4. Hukuk Dairesi 2022/14222 E. , 2022/17168 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı Türkiye İş Bankası vekili Av. ... tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine 12/10/2015 gününde verilen dilekçe ile muvazaalı senede dayalı icra takibi nedeniyle alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine dair verilen 18/05/2021 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar …
**4. Hukuk Dairesi 2022/14222 E. , 2022/17168 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı Türkiye İş Bankası vekili Av. ... tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine 12/10/2015 gününde verilen dilekçe ile muvazaalı senede dayalı icra takibi nedeniyle alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine dair verilen 18/05/2021 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. K A R A R Dava TBK’nın 19. maddesine dayalı muvazaalı senede dayalı icra takibi nedeniyle alacak istemidir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hükmüne Yargıtay(Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 04/02/2020 tarihli 2016/7277 esas ve 2020/658 karar sayılı ilamında “sıra cetveline itiraz davalarında davalının alacağının gerçek olduğunu ispat etmek zorunda olmasına rağmen maaş hacizlerinde üst sıralarda bulunan alacaklar aleyhine açılan davaların genel muvazaa mahiyetinde olup genel ispat kurallarının geçerli olduğunu, mahkemece ispat yükünün davacıya yüklenerek uyuşmazlığın TBK’nın 19. maddesinde düzenlenmiş genel muvazaa ilkelerine uygun olarak çözümlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dava konusu alacağın Türkiye İş Bankası tarafından Dünya Varlık Yönetim AŞ’ye devredilmesi nedeniyle davacı tarafta taraf değişikliği yapıldıktan sonra ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Muvazaa; tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacı ile ve fakat kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak hususunda anlaşmalarıdır, şeklinde tanımlanabilir. Muvazaa daha çok sözleşmenin yorumuyla ilgili olduğundan öğreti ve uygulamada kapsamlı olarak incelenmiş ve belirli kurallara bağlanmıştır. Gerek öğretide ve gerekse uygulamada muvazaa, mutlak ve nispi muvazaa olarak ikiye ayrılmaktadır: Mutlak muvazaada taraflar herhangi bir hukuki işlem yapmayı istemezler, yalnız görünüşte bir hukuki işlem için gerekli irade açıklamasında bulunurlar; nispi muvazaada ise taraflar gerçekten belli bir hukuki işlem yapmak isterler, ancak onu saklamak amacıyla, bir başka hukuki işlemin kurulduğu görüşünü yaratmak üzere irade açıklamasında bulunurlar. Yanlar, ister salt bir görünüş yaratmak için, ister başka bir sözleşmeyi gizlemek amacıyla, sözleşme yapsınlar görünüşteki sözleşme gerçek iradelerine uymadığından geçersizdir.