T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/115 - 2025/1563 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/115 KARAR NO : 2025/1563 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01.11.2023 NUMARASI : 2021/740 Esas 2023/704 Karar DAVANIN KONUSU : Manevi Tazminat KARAR TARİHİ : 11.12.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 08.01.2026 İlk Derece Mahkemesince ver…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/115 - 2025/1563 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/115 KARAR NO : 2025/1563 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01.11.2023 NUMARASI : 2021/740 Esas 2023/704 Karar DAVANIN KONUSU : Manevi Tazminat KARAR TARİHİ : 11.12.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 08.01.2026 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı ... vekili, 15.05.2019 tarihinde ... idaresinde bulunan ve ... adına kayıtlı olup davalı sigorta şirketine ihtiyari mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı aracın tek taraflı yapmış olduğu kazada, araçta yolcu olarak bulunan davacının ağır şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davacının kusuru bulunmadığını, ağır şekilde yaralanan, vücudunun çeşitli yerlerinde kırıklar, ezilme ve yaralanmalar meydana gelen davacının geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını, kaza nedeniyle manevi olarak zarar gördüğünü, arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını belirterek, davacının trafik kazasında yaralanması nedeniyle uğradığı manevi zararların tazmini amacıyla 150.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile bilikte tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama aşamasında davalılar işleten ve sürücü yönünden açılan davanın tefrikine karar verilmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili, davaya bakmaya İstanbul Anadolu mahkemelerinin yetkili olduğunu, ihtiyari mali sorumluluk poliçesinde maddi-bedeni ayrımsız teminat limiti 100.000,00 TL ile sınırlı olup manevi tazminat talepleri de bu tutarın %20’si ile sınırlı olarak teminat altında olduğunu, talep edilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, kusur durumuna ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, davalı sigorta şirketinin dava tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, 27.04.2022 tarihli ara kararıyla sürücü ve işleten hakkındaki davanın tefriki ile davalı sigorta şirketi hakkında sürdürülen davada, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davalı sigorta şirketine ihtiyari mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın tek taraflı karıştığı kazada yolcu yolcu konumunda bulunan davacının yaralandığı, Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 26.04.2023 tarihli raporda davacının özür oranının % 47 olduğu, iyileşme süresinin 12 ay olduğunun belirlendiği, davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusuru bulunduğu, manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkelere göre davanın kısmen kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketinden dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsili ile (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş,tur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece hüküm altına alınan manevi tazminat yönünden faiz başlangıç tarihi, yargılama gideri arabulculuk ücreti ve davalı lehine takdir edilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, sigorta şirketinin kaza tarihinden itibaren temerrüde düştüğünü ve kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, davacı aleyhine kısmi arabuluculuk ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, hüküm altına alınan yargılama giderleri eksik olduğunu, dosyaya ibraz edilen maluliyet raporuna ilişkin rapor ücreti yargılama gideri olarak dikkate alınmadığını, davalı sigorta şirketi yönünden teminat limiti ile sınırlı olarak ve bu husus belirtilerek hüküm kurulduğunu, mahkemece davanın tefriki neticesinde davalı sigorta şirketinin davalı olarak kaldığını, dava dilekçesinde sigorta şirketi yönünden talep teminat limiti ile sınırlandırıldığını, sigorta şirketi yönünden tam kabul kararı verildiğinden davalı lehine doğmuş ve doğacak vekalet ücreti bulunmadığını, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dosya içeriğinden, dava dilekçesinde davacı ...'ın 15.05.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralandığı belirtilerek davalı olarak kazaya karışan ve davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın sürücüsü, işleteni ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketine husumet yöneltilmek suretiyle manevi tazminat talep edildiği, mahkemece 27.04.2022 tarihli ara kararıyla davalı sürücü ... ve davalı araç maliki ... hakkındaki davanın tefriki ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-ç maddesi uyarınca yetki yönünden dava şartı yokluğundan reddine karar verildiği, tefrik kararıyla davada yalnız davalı olarak kazaya karışan aracın ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı olan sigorta şirketinin kaldığı, mahkemece manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. 1-100 sayılı HMK’nın 26. maddesi hükmü gereğince hakim, kural olarak tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır. Ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Taleple bağlılık ilkesi yargılamanın temel ilkelerinden biridir. Yargılama bu ve benzeri ilkeler ile şekillendirildiğinden, gerek taraflar gerekse hakim yargılamanın ilkelerini gözetmek durumundadır. Mahkemece verilen karar, davacının talepleri çerçevesinde yapılacak yargılama ile değerlendirilerek verileceğinden mahkemece davacının talepleri ve taraflar arasındaki uyuşmazlık konuları tam olarak belirlemeli, gerektiğinde HMK'nın 31. maddesindeki "Hakimin Davayı Aydınlatma Ödevi" kapsamında talepleri açıklatmalıdır. Bu kapsamda yapılan yargılama neticesinde, uyuşmazlıkta haklılık durumunu değerlendiren ve tespit eden hakim, Anayasa'nın 141. maddesi ve HMK'nın 297. maddesi gereğince gerekçeli olarak vereceği karar ile tarafların haklarını, borç ve yükümlülüklerini belirlemelidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde, mahkeme kararlarının tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri, hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini, hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını, gerekçeli kararın yazıldığı tarihi içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir. HMK'nın 294/3. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak bulunmamaktadır. HMK'nın 298/2. maddesi uyarınca, gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Somut olayda trafik kazasından yaralanma nedeniyle manevi tazminat talebiyle dava dilekçesinde davalı olarak sürücü, işleten ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı aleyhine açılan davada, mahkemece 27.04.2022 tarihli ara karar ile sürücü ve işleten yönünden HMK'nın 7. Maddesi gözetilmeden davanın tefrik edilerek yetkisizlik kararı verilmesi doğru değil ise de anılan tefrik kararı sonucunda eldeki davanın davalısının yalnız davalı sigorta şirketi olduğundan bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir. Öte yandan dava dilekçesinde davalı sigorta şirketi yönünden manevi tazminat talebinin poliçe limiti ile sınırlı olarak talep edildiği anlaşılmıştır. Ne var ki mahkemece oluşturulan gerekçeli kararda poliçede ihtiyari mali sorumluluk teminatının 100.000,00 TL olduğu ve manevi tazminat taleplerinin ihtiyari mali sorumluluk limitinin % 20'si ile sınırlı olduğu ifadelerine yer verildikten sonra hüküm fıkrasında poliçe limitine yer verilmeksizin "Davanın kısmen kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketinden dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsili ile (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davacıya ödenmesine" şeklinde hüküm oluşturulduğu, poliçe limitinin gösterilmemesi nedeniyle hükmün infazda tereddüt yaratacak nitelikte olduğu gibi gerekçe ile hüküm arasında çelişki bulunduğu, 6100 sayılı HMK'nın 297/2 ve 298/2. maddesindeki nitelikleri taşımadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemenin 27.04.2022 tarihli tefrik ara kararından sonra eldeki davada davalı olarak yalnız davalı ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı sigorta şirketinin davalı olarak kaldığı da nazara alınmak suretiyle davacının dava dilekçesindeki talebi ile davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğu nazara alınarak poliçe limitinin açık şekilde gösterildiği 6100 sayılı HMK'nın 297 devamı maddeleri uyarınca taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hüküm ve hükme uygun olarak gerekçeli karar oluşturulmak üzere kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. 2-Kabule göre de dava dilekçesinde davalı sigorta şirketinden poliçe limiti ile sınırlı olarak talepte bulunulduğu, mahkemece davalı sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu tutulduğuna göre yalnız davalı sigorta şirketi hakkında verilecek karar ile bu olgular nazara alınmak suretiyle yargılama giderlerinin ve bu giderlerden sayılan vekalet ücretinin hüküm altına alınması gerekirken anılan hususların göz ardı edilmiş olması doğru görülmemiştir. 3-6102 sayılı Türk Ticaret kanunun 1473 ve devamı maddelerinde sorumluluk sigortaları düzenlenmiş, kanunun 1475. Maddesinde - (1) Sigortalı sorumluluğunu gerektirecek olayları, on gün içinde, sigortacıya bildirir. (2) Sigortalı kendisine yöneltilen istemi, aksi kararlaştırılmamışsa derhâl sigortacıya bildirir. Bu bildirim üzerine veya zarar görenin sigortacıya doğrudan başvurması hâlinde 1427 nci madde uygulanır. düzenlemesi yapılmış, 1427. Maddesinde ise "(1) Aynen tazmine ilişkin sözleşme yoksa sigorta tazminatı nakden ödenir. (2) Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez. (3) Araştırmalar, 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan başlayarak üç ay içinde tamamlanamamışsa; sigortacı, tazminattan veya bedelden mahsup edilmek üzere, tarafların mutabakatı veya anlaşmazlık hâlinde mahkemece yaptırılacak ön ekspertiz sonucuna göre süratle tespit edilecek hasar miktarının veya bedelin en az yüzde ellisini avans olarak öder. (4) Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer. (5) Sigortacının temerrüt faizi ödeme borcundan kurtulmasını öngören sözleşme hükümleri geçersizdir." Denilmiştir. Bu hale göre davalı sigorta şirketinin tazminat ödeme borcunun TTK'nın 1475. Maddesi yollaması ile TTK'nın 1427 nci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca yapılacak bildirimden kırk beş gün sonra muaccel hale geleceği belirtildiğinden davalı sigorta şirketine dava tarihinden önce başvuru yapılıp yapılmadığı araştırılarak temerrüt tarihinin belirlenmesi, başvuru yapılmamış ise dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuru yapıldığı gözetilerek temerrüt tarihi belirlenerek faiz uygulanması gerekirken dava tarihinden itibaren faiz uygulanması doğdu görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına,dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 11.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.