T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/554 - 2026/112 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/554 KARAR NO : 2026/112 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14.12.2023 NUMARASI : 2022/686 Esas 2023/855 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Rücuen) KARAR TARİHİ : 30.01.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 17.0…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/554 - 2026/112 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/554 KARAR NO : 2026/112 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14.12.2023 NUMARASI : 2022/686 Esas 2023/855 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Rücuen) KARAR TARİHİ : 30.01.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 17.02.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirkete ait çekicinin 17.02.2008 başlangıç ve 17.02.2009 bitiş tarihli ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesi ile; ... plakalı dorsenin ise 14.02.2008 başlangıç ve 14.02.2009 bitiş tarihli ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesi ile davalı tarafından sigortalandığını, sigortalı aracın 05.08.2008 tarihinde karıştığı kaza nedeniyle, karşı araç sürücüsünün davacıya, davacıya ait aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısına ve sürücüsüne karşı açtığı davada, Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/542 E. ve 2018/64. K. Sayılı dosyasında, davacıya ait aracın sürücüsünün %35 kusuru nedeniyle maddi ve manevi tazminata hükmedildiğini, ZMMS kapsamında kalan zararın ... Sigorta Şirketi tarafından ödendiğini, aşan zarardan ise İMMS kapsamında davalının sorumlu olduğunu, ihbara rağmen söz konusu zararın zarar görenlere ödenmediğini, ileri sürerek, bakiye zararın hesaplanarak taraflarına ödenmesi gerektiğinden bahisle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000,00 TL’nin yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 25.07.2022 tarihinde, ... adına yapılan 20.000,00 TL ödemenin, davaya konu borç için, karşı tarafın vekiline yapılan ödeme olduğunu belirterek ödeme dekontunu ibraz etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; 05.08.2008 tarihinde davacıya ait ... (çekici) ve ... (dorse) plakalı araç ile sürücü ... idaresindeki ... plakalı araç arasında yaralanmalı ve maddi hasarlı kaza meydâna geldiğini, kaza neticesinde dava dışı araç sürücüsü ... ve dava dışı araç sahibi ... tarafından davalısı ... Sigorta Şirketi olarak ikame edilen dava neticesinde, Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/542 E. ve 2018/64. K. Sayılı kararı ile davacı şirket aleyhine %35 kusuruna isabet eden maddi ve manevi tazminata hükmedildiği ve kararın kesinleştiği, Düzce İcra Dairesi'nin 2018/13789 E. Sayılı dosyası ile ilamlı icra takibi başlatıldığı dosyanın hala derdest olduğu, ... Sigorta Şirketinin 25.04.2018 tarihinde 85.763,00 TL ve 31.01.2019 tarihinde 12.195.00 TL olmak üzere toplamda 97.958.00 TL ödeme yapıldığını, ileri sürerek bakiye miktarın davalıdan tahsilini talep ettiğinin anlaşıldığı, davacının yukarıda zikredilen davalar neticesinde veya haricen dava dışı üçüncü kişilere ödeme yaptığına ilişkin dekontların dosyaya sunulmadığı; sigorta sözleşmesinin özel bir türü olup sigortalının istisnalar dışında poliçe kapsamında teminat altına alınan fiiller sebebiyle üçüncü kişilere vermiş olduğu zararı, limit miktarında gidermesi amacıyla düzenlendiği, sigortalının, zarar görene ödeme yapması durumunda, bunu kasko sigortacısından rücuen talep edebileceği, somut olayda davacıya yöneltilmiş bir dava bulunmaktaysa da davacı tarafından yapılmış bir ödeme bulunmadığı, kasko poliçesinde zararı ilk talep hakkı zarar görende olduğundan, zarar görene ödeme yapılacağı ihtimaline binaen kasko poliçesi düzenleyen sigorta şirketinden davacının talepte bulunmasının mümkün olmadığı, bu haliyle eldeki dava mevsimsiz açıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle; “Davanın reddine,” karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, davanın rücu