T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/171 KARAR NO : 2026/348 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/11/2025 NUMARASI : 2025/95 E.- 2025/763 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN : Davalı vekili KARAR TARİHİ : 05/03/202…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/171 KARAR NO : 2026/348 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/11/2025 NUMARASI : 2025/95 E.- 2025/763 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN : Davalı vekili KARAR TARİHİ : 05/03/2026 KARAR YAZMA TARİHİ : 05/03/2026 Mahkemece verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında 24/04/2024 tarihinde adi ortaklık sözleşmesi yapıldığını, yapılan sözleşme hükümlerine göre davacının 25/04/2024 tarihinde 750.000,00 TL ve Mayıs ayının ilk haftasında 150.000,00 TL ve şube açıldıktan sonra ise 100.000,00 TL ödemekle yükümlü olduğunu, karşılığında ise davalının ... AVM'de açacağı ... unvanlı işletmede davacının %25 ortak olması şeklinde anlaşmaya varıldığını, davacının 26/04/2024 tarihinde 750.000,00 TL'yi, 10/05/2024 tarihinde ise 150.000,00 TL'yi davalıya ödediğini, sonrasında ise davacıdan 66.258,77 TL kira ve diğer giderler altında ödeme istendiğini, davacının söz konusu miktarı da ödediğini, tüm bu ödemelere karşın davalının kendi üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, bunun üzerine davalıya 18/10/2024 tarihinde noter aracılığı ile ihtar çekilerek yükümlülüklerini yerine getirmesinin davalıdan talep edildiğini, yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde ödemelerin iade edilmesinin talep edildiğini, çekilen ihtarın sonuçsuz kalması neticesinde yasal zorunluluk nedeniyle arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığını, sonrasında davacının yaptığı ödemelerin ticari faizi ile birlikte tahsili amacıyla Ankara 1. Genel İcra Dairesinin 2025/2846 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı neticesinde söz konusu icra takibinin durduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla itirazın iptalini ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamış olmamakla birlikte, dosya muhtevasında yer alan beyanlarında; davanın ticari ilişki bakımından ikame edilen itirazın iptali davası olduğunu, itirazın iptali davası yönünden arabuluculuk yolu tüketilmediğini, dava dilekçesine eklenen arabuluculuk başvurusunun icra dosyasından önce sonuçlandığını, sunulan arabuluculuk tutanaklarının dava konusu olmadığını, bu nedenle davanın usulden reddini talep etmiştir. MAHKEME KARARI: Mahkemece; HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmiş ,verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna gidilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesince ön inceleme duruşmasında görevsizlik kararı verildiğini, dava dilekçesi ve tensip zaptının kendilerine tebliğ edilmediğini, cevap süresi verilerek cevap hakkı tanınmadığını, bu yönüyle kararın hukuka uygun olmadığını, ayrıca davanın ticari uyuşmazlıktan kaynaklandığını, bu nedenle görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, adi ortaklığın tasfiyesi istemine ilişkindir. Uyuşmazlık; bu tür davalara hangi mahkemenin bakacağı hususundadır. 6102 sayılı TTK'nın 4.maddesine göre bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan sayılması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir" hükmünü içermektedir. TTK'nun 19.maddesinde "Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır. Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır" hükmü bulunmaktadır. 6335 sayılı Kanun'un 2.maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir (Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin E. 2021/378, K. 2021/1418 Sayılı Kararı). Adi ortaklık 6098 sayılı TBK'nun 620 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Adi ortaklık, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) kapsamında yer alan ortaklıklardan farklı olarak tüzel kişiliğe haiz değildir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında ise; davaya konu uyuşmazlığın adi ortaklığa ilişkin olduğu, davacının tacir sıfatına haiz bulunmadığı, eldeki davanın mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, sonucu olarak da; uyuşmazlığın çözümünün yukarıdaki yasa hükümlerine göre asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde olduğu anlaşılmaktadır. Belirtilen nedenlerle, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf sebepleri, mahkeme gerekçesinde açıklanan nedenler dikkate alındığında, mahkemece; kurulan hükümde isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf talebinin HMK.'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE karar vermek gerekmiştir. İnceleme, 6100 sayılı HMK.'nın 355. md. hükmüne göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf talebinin HMK.'nın 353/1/b-1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken harç peşin alındığından başka harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile HMK' nın 362/1-a. maddesi gereğince KESİN olmak üzere 05/03/2026 tarihinde karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır