7. Ceza Dairesi 2021/22064 E. , 2023/4239 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2012/539 E., 2015/263 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Beraat, mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Mu
**7. Ceza Dairesi 2021/22064 E. , 2023/4239 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2012/539 E., 2015/263 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Beraat, mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Muş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.05.2015 tarihli ve 2012/539 Esas, 2015/263 Karar sayılı kararı ile sanık ...'nın beraatine, diğer sanıklar hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca hapisten çevrili 3.000,00 TL adlî para cezası ve doğrudan verilen 5.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, suça konu kaçak eşyanın müsaderesine karar verilmiştir. 2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 19.08.2021 tarihli ve 7-2020/115658 sayılı, onama ve bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; sanık ... hakkında verilen beraat kararının yerinde olmadığına, suçun işlenmesinde kullanılan nakil aracının müsadere edilmesi gerektiğine, kurum lehine vekalet ücreti tesis edilmesi talebine ve re'sen gözetilecek diğer sebeplere ilişkindir. 2.Sanıkların temyiz sebepleri; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Kaçakçılıkla mücadele kapsamında yürütülen çalışmalar kapsamında oluşturulan yol kontrol noktasında, sanık ...'nın sevk ve idaresindeki araçta, Muş Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/360 Değişik iş sayılı önleme araması kararına istinaden yapılan aramada, aracın dorse kısmında, üzerinde "Saf Doğa" ibaresi bulunan poşetlerde 11.381 kg, telis çuvallar içerisinde 2.079 kg olmak üzere toplam 13.460 kg çay ele geçtiği, sanığın eşyayı temsilen bir kısım fatura ve belge ibraz ettiği, kolluk birimlerince şüphe üzerine işlem başlatılmasının ardından diğer sanıkların kendiliğinden başvurmak suretiyle eşyanın kendilerine ait olduğunu belirttikleri anlaşılmıştır. 2.Sanıkların aşamalardaki savunmalarında, eşyanın faturalı olduğunu, ... Gümrük Müdürlüğüne bağlı TASİŞ'ten ihale yoluyla satın aldıklarını, çayları aynı araçla ...'a nakledeceklerini, suçlamayı kabul etmediklerini belirttikleri görülmüştür. 3.Yapılan yazışmalar neticesinde ihaleye konu çayların ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin halen derdest 2011/117 Esas sayılı dosyasına konu çaylar olduğunun bildirildiği; bahse konu dosyada ele geçen çaylar ile incelemeye konu dosyada ele geçen çayların aynı çaylar olup olmadığı konusunda Çay İşletmeleri Kurumu (ÇAYKUR) ile yapılan yazışmalarda, aynı tip ve kalitede çaylar olduğunun ancak dem rengi, burukluk ve dolgunluk, posa rengi ve kokusu ile dem aroması açısından farklı olduklarının belirtildiği; dosyada mevcut bilirkişi raporlarında çayların aynı tip ve kalitede çaylar olması, dosyada mevcut faturaların da eşya içeriği ile uyumlu olması karşısında aynı çaylar olduğunun, dem rengi, burukluk ve dolgunluk, posa rengi ve kokusu ile dem aroması açısından mevcut farklılığın aradan geçen süre ve saklama koşulları nedeniyle oluşmuş olabileceğinin belirtilmesi üzerine de ÇAYKUR'dan alınan son yazı cevabında ise aradan geçen sürenin ve saklama koşullarının fiziksel ve kimyasal özelliklerde belirgin bir değişiklik yaratamayacağının, tat, koku ve aromada bozulmanın ise yapılan tadımda anlaşılabileceğinin fakat böyle bir bozulmaya yapılan tadım neticesinde rastlanmadığının belirtildiği anlaşılmıştır. 4.ÇAYKUR tarafından düzenlenen analiz raporunda, incelemeye konu dosyada ele geçen çaylardan naylon poşetler içerisinde ele geçen ve üzerlerinde "Saf Doğa" ibaresi bulunan çayların düşük kalitede Broken Orange Pekoe Tipi yabancı menşeili siyah çay olduğunun, çuvallar içinde ele geçen çayların ise düşük kalitede Broken Orange Pekoe Tipi yerli siyah çay olduğunun belirtildiği, bu tespitin dosyada mevcut bilirkişi raporları ile de uyum arz ettiği görülmüştür. 