davası değil, davalı şirket ile davacı arasında akdedilen kasko sigortasından kaynaklanan teminat altına alınan miktar ile sınır olan bedelin tazmini istemine ilişkin alacak davası olduğunu, Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında, davacı aleyhine zarar görenler tarafından açılan davada maddi ve manevi tazminata hükmediliğini ve kararın kesinleştiğini, hüküm altına alınan tazminattan ZMMS kapsamında olan miktarın, ZMMS Poliçesini tanzim eden şirket tarafından ödendiğini, ZMMS limiti aşan zararlardan ise İMMS kapsamında davalı şirket sorumlu olduğu halde davalının ödemediğini, bu nedenle davacının mağdur olduğunu, davada 3. kişiye ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasına gerek olmadığını, mahkemece dava rücu davası olarak görülerek bu yönde araştırma yapılmasının hatalı olduğunu; kaldı ki davacının zarar gören ile, tazminatın ödenmesi konusunda 10.06.2009 tarihli protokol tanzim ederek, 25.04.2018 tarihli 110.00,00 TL bedelli teminat senedi tanzim ederek verdiğini ve bu senedinde Düzce İcra Dairesi 2018/18384 E. dosyasında takibe konu edildiğini söz konusu takipten sonra, Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşmiş ilamına istinaden Düzce İcra Dairesinin 2018/13789 E. dosyasına 20.000,00 TL ödeme yaptığını ve kalan meblağ için 100.000,00 TL bedelli 25.07.2024 vadeli teminat senedi imzaladığını ve bu çerçevede 25.07.2022 tarihinde yeni bir protokol imzalandığını ve buna göre teminat senedine istinaden başlatılan 2018/18384 E. sayılı icra takibinden feragat edildiğini, ancak davalının olay nedeniyle borç ve zararının devam ettiğini, davacının talebine rağmen ödeme yapılmaması nedeniyle zarar gören olarak kabul edilmesi gerektiğini, mahkemece bu husus incelenmeden davanın esası hakkında karar verilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca uğrayacağı zararlar için sigorta yaptıran davacının, bu kapsamda borç altına girmek ve icra dosyasına ödeme yapmak gibi zorunluluğu bulunmadığını, Yargıtay içtihatlarına göre ZMMS limitini aşan zararın İMMS kapsamında ödenmesi gerektiğini, bu nedenle davanın, poliçe sözleşmesi imzalanarak ödemesi yapılan ve bir hakkı garanti almayı amaçlayan hakkın yerine getirilerek zarar doğması halinde tazmininin sağlanmasını içerir mahiyette olan bir alacak davası olduğunu, davacının İMMS sorumluluk bedelini iş bu dava kapsamında davalı adına ödeme ve daha sonra rücu etme zorunluluğu bulunmadığı, hal böyle iken kasko sigorta sözleşmenin her hangi bir elverişliliği de kalmayacağı, davacının, karşı taraf vekili ...’ya, icra dosyasına mahsuben 20.000,00 TL ödeme yaptığını ve 25.07.2024 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli senet verdiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte dava rücu davası olarak nitelendirilse bile davacının zarara uğradığını, borç ödenmemesi halinde teminat senedinin takibe konulacağını, bu nedenle kasko poliçesindeki teminatın ödenmesi gerektiğini, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda, kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. Maddesi gereğince yapılan inceleme neticesinde; Dava, ihtiyari mali mesuliyet sigortası tanzim eden sigorta şirketinden, sigortalı aracın karıştığı kaza nedeniyle, zarar gören tarafından açılan davada mahkemece sorumluluğuna karar verilen miktarın, sigortacısından tahsili istemidir. Davacı vekili, davalı ile davacı arasında tanzim edilen sorumluluk sigortası kapsamındaki riskin gerçekleştiğini ve hakkında zarar gören tarafından açılan davada da, mahkemece sorumluluğuna karar verildiğini, buna rağmen sigorta şirketi tarafından zarar görene ödeme yapılmadığını, bu nedenle söz konusu zararın davacı tarafından karşılanacak olması nedeniyle, sigorta kapsamında davalının sorumlu olduğu miktarın davacıya ödenmesini istemiş, Mahkemece, davalının, sorumluluk sigortası tanzim eden sigorta şirketi olduğu, bu nedenle, sigorta şirketinin ödeme yükümlülüğünün zarar görene karşı olduğu, davacının ise zarar görene yapmış olduğu ödeme sonrasında, sorumluluğunu üstlenen