 24846/94, ... 34173/96, 28/10/1999, 59; S chwarzkopf ve Taussik/Çek Cumhuriyeti (k.k.), B. No: 42162/02, 2/12/2008). 29. AİHM, açık bir keyfîlik bulunan durumlar hariç ulusal mahkem elerin iç hukuku yorumlama şeklini sorgulamanın kendi görevi olmadığına dikkat ç ekmektedir. Benzer şekilde bu konuda -görünüşe göre benzer davalarda verilmiş olsalar bile - ulusal mahkemelerin farklı kararlarını karşılaştırmak da prensipte AİHM'in görevi değildir . AİHM, söz konus u mahkemelerin bağımsızlığına saygı göstermek durumundadır ( Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, 50). Başvuru Numarası : 2018/12613 Karar Tarihi : 16/12/2020 830. AİHM, iki ihtilafa farklı muamele yapılmasının incelenen ger çek olayları n farklılığından kaynaklanmış olması hâlinde çelişkili içtihatlar dan bahsedilmesinin mümkün olmadığını belirtmektedir ( Ucar/ Türkiye (k.k.) B. No: 12960/05, 29/9/2009). 31. AİHM, mahkeme kararlarının çatışma ihtimalinin her biri kend i yargı alanında yetkili olan yargılama ve temyiz mahkemeleri ağına dayalı yargı sistemlerinin doğal bir özelliği olduğunu kabul etmiştir. Bu tip uyuşmazlıklar aynı mah keme içinde de ortaya çıkabilmektedir. Bu durum, kendi içinde Sözleşme'ye aykırı olar ak değerlendirilemez ( Santos Pinto /Portekiz, B. No: 39005/04, 20/5/2008, 41; Tudor Tudor/Romanya, B. No: 21911/03, 24/3/2009, 29; Remuszko/Polonya, B. No: 1562/10, 16/7/2013, 92; Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, 51). 32. AİHM, bu konuda hüküm verirken değerlendirmesinin dayandığı kriterleri açıklamıştır. Söz konusu kriterler yüksek mahkemenin içtihadınd a derin ve süregelen farkl ılıklar olup olmadığı, iç hukukta bu tutarsızlıkların üstesinden gelme k için bir mekanizma bulunup bulunmadığı, bu mekanizmanın uygulanıp uygula nmadığı ve uygulandı ise ne ile sonuçlandığının tespitine dayanmaktadır ( Beian/Romanya, B. No: 30658/05, 6/12/2007, 37, 39; Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, 53). 33. AİHM, bu bağlamda mahkemelerin uygulamalarında tutarlılığın ve içtihatlarında yeknesaklığın sağlanması için mekanizmalar oluşt urulmasının önemini birçok defa hatırlatmış; yargı sistemlerini birbirine zıt kararlar ver ilmesini önleyecek şekilde yapılandırmanın devletlerin sorumluluğunda olduğunu ifade etmiş tir. Ne var ki bu ilkelerin AİHM'in incelemek durumunda kaldığı çelişen yorumların bir yüks ek mahkemenin birleştirici yetkisini uygulayabileceği yasal hükümlerle bağlan tılı olarak yargı sisteminin aynı dalında meydana gelen davalar için öngörüldüğü belirtilmelidir (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, 55, 80). V. İNCELEME VE GEREKÇE 34. Mahkemenin 16/12/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda baş vuru incelenip gereği düşünüldü: A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü35. Başvurucu aynı işyerinde benzer durumda olan işçiler tarafın dan muvazaa iddiası ve ilave tediye alacağının ödenmesi talebiyle ayrı ayrı dava açıldığını ifade ettikten sonra Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin muvazaa ve tediye alacağı k onusunda vermiş olduğu kararlara güvenerek dava açtığını belirtmiştir. Farklı illerde benzer durumda olup açmış olduğu davasını kazananların bulunduğunu ve yerel mahkeme karar larının Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından onandığından yakınmıştır. Başvurucu; benzer uyuşmazlıkların farklı şekilde sonuçlanmasının daha önceden bu uyuşmazlıkların temyiz incelemesini yapan Yargıtay daireleri arasındaki görüş ayrılığından kaynaklandığın ı, bu bağlamda Yargıtay 9. Hukuk Dairesince kendisi ile aynı statüde bulunan kişilerin alt işvereni ile İdarenin yapmış olduğu sözleşmenin muvazaalı olduğu kabul edilerek ilave tediye alacağına hak kazandıkları yönünde karar verilmesine rağmen Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin