T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 26/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/07/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar MÜTEVEFFA : ...-T.C. Kimlik no:... DAVACILAR : 1-...T.C. Kimlik no: ... 2-...-T.C. Kimlik no: ... VEKİLİ : Av. ... : 3-...-T.C. Kimli…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 26/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/07/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar MÜTEVEFFA : ...-T.C. Kimlik no:... DAVACILAR : 1-...T.C. Kimlik no: ... 2-...-T.C. Kimlik no: ... VEKİLİ : Av. ... : 3-...-T.C. Kimlik no:... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : 1-...-T.C. Kimlik no:...-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 2-...-T.C. Kimlik no:...-... DAVALI : 3-.... -T.C. Kimlik no:....-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 4-... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 26/11/2025 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde; 30/01/2025 günü saat 08:30 sıralarında, ...'in işleteni; ...'ın maliki olduğu; ...'un sevk ve idaresindeki; ....Sigorta Şirketi tarafından ... ile sigortalı .... plaka sayılı iş yeri servis aracı içerisinde işe gitmekteyken aracın .... İli, .... İlçesi, ... Mahallesi .... yolu üzerinde .... Otoyolu Köprüsüne geldiği esnada; sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesiyle devrilerek yaklaşık 35 metre sürüklendiğini ve meydana gelen tek taraflı trafik kazası neticesinde araç içerisinde bulunan ...'ın vefat ettiğini belirterek, davalılar ..., ... ve ...'in UYAP üzerinden mal varlıkları ve bankalarda bulunan mevduat hesapları mahkemece sorgulanarak adlarına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallar ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarına öncelikle teminatsız; aksi halde uygun görülecek makul bir teminat karşılığında ihtiyati haciz koyulmasına, davacı ....için 100,00TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ..., ...., .... ve sigorta teminatıyla sınırlı olmak kaydıyla ...Sigorta Şirketi tarafından, kaza tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte, müştereken ve müteselsilen davacıya ödenmesine, davacılarca yapılan 100,00TL cenaze ve defin giderlerinin davalılar ..., ..., ... ve sigorta teminatıyla sınırlı olmak kaydıyla .... Sigorta Şirketi tarafından, kaza tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte, müştereken ve müteselsilen davacılara ödenmesine, davacı ... için 400.000,00TL; .... için 150.000,00 TL ve ... için 150.000,00TL olmak üzere toplamda 700.000,00TL manevi tazminatın davalılar ....,.... ve ... tarafından kaza tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; KTK 97. Maddesi uyarınca usulüne uygun başvuru yapılmadığını, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, davanın işverenin 3. şahış mesuliyet sigortası kapsamında karşılanması gerektiğini, meydana gelen kazada müteveffanın, işçi olarak çalıştığından işveren mali mesuliyet sigortacısının tespiti ile davanın ihbarını talep ettiklerini, dava dilekçesinde bahsi geçen 30/01/2025 tarihli kazaya karıştığı belirtilen, ....plakalı aracın, müvekkili şirkete 27/04/2024 - 27/04/2025 tarihleri arasında geçerli olmak üzere .... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limitinin kişi başı 1.800.000 TL olduğunu, müvekkili şirketin daha önce yapmış olduğu ödeme dolayısıyla bakiye tazminat borcu kalmadığını, davaya konu kaza sebebiyle müvekkili sigorta şirketi nezdinde hasar dosyası açıldığını davacı ile imzalanan ibraname neticesinde davacılar adına vekili ....'a 27/03/2025 tarihinde1.597.219,34-TL maddi tazminat ödemesi yapıldığını, davayı hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere, teminat limitlerinin belirlenmesi amacıyla yapılan tüm ödemelerin teminat limitlerinden tenzil edilmesi ve kalan teminatın belirlenmesi gerektiğini, müvekkili şirketin ödemekle yükümlü olduğu tazminat ödemesi bulunmadığını, yapılan ödemeler sebebiyle müvekkili şirketin sorumluluğunun sona erdiğini, kusur