(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/5871 E. , 2011/7289 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVALILAR : 1-SOSYAL GÜVENLİK KURUMU Vek. Av. ... 2-DİYARBAKIR İL VALİLİĞİ 3-... Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 23.2.1988-22.6.2009 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tesbitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, görevsizliğine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve
**(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/5871 E. , 2011/7289 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVALILAR : 1-SOSYAL GÜVENLİK KURUMU Vek. Av. ... 2-DİYARBAKIR İL VALİLİĞİ 3-... Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 23.2.1988-22.6.2009 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tesbitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, görevsizliğine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Dava davacının davalıya ait işyerinde 23.2.1988-22.6.2009 tarihleri arasında köy korucusu olarak 506 sayılı Yasanın 2. maddesi 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı olarak geçen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının çalışmalarının 442 sayılı Köy Kanunundan kaynaklandığından, davacı ile davalılar arasında işçi işveren ilişkisi olmadığı, uyuşmazlığın İş Kanundan ve iş sözleşmesinden kaynaklanmadığından davaya bakmaya adli yargı yeri değil idari yargı yeri görevli olduğundan dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine, karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili Diyarbakır İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Yasasının 1.nci maddesinde, İş Mahkemelerinin görev alanı belirlenmiş olup İş Yasasına göre işçi sayılan kişilerle işverenler arasında hizmet akdinden veya İş Yasasına dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk (iş) davaları ile sendikaların açacakları ve bu sıfatla aleyhlerine açılacak hukuk davalarına; Sosyal Sigortalar Kurumu ile Sigortalılar veya yerine kaim olan hak sahipleri arasındaki uyuşmazlıklardan doğan itiraz ve davalara bakılacağı öngörülmüştür. Mülga 506 sayılı Yasanın 134., 5510 sayılı Yasanın 101. maddesinde bu kanunların uygulanmasından doğan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği bildirilmiştir. Davanın niteliğinin gereği olarak, öncelikle geçici köy korucularının hukuki statülerinin belirlenmesinde yarar bulunmaktadır. Yasama organı, ülkemizde terör eylemlerinin yoğunluk kazanması üzerine özellikle güvenlik güçlerinden ve jandarma karakollarından uzak yerleşim birimlerinde yaşamını sürdüren bireylerin mal ve ... güvenliğinin korunmasında güvenlik güçlerine destek ve yardımcı olmak ve anında müdahaleyi gerçekleştirmek amacıyla 26.03.1985 gün ve 3175 sayılı, 28.12.2005 gün ve 5442 sayılı, 27.5.2007 gün ve 5673 sayılı Kanunları kabul ederek 442 sayılı Köy Kanununun 74’üncü maddesine fıkralar eklemiştir. Buna göre ; ../... -2- Madde 74 – Köy muhtarı ve ihtiyar meclisi mahsul zamanlarında çapulcular ve eşkiya türemiş ise yağmadan köy halkını korumak için köylünün eli silah tutanlarından lüzumu kadarını gönüllü korucu ayırarak bunların isimlerini bir kağıda yazıp kaymakama götürür. Kaymakamın müsaadesi olursa bu gönüllü korucular asıl korucularla beraber yağmacılara ve eşkiyaya karşı köy ve köylüyü korurlar. (Ek: 26/3/1985 - 3175/1 md.; Değişik: 27/5/2007 - 5673/1 md.) Bakanlar Kurulunca tespit edilecek illerde; olağanüstü hal ilanını gerektiren sebeplere ve şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin köyde veya çevrede ortaya çıkması veya her ne sebeple olursa olsun köylünün canına ve malına tecavüz hareketlerinin artması hallerinde, valinin teklifi ve İçişleri Bakanının onayı ile yeteri kadar geçici köy korucusu görevlendirilmesi kararlaştırılabilir. Bu şekilde görevlendirilecek geçici köy korucusu sayısı 40.000 kişiyi geçemez. Bakanlar Kurulu bu sayıyı yüzde elliye kadar artırmaya yetkilidir. Görevlendirmeyi gerektiren hallerin ortadan kalkması durumunda veya idarî zaruret hallerinde görevlendirmeye ilişkin aynı usûl uygulanmak suretiyle geçici köy korucusu olarak yapılan görevlendirmelere son verilebilir. (Ek : 26/3/1985 - 3175/1 md.) Köy Korucuları ve Geçici Köy Korucularının görevde bulundukları süre içinde yaralanmaları, sakatlanmaları veya ölümleri halinde "2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun" hükümleri uygulanır. (Ek fıkra: 28/12/2005 - 5443/1 md, 27.5.2007-5673/1 md.) Hiçbir sosyal güvenlik kurumunun güvencesi altında bulunmayan geçici köy korucuları ile bunların eşleri, bakmakla yükümlü oldukları anne, baba ve