Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ---- ile ibraz ettiğini, davacının ------ ibraz ettiği çekin sahte olduğunu, çekteki imzanın davacıya ait olmadığını, davalı ---- çeki incelemeden ödeme yaptığını, mağduriyetin giderilmesi için ----- sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin itiraz üzerine durduğunu belirtmiş, -------sayılı takip dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalılar aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesin
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu hakkında açılmış olan icra takibine haksız ve dayanaksız olarak itiraz ettiğini, müvekkili davacı ile davalı arasında 15/03/2011 tarihinde alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşmede ödeme tarihleri ve tutarlarının belirtilmiş olduğunu ve ödemelerin 28/06/2011 tarihinde başlayacağı ve 28/01/2014 tarihinde sona ereceği aylık ödemelerin 1.200 Euro, son ay olan 28/01/2014 tarihli ödemenin ise 1.520,64 Euro olacağının kararlaştırıldığını, temlik alan karşı tarafın toplam 38.720,64 Euro tutarın sadece 7.390 Euroluk kısmını yatırmış olmasına rağmen kalan 31.330,64 Euroluk kısmının ödeme zamanlarının geçmesine rağmen ödemediğini, davacının eşinin ... tarafından ... İcra Müdürlüğü'nde 2017/... Esasıyla davalı şirkete icra takibi başlatılmış olduğunu ve söz konusu icra takibinin kesinleşmiş ve davalı tarafından miktarın düşük olduğu içi herhangi bir itiraz yapılmadığını hatta borcun ödemesinin yoluna gidildiğini ancak davaya konu olan icra takibinin miktarının fazla olması sebebiyle davalının zaman kazanmak adına itiraz ettiğini, davalı borçlunun borç miktarına, imzaya itiraz etmediğini sadece borcun muaccel olmadığını savunduğunu, davalının alacağın muaccel olmadığına ilişkin iddialarını kabul etmemekle birlikte haksız ve dayanaksız itirazının iptalini ve %20'den az olmamak üzere icra ve inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini mahkememize talep ve dava etmiştir. Davalı ... Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; iş bu davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, dava konusu alacağın hukuken henüz talep edilebilir miktarda olmadığını, borcu nakleden ... A.Ş.'nin tasfiye sürecinin devam ettiğini bu nedenle davacının kar-zarar katılım hesabı sahiplerinin tasfiye sonucunu beklemeden talepte bulunamayacağını, böylece davacı katılım hesabı sahibinin alacağının henüz muaccel hale gelmediğini, bu hususun borcun nakli hükümleri uyarınca borcun devredildiği/yüklenildiği müvekkili şirket tarafından davacıya karşı bir itiraz olarak ileri sürülebileceğinin de açık olarak sabit bulunduğunu belirterek davanın niteliği itibarıyla ticari dava olduğundan ve Ticaret Mahkemesi'nin görev alanına dahil olduğundan iş bu davanın öncelikle görevsizlik nedeniyle reddini, davanın reddini, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini mahkememizden talep etmiştir. Deliller: 1- ... İcra Müdürlüğü'nce açılan 2017/... Esas sayılı dosyası, 2- ... Noterliği'nden gönderilen ... yevmiye numaralı 07/06/2017 tarihli ihtarname ve 3- ... İcra Müdürlüğü'nün 2017/... Esas sayılı dosyası. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe: Dava, İİK 67.maddesi uyarınca icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Ticaret Mahkemelerinin görev alanı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/1.maddesinde; "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." ifadesi ile ticari davalar ile sınırlandırılmıştır. Ticari davalar ise TTK 4.maddesinde sayılmıştır. Buna göre 4/1.addesinde nispi ticari davalar 4/1-a fıkrasından f fıkrasına kadar sayılan hususlar ise mutlak ticari davalar olarak sayılmıştır. Bir davanın nispi ticari dava sayılması için TTK 4/1.maddesi birinci fıkrasında belirtildiği gibi her iki tarafında tacir olduğu ve her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bir dava olması gerekmektedir. Mutlak ticari davalar ise,TTK 4/1-a maddesinde her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanununda düzenlenen hususlar ile yine TTK 4/1-f fıkrasına kadar sayılan yasalarda belirtilen davalar olarak sayılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu yürürlüğe girmesi ile birlikte 5/3 maddesi gereği artık asliye hukuk mahkemeleri ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisinden çıkarak görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunun 1.maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Mahkememiz dosyasına celp edilip incelenen İstanbul 20.İcra dairesinin 2017/39280 esas sayılı icra dosyası ve dava konusu icra takibine ilişkin belgelerden davacı ile davalı arasında alacağın temliki sulh, ibra ve feragat sözleşmesi imzalandığı, işbu sözleşmeye dayalı olarak oluşan borcun tahsili için dava konusu icra takibinin yapıldığı dosya kapsamı ile sabittir. Davalı ticari şirket olup, uyuşmazlık konusu; davacı ile yapılan sözleşmeden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır. İhtilaf konusu sözleşme tacir olan davalının ticari işletmesiyle ilgili olup ticari iş niteliğindedir. Mahkememizce yapılan değerlendirmede, TTK'nun 4. Maddesi uyarınca bu kanundan doğan uyuşmazlıkların ticari dava sayılacağı belirtilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 4/1-f maddesi uyarınca bankacılık işlemleri ve finans kurumlarının işlemlerinden kaynaklanan işbu davanın, 6102 sayılı TTK'nun 4/1-f bendi gereğince nisbi ticari dava niteliğinde olup davaya bakma görevinin Ticaret Mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla, dava dilekçesinin 6100 sayılı HMK nun 114, 115 maddeleri gereğince görevsizlik kararı vermek gerekmiş ve davanın usulden reddine dair, dava dilekçesinin görev yönünden reddine, mahkememizin görevsizliğine, kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde taraflarca başvurulduğu takdirde dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, şeklinde hüküm kurulmuştur.