sigorta şirketinden yaptığı ödemeyi rücuen talep edebileceği, davacının ise ödeme yaptığına ilişkin dekont sunmadığı, bu nedenle davanın zamansız açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili, davanın rücuen tazminat davası olmadığını, sigorta şirketinden, teminat kapsamında kalan zarar kapsamında ileride ödemek zorunda kalacağı miktarın taraflarına ödenmesini talep edebileceği, ayrıca rücu davası olduğu durumda dahi, davacı tarafından yapılan 20.000,00 TL ödemenin değerlendirilmeyerek eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davacı vekilinin, davanın türüne ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde; 6102 Sayılı TTK'nın 6. Kitabında 1453. Maddesi ve devamında, Sigorta türleri düzenlemiş olup, buna göre sigortalar zarar sigortaları ve can sigortaları olarak düzenlenmiştir. Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 Sayılı TTK'da bu şekilde bir ayrım yer almamakla bilikte, doktrinde da bu sınıflandırma kabul edilmiştir. Mal sigortası ve sorumluluk sigortası, zarar sigortası olmalarına rağmen, üstlendiği riskler ve sigorta şirketinin, sigorta bedelinin ödenmesi gereken kişiler bakımından farklılık göstermekte olup, buna ilişkin hususlarda TTK'da ayrıntılı olarak düzelenmiştir. Dolayısı ile sigorta bedelinin ödenmesi talep edilen bir dava açılırken, davacı, sigortacının sorumluluğun, mal sigortasından mı, yoksa sorumluluk sigortasından mı kaynaklandığını değerlendirilerek, tanzim edilen sigorta türüne göre yasal düzenlemeler çerçevesinde sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkı olup olmadığı değerledirilmelidir. Yeri gelmiş iken, sigorta ile teminat altına alınabilecek riskler, farklı sigorta türlerinden kaynaklansa bile, taraflar arasında tanzim edilen bir sigorta poliçesinde, farklı riskler de ek teminatlar ile sigorta kapsamına alınabilir. Bu durumda dahi, ek teminat kapsamında sigortalanan riskler açısından, sigorta şirketinin sorumluluğu teminat altına alınan risk hangi sigorta türünden kaynaklanıyor ise, buna göre belirlenir. Dolayısı ile sıklıkla ülkemizde "Genişletilmiş Kasko Poliçesi" olarak tanzim edilen sigorta sözleşmesinde, ek teminat altına alınan "ihtiyari mali sorumluluk sigortası" ve "can sigortası" kapsamındaki zarardan sigortanın sorumluluğu, kasko sigortasına göre değil, İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortasına ya da can sigortasına ilişkin yasal düzenlemelere ve o sigorta türü için düzenlenmiş olan genel şartlara göre belirlenir. Diğer yandan, HMK'nın 33. maddesi gereğince "Hâkim, Türk hukukunu res'en uygular." denildiğinden, mahkeme tarafın ileri sürdüğü hukuki sebep ile bağlı olmadığından, dava dilekçesindeki talepleri çerçevesinde, davanın esası hakkında karar verir. Davacı, dava türünü farklı olarak tanımlasa dahi, mahkemece dava dilekçesinde dayanılan vakalar çerçevesinde, hukuki niteleme yapılarak, talep hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmelidir. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, ilk derece mahkemesi tarafından da isabetli olarak değerlendirildiği üzere; davacının talebi, trafik kazası nedeniyle üçüncü kişiye verilen ve mahkemece sorumluluğuna karar verilen zararın, İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası kapsamında, kendilerine rucen ödenmesi talebidir. Taraflar arasında poliçe tanzim tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 Sayılı TTK'da sorumluluk sigortaları ayrı olarak düzenlenmemiş ise de Yasa'nın 1278. Maddesinde " Mukavelede aksine hüküm olmadıkça sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin yahut fiillerinden hukukan mesul bulundukları kimselerin kusurlarından doğan hasarları tazmin ile mükelleftir." denilerek, mesuliyet sigortalarında, sigorta şirketinin sorumluluğunun zararın tazminine ilişkin olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu çerçevede, sigortanın sorumluluğu, sorumluluk sigortalarında zarar görenin zararının tazmine yönelik olduğundan, sigortalı, mahkeme kararı ile sorumluluğuna karar verilmiş ve kesinleşmiş