8. Hukuk Dairesi 2015/7884 E. , 2017/14623 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, vekil edeninin 20445 ada 228 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 55 yıldır zilyedi olduklarını, tapu kaydında malik görünen ...(Ölü mirasçıları Hoca):...…
**8. Hukuk Dairesi 2015/7884 E. , 2017/14623 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, vekil edeninin 20445 ada 228 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 55 yıldır zilyedi olduklarını, tapu kaydında malik görünen ...(Ölü mirasçıları Hoca):... oğluna 20 yıldır ulaşamadıklarını, malikin kim olduğunun bilinmediğini ve 20 yıldan daha fazla zaman önce öldüğünü duyduklarını, davacının taşınmaza 55 yılı aşkın bir zamandan beri nizasız, fasılasız kullanıldığını belirterek, dava konusu taşınmazda ...(Ölü mirasçıları Hoca):... oğlu adına olan tapu kaydının TMK 713/2. maddesi gereğince iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili; Anayasa Mahkemesinin MK 713/2 deki “maliki 20 yıl önce ölmüş”ibaresini iptal ettiğini, artık bu yolla olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ile taşınmaz iktisap olanağı kalmadığını, taşınmazın kayıt malikinin bilinen kişi olduğunu,tapuda malik gözüken kişinin bilinememesi durumunda MK 501 maddesi uyarınca taşınmazın hazineye intikalinin gerektiğini belirterek davanın reddini ve taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Ayrıca Hazine vekili ...(Ölü mirasçıları Hoca):... oğlu mirasçılarına daha önce kayyım atandığını belirterek davanın kayyıma ihbar edilmesi gerektiğini savunmuş,mahkemece ...(Ölü mirasçıları Hoca):... oğlu mirasçılarına atanan kayyıma dava ihbar edilmiştir. Kayyım vekili;davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, tapu kayıtlarından kayıt malikinin bilinen ve tanınan kişi olduğu,mirasçalarının da tespit edilememesi gerekçe göstermek suretiyle davanın reddine ve MK 501 maddesi uyarınca son mirasçı sıfatıyla taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 20445 ada 228 parsel sayılı taşınmazda malik olarak gösterilen ...(Ölü mirasçıları Hoca):... oğlu'nun, TMK'nun 713/2. fıkrasında yer alan; “...maliki tapu kütüğünde kim olduğu anlaşılamayan...” ve "...maliki yirmi yıl önce ölmüş..” bulunan hukuki sebeplere dayalı olarak TMK'nun 713/1 ve 2. fıkraları gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Mahkemece, her iki hukuki sebep bakımından davanın reddine karar verilmiş ise de, ölüm hukuki sebebi yönünden davanın mevcut delillerle reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanun'un açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, "aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya yirmi yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir" hükmüne yer verilmiştir. Kanun'un açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (Yargıtay HGK'nun 10.04.1991 tarih 1991/8-51 Esas, 194 Karar ve 15.04.2011 tarih 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları). Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca "tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir. Somut olaya gelince; dava konusu 20445 ada 228 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tutanağı ve tapu kayıtları, komşu taşınmaz kayıtları ile dosya kapsamına göre tapu maliki ...(Ölü mirasçıları Hoca):... oğlu’nun tanınan ve bilinen kişi olduğu sabittir. Bu bakımdan yerel mahkemenin maliki tapu kütüğünde kim olduğu anlaşılamayan hukuki sebep bakımından davanın reddi yönündeki görüş ve gerekçesi yerinde bulunmaktadır. Davacı vekilinin, dayandığı ikinci hukuki sebep olan maliki yirmi yıl önce ölmüş hukuki sebebine gelince; tapu iptali ve tescil davalarında dava kural olarak kayıt malikine, kayıt maliki ölü ise mirasçılarına yöneltilerek açılır. Somut olayda, tapuda kayıt maliki görünen ...(Ölü mirasçıları Hoca): ... oğlu’nun mirasçılarının bulunup bulunmadığının araştırılmadığı ve kayıt malikine ait veraset belgesinin temin edilmediği belirlenmiştir. Bilindiği üzere, tapu iptali davalarında, davanın, kayıt malikine, kayıt maliki ölmüşse mirasçılarına yöneltilmesi gereklidir. Ayrıca, kural olarak TMK.nun 713/2.maddesine dayalı olarak açılan davalarda kayyımın yeri bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla, kayıt malikine kayyım tayin edilerek bu tür davaların yürütülmesi mümkün değildir. Kayıt malikinin mirasçılarının bilinmesi halinde davaya dahil edilerek mirasçılar aleyhine yargılamaya devam edilmesi, aksi halde gerek tapu sicilinin tutulmasından sorumlu olması ve gerekse TMK.nun 501.maddesi hükmü uyarınca son mirasçı sıfatıyla Hazine aleyhine yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması gereklidir. Bu nedenlerle, öncelikle kayıt malikinin hasımlı veraset belgesinin (hasım Hazine olacak) alınması için davacı tarafa süre ve imkan tanınması, malikin veraset belgeleri alındığında ve mirasçılarının da olduğu anlaşıldığı takdirde davanın mirasçılarına yöneltilmesi, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması, hiç mirasçı bırakmadan ölmüş ise bu durumda TMK'nun 501. maddesinin göz önünde tutulması gerekmektedir. O halde, mahkemece kayıt malikine ait veraset belgesi alınmadan buna bağlı olarak taraf teşkili sağlanmadan, işin esasına girilerek ölüm sebebi yönünde de davanın reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın başında mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulur. Açıklanan bu sebeplerle, anılan hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMKnun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMKun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın temyiz edene iadesine, 06.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.