5.Dosya içeriğinden suçun işlenmesinde kullanılan nakil aracının, hakkında beraat kararı verilen sanık ...'nın şoför olarak çalıştığı nakliye firmasına ait olduğunun anlaşıldığı ve malen sorumlu şirket vekili tarafından, sanıklar ile şirket arasında nakliye konusunda yapılan anlaşma neticesinde fatura ibrazı üzerine eşyanın taşındığının beyan edildiği görülmüştür. IV. GEREKÇE A.Nakil Aracı Yönünden Olay ve Olgular başlığı altında (1,2 ve 5) numaralı bentlerde değinilen hususlar karşısında, malen sorumlunun ... niyetli olduğunun aksine bir delil bulunmadığından 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki şartların gerçekleşmediği anlaşılmakla katılan ... İdaresi vekilinin bu hususa yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. B.Sanık ... Yönünden 1.Sanığın yargılama konusu eylemi için, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 25.01.2013 tarihli savunma alma işlemi olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. C.Sanıklar ... ve ... Yönünden Olayın oluş şekli, savunmalar, dosyada mevcut raporlar ve yazışmalar, mevcut deliller ve tüm dosya kapsamından, atılı suçun sanıklar tarafından işlendiği ve üzerinde "Saf Doğa" ibaresi bulunan poşetlerde ele geçen 11.381 kg çayın kaçak olduğu yönündeki sübuta yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 1.Suç tarihinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen suçun üst sınırının iki yıl olduğu gözetilerek; 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinde yer alan geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye ... ise de, 5271 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olmakla birlikte, iptal kararının sonuçları itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanıklar lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 7 nci ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddeleri uyarınca sanıkların eyleminin “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. 2.Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan kurum adına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücreti yerine dilekçe yazım ücretine hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A.Nakil Aracı Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle suçun işlenmesinde kullanılan nakil aracının müsadere talebinin reddine yönelik Muş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.05.2015 tarihli ve 2012/539 Esas, 2015/263 Karar sayılı kararında katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden kararın, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B.Sanık ... Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Muş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.05.2015 tarihli ve 2012/539 Esas, 2015/263 Karar sayılı kararına yönelik katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle oy çokluğuyla DÜŞMESİNE, C.Sanıklar ... ve ... Yönünden Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenlerle Muş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.05.2015 tarihli ve 2012/539 Esas, 2015/263 Karar sayılı kararına yönelik katılan ... İdaresi vekilinin, sanık ...'ın ve sanık ...'in temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.04.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Muş Cumhuriyet Başsavcılığın'ca düzenlenen 01.08.2012 tarihli iddianame ile sanık ...'nın sürücülüğünü yaptığı 45.....86 çekici ve 16.....679 plakalı dorsede yapılan aramaları sonucunda değişik markalarda 13460 kg kaçak çay olduğu belirtilen eşyanın ele geçirildiği, adı geçen sanığın eşyaların diğer sanıkla ... ile ...'a ait olduğunu belirtmesi üzerine her üç sanık hakkında iştiraken gümrük kaçakçılığı suçunu işlediklerinden bahisle TCK 37/1. madde delaleti ile 5607 sayılı Kanun 3/5. ve TCK 53-54 maddeleri gereğince cezalandırılmaları için açılan kamu davasının sonucunda Muş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.04.2015 tarih ve 2012/539 E. 2015/263 K. sayısı ile sanık ...'nın üzerine atılı suçtan beraatine, diğer iki sanığın ise TCK 37. madde delaleti ile 5607 sayılı kanun 3/5,TCK 62, 50, 52/2 maddeleri gereğince sonuç olarak 3000 TL hapisten çevrilme, 5000 TL ise doğrudan adli para cezası ile cezalandırılmalarına, kaçak eşyaların müsaderesine, nakil aracının iadesine karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin çoğunluğunca sanık ...'nın eyleminin 5607 sayılı kanunun 3/5 maddesine ve fıkrasına uyar nitelikte olduğundan ve bu suç için öngörülen 8 yıllık olağan zaman aşımı süresinin sanığın savunmasının alındığı 25.01.2013 tarihinden itibaren geçtiğinden CMK 223/8 maddesi gereğince düşürülmesine, diğer iki sanık yönünden ise 5271 sayılı CMK'nın 7188 sayılı Kanunla değişik 251 maddesi gereğince basit yargılama usulünün uygulanmaması gerekçesi ile bozulmasına, nakil aracın iadesine yönelik hükmün onanmasına karar verilmiş ise de, sanık ... hakkında açılan kamu davasında henüz zaman aşımı süreleri geçmediğinden ve esasa yönelik inceleme yapılması yönüyle çoğunluğun bu yöndeki görüşüne iştirak edilmemiştir. Çünkü; Ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.03.2012 tarih ve 2011/11-241 E. 2012/114 K. ve benzer kararlarında açıklandığı üzere; Aynı suçtan yargılanan sanıkların bir kısmı hakkında verilen mahkûmiyet kararının, hakkında beraat kararı verilen sanık/sanıklar yönünden 5237 sayılı TCY'nın 