Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 29/11/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığı'na gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 18/3/2011 tarihinde nazal septum deviasyonu (burunda kemik eğriliği) ve nazal polipozis (burunda iyi huylu tümör) tanısı ile İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesinde (Hastane) ameliyat edilmiştir. Bu ameliyat sonrasında sağ gözünde şaşılık oluştuğunun belirlenmesi üzerine on iki gün yatılı tedavi görmüş, farklı hastanelere başvurmuş ancak altı kez ameliyat edilmesine rağmen başvurucudaki şaşılığın kalıcı hâle geldiğinin belirlenmesi üzerine tedaviye son verilmiştir. Başvurucu 19/3/2012 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinde İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü (İdare) ve ameliyat kararını veren hekim Y.G. aleyhinde dava açarak maddi ve manevi zararlarının tazminini talep etmiştir. Yargılama sırasında davalı İdare hakkındaki dava tefrik edilmiş ve 2/7/2012 tarihinde davanın idari yargı merciinde açılması gerektiğinden bahisle usulden ret kararı verilmiştir. Doktor Y.G. hakkındaki dava sonucunda ise bu kişinin başvurucunun ameliyatına yalnızca gözlemci olarak katılması nedeniyle husumetin idareye yöneltilmesi gerektiği belirtilerek 24/4/2013 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucu 27/12/2012 tarihinde İstanbul İdare Mahkemesinde (Mahkeme) tam yargı davası açarak İdareden 000 TL maddi ve 000 TL manevi tazminat talep etmiştir. Dava dilekçesinde, İdarenin hatalı tıbbi müdahalesi sonucunda görme kaybı yaşadığı, işinden çıkarıldığı ve tek başına yürüyemez hâle geldiği belirtilmiştir. İdare vekilinin cevap dilekçesinde, başvurucunun maddi tazminat talebine dayanak delilleri sunmadığı, ayrıca somut olayda İdarenin hizmet kusurundan söz edilemeyeceği belirtilmiştir. Mahkeme, yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İkinci İhtisas Kurulundan (ATK) bilirkişi raporu almıştır. 29/11/2017 tarihli raporda; endoskopik sinüs cerrahisi ameliyatlarından sonra görme kaybı şikâyetlerinde tam düzelme olmayabileceği, bu bulguların herhangi bir tıbbi ihmalden kaynaklanmadığı ve tıbbi komplikasyon olarak nitelendirildiği belirtilmiştir. Başvurucu tarafından bu rapora itiraz edilerek tıbbi müdahale öncesinde bu işlemin olası sonuçları hakkında yeterince bilgilendirilmediği, raporun eksik bilgilere dayalı olduğu ileri sürülmüştür. Mahkeme 27/2/2018 tarihli kararı ile davanın reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinde; burnundaki rahatsızlık nedeniyle operasyon yapılan başvurucunun bu operasyona bağlı olarak gözünde görme kusuru meydana geldiği hususunda mahkemede kanaat oluştuğu ancak görme kaybı ile sonuçlanan tıbbi müdahalenin ağır bir kusur içermemesi nedeniyle tazminat istemlerinin reddedildiği belirtilmiştir. Başvurucu tarafından istinaf yoluna müracaat edilerek Mahkemenin yetersiz bilirkişi raporu ile haksız bir karar verdiği belirtilmiştir. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi (Daire) 26/9/2018 tarihli kararı ile başvurucunun istinaf başvurusunun maddi tazminata yönelik kısmının reddine, manevi tazminata yönelik kısmının kabulü ile başvurucuya 000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; ATK raporunda İdareye yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı ve yaşanılan görme kaybının komplikasyon olduğu belirtilmiş ise de başvurucunun tıbbi müdahalenin olası sonuçları hakkında yeterli şekilde bilgilendirilmemesi nedeniyle İdare aleyhinde manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Nihai karar, başvurucuya 30/10/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 29/11/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. Fındık Kılıçaslan, B. No: 2015/97, 11/10/2018, §§ 19-27; Cihan Beyribey, B. No: 2014/19450, 26/12/2018, §§ 23-28; Fesih Aydar, B. No: 2015/4259, 10/1/2019, §§ 24-