Başvuru, kolluk görevlilerinin fiziksel şiddet uygulaması ve bu olay hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kolluk görevlilerinin fiziksel şiddet uygulaması ve bu olay hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler doğrultusunda ilgili olaylar özetle şöyledir: Van Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) başvurucu hakkında 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun'a muhalefet suçundan soruşturma başlatmıştır. Bu soruşturma kapsamında Van Sulh Ceza Hâkimliği 9/11/2016 tarihli kararıyla başvurucunun ikametgâhında arama yapılmasına karar vermiştir. Bu karar doğrultusunda 10/11/2016 tarihinde başvurucunun ikametgâhında arama yapılmış, akabinde başvurucu gözaltına alınmıştır. Başvurucu 10/11/2016-18/11/2016 tarihleri arasında gözaltında kalmıştır. 10/11/2016 tarihli Arama Tutanağı'nda E.A. ve S.A.nın refakatinde arama yapılan bazı materyallere el konulduğu belirtilerek ikametgâh sahibine aramadan dolayı herhangi bir zarar görüp görmediği sorulmuş; S.A. giriş kapısının zarar gördüğünü ve kırıldığını, başvurucu da herhangi bir zararı olmadığını ifade etmiştir. Bu tutanağı başvurucu da imzalamıştır. Başvurucu yapılan yargılama sonucunda beraat etmiştir. Beraat kararı 2/11/2018 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucu 5/12/2018 tarihinde Başsavcılığa sunduğu dilekçe ile 10/11/2016 tarihinde yapılan arama esnasında kolluk görevlilerinin sözlü ve fiziksel şiddetine maruz kaldığını iddia ederek şikâyetçi olmuştur. Başvurucu; şikâyet dilekçesinde polislerin kapıyı kırarak ayakkabılarıyla içeri girdiğini, polis kimliklerini ve mahkeme kararını göstermediklerini, ailesine silah doğrultarak yarı çıplak hâldeyken kendisini yaka paça dışarı attıklarını, dışarıda yere yatırarak eşi, çocukları, kardeşleri ve diğer aile fertlerinin göreceği şekilde diz ve göğüs bölgesine vurduklarını, küfrederek kendisine hakaret ettiklerini, darp ve cebir raporlarıyla da sabit olan bu muamele nedeniyle yaralandığını, kolluk kuvvetlerine direnmemesine rağmen eylemlerin zor kullanma yetkisinin ölçülülüğü ve yerindeliğiyle bağdaşmadığını, darbedilmesinin insan onuruyla bağdaşmayan muamele yasağı kapsamında olduğunu, olayda zamanaşımı engelinin söz konusu olmadığını belirtmiştir. Ayrıca Arama Tutanağı'nın çelişkili olduğunu, hazırunun kapının kırıldığına dair şerhine rağmen tutanakta kapının çalındığı ve başvurucunun kapıyı açtığının belirtildiğini, kolluk kuvvetlerinin uyguladığı şiddet ve darbın tutanaktaki bu çelişkiden dahi anlaşılacağını ifade etmiş; şikâyet dilekçesine doktor raporunu eklemiştir. Başvurucu; S.A., E.A. (aramada hazır bulunan kişiler) ve G.A.nın tanık olarak dinlenmesini, Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesine yazı yazılarak tüm tıbbi tetkik ve kayıtların istenmesini talep etmiştir. Başvurucu hakkında gözaltına alınması sonrasında Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinde düzenlenen 10/11/2016 tarihli raporda başvurucunun sağ göğüs altında birkaç bölgede kızarıklık, sağ diz altında muhtemel darba bağlı şişlik ve 2 cm'lik kızarıklık görüldüğü belirtilmiştir. Başsavcılık, başvurucunun şikâyeti üzerine soruşturma işlemlerine başlamıştır. Bu kapsamda başvurucunun kolluk görevlilerinin şiddetine maruz kaldığını ileri sürdüğü 2016 tarihli soruşturmaya ilişkin olarak Arama Tutanağı başta olmak üzere ilgili evrakı temin ederek dosyaya eklemiştir. Başsavcılık topladığı bilgi ve belgeler ışığında 24/6/2020 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Başsavcılığın kararı şöyledir:"... Yukarıda açık kimlik ve adres bilgileri yazılı müşteki vekilinin, Başsavcılığımıza sunduğu dilekçesinde; olay tarihinde müvekkili hakkında yapılan tahkikat sırasındaki yakalama ve arama emrinin infazı sırasında darp edildiği ve ikametine zarar verildiğini beyanla şikayetçi olması üzerine Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından soruşturmaya başlanılmış ise de; müştekinin iddia konusu eylemlerinin soyut ve genel beyan mahiyetinde bulunduğu ve dosya arasında mevcut tutanağın hazirunlar ile birlikte imzalandığı ve tutanak konusu olaydan 2 yıl sonra söz konusu iddialara bulunulduğu, bu haliyle atılı suçun işlendiğine dair yeterli delil elde edilemediği anlaşılmakla … kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi." Başvurucu, söz konusu karara itiraz etmiş; itiraz dilekçesinde darp raporunun eklendiği dosyada iddiaların soyut olduğunun söylenemeyeceğini, tutanağın imzalanmasına önem atfedilmesine rağmen tutanaktaki çelişkinin gözardı edildiğini, işkence suçu yönünden zamanaşımının söz konusu olmadığını, işkence suçu yönünden iki yıl gibi kısa sayılan bir süreyi gözönünde bulundurarak kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucunun itirazını değerlendiren Van Sulh Ceza Hâkimliği 3/9/2020 tarihinde Başsavcılığın kararını usul ve kanuna uygun bularak itirazı reddetmiştir. İtirazın reddine dair kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; arama tutanağında şikayetçinin herhangi bir zararının bulunmadığını beyan ettiği, olay tarihinde alınan şikayetçi beyanlarında; arama sırasında herhangi bir darp, cebir veya işkence iddiasında bulunulmadığı anlaşılmakla, yapılan soruşturma kapsamında yeterli araştırma sonucunda delillerin toplandığı, gerekçeli olarak hukuki nitelendirmelerin yapıldığı, Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararındaki gerekçenin yerinde olduğu, hakimliğimizce de soruşturmanın genişletilmesine gerek görülmediği, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda usul ve kanunu aykırılık bulunmadığı değerlendirilerek müşteki vekilinin itirazının reddine… [karar verilmiştir.]" Başvurucu, kararı 11/9/2020 tarihinde öğrendikten sonra 12/10/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.