tespitinin yapılabilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesini talep ettiklerini, davacıya SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı, rücuya tabi gelir bağlanıp bağlanılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, tazminat hesabı yapılmasına karar verilmesi halinde SGK tarafından davacıya ödenen tutarların zarardan indirilmesi gerektiğini, tazminat hesaplamasının aktüer sıfatına sahip bilirkişiler tarafından ZMMS genel şartlarına çerçevesinde yapılması gerektiğini, manevi tazminat talebinden sigorta şirketinin sorumlu olmadığını, davacının cenaze, defin gideri tazminatına ilişkin taleplerinin teminat kapsamında olmadığını, müterafik kusur durumunun göz önünde bulundurulması gerektiğini, faizin hatalı talep edildiğini, müvekkili sigorta şirketinin temerrüde düşmediğini, haksız faiz talebinin reddine karar verilmesini; mahkeme aksi kanaatte ise faizin dava açılış tarihinden itibaren yasal faiz olarak işletilmesi gerektiğini, davacıların ceza yargılaması sırasında şikayetlerinden vazgeçmeleri ya da uzlaşma bildirimlerinin şikayetçi tarafından dosyaya sunulması gerektiğini, davacının yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin reddi gerektiğini savunarak, sigorta şirketine başvuru yapılmadığından davanın usulden reddini, arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddini, mahkeme esastan inceleme yapacak ise, davacılar ile karşılıklı ibralaşılıp ödeme yapıldığından konu davanın reddini, kusur tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesini, kusurun oranının tespiti halinde, alanında uzman bilirkişilerce azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek hesaplama yapılmasını, davaya konu kaza iş kazası olduğundan hesaplanacak tazminattan PSD değerinin tenzil edilmesini, 7327 sayılı yürürlükteki kanunun huzurdaki dosyaya uygulanmasını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte şayet bir tazminat sorumlulukları doğacak ise hesaplanacak tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmasını, müvekkili şirket temerrüde düşmediğinden faiz talebinin reddini; mahkeme aksi kanaatte ise dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesini, kaza tespit tutanağı taraflarına tebliğini, aleyhlerine hüküm kurulmaması halinde, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı .... vekili cevap dilekçesinde, davacı yanıın tüm talep ve iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, hiçbir kusur izafe edilmeyen müvekkiline eldeki davanın yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, işbu nedenle müvekkili ... yönünden davanın reddi gerektiğini, meydana gelen kazanın iş kazası niteliğinde olduğu görevsiz mahkemede davanın ikame edildiğini, ayrıca .........San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin davaya dahil edilmesi gerektiğini, meydana gelen tek taraflı trafik kazasının; müteveffanın da aralarında bulunduğu iş yeri servis aracının .....San ve Tic. Ltd. Şti.'ne işçilerin götürülmesi esnasında gerçekleştiğinden iş kazası niteliğinde olduğunu, 7036 Sayılı İş Kanunu madde 5’e göre işbu davada görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olacağını, bu nedenle görevsiz mahkemede açılan işbu davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, kazaya konu olan servis aracının ...Sigorta Şirketi tarafından sigortalandığını, tüm zarardan söz konusu sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, kazaya sebebiyet veren .... plakalı aracın ... Sigorta Şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalandığını, KTK 97. Mad uyarınca usulune uygun başvuru yapılmadığını, bu sebeple davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı yan tarafından söz konusu sigorta şirketine başvuru yapıldığını ve bir ödeme alınmış olması halinde de eldeki davanın reddini talep ettiklerini, zira tüm zararı sigorta şirketi tarafından karşılanan davacı yanın sonrasında eldeki davayı ikame etmiş olması sebepsiz zenginleşmeye delalet ettiğini, davacı yan tarafından usule uygun yazılı başvuru sonrası sigorta