T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1299 - 2026/182 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1299 KARAR NO : 2026/182 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/07/2025 NUMARASI : 2024/76 Esas - 2025/487 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 05/02/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 02/03/2026 Mahalli mahkemesince verilen…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1299 - 2026/182 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1299 KARAR NO : 2026/182 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/07/2025 NUMARASI : 2024/76 Esas - 2025/487 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 05/02/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 02/03/2026 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 02.11.2019 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile seyri sırasında, önünde seyir halinde bulunan davacı yönetimindeki motosiklete çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını, geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını, bakıcı ihtiyacı doğduğunu, bu sebeple gerekli bilgi ve belgelerle davalı ... başvuruda bulunulduğunu, hasar dosyasının açıldığını, bu kapsamda davacıya kısmi ödeme yapıldığını, ancak yapılan ödemenin davacının zararlarını karşılamaktan uzak, fahiş miktarda eksik ve yetersiz olduğunu belirterek, talep artırım hakkı saklı olmak üzere sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 10.000,00 TL, geçici bakıcı gideri tazminatı olarak 100,00 TL olmak üzere toplam 10.100,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 138.893,43 TL, bakıcı gideri talebini 5.142,44 TL olarak artırmış, kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada ıslah dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 349.920,00 TL olarak artırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan ilk yargılama neticesinde; davanın kabulüne, 138.893,43 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı ve 5.142,44 TL geçici bakıcı giderinin davacıya davalı tarafça yapılan kısmı ödeme tarihi olan 13/01/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi talebinin reddine karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf edilmiş, Dairemizin 2022/1670 Esas - 2023/1722 Karar sayılı 27/12/2023 tarihli ilamı ile kararın; “öncelikle davacının statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa teminatın yatırılması için kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması hâlinde istemin usulden reddine, yatırılması hâlinde ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek, sigortasız aracın kaza tarihinde tamirhaneye bırakılıp bırakılmadığı, bırakıldı ise hangi tamirhaneye bırakıldığı, uzun süreli tamir için bırakılıp bırakılmadığı, tamirhane sahibi ile sürücünün aynı kişi olup olmadığı, bu suretle 2918 sayılı KTK'nın 104. maddesi kapsamında araç üzerindeki hâkimiyetin eylemli olarak teşebbüs sahibine geçip geçmediği yönünde araştırma yapılarak, aracın tamir için bu tamirhaneye bırakıldığının netlikle belirlenmesi halinde işletenlik sıfatı bu işyerine geçmiş olacağından anılan işyeri(tamirhane)nin kendi bünyesinde ZMM Sigorta poliçesi bulunup bulunmadığı araştırılarak, var ise ...’nın zarardan sorumlu tutulamayacağı gözetilip, anılan sigorta şirketinin zarardan sorumluluğu tartışılarak, işyeri bünyesinde ZMM Sigorta poliçesi yok ise bu halde davalı ...’nın zarardan sorumluluğunun tartışılmasıyla sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmediği” gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiş, mahkemece kaldırma kararından sonra yeniden yapılan yargılamada davanın kabulüne, 349.920,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 138.893,43 TL'sinin temerrüt tarihi olan 13/01/2021, 211.026,57 TL'sinin ıslah tarihi olan 26/05/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5.142,44 TL geçici bakıcı gideri tazminatının temerrüt tarihi olan 13/01/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde; davalı sigorta şirketi kaza tarihinden itibaren temerrüde düştüğünden hükmedilen tazminata kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, aksi kanaate varılması halinde ise, davalı sigorta şirketine ilk başvuru tarihi olan 09.12.2020 tarihinden itibaren 8 iş günü sonu olan 21.12.2020 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, davalı ... yargılama konusu kazada ... Otomotiv'in KTK 104/2. maddesi kapsamında yapılması gereken Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nı yaptırmaması nedeniyle Sigortacılık Kanunu'nun 14/2-ç maddesi ve ... Yönetmeliği'nin 9/1-d maddesi kapsamında sorumlu olduğundan yani bir ticari işletmenin bulunması gereken zorunlu sorumluluk sigortası bulunmadığından sorumlu olduğundan işbu durumun bir ticari iş ve işlem niteliğinde olduğunu, bu kapsamda hükmedilen tazminata avans faizi işletilmesi gerektiğini, hükümde yargılama giderlerine ilişkin kısmında, maluliyet raporunun temini için Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'na yapılan ödemelerin nazara alınmaması hatalı olduğundan hükmün tashihinin talep edildiğini, ancak mahkemece bu talebin haksız şekilde reddedildiğini, mahkemece verilen tavzih kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, anılan kararda işbu karara karşı başvurulması gereken kanun yolu ve süresinin açık şekilde belirtilmediğini, 16.03.2022 tarihinde taraflarınca 458 TL tamamlama harcı yatırılmışsa da işbu harcın gerekçeli kararda hükme eklenmediğini, bunun üzerine 11.08.2025 tarihli tavzih dilekçesi ile hükme tamamlama harcının eklenmesi talep edilmişse de tavzih kararında talep hakkında hüküm kurulmadığını, hesaplamaya esas alınan aktüer bilirkişi raporunda gelirin hatalı tespit edildiğini, davacının oto tamircisi olması nedeniyle gelirinin yüksek olduğu nazara alınmaksızın gelirinin asgari ücret olarak kabul edilmiş olmasının yerinde olmadığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece davalının sahip olduğu usuli kazanılmış haklara dikkat edilmeden yeniden hüküm tesis edildiğini, kaldırma kararı sonrası hesaplama yapılırken bu hususun nazara alınmadığını, raporda yeni tarihli ücret verilerine göre hesaplama yapılmasının yerinde olmadığını, kazaya neden olan aracın tamir için tamirhaneye bırakıldığını, bu durumda davalı şirketin kaza nedeniyle bir sorumluluğu bulunmadığını, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, oluşan zarardan sorumlu olan kuruluşun tamirhane olduğunu, davacı tarafından yapılan başvuru sonucunda davalı tarafından 13.01.2021 tarihinde 40.080,00-TL tazminat ödendiğini, yapılan bu ödeme ile davacının zararının karşılandığını, mahkemece kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş bir sağlık kurulu raporu aldırılması gerektiğini, mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunu kabul etmediklerini, dosyada bulunan maluliyet raporu ile hasar dosyasıyla sunulan maluliyet raporu arasında çelişki bulunduğunu, hesap raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faizin hesaba esas alınması gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde davacının tam kusurlu olduğunu, davacının kazanın meydana gelmesindeki ve zararın artmasındaki müterafik kusurunun nazara alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri, rapor bedeli, cenaze gideri, ulaşım, yol ve yemek gibi zararların teminat kapsamı dışında olduğunu, bakıcı giderine hükmedilemeyeceğini, daha önce tazminat ödemesi var ise öncelikle ödeme tarihi verilerine göre hesap yapılması, ödemenin yetersiz olduğunun tespit edilmesi durumunda güncel veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanması gerektiğini, güncel tazminat hesaplanırken değişen asgari ücret tutarının esas alınmasında olduğu gibi ödenen tazminatın da asgari ücret artışları üzerinden güncellenmesi gerektiğini, ihtiyari olarak yapılan arabuluculuk giderlerinden davalının sorumluluğu bulunmadığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf eden tarafların sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarara bağlı maddi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda, kaza tespit tutanağı uyarınca, 02.11.2019 tarihinde sürücü olduğunu beyan eden ...’