Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 2/12/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Komisyon tarafından başvurucunun, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası dışındaki diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddiaların kabul edilemez olduğuna, tutuklamanın hukuki olmadığı iddiası bakımından Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Komisyon ayrıca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne de karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında yüksek mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350). Yargıtay tetkik hâkimi olarak görev yapmakta olan başvurucu FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yürütülen bir soruşturma kapsamında 13/8/2016 tarihinde gözaltına alınmış; 17/8/2016 tarihinde ise silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle Ankara Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 17/8/2016 tarihinde başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Şüpheliler ... , Numan Acar'ın üzerlerineatılı bulunan silahlı terör örgütüne üye olma suçunuişlediklerinedair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterendosya kapsamında somut delillerin bulunması, şüphelilerin kaçma ve delilleri karartma ihtimalinin olması karşısında,adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı, şüphelilere isnat edilen suçun suç üstü hallerinden olması nedeniyle CMK 2/1-j ve 2802 sayılı yasanın maddeleri, CMK'nın maddesi ile ilgili düzenlemeler ile AİHS maddesindeki tutuklama şartları kapsamında isnat olunan suç ile orantılı olarak tedbir kapsamında şüphelinin CMK'nın maddeleri uyarınca ayrı ayrı tutuklanmalarına ... [karar verildi.]" Başvurucu, tutuklandıktan sonra tutukluluk hâlinin devamına dair kararlara süresinde itiraz ettiğini ancak cevap verilmediğini, bireysel başvurusuna konu tutukluluk hâlinin devamına dair verilen 4/11/2016 tarihli karara karşı da süresinde itiraz etmesine karşın Sulh Ceza Hâkimliğinden herhangi bir cevap verilmediğini belirtmiştir. UYAP üzerinden yapılan incelemede Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 4/11/2016 tarihinde başvurucu hakkında verilen tutukluluk hâlinin devamına dair karara karşı başvurucunun 17/11/2016 tarihli dilekçesiyle itiraz ettiği, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince verilen 26/4/2017 tarihli kararda başvurucunun 8/3/2017 tarihinde tahliye olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, itirazın Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince değerlendirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Başvurucu 2/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Öte yandan başvurucu, FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından 31/8/2016 tarihli karar ile meslekten çıkarılmış ve bu karar kesinleşmiştir. Başvurucunun bireysel başvuruda bulunduktan sonra tutukluluğunun devamına dair 5/12/2016 tarihinde verilen karara karşı itirazı üzerine Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 19/1/2017 tarihinde itirazın reddine karar verilmiştir. Başvurucunun, 8/3/2017 tarihinde adli kontrol altına alınarak tahliyesine karar verilmiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 1/10/2018 tarihli iddianamesi ile başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır. İddianamede öncelikle FETÖ/PDY hakkında genel bilgilere, daha sonra ise başvurucuya yönelik suçlama ve delillere yer verilmiştir. Bu bağlamda iddianamenin başvurucu hakkında iddia olunan suça ve örgüt bağlantısına ilişkin kısımlarında özetle;i. Başvurucunun adı geçen örgütle irtibatlı olduğu gerekçesiyle HSYK tarafından meslekten çıkarıldığı ve bu kararın kesinleştiği belirtilmiştir.ii. Emniyet tarafından düzenlendiği belirtilen HTS analiz raporunda; başvurucunun kullandığı telefon ile haklarında FETÖ kapsamında soruşturma yürütülen bazı kişilerle görüşmesinin bulunduğunun belirtildiği, ancak bu kişilerin genellikle yargı mensubu olduğu ve örgütün üst düzey yöneticisi olduklarına dair bir tespite yer verilmediği ifade edilmiştir.iii. Olağanüstü hâl döneminde çıkarılan bir kanun hükmünde kararname (KHK) ile FETÖ/PDY ile bağlantısı bulunduğu değerlendirmesiyle kapatılan Yargıçlar ve Savcılar Birliğine (YARSAV) başvurucunun da 1/4/2010 tarihinde üye olduğu ve dernek kapatılana kadar üyeliğinin faal bulunduğu belirtilmiştir.iv. Somut beyan içermeyen ve başvurucunun FETÖ/PDY mensubu olduğuna dair ihbar evrakının dosya arasına alındığı belirtilerek tanık S.A.nın ifadesininbaşvurucu hakkındaki kısmına yer verilmiştir. İddianame Ankara Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) 17/10/2018 tarihinde kabul edilmiş ve Mahkemenin E.2018/337 sayılı dosyası üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından HSYK'ya gönderilen 23/6/2019 tarihli yazıda başvurucunun ByLock programı kullanıcısı olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. Anılan belge HSYK tarafından Mahkemeye gönderilmiş ve 22/8/2019 tarihi duruşmada başvurucuya okunmuştur. Başvurucu ByLock kullandığı iddiasını kabul etmiştir. Cumhuriyet savcısı 7/11/2019 tarihli duruşmada esas hakkındaki mütalaasını Mahkemeye sunmuş ve başvurucunun 466775 ID numarası ile FETÖ/PDY'nin gizli haberleşme yazılımı olan ByLock programı kullanıcısı olduğunun tespit edildiğini belirtilmiştir. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla dava ilk derece mahkemesinde derdesttir. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-