10. Hukuk Dairesi 2025/8982 E. , 2025/17472 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/211 E., 2025/300 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA D…
10. Hukuk Dairesi 2025/8982 E. , 2025/17472 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/211 E., 2025/300 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının Amasya İli Suluova İlçesinde bulunan ...'a ait tamirhanede 10.01.1986 tarihinde, ilk defa sigortası yapılarak çalışmaya başladığını, ancak müvekkili işçinin işe giriş bildirgesinin, davalı Kuruma verilmesine rağmen sigorta primi ödenmediği için sigorta kaydının yapılmadığını, müvekkilinin, 10.01.1986 tarihinde, asgari ücretle, 1 gün çalışmış olduğunun tespitine karar verilmesi için işbu davanın ikame olunduğunu, bu hususta tanık dinletileceğini, bu tür davaların kamu düzenine ilişkin olduğundan kendiliğinden araştırma ilkesi gereğince resen araştırılması gerektiğini, yukarıda izah edilen nedenlerle müvekkili işçinin 10.01.1986 tarihinde asgari ücretle 1 gün çalışmış olduğunun tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, yetkisizlik itirazında bulunduklarını, yetkili mahkemelerin HMK'nın 5 ve 6 ile 14. maddeleri gereğince Ankara, Amasya ve Suluova Mahkemeleri olduğunu, davacının gerçekte böyle bir çalışmasının bulunmadığını, salt erken emekli olabilmek için mevcut davanın açıldığı izlenimi olduğunu, bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için işe giriş bildirgesi değil çalışma olgusunun varlığının gerektiğini, Mahkemece bu hususun kamu düzeni gereğince resen araştırılması gerektiğini, çalışma olgusunun somut ve inandırıcı bilgilere dayalı olarak kanıtlanması gerektiğini,belirterej davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.07.2023tarihli kararı ile davanın kabulü ile davacının ... unvanlı ... sigorta sicil nolu iş yerinde hizmet sözleşmesine tabi olarak asgari ücret ile 10.01.1986 tarihinde 1 gün süreyle çalıştığının tespitine, 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi uyarınca sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 14.11.1987 tarihi olduğunun ve davalı işyerinde bir günlük çalışması yönünden sigorta prim ödeme gün sayısının hesabına dahil edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 17.07.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.12.2023 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA KARARI A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 18.12.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 03.04.2024 tarihli kararı ile "... davacının da beyanı alınmak suretiyle dava konusu dönemde çalıştığını iddia ettiği iş yerinde hangi işleri yaptığı, kimlerle birlikte çalıştığı, hakkında çıraklık sözleşmesi düzenlenip düzenlenmediği araştırılmalı, davacının yaptığı işlerin üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu, iş yerinde işlerin davacının talep konusu dönemde yaşı itibariyle yapabileceği işlerden olup olmadığı, bu işleri yapma hususunda fiziksel ve psikolojik yetkinliğinin olup olmadığı, bu işi yapmayı bu yaşta öğrenip öğrenemeyeceği, yaptığı işi ne kadarlık süre içinde öğrenebileceği belirlenmeli, işyeri bordrosunun bulunmaması nedeniyle bozma öncesi sadece emniyet vasıtasıyla araştırma yapılmış olduğundan daha geniş bir şekilde SGK, vergi, belediye vasıtasıyla dava konusu dönemde iş yerine komşu iş yerleri ve kayda geçen çalışanları çalışanları sigortalılık kayıtları ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle dinlenmeli ,dinlenen tanık beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeli, öte yandan dava konusu iş yerinin vergi mükellefiyet dönemi de araştırılmalı, bozma öncesi dinlenen ...'un sigortalılık kaydı ile vergi kaydının istenmek suretiyle komşu iş yeri olup olmadığı ile beyanları denetlenmeli, böylelikle varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Mahkememizce bozmaya uyma kararı verilmiş, iş bu esas üzerinden yapılan yargılama kapsamında; çalışmasının niteliği bakımından davacı asilin beyanına başvurulmuş, meslek odaları ve çıraklık eğitim merkezinden araştırma yapılmış, tanık ...'un sigortalılık ve vergi kayıtları ile iş yerinin vergi kayıtları celp edilmiş, belediye/ SGK/ vergi dairesi aracılığıyla komşu iş yeri araştırması genişletilmiş, re'sen tespit edilen bir kısım tanık dinlenilmiştir. Davacı hakkında iddia olunan dönemde kuruma 10.01.1986 başlangıç tarihli giriş bildirgesi verildiği, davacının bildirge doğrultusunda yaptığı tespit başvurusunun kurumca reddedildiği, dinlenilen davacı ve komşu iş yeri tanıklarının işe giriş bildirgesi ile tutarlı beyanlarda bulunduğu, iş verenin davacıyı tanımadığını beyan etmekle birlikte işe giriş bildirgesindeki imzasını ikrar ettiği anlaşılmıştır. Kolluk araştırması sonucu komşu iş yeri tanığı olarak tespit edilen ve kapı- pencere işi yaptığı belirtilen ...; kendisinin o dönemde emniyette memur olarak çalıştığını, davacının çırak olarak çalıştığını beyan etmiştir. Tanığın beyanlarının denetlenmesi bakımından