ın sevk ve idaresindeki araçla seyri sırasında önünde aynı istikamette seyreden sürücü ...’in sevk ve idaresindeki motosiklete arkadan çarpmasıyla meydana gelen kazada sürücü ...’ın kural ihlali olduğu, sürücü ...’in kural ihlali olmadığı ve sürücü ...’ın sevk ve idaresinde olan aracın kaza tarihinde geçerli ZMM Sigorta poliçesi bulunmadığının belirlendiği, Ankara 30.ACM’nin 2020/53 Esas sayılı dosyasında sanık ...’ın savunmasında; "Ben aslen Suriye vatandaşıyım. Yaklaşık olarak 5 yıldır Türkiye'de yaşamaktayım. ... sayılı adreste araç kaporta tamir yerim vardır. Bundan yaklaşık 2 gün önce Siteler'de araç tamiri ile uğraşan ... isimli arkadaşım ... plakalı ... plakalı aracı kaporta tamiri için bana verdi. Belirtilen araç 2 gündür bendeydi. Kendi sevk ve idaremdeki belirtili araç ile bugün 02.11.2019 günü saat:08.45 sıralarında Siteler bölgesinden Damar Sokak üzerinden Çamlıtepe Sokak istikametine doğru 30-40 km hızla seyir halinde gidiyordum. Önümde de seyir halinde giden üzerinde iki kişinin olduğu plakasını görmediğim bir motosiklet vardı. Önümdeki motosiklet yavaşlayınca bende frene basıp yavaşlamak istedim ancak yolunda ıslak ve çamurlu olmasından dolayı aracım sağa sola yalpa yaptı. Duramadım ve önümde iyice yavaşlayan motosiklete çarptım" ifadelerine yer verdiği, tüm dosya kapsamından da anlaşıldığı üzere olay tarihinde ... tarafından sevk ve idare edilmekte olan ve kazaya karışan aracın dava dışı ... isimli kişi tarafından kaporta tamir işi yapan ...’ın tamirhanesine tamir amacıyla bırakıldığı sırada kazanın gerçekleştiği, sigortası bulunmayan araç sürücüsünün aynı zamanda tamirhane sahibi olduğu, araç sahibinin aracı tamir için tamirhaneye bıraktığı esnada araç sahibinin bilgisi dışında aracı kullandığı esnada kaza yaptığı anlaşılmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 104/I. maddesinde; "Motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüslerin sahibi, gözetim, onarım, bakım, alım – satım, araçta değişiklik yapılması amacı ile veya benzeri bir amaçla kendisine bırakılan bir motorlu aracın sebep olduğu zararlardan dolayı, işleten gibi sorumlu tutulur. Aracın işleteni ve araç için zorunlu mali sorumluluk sigortası yapan sigortacısı bu zararlardan sorumlu değildir." düzenlemesi yer almaktadır. Bu düzenlemeye göre aracın gözetim, onarım, bakım, alım-satım, araçta değişiklik yapılması amacıyla motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüslere bırakılması halinde, teşebbüsün sahibi işleten gibi (farazi işleten) sorumlu tutulurken, aracın gerçek işleteni (trafikte aracın adına kayıtlı olduğu kişi) ise zarardan sorumlu tutulmamaktadır. Motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüs sahiplerinin işleten gibi sorumlu tutulabilmeleri için, araç üzerindeki hâkimiyetin eylemli olarak teşebbüs sahibine geçmiş olması gerekir. Bu durum, her somut olayın özelliğine göre ayrı değerlendirilmelidir. Kısa süreli basit onarımlar gibi kesinlikten uzak, duraksamalı durumlarda, hâkimiyetin geçtiği kabul edilmemelidir. Zira motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan kişilerin işleten gibi sorumlu tutulmalarının nedeni, bunların motorlu araç üzerindeki fiili hâkimiyetin kesin olarak sahibi bulunmalarından kaynaklanmaktadır. Ancak yukarıda detaylı anlatıldığı üzere 2918 sayılı KTK'nın 104. madde hükmü uyarınca tamircinin gerçek işleten (malik) yerine sorumlu tutulabilmesi için, araç üzerindeki fiili hakimiyetin kesin bir biçimde bu yere, yani tamirhaneye geçtiğinin ortaya konulması ve davalı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Dairemizin ilk kaldırma kararında da önemle belirtildiği üzere aracın tamir için tamirhaneye bırakıldığının netlikle belirlenmiş