şirketinden zararın tazmin edilmiş olması halinde hukuki yarar yokluğundan eldeki davanın reddi gerektiğini, müvekkili ...in meydana gelen trafik kazasında ne araç sürücüsü ne de araç maliki ne de araç işleten konumunda olduğunu, dolayısıyla kaza ile herhangi bir illiyet bağı bulunmayan müvekkiline karşı eldeki tazminat davasının ikame edilmesinin açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili ....'in meydana gelen elim kazada kasıtlı yada herhangi bir kusurlu eylemi bulunmadığını, dosyaya konu edilen trafik kazasının üçüncü kişi konumunda olan şoför ...'un tam ve asli kusuruyla meydana geldiğini müvekkiline kusur yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, dolayısıyla husumet yönünden müvekkiline yöneltilen eldeki davanın reddini talep ettiklerini, öte yandan davacının talepleri ile "kusur" durumu doğrudan ilintili olduğundan maddi vakıaya ilişkin....Ağır Ceza Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dava dosyasında görülmekte olan ceza davasının işbu dava dosyasında bekletici mesele yapılması gerektiğini, meydana gelen kazada müteveffa ...'ın da kusurunun araştırılması ve bu doğrultuda bilirkişi raporu tanzim ettirilmesinin zaruri olduğunu, müteveffa ....'ın yolcu olarak koruyucu ekipmanları kullanıp kullanmadığının araştırılması ve bu doğrultuda rapor düzenlenerek karar verilmesi gerektiğini, zira yalnızca "araç işleten" sıfatına haiz olduğu için meydana gelen trafik kazasından müvekkilini sorumlu tutmanın hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil edeceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin işleten olduğunun kabulü halinde dahi üçüncü kişi ve müteveffanın ağır kusuru sebebiyle müvekkilinin kaza ile olan illiyet bağının kesildiğini, bu nedenle müvekkiline kusur izafe edilmesinin mümkün olmadığını, davacı yan tarafından maddi tazminat talepleri ile cenaze ve defin masraflarının da tahsili talep edildiğini, maddi tazminat olarak hangi kalemlerin talep edildiğinin açıkça belirtilmediğini, ayrıca davacı yan tarafından talep edilen tazminatlar konusunda müvekkilinin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, davacıların ölenin desteğinden yoksun kaldıklarını ispatlamaları gerektiğini, somut olayda araç sürücüsü Hasan Koyun'un tam ve asli kusuruyla trafik kazasına sebebiyet verdiği göz önüne alındığında destekten yoksun kalma tazminatı açısından müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, müteveffanın vefatının ardından desteğinden yoksun kaldıkları iddia eden davacıların sosyal ve ekonomik hayatının incelenmesini talep ettiklerini, zira davacıların müteveffanın eşi ve çocukları olduğu hususu da dikkate alındığında her birinin iş gücüne sahip olduğu ve maaşlı olarak bir işte çalıştıklarının da göz önüne alınması gerektiğini, ayrıca müteveffanın vefatının ardından cenaze, defin ve mevlit yemeği verildiğinin iddia edildiğini, bu giderlerin de tahsilinin talep edildiğini, cenaze, defin ve mevlit yemekleri ilgili belediyeler tarafından ücretsiz olarak karşılandığını, ayrıca davacı yanın 1000 kişilik mevlit yemeği verildiğini iddia etmişse de, ücreti ödenen bu gider için belirsiz alacak davası açmasında hukuki yarar bulunmadığını, kaldı ki kabul anlamına gelmemekle birlikte söz konusu masrafların sigorta şirketinin sorumluluğunda olup sigorta şirketince ödenmesi gerektiğini, davacı tarafça talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olup reddi gerektiğini, müvekkilinin meydana gelen trafik kazasından haberdar olduğu andan beri duyarlı bir vatandaş olarak kazada hayatını kaybedenlerin ailelerine baş sağlığı dilediğini, maddi gücü doğrultusunda tabiri caizse elinden geleni yapacağını davacılar da dahil olmak üzere müteveffanın yakınlarına ilettiğini, davacı yanın ihtiyati haciz taleplerinin de hukuki dayanaktan yoksun olduğu ve reddi gerektiğini, müvekkilinin servis taşımacılığı ve araç alım satımı yaptığı için ihtiyati haciz kararının ardından işbu taşınırlar üzerine konulan ihtiyati haciz nedeniyle ticari hayatının durma noktasına