Başvuru, haksız ödenen yaşlılık aylıklarının Sosyal Güvenlik Kurumunca yasal faizi ile birlikte geri ödenmesinin istenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, haksız ödenen yaşlılık aylıklarının Sosyal Güvenlik Kurumunca yasal faizi ile birlikte geri ödenmesinin istenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 7/1/2013 tarihinde Tokat İş Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 9/9/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 3/12/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 12/2/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını süresi içinde 22/2/2016 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 4/7/2008 tarihinde (kapatılan) Tokat İş Mahkemesinde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanlığı aleyhine açtığı kurum işleminin iptali davasında, davalı Kurum müfettişlerince yapılan inceleme sonucunda düzenlenen rapora istinaden 1/1/2000 tarihinden itibaren geçerli olarak kendisine bağlanan yaşlılık aylığının 20/4/1982 ve 17/8/1983 tarihleri arasında prim hesabına usulsüz girişlerin yapıldığından bahisle iptal edildiğini ve bu durumda yaklaşık sekiz buçuk yıl yersiz olarak alındığı belirtilen 999 TL'nin yasal faizi ile birlikte toplam 938 TL olarak ödenmesi talebinde bulunulduğunu belirtmiş oysa ileri sürülen usulsüz prim ödemesi girişinde kusuru bulunmadığını aksine davalı Kurumun kusurunun bulunabileceğini ifade ederek yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin kurum işleminin ve haksız ödendiği iddia edilerek kendisinden tahsil edilmek istenen yaşlılık aylıkları ile bunların yasal faizine ilişkin borcun iptaline, kendisine yeniden aylık bağlanmasına, ödenmeyen aylıkların da faizleri eklenerek ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Yapılan yargılama sonunda (kapatılan) Tokat İş Mahkemesi 24/12/2008 tarihli ve E.2008/190, K.2008/307 sayılı kararı ile davanın kabulüne hükmetmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:"... Tokat Başsavcılığının müzekkere cevabından, SGK İl Müdürlüğünün suç duyurusuna konu dosyası ekindeki teftiş raporu içeriğine göre yalnızca bağkur çalışanları olan kamu görevlileri hakkında soruşturmanın neticelendirilmiş olup, aynı suç duyurusunda bir kısım sigortalılar hakkında da suç duyurusunda bulunulmuş ise de, soruşturma dosyası içeriğine göre bu kişilerin "konusu suç teşkil eden eylemlerine rastlanmadığından" bu kişiler hakkında ayrıca bir soruşturma yapılmadığını, 2008/2792 sayılı dosya üzerinde yapılan soruşturma neticesinde bağkur çalışanlarıyla ilgili, zaman aşımı sebebiyle takipsizlik kararı verildiğini, başka bir kimse hakkında soruşturma yapılmasına gerek duyulmadığını, kaldıki soruşturma yapılsa dahi aynı kişilerin eylemleri yönünden de dava zaman aşımı süresinin dolduğunun bildirildiği anlaşıldı.Davacıya ait bağkur sicil dosyası, 11/6/2007 tarih ve 4 sayılı müfettiş raporu, davacının yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin belgeler davalı kurumdan getirtilerek dosya içerisine konulmuş, yapılan inceleme neticesinde davacının 21/12/2000 tarihinde emeklilik talebinde bulunduğu ve 01/01/2000 tarihinden geçerli olarak yaşlılık aylığı bağlandığı, müfettiş raporunda belirtildiği üzere 1981 ve 1982 yıllarına ait bir kısım ödeme primlerinin sorunlu olduğu, bu ödemelerin başka şahıslara ait ödemeler olduğunu, davacıya ait olduğuna dair belge ve herhangi bir makbuz bulunmadığı bu sebeple davacının yaşlılık aylığının bağlandığı tarihten itibaren kesilerek, davacıya ödenen 999,00 YTL yaşlılık aylığı ve 939,00 YTL işlemiş faiz olmak üzere; toplam 938,00 YTL borç