11. Ceza Dairesi 2024/2779 E. , 2024/9225 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/670 E., 2024/105 K. SUÇLAR : Vergi Usul Kanununa aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir
**11. Ceza Dairesi 2024/2779 E. , 2024/9225 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/670 E., 2024/105 K. SUÇLAR : Vergi Usul Kanununa aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2014/197 Esas, 2016/162 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2010, 2011 ve 2012 takvim yıllarındaki eylemler yönünden 3 kez ayrı ayrı mahkumiyet kararları verilmiştir 2.Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 22.06.2022 tarihli ve 2020/5631 Esas, 2022/13220 Karar sayılı kararı ile hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir. 3. İstanbul 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.02.2024 tarihli ve 2022/670 Esas, 2024/105 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2010 ve 2011 takvim yıllarındaki eylemler yönünden açılan kamu davalarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının e bendi, 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşmesine karar verilmiş, 2012 takvim yıllarındaki eylem nedeniyle tek bir mahkumiyet hükmü kurulmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz sebebi, sanığın dolandırıldığına, psikolojik tedavi gördüğüne, bu kişilerin sanığın işyeri bilgilerini kullanarak işlem yapmış olabileceğine, bu hususun araştırılmadığına mahkumiyet hükmünün bozulması talebine, ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanık hakkında gerçek bir ticari faaliyeti olmadığı halde varmış gibi sahte fatura düzenlendiğinden bahisle sahte fatura düzenleme suçlarından kamu davası açılmıştır. 2. Sanığın psikolojik tedavi gördüğünü, dolandırıldığını, dolandıran kişilerce şirketinin ismi ile işlem yapılmış olabileceğinin beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmediği, vergi inceleme, vergi suçu ve vergi dairesi mütalası, bilirkişi raporunun ve sanığın ceza ehliyetine ilişkin raporların dosya arasına alındığı, sanığın vergi cezası ve faizlerini ödemediği ve idare aleyhine dava açmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. 3. Mahkeme tarafından sanık hakkında 2010 ve 2011 takvim yıllarına ilişkin eylemeleri yönünden açılan kamu davalarının düşmesine karar verilmiş ve temyiz edilmemiş, 2012 takvim yıllarına ilişkin eylemler yönünden kurulan tek mahkumiyet hükmü temyize konu edilmiştir. IV. GEREKÇE 1. Sanığın satışlarının gerçek olduğunu, psikolojik tedavi gördüğünü, kendisini dolandıran kişilerce şirket ismi kullanılarak işlem yapılmış olabileceği beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmemesi karşısında; suç tarihinin en son düzenlenen fatura tarihi olduğu dikkate alınarak, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; a. Mükellef şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesinden sahte olarak düzenlendiği iddia olunan faturaları kullanan firmaları gösterir listenin istenmesi, b. Bir kısmı dosyada yer alan ve sanık tarafından imzaları kabul edilmeyen söz konusu faturalar dışındaki fatura asıllarının, bu faturaları kullanan firmalardan veya bu firmalar ile mükellef şirketin bağlı bulunduğu vergi dairelerinden sorulmak suretiyle getirtilip sanığa gösterilerek yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması, temin edilecek yazı ve imza örnekleri ile faturalardaki yazı ve imzaların sanığa ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması, c.Faturaları kullandığı belirlenen mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin ilgili vergi dairesinden sorulması, düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi, rapor alınmamış ise karşılıklı bilirkişi incelemesi yaptırılması, d. Aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması, dava açılmış ise dosyalarının getirtilip incelenerek ilgili belgelerin onaylı örneklerinin dosyaya alınması, e. Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin tanık sıfatıyla duruşmaya çağrılarak 5271 sayılı Kanun'un 48 inci maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatıldıktan sonra sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıkları, sanığı tanıyıp tanımadıkları ve faturaların düzenlenmesi konusunda sanığın bir iştiraki bulunup bulunmadığının sorulması, f. Söz konusu faturalara konu işlemlere ilişkin mal alış verişi ispata yarayacak sevk ve taşıma irsaliyesi, teslim tesellüm belgeleri, banka kayıtlarının getirtilmesi, Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılıp sanığın hukuki durumunu belirlenerek sahte fatura düzenleme suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz araştırmayla mahkûmiyet hükmü kurulması, 2.15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesiyle 213 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesine eklenen “Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır.” fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “Zamanaşımı, ... zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, ... itibaren işlemeye başlar” hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, dosya kapsamında toplanan delillere göre, sanığın farklı takvim yıllarındaki eylemleri arasında hukuki veya fiili kesintinin bulunmaması nedeniyle eylemlerin birden fazla takvim yılı içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında zincirleme şekilde gerçekleştirildiğinin ve suça konu edilen faturaların 2012 yılının beyannamesinde de gösterilmiş olması nedeniyle tüm takvim yıllarındaki eylemler bütün halinde değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, 2010 ve 2011 takvim yıllarını ayırarak düşmesine ve 2012 takvim yılından mahkumiyetine karar verilmesi, Nedenleriyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.02.2024 tarihli ve 2022/670 Esas, 2024/105 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ceza miktarı bakımından kazanılmış hakların saklı tutulmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.07.2024 tarihinde karar verildi.