T.C. SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/308 KARAR NO : 2025/1970 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : .... ÜYE : .... ÜYE : .... KATİP : .... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/11/2024 NUMARASI : 2024/403 Esas-2024/1427 Karar DAVACI : .... VEKİLİ : .... DAVALI : .... VEKİLİ : .... DAVALI : .... VEKİLİ : .... DAVANIN KONUSU : Tazminat TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Dava…
T.C. SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/308 KARAR NO : 2025/1970 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : .... ÜYE : .... ÜYE : .... KATİP : .... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/11/2024 NUMARASI : 2024/403 Esas-2024/1427 Karar DAVACI : .... VEKİLİ : .... DAVALI : .... VEKİLİ : .... DAVALI : .... VEKİLİ : .... DAVANIN KONUSU : Tazminat TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekilinin dava dilekçesi ile özetle; müvekkili davacının, davalı şirkete ait olan yapı laboratuvarındaki üç makine dışında tüm ekipmanı satın aldığını ve sözleşmeye davalı şirketin ve (kurucu ortak / müdür) diğer davalı Hidayet'in 5 yıl süreyle yapı laboratuvar hizmeti ifa etmeyeceğini öngören rekabet yasağına ilişkin hüküm konulduğunu, fakat davalı şirkette çalışan denetçinin istifasının idare tarafından işleme konulmamasından / geç konulmasından istifade eden davalı şirketin yeniden ruhsat başvurusunda bulunduğunu ve talebinin reddedilmesi üzerine idare mahkemesinde iptal davası açtığını, davanın davalı şirketin lehine sonuçlandığını ve Samsun 3. İdare Mahkemesi'nin 21.11.2022 tarih ve .... sayılı iptal kararının derecattan geçerek 11.04.2023 tarihinde kesinleştiğini, böyle olunca davalı şirketin yapı laboratuvar hizmetleri alanında yeniden aktif hale geldiğini ve faaliyet göstermeye başladığını, Samsun ilindeki yapı laboratuvar hizmeti veren şirket sayısının böylece 4'e çıktığını ve şirket sayısı 3 iken elde edeceği kazancın şirket sayısı 4'e çıktığından azaldığını, davalı şirket ile müdürü ....'in sözleşmenin 3.2 ve 3.3 maddesindeki rekabet hükmüne aykırı davrandıklarını ve 50.000-USD ceza-i şartı ödemek mecburiyetinde olduklarını, işbu davanın ceza-i şartın tazmini istemiyle açıldığını beyanla, her bir davacı yönünden fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 5.000-USD'nin tahsilini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır. Davalı .... şirketi vekilinin cevap dilekçesi ile özetle; sözleşmedeki rekabet hükmünün 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'a aykırı olduğunu zira devirle birlikte bizzat davacının beyanına göre yapı laboratuvar hizmeti veren şirket sayısının 2'ye düştüğünü ve bu durumun tekelleşme sonucunu doğuracağını, bu maddenin TBK m. 27'ye de aykırı olduğunu, aksi kabul edilecek olsa bile öncelikle varsa zararın tespiti gerektiğini, kaldı ki davalıların ne devirden ne de idare mahkemesi kararından sonra yapı laboratuvar hizmet faaliyeti yürüttüğünü, ruhsatın aktif halde bulunduruluyor olmasının faaliyet gösterildiği anlamına gelmediğini, ceza-i şart tutarın davalıların mahvına sebebiyet vereceğini ve bu sebeple indirim yapılması lazım geldiğini beyanla, davanın reddini dilediği anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde davanın reddine dair karar verildiği anlaşılmıştır. İSTİNAFA BAŞVURAN TARAFLAR ve İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf başvurusunda bulunan davacı vekilinin dilekçesinde özetle; yerel mahkemece sözleşme hukuku ilkelerine, kanuna, yerleşik içtihatlara, hukuka ve hakkaniyete aykırı bir şekilde ret kararı verildiğinden bahisle, verilen kararın kaldırılmasını talep ettiği anlaşılmıştır. DELİLLER : Tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, haksız rekabetten kaynaklanan cezai şarta dayalı tazminat istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta, davacı vekili, müvekkili şirketin, davalı şirkete ait olan yapı laboratuvarındaki üç makine dışında tüm ekipmanı satın aldığını ve sözleşmeye davalı şirketin ve diğer davalı ....'in 5 yıl süreyle yapı laboratuvar hizmeti ifa etmeyeceğini öngören rekabet yasağına ilişkin hüküm konulduğunu, davalıların sözleşmenin 3.2 ve 3.3 maddesindeki rekabet hükmüne aykırı davrandıklarını ileri sürerek, cezai şartın tahsilini istemiştir. Yerel mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme, menkul satım sözleşmesi niteliğinde olup sözleşme ile ilgili diğer ödeme yükümlülükleri kapsamında yer alan ceza-i şart tutarının döviz cinsinden kararlaştırılmasının Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı karara göre ekonomik kamu düzeninin korunması amacı karşısında mümkün olmadığı, sözleşmenin ceza-i şarta ilişkin 6. maddesinin kamu düzenine aykırılık sebebiyle geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur. Sözleşmelerde şekil özgürlüğü 6098 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinde; "Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir. Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz." şeklinde, içerik bakımından özgürlük ise, aynı Kanun'un 26 ncı maddesinde; "Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler." şeklinde düzenlenmiştir. Sözleşmeden doğan borçlar bakımından ülke parası ile ödeme hususu, 6098 sayılı Kanun'un 99 uncu maddesinde: "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir" şeklinde hüküm altına alınmıştır. 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'un (1567 sayılı Kanun) 1 inci maddesi ise; "Kambiyo, nukut, esham ve tahvilat alım ve satımının ve bunlar ile kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her nevi eşya ve kıymetlerin ve ticari senetlerle tediyeyi temine yarıyan her türlü vasıta ve vesikaların memleketten ihracı veya memlekete ithalinin tanzim ve tahdidine ve Türk parasının kıymetinin korunması zımnında kararlar ittihazına Cumhurbaşkanı salahiyetlidir." düzenlemesini içermektedir. 