çıkarıldığı anlaşıldı. Yapılan yargılama ve toplanan delillerin değerlendirilmesi neticesinde; davacıya ait sicil-tahsis dosyası, müfettiş raporu, davacının yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin belgeler, Tokat Başsavcılığının takipsizlik kararı ve dosya kapsamında bulunan delillerin bütünlük içerisinde değerlendirilmesi sonucunda, usulsüz prim ödemeleri girişi yapıldığı gerekçesiyle davacının yaşlılık aylığının kesildiği anlaşılmıştır. Sosyal hukuk devletinde, sosyal güvenlik, bireyler için bir hak olmakla beraber, aynı zamanda bir ödev olarak da kabul edilmiştir. Ancak bu ödevin bireyleri ilgilendiren kısmı olduğu gibi kamuyu ilgilendiren bir yanı da vardır. Bireye yüklediği yükümlülükten daha fazlasını kamuya yüklemiştir. Sosyal Güvenlik sisteminin "olmazsa olmaz" unsuru olan prim ödemelerinin takibi, tahsili, hatta sigortalıdan zorla tahsili yükümlülüğü de kamuya yani davalı kurumu bırakılmıştır. Nitekim 1479 sayılı yasanın Maddesi de bu hususu düzenlemektedir. Hal böyle iken davalı kurum, prim hesaplarını doğru ve dürüst bir şekilde tutma ve takip etme yetki ve sorumluluğuna sahip iken, davacının davalı kurumu yanılttığına dair bir eylemin de bulunmadığı göz önüne alınarak, davacıdan tahsil etmiş olduğu primleri yıllarca kullanıp emeklilik taleb tarihinde, talebin yasaya uygunluğunu denetleyip davacıya yaşlılık aylığı bağladıktan sonra, ödenmiş aylıklardan kaynaklanan yüksek miktarlarda borç ve faizi çıkartılarak davacıdan talep edilmesi, yaşlılık aylığının iptal edilmesi, işleminin iyi niyet ve hakkaniyet kurallarına uygun düşmeyeceği yönünde oluşan vicdani kanaat neticesinde davalı kurumun işleminin iptali, çıkarılan borcun iptali ve davacıya yeniden maaş bağlanması yönünde karar vermek gerekmiş bu itibarla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ..." İlk Derece Mahkemesi kararının temyiz edilmesi sonucu Yargıtay Hukuk Dairesi 15/2/2010 tarihli ve E.2009/182, K.2010/1353 sayılı ilamı ile bozmaya hükmetmiştir. İlamın ilgili kısımları şöyledir: "... Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı Kurumun Tokat Sigorta İl Müdürlüğünde görev yapan idarecilerin baskı ve ikna edici yollarla personelin bilgisayar şifrelerini öğrendikleri, Müdürlükte çalışanlarınbirbirlerinin şifrelerini öğrenip kullanabilecekleri bir ortam yaratıldığı, hattamüdürlükte çalışan temizlik firması elemanlarının dahi personelin şifrelerini bildiği ve bu şifrelerle ekran başında işlem yaptıkları, aralarındadavacı sigortalının da bulunduğu bir çok sigortalı yönünden hesaplara girilerek başka sigortalıların yaptıkları prim ödemelerinin bu sigortalı yapmış gibi prim ödeme hesaplarınageçirildiği, sonradan yapılan ödemelerin önceki tarihlerde yapılmış gibi prim ödeme hesaplarına girilerek birçok sigortalıya sanal hizmet süresi kazandırılarak yaşlılık ve ölüm aylıkları bağlandığı, sağlık karnesi verildiği, davacı sigortalı Suzi Alyüz’ün prim ödeme hesabına 1997 tarihindeyapılan 10 adet ödemelerin 1981- 1982 tarihli olarak girildiği, daha sonra bu tutarlar hesaptan çıkartılıp bu defa ödeme tarihlerinin 1997 olarak gösterildiği, girilen ödemelerin 6 adedinin sigortalı Z.'ye, 2 adedinin sigortalı İ.K.’ye 1 adedinin sigortalı İ.K’ye, 1 adedinin sigortalı N.Y’yeait hesaplardan çıkarıldığı, bu şekilde sigortalıya eski tarihle 14 aylık isteğe bağlı sigortalılık hizmet süresi kazandırıldığı ve ödemelerin yüklenmesinden sonra davacının yaşlılık aylığı talebinde bulunduğu ve kendisine 9060 gün sigortalılık süresi bulunması nedeniyle 2000 tarihi itibariyleyaşlılık aylığı bağlandığı,usulsüzlüklerin müfettiş tarafından ortaya çıkarılması üzerine davacınınsanal hizmet süresi iptaledilerek aylık bağlama tarihinde 8644 günü bulunup 9000 gün sigortalılık süresi bulunmadığından yaşlılıkaylığının iptal edilip davacıyafuzulen ödenen yaşlılık aylığı nedeniyleborç çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Sosyal Güvenlik Hukuku ilkeleri ve MedeniKanunun maddesininuygulanmasının zorunlu bir sonucu olarak sigortalıya uzunca bir süre sigortalı olduğu inancı verildikten yaşlılık aylığı bağlanıp uzunca süre ödendikten sonra sigortalılık süresinin ve yaşlılık aylığının iptal edilmesi iyiniyetten uzak olacaksa da kimse kendi hilesinden istifade edemeyeceğinden bu kuralın uygulanabilmesi için hileli şekilde oluşturulan sigortalılık süresi, ile usulsüz şekilde yapılan aylık bağlama işlemi sigortalının da katılımının bulunduğu muvazaalı bir eylem sonucu oluşturulmamalıdır. Bu halde davacının, iade ile yükümlü olacağı açık olup, İade yükümlülüğünün konusu ve kapsamı ise dava tarihinde yürürlükte olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun maddesine göre belirlenmelidir. Bu maddeye göre; “Kurumca işverenlere, sigortalılara,isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık süre de yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden…itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte …genel hükümlere göre geri alınır…” düzenlemesine göre, davacının kasıtlı ve hileli hareketi ile yaşlılık aylığı bağlanmasına neden olduğu sonucunun oluşması halinde, açıklanan bu madde kapsamında iade ile de yükümlü olduğu açıktır. Somut olaydasigortalının prim ödeme hesabına yapılan hileli giriş 1997 tarihinde yüklenmiş, davacıda ödemeye ilişkin herhangi bir belge ibraz etmemiştir. Bu halde davacının tahsis talep tarihinde tam yaşlılık aylığıkoşulları yönünden prim borcu olduğunu bildiği oluşturulan hileli sigortalılık süresinin, sigortalının da katılımında bulunduğu hileli bir işlem sonucu oluşturulduğunu göstermektedir. Bu durumda davacının olayda, Medeni Kanunun maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kuralının uygulanması isteme hakkının bulunmadığı ortadadır. Ne var ki; Anayasal Sosyal Güvenlik ilkeleri veaylık bağlamatarihinde yürürlükte olan 1479 Sayılı Yasa gereğince davacının davada ki istemi de dikkate alınarak, davacının iptal edilen hizmet süresinden sonra kalan sürelerinin kısmi yaşlılık aylığı yönünden yeterli olup olmadığının araştırılarak, varsa kısmi yaşlılık aylığı şartlarının oluştuğu tarihten itibaren aylık bağlanmasına karar verilmesi gerektiği halde mahkemece bu yöne ilişkin hiç inceleme yapılmadığı gibi davacının kesilen tam aylığına ilişkin prim borcunu sonradan ödeyip ödemediği de araştırılmamıştır. Yapılacak iş; davacının, aylık bağlama tarihinde yürürlükte olan 1479 Sayılı Yasa gereğince iptal edilen hizmet süresi dışında kalan süreleri yönünden kısmi yaşlılık aylığı şartlarının olup olmadığını kurumdan sormak, varsa şartların oluştuğu tarihi takip eden aybaşından itibaren kısmi yaşlılık aylığı bağlanmasına karar vermek, davacının iade yükümlülüğüne ilişkin olarakta yukarıda açıklanan 5510 sayılı Yasa'nın maddesinde düzenlendiği şekilde kısmi yaşlılık aylığına karar verilmiş ise, iade yükümlülüğünü bu aylığın bağlanmasından önceki dönem yönünden tamamı üzerinden, sonrasında ise tam aylık ile kısmi aylık arasında ki oluşacak fark fazla ödemelerin miktarı dahi kurumdan sorulduktan sonra bildirilenödemeler yönünden değerlendirmek, kısmi aylık şartlarının bulunmadığı takdirde ise davaya konu miktarlar yönünden açıklanan ilkeler gereğince iade yükümlülüğü yönünden bir karar vermekten ibarettir. Kaldı ki