çocuklarının muayene, tetkik ve tedavileri, 3816 sayılı Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkındaki Kanunda öngörülen şartlara bakılmaksızın anılan Kanun hükümlerine göre yeşil kart verilerek sağlanır. Bakmakla yükümlü oldukları anne, baba ve çocuklarının tespitinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda belirtilen esaslar uygulanır. Bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihin öncesinde ve sonrasında asgari on yıl üzerinden tazminat alarak görevinden ayrılan veya bu Kanun hükümlerine göre aylık bağlanmış olan geçici köy korucuları ile bunların eşleri, bakmakla yükümlü oldukları anne, baba ve çocuklarının muayene, tetkik ve tedavileri hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır. (Ek cümle: 27/5/2007-5673/1 md.) Geçici köy korucularının ölümü sebebiyle eşlerine aylık bağlanması durumunda yukarıda belirtilen hak sahiplerine aynı şekilde muayene, tetkik ve tedavi yardımı yapılmasına devam olunur. (Ek fıkra: 27/5/2007-5673/1 md.) Geçici köy korucularına hizmetin devamı süresince her ay 11.500 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunacak miktarda ücret ödenir. Bu ücret, herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaksızın ve peşin olarak ödenir. Geçici köy korucuları arasından, toplam geçici köy korucusu sayısının yüzde onunu geçmeyecek şekilde tefrik edilen korucu başlarına geçici köy korucularına ödenen ücretin yüzde onu kadar ilave ücret ödenir. Ay sonundan önce kendi isteğiyle görevden ayrılanlar ile disiplin hükümlerinin uygulanması sonucu görevlerine son verilenler hariç olmak kaydıyla, görevlerine son verilen veya ölen geçici köy korucuları için önceden peşin ödenmiş olan ücretin kalan günlere isabet eden tutarı geri alınmaz. (Ek fıkra: 27/5/2007-5673/1 md.) Geçici köy korucularından güvenlik güçleriyle birlikte operasyonlara katılanların iaşeleri, birlikte operasyona katıldıkları güvenlik güçlerinin bağlı olduğu birimlerce ve bu birimlerin bütçesinden karşılanmak üzere sağlanır. Bu Kanunda belirtilen görevler ile tabii afetlerde ve diğer olağanüstü hal ve durumlarda emsallerine göre başarılı görev yaptıkları görülen veya büyük yararlılık gösteren geçici köy korucularına, Valinin teklifi ve İçişleri Bakanının onayı ile yılda bir defa aylık ücretlerinin iki katına kadar ödül verilebilir. Bir malî yılda bu şekilde ödül verilecek geçici köy korucusu sayısı, o ilde görevli geçici köy korucusu sayısının yüzde birini geçemez. ../... -3- Güvenlik güçleriyle birlikte operasyonlara katılan geçici köy korucularına herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaksızın her ay 400 gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak tutarda ek tazminat ayrıca ödenir. (Ek fıkra: 27/5/2007-5673/1 md.) Geçici köy korucusu olarak çalıştırılanlar, bu çalışmalarından dolayı 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun uygulanmasında kısa ve uzun vadeli sigorta kolları açısından sigortalı sayılmazlar. (Ek fıkra: 27/5/2007-5673/1 md.) Bu maddeye göre geçici köy korucularına yapılacak harcamalar, İçişleri Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten bu Bakanlıkça karşılanır ve ödemeler il valilikleri tarafından yapılır. Dava konusu uyuşmazlık belirlenen çerçevede değerlendirildiğinde davacının murisinin İç İşleri Bakanlığı ile arasında hizmet akdi bulunmadığı ancak bu yasal düzenleme nedeniyle anılan bakanlıkla hukuki ilişkide bulunduğu, davanın mülga 506 sayılı Yasaya ve 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılığın tespitine yönelik olduğu davanın İş Mahkemesinde görülmesi gerektiği ve davacının 506 sayılı Yasanın 2. maddesi, 5510 sayılı Yasanın 4/1-a bendi kapsamında sigortalı sayılması mümkün olmadığından davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiği açıktır. Kabul şekli bakımından da; Mahkemece yargı yolunun caiz olmadığı sonucuna varılır ise davanın idari yargının görev alanına girdiğini bildirerek dava dilekçesinin yargı yolu yanlışlığı nedeniyle reddine karar vermekle yetinir, ayrıca idari mahkemelerden hangisinin görevli olduğuna ve dava dosyasının bu idari mahkemeye gönderilmesine karar veremez. Çünkü İdari Yargılama Usulü Kanununun 9. maddesine göre davacının otuzgün içinde görevli idari mahkemede yeni bir idari dava açması gerekir. Mahkemece karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmiş olması da hatalı olmuştur. Mahkemece davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın hatalı değerlendirme sonucu davaya bakmaya idari yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.9.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.