olması karşısında işletenlik sıfatı bu işyerine geçmiş olacağından anılan işyeri(tamirhane)nin kendi bünyesinde ZMM Sigorta poliçesi bulunup bulunmadığı araştırılarak, var ise ...’nın zarardan sorumlu tutulamayacağı gözetilip, anılan sigorta şirketinin zarardan sorumluluğu tartışılarak, işyeri bünyesinde ZMM Sigorta poliçesi yok ise bu halde davalı ...’nın zarardan sorumluluğunun tartışılması gerektiği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli olmamıştır. Kabule göre de, davanın haksız fiilden kaynaklanması ve belirsiz alacak davası mahiyetinde açılmış olması nazara alınarak mahkemece hükmedilecek tazminatın tamamına temerrüt (eksik ödeme) tarihi olan 13/01/2021 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken ıslahla artırılan dava değerine ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi yerinde görülmemiştir. Yine, davacı tarafından maluliyet raporunun temini için H.Ü.Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD Başkanlığı'na yapılan ödemelerin ve 16.03.2022 tarihinde davacı tarafından yatırılan 458 TL tamamlama harcının yargılama giderlerinde gözetilmesi gerekirken mahkemece bu durumun hükümde nazara alınmaması yerinde görülmediği gibi, davacı vekili tarafından bu hususta verilen tavzih dilekçesine ilişkin mahkemece talebin reddine dair verilen 27.08.2025 tarihli ek kararın yerinde bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda yerel mahkemece yukarıdaki açıklamalar ve yasal gerekçeler doğrultusunda değerlendirme yapılıp, 2918 sayılı KTK'nın 104. maddesi kapsamında araç üzerindeki hâkimiyetin eylemli olarak teşebbüs sahibine geçtiğinin anlaşılması karşısında, işletenlik sıfatı bu işyerine geçmiş olacağından anılan işyeri(tamirhane)nin kendi bünyesinde ZMM Sigorta poliçesi bulunup bulunmadığı araştırılarak, var ise ...’nın zarardan sorumlu tutulamayacağı gözetilip, anılan sigorta şirketinin zarardan sorumluluğu tartışılarak, işyeri bünyesinde ZMM Sigorta poliçesi yok ise bu halde davalı ...’nın zarardan sorumluluğunun tartışılması, yeniden yapılacak yargılamada verilecek hükümde, (işyeri bünyesinde ZMM Sigorta poliçesi yok ise) davanın haksız fiilden kaynaklanması ve belirsiz alacak davası mahiyetinde açılmış olması nazara alınarak mahkemece hükmedilecek tazminatın tamamına temerrüt(eksik ödeme) tarihi olan 13/01/2021 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi, hükümde davacı tarafından maluliyet raporunun temini için H.Ü.Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD Başkanlığı'na yapılan ödemelerin ve 16.03.2022 tarihinde davacı tarafından yatırılan 458 TL tamamlama harcının yargılama giderlerinde gözetilmesiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf taleplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle kabulüne, yerel mahkeme kararının ve 27.08.2025 tarihli ek kararın kaldırılmasına, dosyanın belirtilen gerekçeyle yerel mahkemesine gönderilmesine, kaldırma ve gönderme sebebine göre istinaf eden taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf taleplerinin yukarıda belirtilen gerekçelerle HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/07/2025 tarih, 2024/76 Esas - 2025/487 Karar sayılı kararının ve 27.08.2025 tarihli ek kararın KALDIRILMASINA, Kaldırma ve gönderme sebebine göre istinaf eden taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, Yukarıda açıklandığı üzere tüm deliller toplanıp birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının yatıran tarafa iadesine, 3-İstinafa gelen taraflarca yatırılan gider avansından varsa artan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf eden taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda gözetilmesine, 5-İİK'nın 36. maddesi uyarınca, Ankara 3. Genel İcra Dairesi'nin 2023/134666 Esas sayılı dosyasında yatırılan 730.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili, iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 05/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.