Başvuru, devlet memurluğundan çıkarma işleminin iptali talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; devlet memurluğundan çıkarma işleminin iptali talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurucu, Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığında (Başsavcılık) zabıt kâtibi olarak görev yapmakta iken hakkında sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kamu davası açılmıştır. Başvurucunun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca (Belediye) her yıl ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimi yapan yoksul ve ihtiyacı olan öğrencilere verilen burs için Belediyeden öğrenci olmadığı hâlde sahte belgelerle 2006-2007 ve 2007-2008 öğretim yıllarında iki kez toplam 060 TL, ayrıca 2007-2008 öğretim yılında öğrenci olmayan amcasının oğlu K. adına sahte belgelerle başvurup 100 TL burs aldığı iddia edilmiştir. Aynı iddialardan hareketle başvurucu hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır. Başsavcılık tarafından yürütülen disiplin soruşturmasında başvurucu hakkında devam eden ceza yargılaması sürecine değinilmiştir. Bununla birlikte başvurucunun iş arkadaşlarının ve aynı yerde görev yapan bazı savcıların ifadelerine başvurulmuş, bu kişiler tarafından başvurucunun görevine bağlı, güvenilir, sorumluluk duygusu gelişmiş bir memur olduğuna yönelik beyanlarda bulunulmuştur. Başsavcılık bu beyanları ve başvurucunun aldığı bursları faiziyle birlikte iade ettiğini de vurgulayarak 7/4/2008 tarihli kararıyla başvurucu hakkındaki kararın Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu (Kurul) tarafından verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Kurul 2/12/2009 tarihli kararıyla 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde yer alan memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiilini işlediğinden bahisle 23/8/2012 tarihinde başvurucunun devlet memurluğundan çıkarılmasına karar vermiştir. Kararda başvurucunun zabıt kâtibi olarak görev yaptığı sırada öğrenci olmadığı hâlde kendisi ve akrabası adına sahte belgeler düzenlemek suretiyle burs aldığı ve başvurucu hakkındaki ceza yargılamasının devam ettiği belirtilmiştir. Öte yandan disiplin soruşturması sürecinde başvurucunun üzerine atılı eylemi kabulüne yönelik beyanlarının da olduğu ifade edilerek, devlet memurlarının güvene layık olduklarını gerek hizmet içinde gerekse hizmet dışındaki davranışlarıyla göstermek zorunda oldukları, resmî sıfatları ile devleti temsil ettikleri, bu nedenle de taşıdıkları sıfatın gerektirdiği şekilde davranmamaları durumunda cezalandırılacağı vurgulanmıştır. Başvurucu tarafından devlet memurluğundan çıkarma işleminin iptali talebiyle İstanbul İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açılmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu, hakkında devam eden kovuşturma sonucunda beraat edeceğine inandığını, dolandırıcılık kastının bulunmadığını ve pişman olduğunu, dava konusu edilen işlemin geleceğini etkileyecek ve bütün hayatını sona erdirecek nitelikte olduğunu ifade etmiştir. İdare Mahkemesi 24/11/2010 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile kendi ifadesinin incelenmesi neticesinde başvurucuya isnat edilen fiilin sabit olduğunun anlaşıldığı ve eylemine uyan devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir. Ayrıca kararda başvurucuya disiplin cezası verilmesine dayanak teşkil eden fiil nedeniyle İstanbul Ağır Ceza Mahkemesindeki (Ceza Mahkemesi) yargılamanın devam ettiği ifade edilmiştir. Başvurucu bu karara karşı temyiz talebinde bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde başvurucu, burs için başvurduğu dönemde memuriyet görevine devam etmekle birlikte öğrenci olduğunu, yaşadığı ekonomik sıkıntılar nedeniyle burs başvurusunda bulunduğunu, yaptığının yanlış olduğunu düşünerek aldığı bursları sonrasında Belediyeye iade ettiğini belirtmiştir. Aynı zamanda disiplin soruşturması sürecinde dinlenen tanıkların kendisinden özverili çalışan, astları ve üstleri tarafından takdir edilen bir kişi olarak bahsedildiğini fakat bu durumun alt ceza uygulanması için dikkate alınmadığını ifade etmiştir. Danıştay (kapatılan) Onaltıncı Dairesi 24/3/2016 tarihli kararıyla İdare Mahkemesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanmasına karar vermiştir. Eklenen gerekçede ceza yargılaması sonucunda başvurucunun hapis cezası ve adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süreyle denetimli serbestlik süresine tabi tutulmasına karar verildiği vurgulanmıştır. Bununla birlikte İdare Mahkemesince, Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil ettiği anlatımıyla kabul edilen eylemin sübuta erdiği şeklinde ifade kullanılmasında, masumiyet karinesi uyarınca hukuki isabet görülmemiş ise de başvurucunun zabıt kâtibi olarak görev yaptığı sırada, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunduğu hususunun sabit olduğu ve dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı belirtilmiştir. Bu karara karşı yapılan karar düzeltme talebi Danıştay Beşinci Dairesinin 20/1/2020 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu nihai hükmü öğrendikten sonra süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Öte yandan yürütülen ceza yargılaması sonucunda Ceza Mahkemesinin 31/10/2014 tarihli kararıyla başvurucunun ayrı ayrı üç kez işlediği eylemlerden dolayı resmî belgede sahtecilik suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süre ile denetimli serbestlik süresine tabi tutulmasına; ayrı ayrı iki kez işlediği eylemlerden dolayı dolandırıcılık suçundan, 1 yıl 3 ay hapis ve 700 TL adli para cezası ile 11 ay 3 gün hapis ve 160 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süre ile denetimli serbestlik süresine tabi tutulmasına karar verilmiştir. Ceza Mahkemesinin 27/2/2020 tarihli kararıyla dolandırıcılık suçundan açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılmasına ve açılmış olan kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.