davacınınkesilen tam yaşlılık aylığına ilişkin prim borcunu kurumun bildireceği gecikme zammı ve faizi ile ödemesi halinde de ödemeyi takip eden aybaşından itibaren yeniden bağlanabileceği gerçeği dahi mahkemece dikkate alınmalıdır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin ve özellikle davacının kısmi yaşlılık aylığı şartları yönünde değerlendirme ile iade yükümlülüğü olup olmadığı yolunda yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. ..." Öte yandan yargılama devam etmekte iken davalı kurum SGK Başkanlığı (Kurum) tarafından, başvurucuya haksız ödenen yaşlılık aylıklarının faizi ile birlikte geri ödenmesi yönünde Tokat İcra Müdürlüğü nezdinde başvurucu ile Kurum çalışanı olan ve usulsüz prim ödemeleri girişinde kusurunun olduğu ileri sürülen K. aleyhine ilamsız icra takibi başlatılmış; başvurucunun itirazı üzerine takip durmuş, bu defa davalı kurumca başvurucu aleyhine Tokat İş Mahkemesi nezdinde itirazın iptali davası açılmış, açılan bu dava da başvurucunun açtığı dava ile birleştirilmiştir. Tokat İş Mahkemesinin kapatılması üzerine yargılamaya Tokat İş Mahkemesinde devam edilmiştir. Yargılama sonunda Tokat İş Mahkemesi 8/3/2012 tarihli ve E.2010/134, K.2012/84 sayılı kararı ile davalı kurumun borç çıkarma işleminin iptal isteminin reddine, başvurucuya yaşlılık aylığı bağlanması isteminin kısmen kabulüne, itirazın iptali talebinin kabulüne hükmetmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:"...Tarafların tüm delilleri toplanmış, dosya bilirkişiye gönderilmiş alınan bilirkişi raporundan dava tarihi itibariyle tam veya kısmi yaşlılık aylığı bağlama koşullarının haiz bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır.Davalı K. yönünden ise yapılan değerlendirmede, kurum müfettiş raporundan da anlaşılacağı üzere, ilgili personelin şifrelerinin idarecilerin baskısı sonucu elde edilerek temizlik şirketi mensuplarının dahi bilgisayarda bu şifrelerle çalışmasının temin edilmiş olduğundan kötü niyetli kişilerin böyle bir ortamda farkedilmeden usulsüz işlemleri gerçekleştirmelerini olanaklı bulunduğu belirtilmiş olması karşısında davalı K.'nin sorumlu tutulamayacağı kanaatine varılmıştır.Dosya kapsamında bulunan 29/05/2008 tarihli bilgisayar çıktısına göre usulsuz prim girişleriçıkarıldıktan sonra davacının ilk prim ödemesinin14/07/1980 yılında başladığı ve 30/12/1999 son bulduğu, 31/12/1999 tarihi itibariyle 22 yıl 4 ay 5 gün bağkur hizmetinin bulunduğu ve bu tarih itibariyle 12,25 TL fazla prim ödemesinin bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. 22 yıl 4 ay 5 gün = 7920 gün hizmetine ilaveten 600 gün askerlik borçlanmasının toplamıyladavacının 8520 gün hizmetinin bulunduğu,bu hizmetsüresi ile davacının tam yaşlılık aylığına hakkazanamadığı, ancak 28/03/1953 d.lu olan davacının; 16 Şubat 2012 tarih ve 127 sayılı kurum müzekkere cevabından da anlaşılacağı üzere 28/03/2010 tarihinde kısmi yaşlılık aylığına hakkazanabileceği, bu yön itibariyle davacının açmış olduğu davanın kısmen kabulü gerektiğiancak daha önce davacıya bağlanan ve iptal edilen yaşlılık aylıklarının davalı kuruma iade edilmesi gerektiği, davalı Mahmut Kumaş'ın sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmış olmakla davacı Suzi Alyüz'ün kuruma karşı açmış olduğu kurum işleminin iptali, yaşlılık aylığının bağlanması davasının kısmen kabulü yönünde, davacı kurumun davalı Suzi Alyüz'e karşı açmış olduğu itirazın iptali davasınınkabulü yönünde, Mahmut Kumaş'a karşı açmış olduğu itirazın iptali davasının reddi yönünde karar vermek gerekmiş bu itibarla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.