1. Hukuk Dairesi 2013/16854 E. , 2013/17455 K. "" MAHKEMESİ : EREĞLİ(KONYA) 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/12/2012 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı, pay oranında tapu iptal ve…
**1. Hukuk Dairesi 2013/16854 E. , 2013/17455 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : EREĞLİ(KONYA) 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/12/2012 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı, pay oranında tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, dava konusu taşınmazlardan 14 parselin üçüncü kişiden satın alındığı, diğer taşınmazları ise davalının satın alma gücünün bulunduğu, satış bedeli ile gerçek bedel arasındaki farkın muvazaa olgusunu tek başına ispatlamaya yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğinden; tarafların ortak miras bırakanı olan N..K.'ın 27.12.2007 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak çocukları olan taraflar ile dava dışı eşi F.ve çocukları D.., G.., S.., E.. ve Ş.'ı bıraktığı, murisin maliki olduğu 2546, 2547 ve 2548 parsel sayılı taşınmazları 19.03.2002 tarihinde oğlu olan davalıya satış yolu ile temlik ettiği, yine malik olduğu 14 parsel sayılı taşınmazın ise önce 04.08.1994 tarihinde dava dışı M..S.'ya, ondan da 25.09.1997 tarihinde davalıya satış yolu ile temlik edildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l.4.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706,Türk Borçlar Kanunun 237. ( Borçlar Kanununun 213.) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde ön görülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.