67/2-d maddesi, uyarınca dava zamanaşımını kesen neden oluşturup oluşturmayacağının yani zamanaşımını kesen sebebin sirayet edip etmeyeceğinin değerlendirilmesinde; 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY'nın “Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi” başlıklı 67. maddesinin ikinci fıkrası; “Bir suçla ilgili olarak; a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi, d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi, Halinde, dava zamanaşımı kesilir” şeklinde düzenlenmiş olup, dava zamanaşımını kesen nedenler, bir suçla ilgili olarak; şüpheli veya sanıklardan birinin Cumhuriyet savcısı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi ve sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi olarak belirtilmiştir. Anılan Yasa maddesinde özenle seçilen anlatım biçimi ile 765 sayılı TCY’nın 106. maddesine benzer bir düzenlemeye 5237 sayılı TCY’da yer verilmemesi ve dava zamanaşımının kesilme nedenleri sayılırken kullanılan “şüpheli veya sanıklardan birinin”, “şüpheli veya sanıklardan biri hakkında”, “sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa” ibareleri birlikte değerlendirildiğinde, böyle bir düzenlemenin yasa koyucunun bilinçli bir tercihi olduğu ve dava zamanaşımını kesen nedenlerin iştirak halinde suç işleyen sanıklar açısından sirayeti yönünden 765 sayılı TCY döneminde yaşanan tartışmaların yaşanmamasının amaçlandığı, bu suretle de 5237 sayılı TCY’nda dava zamanaşımının kesilmesinin suç ortaklarına sirayeti yönünden, fiili esas alan nesnel ölçütün geçerli olduğu açıkça vurgulanmıştır. Nitekim, öğretide de; “Yeni TCK'nın sisteminde, dava zamanaşımı süresinin kesilmesinde nesnel ölçüt esas alınmıştır. Başka bir deyişle, kesme sebebinin varlığı halinde, dava zamanaşımının suçla ilgili olarak kesildiğini kabul etmek ve fakat bunu ilgili suç ortağına özgü kesilme olarak mütalaa etmemek gerekir” (Prof. Dr. Özgenç, İzzet, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 5. bası, 2010, s. 756-757), “Buna göre iştirak halinde bir suç işlendiği takdirde şeriklerden biri hakkında dava zamanaşımını kesen işlemler yapılmış, ancak diğer şerikler hakkında her hangi bir işlem yapılmamışsa bu kimseler bakımından da zamanaşımı kesilmiş olacağı için yapılan işlem tarihinden itibaren süre yeniden başlayacaktır”(Artuk-Gökcen-Yenidünya, TCK Şerhi, 2. Cilt, sf. 1763), “Aynı dosya kapsamında çeşitli sebeplerle birden çok kişinin sanık olarak yargılandığı hallerde, sanıklardan biri hakkında bile olsa mahkumiyet kararının verilmiş olması, sadece mahkum olan sanık için değil, aynı dosya kapsamında yargılanan diğer kişiler için de dava zamanaşımını kesecektir” (Prof. Dr. Koca, Mahmut-Doç. Dr. Üzülmez, İlhan, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 4.Baskı, sf. 580) şeklindeki görüşlerle de bu husus teyit edilmiştir. Açıklanan içtihat ve görüşler kapsamında somut olayımız değerlendirildiğinde; Sanıklar ..., ... ve ...'in üzerine atılı bulunan 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesi beşinci fıkrasında düzenlenen suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67. maddelerinde öngörülen 8 yıllık olağan 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi bulunmaktadır. İştirak halinde işlenen bir suçun zamanaşımının kesilmesi, suçu işlediği iddia olunan kişiye ya da kişilere ilişkin olmayıp suç konusu fiile ilişkin olduğundan şeriklerden biri hakkında dava zamanaşımını kesen işlemler yapılmış ise haklarında madde metninde sayılan işlemler yapılmamış olan tüm sanıkları etkileyecektir (sirayet edecektir). Bu itibarla, TCK 37. maddesi anlamında eylem ve fikir birliği içerisinde fiil işlediği iddia olunan sanık ...'nın savunması 25.01.2013 tarihinde alınmış ise de diğer sanıklar ... ve ... hakkında 14.05.2015 tarihinde haklarında verilen mahkumiyet kararının tüm sanıklar bakımından zamanaşımı sürelerini son kesen işlem olduğu gözetilerek temyiz inceleme gününde de sanık ... hakkında henüz 8 ve 12 yıllık zamanaşımı sürelerinin geçmediği kabul edilmelidir. Kısaca, dava zamanaşımının gerçekleşmediği gözetilmeksizin, sanık ... hakkında savunmasının alındığı 25.01.2013 tarihinden itibaren TCK 66/1-e ve 67. maddelerinden öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğundan bahisle kamu davasının zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı CMK'nun 223/8. maddesi gereğince düşürülmesinin yerinde olmadığı, adı geçen sanık hakkındaki beraat kararının da esastan incelenerek onanması ve/veya diğer sanıklar gibi usul hükümleri (CMK 251. md.) uygulanması gerekçesiyle bozulması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne kısmen iştirak edilmemiştir. 02.05.2023