1. Hukuk Dairesi 2010/4682 E. , 2010/5497 K. "" MAHKEMESİ : BÜYÜKÇEKMECE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/04/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, davalının kayden malik olduğu çekişmeli 68 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını, devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısmın tapu kaydının iptali ile terkinine karar verilmesini istemiştir. Dava…
**1. Hukuk Dairesi 2010/4682 E. , 2010/5497 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BÜYÜKÇEKMECE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/04/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, davalının kayden malik olduğu çekişmeli 68 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını, devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısmın tapu kaydının iptali ile terkinine karar verilmesini istemiştir. Davalı, usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davalı duruşmalara katılmadığı gibi, davaya yanıtta vermediğinden yargılama yokluğunda yürütülmüştür. Mahkemece; 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesine eklenen 3. fıkra 2 ve 3. cümle ve geçici 10. maddedeki düzenlemeler karşısında 10 yıllık hak düşürücü sürenin hazine yönünden dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptal ve sicil kaydının kütükten terkini istemine ilişkindir. Mahkemece, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli 68 parsel sayılı taşınmazın 17.07.1967 tarihli kadastro tespit çalışmaları sırasında, bayiinden satış yoluyla intikal eden taşınmaz 15.06.1965 tarih, 95 sıra nolu tapu kaydına dayalı olarak davalı adına tespit ve tescil edildiği, kişiler arasında görülen tespite itiraz davası sonucunda Çatalca Tapulama Hâkimliğinin 1972/20 Esas, 1981/393 sayılı kararı ile tespit gibi tesciline karar verildiği ve 08/03/1982 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği böylelikle çap kaydının davalı adına oluştuğu, eldeki davanın ise 05/11/2003 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 14 Mart 2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa’nın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Kadastro Yasası’nın 12. maddesinin üçüncü fıkrasına “Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dâhil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır.” cümlesi ve aynı Yasa’nın 3. maddesi ile de 3402 Sayılı Yasa’ya “Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.” şeklindeki geçici 10. madde eklenmiştir. Somut olayda, tescilin dayanağı olan tespit tutanaklarının kesinleşmesinden itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hak düşürücü süre kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece davanın her aşamasında res'en gözetilmesi gerekli olumsuz dava şartlarındandır.