T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/421 Esas KARAR NO : 2025/640 DAVA : Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) DAVA TARİHİ : 14/05/2025 KARAR TARİHİ : 17/09/2025 Mahkememizde görülmekte olan Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle:20.04.2025 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında…
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/421 Esas KARAR NO : 2025/640 DAVA : Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) DAVA TARİHİ : 14/05/2025 KARAR TARİHİ : 17/09/2025 Mahkememizde görülmekte olan Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle:20.04.2025 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan 8. gündem maddesine ilişkin kararın usule ve esasa aykırı olması nedeniyle iptaline,mevcut yönetim kurulu tarafından Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ve Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinin bu haliyle imzalanması kooperatif ortakları bakımından “hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın” doğmasına sebep olacak, ortaklar mevcutta davalının bize net 90 m2 teklifi olduğunu fakat diğer firma tekliflerinin net 103-106 m2 arasında olması nedeniyle üyelerin ciddi zarara uğradığı tehlikesiyle karşı karşıya kalacağından ihtiyati tedbir talebinin kabulünü, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle: Kooperatiflerin en üst karar organı olan genel kurul, Kooperatifler Kanunu’nda açıkça belirtildiği üzere, kooperatifin tüm ortaklarının katılımıyla düzenlenen ve kooperatifin yönetimiyle ilgili en yetkili kararların alındığı organ olduğunu, Genel kurulda alınan kararlar tüm ortakların menfaatine uygun olarak şekillendirildiğini, müvekkilin kooperatifte ferdileşme yapılmamış olduğu için tek malik mevcut olduğunu o da Kooperatif'in kendisi olduğunu, Genel kurulca bir karar alınmış ve yönetim kuruluna bir yetki verildiğini, alınan kararda da verilen yetkide de halihazırda hukuka aykırı bir durum söz konusu olmadığını, yönetim kurulunun kooperatif aleyhine olacak bir sözleşmeye imza atabileceği varsayımı üzerinden genel kurulca alınan kararın kısıtlanması hem kooperatif genel kurulunun hem de kentsel dönüşüm sürecinin işlerliğini durdurmaya matuf olduğu, bakanlık temsilcisi nezaretinde kooperatif genel kurulunca alınmış bir karar mevcut olup karar hukuka uygun olduğunu, Kooperatifler Kanunu’nda genel kurulca geçerli bir karar alabilmek için üç farklı nisap sayıldığını beyan etmiştir. Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle: Davalı taraf, dava konusu taşınmazın riskli ve metruk olduğunu beyan etmiş, bina fotoğrafları eklenerek bu yapıdan doğacak can güvenliği tehdidine vurgu yaptığını ancak ne yazık ki bu hususlar, imar hukukuna ve kentsel dönüşüm mevzuatına ilişkin idari süreçler ile çözülmesi gereken teknik ve kamusal düzenlemeler olduğunu, dava kentsel dönüşümün kendisine değil uygulama sürecinde yapılan paylaştırma ve karar alma şekline dair usulsüzlüklere dayandığını, davalı taraf davacının metrekare hesabını “insan hayatının karşısına koymak”la itham etmekte olup bu değerlendirme hukuken mesnetsiz ve gayri ciddi bir değerlendirildiğini, davacı riskli yapı sürecine değil kooperatif içi ortaklık haklarının ihlaline genel kurul kararlarının usule ve mevzuata aykırı oluşuna ve eşitlik ilkesine aykırı uygulamalara itiraz ettiğini, genel kurul kararlarının hukuka aykırılığı ortada olduğunu, davalı taraf genel kurul kararlarının Kooperatifler Kanunu'na uygun olduğunu ileri sürmüşse de bu sav gerçek dışı olduğunu, tedbir kararlarının ihlal edildiğinin tespitini, hukuka ve usule aykırı olan noter sözleşmesinin ve buna dayanılarak alınan sonraki genel kurul kararlarının yok hükmünde sayılmasını, davalı tarafın kötü niyeti ve yargı kararlarını dolanma kastının gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesini, usule ve kanuna aykırı şekilde alınmış genel kurul kararlarının geçersizliğini talep etmiştir. Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilimiz kooperatifte ferdileşme yapılmamış olduğu için tek malik mevcuttur; o da Kooperatif'in kendisi olduğunu, Genel kurulca bir karar alınmış ve yönetim kuruluna bir yetki verildiğini, alınan kararda da verilen yetkide de halihazırda hukuka aykırı bir durum olmadığını, yönetim kurulunun kooperatif aleyhine olacak bir sözleşmeye imza atabileceği varsayımı üzerinden genel kurulca alınan kararın kısıtlanması hem kooperatif genel kurulunun hem de kentsel dönüşüm sürecinin işlerliğini durdurmaya matuf olduğunu, Bakanlık temsilcisi nezaretinde kooperatif genel kurulunca alınmış bir karar mevcut olup karar hukuka uygun olduğunu, İhtiyati tedbir talebinin ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde; Dava, kooperatif genel kurulca alınan kararın iptali istemine ilişkindir.-------- Sayılı ilamında ifade edildiği gibi "Genel kurul kararlarında hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre butlan, yokluk veya iptal edilebilirlik olarak karşımıza çıkmaktadır. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, TTK’nın 447. maddesi ile açıkça düzenlenmiştir. Buna göre genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır. Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından res’en göz önünde tutulur. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk, TTK’da düzenlenmemiştir. Yokluk yaptırımının kanunda düzenlenmemiş olması, yokluk yaptırımının hukukî işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı anlamına gelmemektedir. Bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikteki hükümlerdir. İçeriğe ilişkin emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde butlan söz konusu olup hukukî işlem şeklen mevcut olmakla birlikte konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları, daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana gelmez. Kurucu-şekli nitelikteki emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde ise yokluk söz konusu olup kurucu unsurların veya kanunî şeklin eksikliği sebebiyle hukukî işlem şeklen meydana gelememektedir. Dolayısıyla butlanda hukukî işlemin meydana gelmesi için gerekli olan içerik unsurları vardır; fakat hukuk düzeni bu içerik bakımından amaçlanan sonuçların meydana gelmesini kesinlikle reddetmektedir. Yoklukta ise hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dâhi meydana gelmiş değildir . Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik ise TTK’nın 445. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Anılan madde gereğince kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilecektir. İptal davasına konu bir genel kurul kararı, şekil veya içeriği bakımından sakat olsa bile iptaline dair hüküm kesinleşinceye kadar geçerli bir karar olarak kabul edilir. Süresinde ve usulüne uygun olarak açılan bir iptal davasında verilen iptal kararı kesinleşirse, bu karar geçmişe etkili olarak hüküm doğurur. Kararın alınmasından itibaren üç ay içinde dava açılmazsa veya açılan dava reddedilirse söz konusu aykırılık ve bu nedenle kararın iptal edilebilirliği artık ileri sürülemez. "Kooperatiflerde genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik ise 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 53. Maddesinde düzenlenmiş olup kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet esaslarına aykırı olduğu iddiası ile genel kurul kararları aleyhine bir ay içinde iptal davası açılabileceği düzenlenmiştir. Bir aylık süre hak düşürücü süredir.Bu nedenle mahkemece doğrudan dikkate alınması gerekmektedir.GK kararları ister çok taraflı ister tek taraflı çok iradeli olarak nitelendirilsin, sonuç olarak bir hukukî işlemdir. Bu niteliği nedeniyle bir yandan hukukî işlemlerin geçerlilik koşullarını düzenleyen genel hükümlere, diğer yandan da kooperatifin kendi yapısından kaynaklanan özel hükümlere tâbidir.Bir GK kararından söz edebilmek için, GK olarak nitelendirilmesi mümkün olan bir toplantıda, ana sözleşme ve yasanın öngördüğü yetersayılarla alınmış bir kararın varlığı gerekir. Eğer ortaklar yasal bir GK olarak toplanmamışlarsa, örneğin yetkili organın çağrısı veya toplantının bir gündemi olmaksızın, bir anma gününde bir araya gelen ortaklar bir karar alıp imzalamışlarsa (TK 416 uyarınca yüzde yüz katılımla yapılan çağrısız GK hariç) bu karar hukuken yoktur. Yine bunun gibi toplantı veya karar yetersayılarının sağlanamadığı kararlarla (gerektiği halde) Bakanlık temsilcisinin katılmadığı toplantılarda alınan kararlar da yok hükmündedir. -------- HD’nin yerleşik içtihadı, ana sözleşmedeki (ya da yasadaki) yetersayıları oluşmadan toplanan GK’larda alınan kararların yoklukla sakat olduğu yolundadır . --------- HD, oydan yoksun olsa da bir paysahibine haber vermeksizin ve onun katılımı olmaksızın yapılan çağrısız GK (TK 416) toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğuna karar vermiştir . --------- HD., çok yeni bir kararında, oy hakkından yoksun paydaşların oyları düşüldükten sonra kalan oylann nisabın sağlanmak için yeterli olmamasına rağmen bu kararların iptal edilebilir olduğu sonucuna varmıştır. Nisabın sağlanamadığı kararlar yok hükmünde olduğundan bu görüşe katılma olanağı yoktur. Bu nitelikteki kararlara karşı her ilgili (bu kapsamda ortaklar da muhalefetlerini tutanağa geçirme koşulu aranmaksızın) yokluğun tespiti davası açma hakkına sahiptirler.GK kararının iptali, kararın mahkeme tarafından geriye dönük olarak ortadan kaldınlmasını ifade eder. Kesin hükümsüzlük halleri dışındaki TK’nun 445. maddesinin kapsamına giren tüm haller iptal sebebidir. Bu bağlamdaki kural şudur: Kararın kesin hükümsüz olup olmadığı hususunda kuşku duyulan hallerin iptal nedeni olarak kabul edilmesi gerekir. Bunun dışında yasanın işlemin sakatlık derecesini açıkça iptal edilebilirlik olarak belirlediği hallerde de açılacak davanın iptal davası olduğu tartışmasızdır. İptal davasından söz edilmek için ilk şart şeklen de olsa ortada bir GK kararının bulunmasıdır. Bu kararın iptal edilmesi mahkemece TK 445. maddede sayılan sebeplerden birisinin varlığına bağlıdır. Bir GK kararına karşı iptal davası açılabilmesi için kararın tescil ve ilan edilip edilmediği önem taşımaz . Mahkememiz taraflar arasındaki tespit edilen tüm uyuşmazlık konuları ile ilgili olarak sulh olmaya teşvik etmiş, ancak taraflar sulh da olmamışlardır. Madde 8 bakımından inceleme yapıldığında ise; Bu maddenin genel-geçer ifadelerle hazırlandığı, özellikle inşaat ve imalat işlerinin yaptırılma yöntemi ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde paylaşım oranının belirlenmesi yetkisinin münhasıran genel kurula ait olduğu ve bu yetkinin yönetim kuruluna devredilemeyeceği, gündem detayına ve bilgilendirme yönteminin yeterli olmadığı, sözleşme yapılacak firma ile ilgili ana sözleşmenin ve teknik şartnamenin en az on beş gün önceden ilan edilerek, teklif veren firmaların ekonomik güçleri ve varsa yapmış oldukları projelerden ortakların bilgilendirilmesi gerektiği açıktır. Genel kurul tutanaklarından anlaşıldığı kadarıyla sözleşmenin yansıtma yöntemi ile genel üyelerine anlatıldığı teknik şartname hakkında bilgi verilmediği anlaşılmaktadır. Eğer teknik şartname sözleşmeyle birlikte anlatılmamışsa bu durum belirsizliklere ve anlaşmazlıklara yol açabilir. Örneğin, malzeme kalitesi veya uygulama yöntemi konusunda taraflar arasında farklı beklentiler oluşabileceği açıktır. Yukarıda açıklanan sebeplerle davalının tedbir kararına karşı itirazlarının reddi ile davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile davalı kooperatifin 20.04.2025 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 8 nolu kararın iptaline, Davalı tarafın yapmış olduğu tedbire itirazın reddine, tedbirin devamına, 2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken harç peşin alındığın başkaca alınmasına yer olmadığına, 4-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 615,40 TL peşin harç, 615,40 başvuru harcı, 656,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere bakiye toplam 1.886,80 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Yargılama sırasında davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OY BİRLİĞİ ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.17/09/2025