1. Hukuk Dairesi 2016/298 E. , 2017/7073 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVACILAR : ... V.D. DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen alacak davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı bedel isteğine ili…
**1. Hukuk Dairesi 2016/298 E. , 2017/7073 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVACILAR : ... V.D. DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen alacak davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı bedel isteğine ilişkindir. Davacılar, mirasbırakan ... ... ’ın kayden maliki olduğu ... parsel sayılı taşınmazı davalı oğlu ...’a, ...’nin de dava dışı ... ... ’a, ...’in de dava dışı ... A.Ş.’ye satış suretiyle temlik ettiğini, işlemlerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı, bedelsiz ve muvazaalı olduğu, mirasbırakanın mal satmaya ihtiyacı olmadığını ileri sürerek, 5.000-TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, satış işleminin gerçek olduğunu, mirasbırakanın sağlığında malvarlığını mirasçıları arasında taksim ettiğini, taksim karşılığı bedel de ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, muvazaa iddiasının sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu ... parsel sayılı taşınmazın davalı adına kayıtlı iken dava dışı üçüncü kişilere satış suretiyle devredildiği, ancak öncesinde muris tarafından yapıldığı ileri sürülen temlike ilişkin akit tablolarının getirtilmediği, 1934 doğumlu mirasbırakan ... ... ’ın 21.09.2012 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak davacı kızları ... ... ... , davalı oğlu ..., dava dışı oğlu ... ile kendisinden önce ölen oğlu ...’ten olma torunları ... ... ... ’nin kaldıkları anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.