SGK ve vergi kayıtları araştırılıp emniyet müdürlüğüne müzekkere yazılmıştır. Tanığın vergi kaydının olmadığı, 01.06.1969-03.19 71... a sigortalısı olduğu, 01.11.1997 itibarıyla 4c emeklisi olduğu görülmüştür. Emniyet müdürlüğünce de tanığın 01.06.1969 tarihinde çarşı ve mahalle bekçisi olarak çalışmaya başlayıp 10.09.1997 tarihinde emekli olduğu bildirilmiştir. Bu kayıtlar doğrultusunda tanığın beyanlarına itibar edilebileceği anlaşılmıştır. Vergi dairesinden yapılan araştırmada ... iş yerinin vergi mükellefiyet kaydının bulunmadığı bildirilmiş ise de; SGK kayıtlarına göre iş yerinin 10.01.1986-30.01.1986 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, tanık beyanlarına göre de tamirhane niteliğindeki bu iş yerinin davaya konu dönemde mevcut ve faal olduğu anlaşılmıştır. Toplanan tüm bu delillere göre iddia edilen tarihte davacının iş yerinde çalıştığı kanaatine varılmıştır. Bu noktada davacının çalışmasının niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Zira bir kısım tanık davacının "çırak" olduğu yönünde beyanda bulunmuştur ve davacının çırak olduğunun kabulü halinde (çalışmanın esasen öğrenime yönelik olması nedeniyle); ilgili tarihte sigortalı sayılması mümkün olmayacaktır. Bozma ilamı kapsamında davacının hangi işleri yaptığı, kimlerle birlikte çalıştığı, hakkında çıraklık sözleşmesi düzenlenip düzenlenmediği yönünde kendi beyanları da alınarak araştırma yapılmıştır. Davacı asil; "araçların motor/ tamir/ bakım işleri, birlikte çalışmayı gerektiren motor indirme gibi işler dışında sökme/ takma işleri, yolda kalan araçlara müdahale, motor şanzuman sökme takma, yağ bakımı, ön takım/ fren sistemi gibi tüm tamir isteyen işler"i yaptığını iddia etmiştir. İddia edilen bu işlerin "Üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu, İş yerinde işlerin davacının talep konusu dönemde yaşı ( 16... ay 28 gün) itibariyle yapabileceği işlerden olup olmadığı, Bu işleri yapma hususunda fiziksel ve psikolojik yetkinliğinin olup olmadığı, Bu işi yapmayı bu yaşta ( 16... ay 28 gün) öğrenip öğrenemeyeceği, Yaptığı işi ne kadarlık süre içinde öğrenebileceği" hususunda odalardan ve çıraklık eğitim merkezinden araştırma yapılmıştır. ... Esnaf ve Sanatkarlar Odasından(...) gelen cevabi yazıda; davacının motor tamirciliği meslek dalında çalıştığı işyerinde yaşı (16 yıl, 1 ay, 28 gün) itibariyle kalfa statüsünde çalışabileceği, bu statüde bir işçinin üretimin bir parçası olacağı, yaşı itibariyle davacının talep konusu işleri yapabileceği, yaşı itibariyla çalıştığı işyerinde işleri öğrenebileceği ve bu işleri kalfa statüsünde sayılırsa 2 yılda öğreneceği belirtilmiştir. ... tarafından yapılan bu tespitlerin; odanın (araştırma yapılan diğer kurum ve kuruluşlara nazaran) şehre özgü çalışma şartlarını ve teamülünü daha iyi bilebilecek yerel nitelikli bir resmi kuruluş olması, somut görüş bildirilmemiş olmakla birlikte diğer kurum cevaplarının da odanın bu tespitlerinin aksine dair kesin bir belirleme içermemesi nedeniyle hükme esas alınabileceği kabul edilmiştir. Davacı hakkında düzenlenmiş bir çıraklık sözleşmesi bulunmaması, resmi kurum/ kuruluşlardan yapılan araştırmalar çerçevesinde iddia edilen işlerin asıl işin bir parçası olup davacının yaşı itibarıyla bu işleri yapabilecek olduğunun tespit edilmiş olması, çalışmasının niteliğinin kalfalık düzeyinde olacağının ve bu kapsamda doğrudan üretim faaliyetine katıldığının anlaşılması, öğrenim amacı da olmakla birlikte bunun çıraklık derecesinde (yani asıl amaç) olmayıp ikinci planda kaldığının anlaşılması nedeniyle; davacının sigortalı sayılması gerektiği kanaatine varılmıştır...." gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının ... unvanlı ... sigorta sicil nolu iş yerinde hizmet sözleşmesine tabi olarak asgari ücret ile 10.01.1986 tarihinde 1 gün süreyle çalıştığının tespitine, 506 sayılı Yasa'nın 60/G maddesi uyarınca sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 14.11.1987 tarihi olduğunun ve davalı işyerinde bir günlük çalışması yönünden sigorta prim ödeme gün sayısının hesabına dahil edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, fiili çalışmanın ispatlanamadığını belirterek karara karşı temyiz talebinde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, (1) gün süre ile çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir. 1.Davanın yasal dayanakları, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2., 3/II-B, 6., 108., 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4., 5., 16. maddesi, 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10. maddesi, 14. maddesi, geçici 4. maddesi hükümleridir. 506 sayılı Kanun'un 108. maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanun'un 79. maddesinin 10. fıkrası kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. 