muvazaayı kabu l etmemesi nedeniyle ilave tediye alacağı isteğinin reddine karar verdiğini savunmuştur. Başvurucu, Yargıtay daireleri arasındaki bu içtihat farkı neden iyle yargıya olan güveni n zedelendiğini belirterek adil yargılanma hakkının ve eşitlik il kesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru Numarası : 2018/12613 Karar Tarihi : 16/12/2020 9B. Değerlendirme 36. Anayasa nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir: ''Herkes, me şru vas ıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yarg ı mercileri önünde davac ı veya daval ı olarak iddia ve savunma ile adil yarg ılanma hakk ına sahiptir. 37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hu kuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsi fini kendisi takdir eder ( Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, 16). Başvurucunun iddiasının özü nün adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin olduğu ve bu kapsamda bir inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmişti r. 1. Kabul Edilebilirlik Yönünden 38. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine ka rar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan hakkaniye te uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir old uğuna karar verilmesi gerekir. 2. Esas Yönünden a. Genel İlkeler39. Anayasa nın 36. maddesinin birinci fıkrasında; herkesin yarg ı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olar ak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. 3/10/2001 tarihli v e 4709 sayılı Kanun'un Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasına "adil yarg ılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin 14. maddesinin gerekçesine göre " değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti nin taraf oldu ğu uluslararas ı sözleşmelerce de güvence alt ına al ınm ış olan adil yarg ılama hakk ı metne dahil" edilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesinde herkesin adi l yargılanma hakkına sahip olduğu ibaresinin eklenmesinin amacının Sözleşme'de düzenlenen adil yargılanma hakkını anayasal güvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır ( Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, 54). 40. Adil yargılanma hakkı, uyuşmazlıkların çözümlenmesinde hukuk devleti ilkesinin gözetilmesini gerektirmektedir. Anayasa'nın 2. maddes inde Cumhuriyet'in nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti ilkesi, Anayasa'nın tüm maddeler inin yorumlanması ve uygulanmasında gözönünde bulundurulması zorunlu olan bir ilkedi r. 41. Bu noktada hukuk devletinin gereklerinden birini de hukuk gü venliği ilkesi oluşturmaktadır (AYM, E.2008/50, K.2010/84, 24/6/2010; E.2012/6 5, K.2012/128, 20/9/2012). Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hu kuki güvenlik ilkesi hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işl emlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duyg usunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise y asal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer v ermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritele rinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir (AYM, E.2013/39, K.2 013/65, 22/5/2013). Başvuru Numarası : 2018/12613 Karar Tarihi : 16/12/2020 1042. Hukuk kurallarının ne şekilde yorumlanacağı veya birden fazl a yorumunun mümkün olduğu durumlarda bu yorumlardan hangisinin benimseneceğ i derece mahkemelerinin yetkisinde olan bir husustur. Anayasa Mahkemesin in bireysel başvuruda derece mahkemelerince benimsenen yorumlardan birine üstünlük ta nıması veya derece mahkemelerinin yerine geçerek hukuk kurallarını yorumlaması bir eysel başvurunun amacıyla bağdaşmaz. Anayasa Mahkemesinin kanunilik ilkesi bağlamındaki g örevi, hukuk kurallarının birden fazla yorumunun varlığının hukuki belirlilik ve öngörüle bilirliği etkileyip etkilemediğini tespit etmektir ( Mehmet Arif Madenci, B. No: 2014/13916, 12/1/2017, 81). 43. Yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukun dinamizmini ve mahkemeleri n yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlama kabiliyetlerini yan sıtması yönüyle olumludur. Ancak uygulamadaki birlikteliği sağlaması beklenen yüksek mahke meler içinde yer alan dairelerin benzer davalarda tatmin edici bir gerekçe göstermeks izin farklı sonuçlara ulaşması, bir kararın belirli bir daireye düştüğü takdirde onanacağı, baş ka bir daire tarafından ele alındığı takdirde bozulacağı gibi ihtimale dayalı ve birbirine zıt sonuçları ortaya çıkarır. Bu ise hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine ters düşec ektir. Ayrıca böyle bir algının toplumda yerleşmesi hâlinde bireylerin yargı sistemine ve mahke me kararlarına duymaları beklenen güven zarar görebilir ( Türkan Bal [GK], B. No: 2013/6932, 6/1/2015, 64). 44. Anayasa Mahkemesi; bu noktada derece mahkemelerinin hukuk ku rallarını yorumlamasından kaynaklanan içtihat farkının süregelen bir hâl aldığı, başka bir anlatıml a kısa sayılamayacak bir zaman dilimi içinde uygulamada birliğin sağlanamadığı durumlarda uygulamadaki tutarsızlıkları ortadan kaldıracak nitelikteki ted birlerin önemine işaret etmektedir. 45. Hukukun üstünlüğü ilkesi gereği yargı sistemine olan güveni sağlamak ve korumakla yükümlü olan devlet, aynı yargı koluna dâhil mahkemel er arasındaki derin ve süregelen içtihat farklılıklarını ortadan kaldırabilecek niteli kte bir mekanizmayı kurmak ve bu mekanizmanın etkin bir şekilde işleyişini sağlayacak düzenle meler yapmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri ol arak kabul edilmelidir. (Engin Selek , B. No: 2015/19816, 8/11/2017, 58). 46. Öte yandan Anayasa Mahkemesi, içtihat farklılığını değerlend irdiği bir kararında Yargıtayın istikrarlı olarak uygulanan içtihattan ayr ılarak yeni bir yaklaşımı benimsemesi hâlinde kamuoyu nezdinde yargıya olan güvenin muhaf aza edilmesi bakımından yeni yaklaşımın istikrarlı bir şekilde uygulanması g erektiğine dikkat çekmiş ve içtihat değişikliği sonucunda benimsenen yaklaşımın uygulamada birliği sağlamakla görevli yüksek mahkemeler tarafından istikrarlı olarak uygulanmamasının adil yargılanma hakkını ihlal edebileceğine karar vermiştir ( Hakan Alt ıncan [GK], B. No: 2016/13021, 17/5/2018, 48). 47. Anayasa Mahkemesi sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfı çalı şanlarının ilave tediye alacağına hak kazanıp kazanmayacağı hususunda süregelen içtihat farklılığını değerlendirdiği Yasemin Bodur kararında içtihat farklılığının d erinleşmiş ve sürekli bir nitelik kazanmış olduğu, bu durumun davaların somut özelliğinde n kaynaklanmadığı ve bu durumun ortadan kaldırılmasını sağlayacak içtihadı birleştirme kararı gibi elverişli bir mekanizma işletilmemesi nedenleriyle varılan sonucun başvurucu için öngörülemez olduğu ve yargılamanın hakkaniyetini zedelediği sonucuna ulaşmıştır ( Yasemin Bodur , B.No:2017/29896, 25/12/2018, 52). Başvuru Numarası : 2018/12613 Karar Tarihi : 16/12/2020 11b. İlkelerin Olaya Uygulanması 48. Başvuruya konu somut davanın niteliği aslında tediye alacağı na ilişkindir. Derece mahkemeleri önce başvurucuların kamu işçisi olup olmadığ ını tespiti amacıyla muvazaa olgusunu değerlendirmiştir. Muvazaa konusu Yargıtay kar arlarına da konu olmuştur. