Başvurucu, yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlamaya teşebbüs suçundan yargılandığı Yargıtay 5. Ceza Dairesinin E. 2011/5 sayılı dosyasında, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş delillerin hükme esas alındığını ve doğal hâkim ilkesine aykırı davranıldığını belirterek, Anayasa'nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve yeniden yargılanma talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlamaya teşebbüs suçundan yargılandığı Yargıtay Ceza Dairesinin E.2011/5 sayılı dosyasında, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş delillerin hükme esas alındığını ve doğal hâkim ilkesine aykırı davranıldığını belirterek, Anayasa'nın maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve yeniden yargılanma talebinde bulunmuştur. Başvuru, 6/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 10/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 11/9/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 13/10/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 22/10/2014 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, karşı beyanlarını Anayasa Mahkemesine sunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, olay tarihinde Şişli İcra Ceza Mahkemesi Hâkimi olarak görev yapmaktadır. Başvurucu, yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlamaya teşebbüs suçundan hakkında açılan ve olay tarihinde birinci sınıf yargı mensubu olması nedeniyle ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay Ceza Dairesinde görülen kamu davasında, Daire’nin 7/4/2010 tarih ve E2008/3, K.2010/2 sayılı kararıyla isnat edilen suçtan beraat etmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının anılan kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulu,7/4/2011 tarih ve E.2011/5-187, K.2011/131 sayılı kararıyla Yargıtay Ceza Dairesinin beraat kararının bozulmasına karar vermiştir. Bozma sonrası yeniden yargılama yapan Yargıtay Ceza Dairesi, 7/3/2012 tarih ve E.2011/5, K.2012/2 sayılı kararıyla başvurucunun 10 ay hapis ve 000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiş ve akabinde hapis cezasını 000,00 TL adli para cezasına çevirmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine anılan karar, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21/5/2013 tarih ve E.2012/MD-270, K.2013/24 sayılı kararıyla onanmıştır. Kesinleşen para cezası, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 2013/7-9470 İlamat sayılı ödeme emri ile başvurucuya, 21/10/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bireysel başvuru, 6/3/2014 tarihinde yapılmıştır.B. İlgili Hukuk 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Adlî para cezası, Türk Ceza Kanununun 52 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen usule göre tayin olunacak bir miktar paranın Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.(2) Adlî para cezasını içeren ilâm Cumhuriyet Başsavcılığına verilir. Cumhuriyet savcısı otuz gün içinde adlî para cezasının ödenmesi için hükümlüye 20 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir ödeme emri tebliğ eder.”