geldiğini; bu durumun ihtiyati haczin kanundaki amacının dışına çıkılmasına sebep olduğunu, ayrıca müvekkilinin sabit ikamet sahibi olduğunu, bunun yanında işbu davada ihtiyati haczin kabulü için aranan ispat koşulunun da yerine getirilmediğini, ihtiyati haczin şartlarının somut olayda oluşmadığını, işbu nedenlerle ihtiyati haciz taleplerinin reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, görev itirazında bulunmuş, görevli mahkeme İş Mahkemeleri ve dava konusu kaza da iş kazası olduğundan davanın müteveffanın çalıştığı .... San ve Tic. Ltd. Şti. isimli firmaya ihbarına karar verilmesi gerektiğini, dava konusu trafik kazası iş kazası olduğundan ve müteveffanın çalıştığı firmanın iş bu davada taraf olarak gösterilmediğini ve bu firmaya husumet yöneltilmediğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını ve hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, 30/01/2025 tarihli kaza tespit tutanağının eksik ve hatalı inceleme neticesinde tanzim edildiğini tutanağın kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin kendisinden beklenen tüm dikkat ve özeni gösterir bir şekilde ve trafik kuralları ile hız sınırlarına riayet ederek aracı kullanmaktayken şeker ve tansiyonun yükselmesi nedeniyle mezkur kazanın meydana geldiğini, soruşturma dosyasında bulunan kaza tespit tutanağına dayanılarak müvekkilin tam ve asli kusurlu olduğu kanısına varılmışsa da, Adalet Bakanlığı Adli Tıp Şube Müdürlüğü Trafik İhtisas Dairesinden kusur tespitine ilişkin olarak rapor alınmadan araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, öncelikle Adli Tıp Kurumundan bilirkişi raporu alınarak kusur oranlarının belirlenmesini talep ettiğini, müvekkili .... ve davalıların yargılaması devam eden ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasında alınacak bilirkişi raporları ve kusur durumlarının hukuk mahkemesi için bekletici mesele yapılması gerektiğini, meydana gelen olay nedeniyle üzüntü ve keder duyulması, manevi tazminata hükmedilebilmesi için yeterli olmadığını, zira haksız fiil nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için haksız fiille birlikte manevi zararın doğması, manevi zarar ile fiil arasında uygun illiyet bağının bulunması ve davalının sorumlu olmasını gerektiren bir kusurun varlığı koşullarının bir arada bulunması gerektiğini, müvekkilinin asli ve tam kusurlu olduğunu ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini kabul etmemekle birlikte, bir kusur izafesi halinde bile istenilen tazminat miktarının fahiş olup sebepsiz zenginleşme niteliğinde olduğunu, müvekkilinin olay tarihinde davalı ...'in çalışanı konumunda olduğunu, dolayısıyla dava konusu tazminatta müvekkilinin bir sorumluluğu bulunmadığını, tazminat sorumluluğunun davalı ...'te olduğunu, ayrıca yine müvekkilinin davalı ...'ın yanında işe başlamış gibi gösterilmiş ise de, bu davalıyla müvekkili arasında tanzim edilen herhangi bir iş sözleşmesi olmadığı gibi müvekkilinin bu davalıyı da tanımadığını, nitekim bu hususun ....Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Esas sayılı dosyası ile de sabit olduğunu, müvekkilinin dava konusu kazada servis şoförü olarak bulunduğunu, servis aracının sigortası bulunduğunu, sigorta poliçe limitleri doğrultusunda ödeme yapılmadığından dava konusu tazminatların sigorta şirketince karşılanması gerektiğinin aşikar olduğunu, bu nedenle müvekkilinin tazminat sorumluluğunun olmadığı, davalı ... ve sigorta şirketinin davacının tazminat taleplerinden müşterek ve müteselsil sorumlu olduğunun açık olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı ...., davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların murisi merhume ...'ın 30/01/2025 günü saat 08.30 sıralarında ...'in işleteni, ...'ın maliki olduğu, ...'un sevk ve idaresindeki .... Sigorta şirketi tarafından ZMMS ile sigortalı .... plaka sayılı işyeri servis aracı içerisinde işe gitmekteyken aracın, .... ili, ... ilçesi, .... Mahallesi, .... yolu üzerinde ...Otoyolu köprüsüne geldiği esnada sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle devrilerek meydana gelen tek taraflı trafik kazası neticesinde araç içerisinde bulunan ...'