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, çalışanların alt işverence iş sözleşmesinde belirtilen işlerde ve koşullarda çalıştırıldığının tespit edilmesi durumun da asıl işveren ile alt işveren arasında muvazaanın bulunmadığına dolayısıyla da ilave tediye a lacağına hak kazanamayacağına karar vermiştir. Öte yandan yine aynı Daire, ç alışanların iş sözleşmesinde belirtilen işler dışında çalıştırıldığının tespit edilmesi hâli nde ise asıl işveren ile alt işvere n arasında yapılan sözleşmenin muvazaalı olduğu, bu nedenle çalış anların baştan beri asıl işverenin işçisi sayılması gerektiğini belirtmiş ve çalışanları n bu durumda ilave tediye alacağına hak kazanacağına karar vermiştir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi de aynı yönde kararlar vermiş olup çalışanların alt işveren ile yapmış oldukl arı sözleşmede belirtilen işlerde çalışması hâlinde asıl işveren ile alt işveren arasında muvazaa bulunmadığını belirtmiştir. Söz konusu durumda da çalışanların ilave tediye ücretine hak kazana cağına karar vermiştir (bkz. 18-23). Sonuç olarak Yargıtay daireleri her bir davanın koşu llarına özgü şekilde değerlendirme yapmakta ve muvazaa iddiasını inceleyerek karar v ermektedir. 49. Somut olaya gelince derece mahkemesi hizmet alımı ihalesinin işçi temini amacını taşıması nedeniyle asıl işveren ile alt işveren arasınd a muvazaa bulunduğunu belirterek başvurucuya ilave tediye alacağı ödenmesine karar ve rmiştir. Yargıtay ise ası l işveren ile alt işveren arasında muvazaa bulunmadığını dolayısı yla işçinin baştan beri alt işverenin işçisi olduğunu belirterek başvurucunun ilave tediye alacağına hak kazanamayacağı sonucuna varmıştır. 50. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi, Yargıtayın ilgili daireleri t arafından istikrarlı olarak uygulanan bir içtihattan ayrılma söz konusu olmadığından somut olayın yukarıda anılan Yasemin Bodur başvurusundan farklı olduğuna işaret etmektedir. 51. Yargıtay dairelerinin vermiş oldukları kararlarda vardıkları sonuca hangi nedenle ulaşıldığını başvurucu ve üçüncü kişiler tarafından obj ektif olarak anlaşılmasına imkân verecek yeterli gerekçeler sunmaktadır. 52. Somut olaya konu idareye bağlı hastanelerde hizmet akdine ba ğlı olarak çalışan personelin ilave tediye alacağına hak kazanıp kazanmayacağı hus usunda süregelen içtihat farklılığı bulunmamaktadır. Aksine daireler, davacılara ait söz leşmeler de muvazaa bulunup bulunmadığını kendi açılarından değerlendirerek muvazaa bulunma sı hâlinde ilave tediye alacağının ödenmesine karar vermiştir. Yargıtay 22. Hukuk Daire si de başvurucunun davasına konu iş sözleşmesinde muvazaa bulunup bulunmadığını i ncelemiş ve muvaza a bulunmadığı kanaatine varmıştır. Muvazaa bulunmadığı kanaatine varılmasıyla başvurucunun kamu işçisi olmadığı sonucuna varılarak başvurucun un ilave tediye alacağına hak kazanamadığı tespiti yapılmıştır. Yapılan tespit ve varılan sonucun öngörülemez olmadığı gibi bu hususun yargılamanın hakkaniyetini zedelemediğ i anlaşılmaktadır. Diğer taraftan ortada içtihat farklılığı olarak değerlendirilecek bur hususun da bulunmadığı görülmektedir. Kararlarda sonuç itibarıyla derin ve süregelen f arklılığın bulunmaması nedeniyle ortaya çıkan durumun başvurucu için öngörülemez olmad ığı ve bu hususun yargılamanın hakkaniyetini zedelemediği sonucuna ulaşılmıştır. Başvuru Numarası : 2018/12613 Karar Tarihi : 16/12/2020 1253. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa nın 36. maddesin de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir. VI. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle; A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişki n iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, B. Anayasa nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargıla nma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLME DİĞİNE, C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA, D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 16/1 2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan Üye Üye Kadir ÖZKAYA Engin YILDIR IM Celal Mümtaz AKINCI Üye Üye Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU