9. Ceza Dairesi 2022/16488 E. , 2023/3511 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜMLER : Mahkûmiyet Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
**9. Ceza Dairesi 2022/16488 E. , 2023/3511 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜMLER : Mahkûmiyet Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. Sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.11.2014 tarihli ve 2012/81 Esas, 2014/382 Karar sayılı kararı ile; a) Sanık ... hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrası, 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. b) Suça sürüklenen çocuk ... hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrası, 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.12.2017 tarihli, 14-2015/17087 sayılı düzeltilerek onama görüşlü Tebliğnamesi ve 24.12.2022 tarihli, 9-2022/160004 sayılı temyiz ret görüşlü Ek Tebliğnamesi ile Dairemize tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Sanık ve suça sürüklenen çocuğun üst hadden cezalandırılmaları gerektiğine ve haklarında takdiri indirim uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. B. Sanık ile Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği Mağdurenin beyanlarının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, şikayetin yaklaşık iki yıl sonra yapıldığına, mağdure yönünden alınan adli tıp raporunda belirtilen bulguların kabızlık, fitil konulması gibi başka etkenlerle de oluşabileceğine, mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu gerekçesiyle 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca artırım yapılmış ise de bu nitelikli halin kaldırılması nedeniyle tatbik edilemeyeceğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İddia, sanık ve suça sürüklenen çocuk savunmaları, mağdure anlatımı, doktor raporları, Adli Tıp Kurumu 6 Adli Tıp İhtisas Kurulunun 24.04. 2013 tarihli raporu, Bitlis Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 19.12.2011 tarihli raporu, nüfus-sabıka kayıtları ve tüm evrak kapsamının bütün olarak değerlendirilmesinde, yaşı küçük mağdurenin ailesi ile ayrı bir evde ikamet ettiği ancak mağdurenin evlerinin yakın olması nedeni ile arada ziyaret için babaannesinin evine gittiği sanık ...'ın mağdure ile evde yanlız kaldıkları bir zamanda mağdurenin kıyafetini ve çamarını çıkartarak mağdurenin vücuduna anal yoldan organ sokma sureti ile mağdureye cinsel istismarda bulunduğu bu olay tarihinden bir süre sonra mağdurenin ailesinin ...'a taşındıkları ve mağdurenin ...'a taşınmalarından sonra geçici süre kalmak için Mersin'de bulunan babaannesinin evine geldiği, mağdurenin uyuduğu esnada amcası olan suça sürüklenen çocuk ...'in yanına gelerek mağdurenin şortunu ve iç çamaşırını çıkartarak cinsel organını mağdurenin poposuna soktuğu, bu surette ...'in de organ sokmak sureti ile mağdureye cinsel istismarda bulunduğu, her ne kadar sanık ve suça sürüklenen çocuk aşamalarda değişmeyen savunmalarında atılı suçlamayı kabul etmediklerini mağdurenin annesi olan yengeleri ... ile aralarında husumet bulunması nedeni ile mağdurenin kendilerine iftira attığını savunmuş iseler de, evrak içeriği, mağdurenin olay nedeni ile ruh sağlığının bozulduğuna dair Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun raporu, mağdurede fiili livatanın fenni delili olan nedbe bulunduğuna dair Bitlis Adli Tıp Şube Müdürlüğünün raporu nazara alındığında sanık ve suça sürüklenen çocuğun üzerlerine atılı mağdureye cinsel istismar suçunun sabit olduğu, zira mağdurenin yaşı dikkate alındığında on- on bir yaşlarında olan mağdurenin atılı eylemi bu şekilde kurgulamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, her ne kadar sanık ile suça sürüklenen çocuk yengeleri ... ile aralarındaki husumet nedeni ile mağdurenin kendileri hakkında bu şekilde isnatlarda bulunduğunu savunmuş iseler de kişinin küçük yaştaki bir kız çocuğunun namusunu şaibeli bir hale getirebilecek bir hususta iftira atmasının da hayatın olağan akışına uygun olmadığı, zira mağdurenin küçük yaşı nazara alındığında büyüklerinin yönlendirmesi ile bu şekilde ayrıntılı beyanda bulunmasının mümkün görülmediği, olaylara bağlı olarak da mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu, bu şekilde sanık ile suça sürüklenen çocuğun üzerlerine atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarının sabit olduğu değerlendirilerek 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılmalarına, suçun mağdurenin kalmak ve ziyaret için sanık ve suça sürüklenen çocuğun da ikamet ettiği babannesinin evine geldiği zamanlarda işlenmesi nedeni ile sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında aynı Kanun'un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanmasına, sanık ve suça sürüklenen çocuğun her ikisinin eylemleri nedeniyle mağdurenin ruh sağlığının bozulmuş olması nedeni ile haklarında aynı Kanun'un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrasının uygulanmasına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Sanık ve Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden 1. Sanık ile suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerde, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık ile suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanık ile suça sürüklenen çocuğun eylemleri gerçekleştirdikleri esnada mağdure üzerinde koruma ve gözetim yükümlülükleri bulunduğu yönündeki mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, haklarında lehe olan 6545 sayılı Kanun değişikliği öncesindeki 5237 sayılı Kanun uyarıca hükümler kurulduğunun anlaşılması karşısında, temel cezalar üzerinden belirlenen artırım maddesinin 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrası olarak belirlenmesinde de hukuka aykırılık bulunmadığından, Tebliğnamadeki bu yönde düzeltilerek onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. V. KARAR A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesi Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık ve Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteminin İncelenmesi Yönünden Gerekçenin (B-1) bölümünde açıklanan nedenlerle Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.11.2014 tarihli ve 2012/81 Esas, 2014/382 Karar sayılı kararında sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.05.2023 tarihinde karar verildi.