ın vefat ettiği, davacıların dava konusu kaza nedeniyle murislerinin vefat etmesi nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi için tazminat davasını açtıkları, davacıların murisi ...'ın iş yerine işçi taşıyan iş yeri servisinde iken meydana gelen kazada vefat ettiği, murisin işçi olduğu ve dava konusu kazayı yapan .... plakalı aracın iş yeri servisi olduğu hususunun taraf beyanlar ve dosya içerisinde bulunan belgelerle sabit olduğu, bu nedenle davacıların murisinin geçirdiği trafik kazasının iş kazası olarak kabulü gerektiği ve ihtilafın iş mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varıldığını, iş davalarına bakmak 5521 sayılı iş mahkemeleri kanunu ile iş mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle, görevsizlik kararı verilerek dosyanın .... Nöbetçi İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; .... plaka sayılı aracın malikinin davalı ... olduğunu, aracı servis işlerinde kullananın ise davalı ... olduğunu, nitekim araç şoförü davalı ...'un da ...'in şoför vasıflı sigortalı çalışanı olduğunu, ... plaka sayılı aracın ZMMS sigortasının ise davalı ... Sigorta Şirketi tarafından yapıldığını, merhume ...'ın ise anılan davalıların hiçbirisi ile işçi-işveren ilişkisi içerisinde olmadığını, kendisinin dava dışı ....San. ve Tic. Ltd. Şirketi bünyesinde çalışmaktayken vefat ettiğini, bu şirketin ise açılan davada davalı olmadığını, murisin mirasçıları olan davacıların taleplerini murisin çalıştığı ....şirketine yöneltmediklerini, davalı ...'in, merhume ...'ın çalıştığı .... San. ve Tic. Ltd. Şirketi ile yapmış olduğu sözleşme kapsamında şirketin işçi taşıma servis işlerini yürütürken söz konusu kazanın meydana geldiğini, her ne kadar meydana gelen kazanın iş kazası olarak nitelendirilebilecekse de davacıların dava konusu taleplerini buna dayanarak değil; trafik poliçesi ve haksız fiil hükümleri çerçevesinde araç sahibi, araç şoförü, servis şirketi (....) ve sigorta şirketinden istediğini, davanın da buna dayalı olarak açıldığını, bu kapsamda davalılar arasında davacıların murisinin işçi-işveren ilişkisi içerisinde olduğu şirket bulunmaması nedeniyle görevli mahkemenin genel mahkemeler olduğunu, nitekim davalılar arasında sigorta şirketinin bulunması nedeniyle görevli mahkeme olan Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açıldığını, zira ne muris ....'ın ne de davacıların dosyada mevcut davalılar ile işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, iş bu sebeplerle yerel mahkemece verilen görevsizlik kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklı vefat nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasıdır. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde İş Mahkemesi görevlidir. Eldeki davada, davacıların mirabırakının dava dışı ....San. ve Tic. Ltd. Şirketi bünyesinde çalışmaktayken trafik kazası meydana geldiği, trafik kazasının, aynı zamanda ''iş kazası'' niteliğini haiz olmasının, tek başına iş mahkemesini görevli kılmayacağı, bunun için diğer davalılar yanında işverene karşı olarak da iş akdine istinaden açılmış bir dava olması gerektiği, ancak davacıların işverene karşı bir dava açmadığı, davanın, haksız fiilden kaynaklı olarak haksız fiil faili araç sürücüsü ile araç işleteni, maliki ve trafik sigortacısına karşı açıldığı nazara alındığında, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince taraf delilleri toplanarak işin esasına girmek yerine, yerinde olmayan gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesi doğru olmadığından, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK'nın 353/1-a-3. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/07/2025 tarih, ... Esas....Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Davacı taraf adli yardımlı olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına, 4-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.26/11/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.