T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/28 Esas KARAR NO : 2026/120 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/155 KARAR NO : 2025/662 KARAR TARİHİ : 14/10/2025 İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :ÇİNE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO :2024/262 KARAR NO 2025/2 KARAR TARİHİ :10/01/2025 KESİNLEŞME TARİHİ :21/02/2025 DAVA :İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kayna…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/28 Esas KARAR NO : 2026/120 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/155 KARAR NO : 2025/662 KARAR TARİHİ : 14/10/2025 İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :ÇİNE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO :2024/262 KARAR NO 2025/2 KARAR TARİHİ :10/01/2025 KESİNLEŞME TARİHİ :21/02/2025 DAVA :İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ :22/01/2026 G.KARAR YAZIM TARİHİ: 22/01/2026 Çine 2. Asliye Hukuk Mahkemesi ile Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yeri belirlenmesi yoluyla giderilmesi Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından talep edilmiş olmakla dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Çine 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10/01/2025 tarihli, 2024/262 Esas ve 2025/2 Karar sayılı kararı ile; dava konusu uyuşmazlıkta taraflar arasındaki ilişkinin ticari nitelikte olduğu, somut olayda bir tüketici ilişkisinin bulunmadığı, alıcının kullanım amacının da ticari satıma yönelik olduğu, dava dilekçesinin dahi Asliye Ticaret Mahkemesine hitaben düzenlendiği, bu itibarla davanın mahiyeti gereği Türk Ticaret Kanunu kapsamında kalan ticari davalardan olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği ve anılan kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Dosyanın gönderildiği Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/10/2025 tarihli, 2025/155 Esas ve 2025/662 Karar sayılı kararı ile; davalının işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu’nun 177/1 maddesinin (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde belirtilen nakdî limitin ise tamamını aşmadığının anlaşıldığı, bu nedenle açılan davaya bakma görevinin Ticaret Mahkemelerine ait olmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle karşı görevsizlik kararı verildiği ve anılan kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3. maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,2-Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesi;Aşağıda yazılı tüccarlar, I inci sınıfa dahildirler: 1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 7.200.000.000 (2024 yılı için 1.400.000 TL) lirayı veya satışlarının tutarı 8.640.000.000 (2024 yılı için 2.000.000 TL) lirayı aşanlar; 2. Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 3.600.000.000 (2024 yılı için 690.000 TL) lirayı aşanlar; 3. 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentteyazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 7.200.000.000 (2024 yılı için 1.400.000 TL) lirayı aşanlar; 4. Her türlü ticaret şirketleri (Adi şirketler iştigal nevileri yukardaki bentlerden hangisine giriyorsa o bent hükmüne tabidir.); 5. Kurumlar Vergisine tabi olan diğer tüzelkişiler (Bunlardan işlerinin icabı bilanço esasına göre defter tutmalarına imkan veya lüzum görülmeyenlerin, işletme hesabına göre defter tutmalarına Maliye Bakanlığınca müsaade edilir.); 6. İhtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih edenler. (Ek fıkra: 21/1/1983-2791/4 md.; Mülga: 4/12/1985-3239/136 md.) Çine Vergi Dairesi Müdürlüğü 04.03.2025 tarihli yazı cevabında;davacı ...'ın gerçek usul mükellef olduğu, gelir vergisinden muaf olmadığı, işletme esasına göre defter tuttuğu, .VUK 177/1 bendinin 1 ve 3 numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitin yarısını, 2. numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmadığı bildirilmiştir. Somut olayda, Çine Vergi Dairesi Müdürlüğünün 04/03/2025 tarihli yazı cevabında; davacı ...’ın gerçek usulde mükellef olduğu, gelir vergisinden muaf bulunmadığı, işletme esasına göre defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu’nun 177/1 maddesinin (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde belirtilen nakdî limitin ise tamamını aşmadığının bildirildiği, bu kapsamda davacının tacir sayılmadığı, davalının da gerçek kişi tacir olmadığı, davacının faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırları içinde kaldığının anlaşıldığı, bu nedenle davaya bakmakla görevli mahkemenin HMK’nın 2. maddesi uyarınca genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonucuna varılarak bu yönde karar verilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle,Çine 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmiştir. KARAR : 6100 sayılı HMK'nun 21 ve 22. maddeleri gereğince Çine 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, Dosyanın yargı yeri belirlenmesi talep eden mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-c maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.22/01/2026