T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/941 - 2026/217 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/941 KARAR NO : 2026/217 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03.07.2024 NUMARASI : 2024/65 Esas 2024/462 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 13.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 17.02.2026 İlk Derece Mahkemesince verile…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/941 - 2026/217 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/941 KARAR NO : 2026/217 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03.07.2024 NUMARASI : 2024/65 Esas 2024/462 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 13.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 17.02.2026 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 03.02.2021 tarihinde davacı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı davalıya ait ... plakalı aracın firari sürücüsünün dava dışı yaya ...'ya çarptığını, trafik kazası neticesinde malul kalan dava dışı yaya ...'nın Sigorta Tahkim Komisyonuna 03.10.2022 tarihinde yaptığı başvuru neticesinde davacı tarafından ...'ya 85.694,28-TL ödeme yapıldığını, davacının ödemiş olduğu sigorta tazminatını sürücünün olay yerini terk etmesi nedeniyle Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.f maddesi gereğince kendi sigortalısına rücu hakkına sahip olduğunu, bu nedenle Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2023/22828 E. sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının haksız olarak icra takibine itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu belirterek, Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2023/22828 E. sayılı dosyasında ki itirazın iptali ile takibin 85.694,28-TL asıl alacak, 3.190,64-TL işlemiş faiz yönünden devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu ... plakalı aracında bulunduğu toplam 34 aracın kiralanması hususunda 01.04.2017 tarihinde uzun dönem araç kiralama sözleşmesi akdedildiğini, dava konusu araç dahil olmak üzere davalı şirkete ait araçların dava dışı ... Kargo Lojistik ve Dağıtım Hizmetleri AŞ'ye 24 ay süreli olarak kiralandığını, bir başkasının kusurlu davranışları ile sebep olduğu zararlardan sırf ruhsat sahibi olduğu için davalı şirketin sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olacağını, davanın dava dışı ... Kargo Lojistik ve Dağıtım Hizmetleri AŞ'ye yöneltmesi gerektiğini, davalı şirketin işleten sorumluluğu bulunmadığını belirterek, davanın reddine, davacının alacağının % 20'sinden aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatı mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalıya ait ... plakalı aracın davacıya T-196505879-0-0 numaralı poliçe ile ZMSS sigortalı olduğu, aracın davalı tarafça 01.04.2017 tarihli araç kiralama sözleşmesi ile ihbar olunana kiralanmasına rağmen, poliçenin araç kiralama şirketi işleten sıfatı ile davalı tarafça düzenlendiği, davalının sözleşmenin tarafı olduğu, davacıya ait ihbar olunana kiralanan aracın kimliği belirsiz sürücü idaresinde 03.02.2021 tarihinde dava dışı yaya ...'a çaptığı, araç sürücüsünün haklı sebebe dayalı olmaksızın olay mahallinden ayrıldığı, oluşan kazada aracının hızını trafiğin gerektirdiği şartlara göre ayarlamayan ve olay yerini terk eden araç sürücüsünün % 25, trafiği engelleyecek ve tehlikeye düşürecek şekilde davranışlarda bulunan dava dışı yaya ...'nın % 75 oranında kusurlu olduğu, ...'nın yaralanması nedeniyle daimi iş gücü kaybı % 4 olacak, 45 gün süreyle geçici iş göremez halde kalacak, 30 gün süre ile bir başkasının bakımına ihtiyaç duyacak şekilde yaralandığı, ...'nın Sigorta Tahkim Komisyonuna müracaat ettiği, Sigorta Tahkim Komisyonunun 28.01.2023-K- 2022/295761 karar sayılı kararının icraya konulması üzerine davacı tarafından Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2023/1903 esas sayılı