506 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6. madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35. maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür. Öte yandan aynı Kanun'un 3/II-B maddesinde, özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve sigortalının çırak olup olmadığı belirlenirken çalışma ilişkisi irdelenmeli, çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliğinin çalışma yerine sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu hususu gözetilmeli, sigortalının iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katılması ve meslek ve sanat eğitiminin ikinci plânda tutulması, bir başka anlatımla sigortalının emeğiyle iş yeri ve işverene katkıda bulunması durumlarında çıraklık ilişkisinin söz konusu olamayacağı benimsenmelidir. 05.07.1977 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4. maddesi çırağı, “Bu Kanuna tabi bir sanatı, o sanat için düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre o iş yerinde öğrenmek amacı ile bir çıraklık sözleşmesi ile bir işyeri sahibinin hizmetine giren kimse...” olarak tanımlamıştır. Kanunu'nun 5. maddesine göre çırak olabilmek için 12 yaşından küçük, 18 yaşından büyük olmamak gerekir. Kanun'un 16. maddesinde ise işyeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmağa başlamadan önce velisi veya Kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu, 20. maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık Eğitim Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu öngörülmüştür. Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan ve 19.06.1986 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10. maddesinde, çırak olabilmek için 13 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak, en az ilkokul mezunu olmak, bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak koşullarına yer verilip, 14. maddesinde, çıraklık süresinin 3-4 yıl olduğu ve bu sürenin mesleklerin özelliğine göre ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça belirleneceği kesintisiz olarak devam edeceği, Geçici 4. maddesinde ise Kanun'un 25. maddesine göre sigorta primlerinin ödenmesine bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihi takip eden mali yıl başından itibaren başlanacağı, bu tarihe kadar olan sürede primlerin işyeri sahiplerince ödenmesine devam edileceği düzenlemesi yer almaktadır. Çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130). 2.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, bozma gereği mahkemece davacı asilin beyanının alındığı, beyanında işyerinde Ford, Renault gibi araçların motor bakımı, tamiri işlerini yaptığını, yolda araç kaldığında kendisinin gönderildiğini, motor takma, sökme, yağ bakımı, ön takım, fren sistemleri gibi araçtaki tamirat işlerini yaptığını beyan ettiği, gerek davacının çalışmasını bilebilecek kişiler olarak gerekse emniyet vasıtasıyla yapılan komşu işyeri araştırmasında ortak olarak belirlenen isimleri olarak ... ve ...'nun bildirildiği, dinlenen bu iki kişinin ise davacının çalışmasını bilmediklerini beyan ettikleri, davacı tanığı ...'in ise davacı ile aynı dönemde işyerinde çalışmadıklarını beyan ettiği, ayrıca SGK, vergi ve belediye tarafından yapılan geniş çaplı komşu araştırmasında ise komşu işyeri tespit edilemediği, öte yandan bozmada belirtilen davacının yaptığı işlerin üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu, iş yerinde işlerin davacının talep konusu dönemde yaşı itibariyle yapabileceği işlerden olup olmadığı, bu işleri yapma hususunda fiziksel ve psikolojik yetkinliğinin olup olmadığı, bu işi yapmayı bu yaşta öğrenip öğrenemeyeceği hususlarını ortaya koyabilmek için belirlenen tanıkların bu hususlarda beyanlarının alınmadığı, bunun yerine davacı asilin beyanında belirttiği işlerin üretimin bir parçası olup olmadığının, davacının yaşında olan bir kişinin bu işleri yapıp yapamayacağı, bu işler hususunda yapabileceği fiziksel ve psikolojik yetkinliğinin olup olmadığı hususlarının meslek eğitimi merkezinden sorulduğu ve buna göre değerlendirme yapıldığı, davacının bizzat bu işleri yapıp yapmadığı, yaptığı işlerin üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu hususlarında olmadığı hususnda tanık beyanı alınmadığı, dosyada beyanı alınan tanıkların hiç birinin davacının yaptığı işlere yönelik bir beyanının olmadığı, böylelikle eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. 4.Buna göre, Mahkemece, işyerinden verilmiş dava konusu dönem bordrosu olmadığından, tespit edilen komşu işyerlerinin davacının çalışmasını bilmediklerini beyan ettiğinden tarafların beyanları alınarak davacının çalışmasını bilebilecek olan kişiler tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle davacının işyerinde çalışıp çalışmadığı, çalışıyorsa işyerinde tam olarak hangi işleri yaptığı, işlerin üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu hususlarında beyanları alınmalı, böylelikle toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının işyerinde çalışıp çalışmadığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeple, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 17.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.