olsa dahi, bu bedelin ancak zarar görene ödenmesini, sigorta şirketinden talep edebilir. Kendisi tarafından zarar görene ileri de ödeme yapılacağından bahisle kendisine ödenmesini talep edemez. Sigortalı ancak, söz konusu zararın, kendisi tarafından zarar görene ödendiğini kanıtlaması halinde, yapmış olduğu ödemeyi "gerçek zarar" ile sınırlı olarak, sigortalısından rücuen talep edebilir. Sorumluluk sigortalarında, sigortalının, zarar görenin zararını karşılanmaksızın (mahkemece daha önce sorumluluğuna karar verilmiş olsa dahi,) sigorta bedelinin kendisine ödenmesini talep etmesinin yasal dayanağı bulunmamaktadır. Sigortalı, ancak zarar görene ödeme yapmış olması durumunda, yapmış olduğu ödemeyi aşmamak üzere ve sigorta limiti ile sınırlı olarak, sigortadan rücuen zararının karşılanmasını talep edebilir. Bu durumda, ödemenin tamamının yapılmış olması şart olmayıp, kısmi ödeme var ise yapılan ödemenin, sigorta kapsamında teminat altına alınan zarara ilişkin olması durumunda, rücuen talep edilmesine yasal bir engel bulunmamaktadır. Bu çerçevede, davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ısrarla davasının alacak davası olduğunu, rücuen tazminat olmadığını ileri sürmüş ise de, dilekçesinde davanın rücuen alacak kabul edilmesi durumunda dahi, 20.000,00 TL zarar gören vekiline yapılan ödemesi değerlendirilmeden karar verildiğini belirtmiştir. İlk derece mahkemesine sunduğu delil dilekçesinde de, 25.07.2022 tarihli göndereni ..., alıcısı ... olan, 20.000,00 TL bedelli banka havale dekontunu, dosyaya sunmuştur. Davacı vekili tarafından söz konusu ödemenin, sigorta teminatı kapsamındaki zarara ilişkin olduğu iddia ediliğinden; havale sebebi açıklanmaksızın, zarar görenin vekili olduğunu beyan ettiği kişiye yapılan ödemenin, kazadan kaynaklanan zarara yönelik olup olmadığı, söz konusu ödemenin, hangi sebeple yapıldığı, davacının iddia ettiği protokoller çerçevesinde yapılmış ise, davalıdan talep edilip edilmeyeceği hususunun, ödemeye dayanak protokollerinde dosyaya ibrazı sağlanarak değerlendirilmesi, bundan sonra davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, söz konusu ödeme üzerinde durulmaksızın "davacının üçüncü kişilere ödeme yaptığına ilişkin dekontlar dosyaya sunulmamıştır" denilerek, eksik inceleme ile davanın zamansız açıldığından bahisle reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliler getirtilmeden ve değerlenmeden davanın esası hakkında karar verilmiş olması nedeniyle, kararın HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeninden görülerek, öncelikle davacı vekilinin beyan ettiği iki ayrı kasko poliçesi numarası, araç ve çekici plakları bildirilmek suretiyle, söz konusu kaza tarihindeki genişletilmiş kasko poliçeleri ile birlikte ek teminat altına alınan ihtiyari mali sorumluluk sigortası kapsamında, açılmış olan hasar dosyası var ise hasar dosyaları ve varsa ödemelere ilişkin belgeler sigorta şirketinden getirtilerek, ayrıca davacından avukatlar arasında yapıldığı belirtilen 20.000,00 TL havale ödemesine ilişkin yapılan anlaşma ya da protokol var ise ibrazı istenerek, taraflar arasında sadece mahkeme kararına yönelik icra takibi olmayıp, protokoller çerçevesinde başkaca yapılan icra takipleri olduğu da davacı vekilinin beyanından anlaşıldığından, söz konusu ödemenin, sigorta teminatı kapsamında kalan zarara yönelik bir ödeme kabul edilip edilemeyeceği hususu değerlendirilerek (zararın sigorta teminat limiti kapsamında kaldığı ve davalıdan talep edilebileceğinin kabulü durumunda, sigorta teminat limitinden daha önce ödeme yapılmış ise bakiye teminat limiti gözetilerek) davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derce mahkemesine gönderilmesine, kaldırıma sebebine göre davalının sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 3-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davacıya iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-Karar tebliği, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 30.01.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.