dosyasına 14.04.2023 tarihinde 85.694,28-TL ödemede bulunulduğu, davacıya ait aracı kullanan kimliği belirsiz sürücünün olay yerini geçerli bir mazereti olmadan terki nedeniyle davacının rücu hakkına sahip olduğu, davacı tarafça başlatılan Ankara 4. İcra Müdürlüğü'nün 2023/22828 E. sayılı dosyasında davalı itirazının haksız olduğu, davanın taraflar arsındaki poliçeden kaynaklanması nedeniyle davalının pasif husumet itirazına itibar edilmesinin mümkün olmadığı, tutarın bilirkişice tespiti gerekmesi nedeniyle alacağın likid olmadığı belirtilerek, davanın kabulüne, Ankara 4. İcra Müdürlüğü'nün 2023/22828 E. sayılı dosyasında davalının itirazının iptaline, takibin 85.694,28-TL asıl alacak, 3.190,64-TL işlemiş faiz olmak üzere 88.884,92-TL üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte devamına, tarafların şartları oluşmayan icra inkar ve kötü niyet tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiş, karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalının 1982 yılından beri kısa dönem ve uzun dönem araç kiralama işi ile uğraştığını, sunmuş olduğu bu hizmetler kapsamında ihbar olunan şirket ile dava konusu ... plakalı aracın da içerisinde bulunduğu toplamda 34 aracın kiralanması hususunda 01.04.2017 tarihinde uzun dönem araç kiralama sözleşmesi akdedilerek dava konusu araç da dahil olmak üzere davalı şirkete ait araçların ihbar olunan şirkete 24 ay süreli olarak kiralandığını, 15.04.2019 tarihli ek protokol ile de kiralama ilişkisinin 1 yıl süre ile daha devam etmesine karar verildiğini, dava konusu ... plakalı aracının 01.04.2017 tarihinden beri süre gelen uzun dönem araç kiralama ilişkisi kapsamında ihbar olunanın kullanımında olduğunu, davalı aracı uzun süreli olarak bir başkasına kiralayarak işleten sıfatını artık kaybetmiş olduğundan kazadan dolayı meydana gelen zararlardan sorumlu tutulamayacağını, meydana gelen trafik kazası da davalı tarafça kiralanan ... plakalı aracında mevcut herhangi bir bozukluktan/aksaklıktan da kaynaklanmadığını, davacının rücu taleplerini davalı şirkete ileri sürmesinin hukuken mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla trafik kazası neticesinde meydana gelen zarara yönelik olarak davalının sorumluluğuna giden illiyet bağı da somut olayda kesildiğini, bilirkişinin yapmış olduğu kusur değerlendirmesinde de ... plakalı aracın sürücüsünün ve yayanın, kazanın meydana gelmesinde kusurlarının bulunduğu üstelik davacı şirketin ödeme yapmış olduğu yaya ...'nın da kazanın meydana gelmesinde % 75 oranında asli kusurlu olduğu açıkça tespit edildiğinden illiyet bağının zarar görenin kusurlu davranışı sebebi ile de kesildiğini, davalının rücu talep edilen tazminattan sorumlu olmadığını, davacının dava konusu taleplerinin asıl muhatabının ihbar olunan olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Davanın davacı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazası neticesinde zarar gören üçüncü kişiye yapılan maluliyet ödemesinin olay yeri terk nedenine dayanılarak davalı sigortalıdan rücuen tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı sigorta şirketi, rücu sebebini, sigortalısı olan davalıya ait aracın sürücüsünün kazadan sonra olay yerini terk etmesi olgusuna dayandırmıştır. Sigortacı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 95/2. maddesi ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarının B-4.maddesi gereğince, tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin halleri, üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebilir. Davacı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına aykırılık nedeniyle davalı sigorta sözleşmesinin akidine karşı dava açılmış olup davalının sigorta sözleşmesinin tarafı olması nedeniyle husumete ilişkin itirazarı yerinde görülmemiştir. Rücu davaları; gerçek zararının giderilmesi amacına yönelik olup, zenginleşmeye bir vesile teşkil etmemelidir. Dolayısıyla zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı da ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusu bulunanlardan isteyebilir. Zira, davalı, davacının ödediği miktardan değil, kaza nedeni ile ortaya çıkan gerçek zarardan sorumludur. Bu durumda, mahkemece ödeme tarihi itibari ile zarar görenin uğradığı gerçek zarar miktarının belirlenmesi gerekir. Davacı tarafından başvuru üzerine yapılan ödemenin rücuen tahsilinin talep edilmiş olması nedeniyle esasen eldeki davada ispat yükü davacı üzerindedir. Davacı, dava dışı üçüncü kişinin uğradığı zararı ve bu zararın giderildiğini ispat etmelidir. Davacının bu davayı açabilmesi için öncelikle zarar gören üçüncü kişiye haklı bir ödeme yapmış olması elzemdir. Bu nedenle davacı yapmış olduğu ödemenin yersiz bir ödeme olmadığını, bir başka değişle haklı bir ödeme olduğu ispat etmek zorundadır. Zira, rücunun konusu gerçek zarardır. Bu kapsamda, gerçek zararın varlığının tespiti için somut olayın özeliğine göre öncelikle zarar görenin üçüncü kişinin maluliyeti bulunup bulunmadığının varsa oranının usulüne uygun şekilde tespit edilmesi gerekir.(Yargıtay 4. HD'nin 11.05.2023 tarih ve 2022/2037 E. - 2023/6368 K. ) Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.HD'nın 29.06.2022 tarih ve 2021/15362 E. - 2022/9643 K.) Somut olayda, davacı taraf dava dilekçesine ekli Sigorta Tahkim yargılamasında hükme esas alınan İnönü Üniversitesi’nden alınan maluliyet raporuna dayanarak geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı talep etmiş olup mahkemece, davacının kaza sonrası gördüğü tedavilere ilişkin ilgili hastanelerden tüm tedavi evrakları getirtilerek davacının son durumu da değerlendirilerek kaza nedeniyle maluliyeti bulunup bulunmadığı, kaza ile maluliyeti arasındaki illiyet bağı, kazaya bağlı maluliyet oluşmuş ise oranı ve iyileşme sürelerinin Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre tespiti yönünden Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Mahkemece davacı sigorta şirketi ödediği değil ödemesi gereken gerçek zararı sigortalısına rücu edebileceğinden zarar gören kişinin maluliyetin usulüne uygun olarak belirlenmesinden sonra ödeme tarihi itibariyle gerçek zararın tespiti için yargıtay uygulamalarına uygun şekilde tazminat hesabı yapılması için aktüerya hesaplanmaları konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken gerçek zarar hesabı yapılmadan davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesi tarafından öncelikle, zarar gören üçüncü kişinin kaza nedeniyle gördüğü tedavilere ilişkin tüm belgelerin bulunduğu sağlık kuruluşları nezdinde araştırılıp bildirilen sağlık kuruluşlarından zarar gören üçüncü kişinin kaza nedeniyle gördüğü tedavilere ilişkin tüm belgelerin celp edilmesi, ardından Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı başkanlıklarından olay tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak dava dışı zarar gören üçüncü kişinin mevcut yaralanması nedeni ile geçici ve sürekli iş göremezlik oranının tespiti konusunda kurul halinde düzenlenecek maluliyet raporu dosyaya kazandırılması, tespit edilen iş gücü kaybı oranı üzerinden ödeme tarihindeki verilere göre TRH 2020 yaşam tablosu ile progresif rant yöntemine göre zarar görenin gerçek zararının belirlenmesi için ayrıntılı, denetime elverişli aktüerya hesap bilirkişi raporu alınarak varsa rapora yönelik itirazlar da giderilip, oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar gözetilerek, takip talebine konu asıl alacak ve işlemiz faiz yönünden infazda tereddüte neden olmayacak şekilde bir karar verilmesi gerektiğinden kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle davalı vekilinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 5-Ankara 7. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/22828 esasına yatırılan 154.086,94 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.