1567 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinde verilen yetkiye istinaden Devlet Bakanlığının 07.08.1989 tarihli ve 55251 sayılı yazısı üzerine, Bakanlar Kurulunca aynı tarihte verilen 89/14391 sayılı kararla "Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararın yürürlüğe konulması kararlaştırılmış, söz konusu Bakanlar Kurulu kararı 11.08.1989 tarihli ve 20249 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bakanlar Kurulunun kabulü ile yürürlüğe giren Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar gereğince tesbiti Bakanlığa bırakılan konular hakkında Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından düzenlenen "Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)" 28.02.2008 tarihli ve 26801 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Ülkemizdeki ekonomik koşullara bağlı olarak döviz kurlarında yaşanan ani yükseliş ve düşüşler nedeniyle, 1567 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinin verdiği yetki gereğince 07.08.1989 tarihli Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Bakanlar Kurulu kararında değişiklik yapılmasına dair 12.09.2018 tarihli ve 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 13.09.2018 tarihli ve 30534 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu karar ile 07.08.1989 tarihli ve 32 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Kararın 4 üncü maddesine; "(g) Türkiye'de yerleşik kişilerin Bakanlıkça belirlenen haller dışında, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama dâhil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamaz." bendi; Geçici Madde 8 - Bu Kararın 4 üncü maddesinin (g) bendinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde, söz konusu bentte belirtilen ve daha önce akdedilmiş yürürlükteki sözleşmelerdeki döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan bedeller Bakanlıkça belirlenen haller dışında; Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenir." maddesi eklenmiştir. Açıklanan bu değişikliklerle, Türkiye'de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri menkul satım sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden ve dövize endeksli yapılamayacağı, ayrıca halen ifası devam eden sözleşmelerden kaynaklanan döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedellerin Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenmesi zorunluluğu getirilmiştir. Cumhurbaşkanı kararı ile 32 sayılı kararda yapılan değişiklik ile gerekli düzenlemelerin yapılmasında yetkili kılınan Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanarak 06/10/2018 tarihli ve 30557 sayılı Resmi Gazete'de Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2018-32/51) yayımlanmıştır. Bakanlığın bu tebliği ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karara ilişkin 2008-32/34 sayılı (Hazine ve Maliye Bakanlığının) tebliğinin 8 inci maddesi "Döviz Cinsinden ve Dövize Endeksli Sözleşmeler" başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiştir. Anılan maddenin değiştirilen (6) numaralı fıkrası; "Türkiye’de yerleşik kişilerin; kendi aralarında akdedecekleri, iş makinaları dahil taşıt satış sözleşmeleri dışında kalan menkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür." düzenlemesini içermektedir. Yine Hazine ve Maliye Bakanlığı 2018-32/51 sayılı Tebliğ sonrasında, 16.11.2018 tarihli ve 30597 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2018-32/52)" ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’in 8 inci maddesi değiştirilerek son hali verilmiştir. 28.02.2008 tarihli ( 2008-32/34) Tebliğin 8 inci maddesindeki yapılan bu değişiklikle; (9) numaralı fıkrası; "Türkiye’de yerleşik kişilerin; kendi aralarında akdedecekleri, iş makinaları dahil taşıt satış sözleşmeleri dışında kalan menkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür.", halini almıştır. Bu itibarla, Cumhurbaşkanlığının 12/9/2018 tarih ve 85 sayılı kararıyla 32 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkındaki kararın değişiklik ile menkul satım sözleşmeleri için sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacağı düzenlenmişse de, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan 06/10/2018 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2018-32/51 sayılı Tebliğ ve 16.11.2018 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2018/32-52 sayılı tebliğ ile menkul satış sözleşmeleri yönünden istisna getirilerek menkul satış sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkün olduğu düzenlenmiş olmakla yerel mahkemece sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan anılan tebliğ hükümleri nazara alınarak tarafların delilleri toplanıp işin esasına girilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ayrıca 15/10/2025 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 17/06/2025 tarih, .... Esas ve .... sayılı kararı ile 20/21930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruması Hakkındaki Kanunun 15/2/1954 tarihli ve 6258 sayılı Kanunun 1. maddesiyle değiştirilen 1. maddesinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olup yerel mahkemece anılan iptal kararının da değerlendirilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, HMK’nın 353/1-a-6.maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile; Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas-.... Karar sayılı ve 26/11/2024 tarihli kararının KALDIRILMASINA, Dosyanın yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine iadesine, 2-İstinafa başvuran davacı tarafından yatırılan 615,40-TL istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesi Yazı İşleri Müdürü'nce başvurana iadesine, Dair, HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan incelemede kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.05/12/2025 .... Başkan .... ¸e-imza .... Üye .... ¸e-imza .... Üye .... ¸e-imza .... Katip .... ¸e-imza GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 05/12/2025 Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır!