T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/359 - 2025/1055 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/359 Esas KARAR NO : 2025/1055 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi HMK 353/1-a-6) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/12/2023 NUMARASI : 2021/259 Esas-2023/989 Karar DAVANIN KONUSU : Eser…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/359 - 2025/1055 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/359 Esas KARAR NO : 2025/1055 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi HMK 353/1-a-6) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/12/2023 NUMARASI : 2021/259 Esas-2023/989 Karar DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak KARAR TARİHİ : 09/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/01/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İSTEM; Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın, davalı şirketlerin oluşturduğu adi ortaklığın yüklenicisi olduğu "Adana Sarıçam Cezaevi yapım işini" üstelendiğini, müvekkili firmanın edimlerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, hizmetini tamamlayarak yapmış olduğu işlerin davalılara teslim ettiğini ve adi ortaklık tarafından müvekkili firmaya "İş Bitirme Belgesi" verildiğini, müvekkili firma tarafından adi ortaklığa verilen taşeronluk hizmeti karşılığında 09/02/2018 tarih A seri numaralı 014062 nolu 1.608.807,85 TL, 13/04/2018 tarih A seri numaralı 014065 nolu 1.943.528,91 TL, 29/05/2018 tarih A seri numaralı 014067 nolu 1.298.814,46 TL, 20/09/2018 tarih A seri numaralı 014079 nolu 349.551,58 TL, 19/11/2018 tarih A seri numaralı 014083 nolu 654.497,19 TL bedelli hakediş faturalarının düzenlendiğini ve davalılar tarafından da kayıtlara işlendiğini, cari hesaptan kaynaklanan 262.662,73 TL bakiye alacağın davalılar tarafından müvekkili firmaya ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL cari hesap alacağının temerrüt tarihi olan 26/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte adi ortaklığı oluşturan davalı firmalardan müteselsilen tahsili ile müvekkili davacı firmaya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. YANIT: Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davayı görmeye yetkili mahkemenin Gölbaşı Mahkemeleri olduğunu, usule ilişkin itirazları olduğunu ve eksik harcın ikmali gerektiğini, müvekkili firmalar ile davacı taraf arasında imzalan 04/01/2018 tarihli sözleşme ile, "Adana Sarıçam Ceza İnfaz Kurumu Yapım İşi"nin taşeron olarak davacı şirkete götürü usulle verildiğini, sözleşme konusu iş karşılığı 5.200.000,00 TL+KDV olarak anlaşıldığını, müvekkili şirketlerce davacı taraf hakedişlerinin sözleşmeye uygun bir biçimde ödendiğini, 31/12/2018 tarihi itibariyle 5.886.495,28 TL ödeme yapıldığını, 29/04/2021 tarihli cari hesap kayıtlarına göre 76.847,74 TL müvekkili firmaların davacı yandan alacaklı olduğunu belirterek davanın reddine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/12/2023 tarihli 2021/259 Esas 2023/989 Karar sayılı kararında özetle; Dava, "Adana Sarıçım Cezaevi Yapım İşi" nedeniyle taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir. Deliller toplanmış, bilirkişi kök ve ek raporları alınmıştır. Bilirkişi tarafından 12/01/2022 tarihinde hazırlanan bilirkişi kök raporuna göre; Davacı şirket tarafından davalı şirkete 6 adet fatura karşılığında toplam 5.858.740.00 TL tutarında fatura düzenlendiği, ilgili faturaların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı şirket kayıtlarına göre; davacı şirketin davalıdan toplam 5.596.077,27 TL ödeme aldığı ve 5.858.740.00-5.596.077.27=262.662,73.-TL tutarında davalı adi ortaklığından alacaklı olduğu, davalı şirket kayıtlarına göre ise; davacıya toplam 5.937.736,76.-TL tutarında ödeme yapılmış olduğu, buna göre davalı şirketin (5.858.740,59-5.937.736,76)=78.916,97-TL tutarında davacıya fazla ödeme yapmış olduğu ve davacı şirketten alacaklı olduğu, uyuşmazlığın, taraflar arasındaki ödeme/tahsilat hususunda olduğu, uyuşmazlık konusunun(5.596.077.27-5.937.736,76)=341.659,49-TL tutarın ise; Ödeme/idari para cezası/faturalarının davalı şirket kayıtlarında mevcut olduğu, ancak davacı şirket kayıtlarında olmamasından kaynaklandığı rapor edilmiştir. Dosya tarafların itiraz ve beyanları sonucu yeni bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 22/07/2022 tarihinde bilirkişiler tarafından sunulan ön rapora göre; davalı tarafından yapılan ödemelerin banka havalesi, çek ile yapılan ödemeler mahsup(iade) faturaları ve SGK ödemeleri olarak kayıtlı olduğunun görüldüğü, 12.01.2022 tarihli mali müşavir bilirkişi raporunun 6 ve 7. sayfalarındaki karşılaştırmalı tabloda davalı ödemesi olarak kayıtlı olup davacı defterinde kayıtlı olmayan ödemeler (iade/mahsup faturaları) gösterilmiş olup, işbu 6 adet iade/mahsup faturası ile bir adet idari para cezası açıklamalı 25.12.2020 tarihli faturanın ibrazının sağlanması ve bunun yanı sıra söz konusu mahsup faturalarının dayanaklarının istenmesi, işbu mahsup faturalarının davacı nam ve hesabına yapılan her hangi bir ödemeye dayanıyor ise ödeme belgesinin dosyaya kazandırılması, keza işbu faturalar bazında faturaların neye ilişkin olduğuna dair ayrı ayrı davalıdan açıklama istenmesi, bunun yanında taraflar arasında akdedilen taşeronluk sözleşmesinin ve taraflar arasında imzalanan tüm ara hakkedişler, hakkediş icmalleri, var ise geçici kabul tutanağı, geçici kabul eklerinin tüm ekleri ile birlikte ibrazının sağlanmasının istendiği anlaşılmıştır. Dosya eksiklikler tamamlandıktan sonra yeniden bilirkişi heyetine tevdi olunmuş, 05/06/2023 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; davacı şirket kayıtlarına göre; davacı şirketin davalıdan toplam 5.596.077,27 TL ödeme aldığı ve 5.858.740,00 - 5.596.077,27 = 262.662,73 TL tutarında davalı adi ortaklığından alacaklı olduğu, davalı şirket kayıtlarına göre ise; davacıya toplam 5.937.736,76 -TL tutarında ödeme yapılmış olduğu, buna göre davalı şirketin (5.858.740,59-5.937.736,76)=78.916,97-TL tutarında davacıya fazla ödeme yapmış olduğu ve davacı şirketten alacaklı olduğu, uyuşmazlık konusu (5.596.077,27 - 5.937.736,76) = 341.659,49 TL tutarın ise; Ödeme/idari para cezası/faturalarının davalı şirket kayıtlarında mevcut olduğu ancak davacı şirket kayıtlarında olmamasından kaynaklandığı, davacı defterinde kayıtlı olmayan ödemelerin (iade/mahsup faturaları) işbu 6 adet iade/mahsup faturası ile bir adet idari para cezası açıklamalı 25.12.2020 tarihli faturanın ibrazının sağlanamadığı, söz konusu mahsup faturalarının dayanaklarının dosya içeriğine sunulmadığı, konu ödemelerin ve karşılığında davalı tarafça düzenlenmiş olan faturaların neye ilişkin olduğuna dair herhangi bir açıklama yapılmamış olduğu rapor edilmiştir. Bilirkişi ek raporuna karşı itiraz ve beyanlar değerlendirilerek dosya kök raporunu hazırlayan bilirkişi ...'da heyete dahil edilerek dosya yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 05/12/2023 tarihli bilirkişi ikinci ek raporuna göre; -14/05/2018 tarihli A-019971 sıra numaralı 11.500,00-TL tutarlı fatura açıklamasında; 05/04/2018-14/04/2018 tarihlerinde tutulan ceza tutanaklarına istinaden kesilen ceza faturasıdır açıklaması olduğu tespit edilmiş ancak, dosyaya ibraz edilen tutanaklardan bazılarının tarihleri olmadığı, bazı tutanakların 2 kez beyan dilekçesine eklendiği görülmekle, 14/04/2018 tarih sayı:014 temizlik işçilerine yapılan ödeme: 3.000,00-TL, 14/04/2018 Tarih sayı:012 isg kuralları-sigortasız işçi: 1.500,00-TL, 14/04/2018 Tarih sayı:013 yanlış malzeme kullanımı : 1.000,00 TL, -14/04/2018 Tarih sayı:014 Kişisel Koruyucu Donanım Kullanmamak:1.000,00-TL olduğu, 09/07/2018 Tarihli A-020005 sıra numaralı 8.280,00-TL tutarlı fatura; Fatura açıklamasında; ceza yansıtma faturası açıklaması olduğu tespit edilmiş, 30/04/2018 Tarih sayı:018 tarafınız sorumluluğunda olan kusurlu imalatın projeye uygun hale getirilmesi için yapılan sarfiyat bedeli olduğu, tutanakta Proje Müdürü ve Saha Şefi'nin İsim/Soyisim İmzalarının olduğu, -31/07/2018 Tarihli A-020020 sıra numaralı 468,00.-TL tutarlı fatura; Fatura açıklamasında; ceza yansıtma faturası açıklaması olduğu tespit edilmiş, ilgili tutarda tutanağa rastlanmadığı, -24/09/2018 Tarihli A-020030 sıra numaralı 25.000,00.-TL tutarlı fatura; Fatura açıklamasında; ceza yansıtma faturası açıklaması olduğu tespit edilmiş, 12/07/2018 tarihli tutanağa göre, uyarılara rağmen yapılmayan işlere ilişkin cezai işlem bedeli olduğu, tutanak da Saha Şefi ve Şantiye Şefi'nin İsim/Soyisim İmzalarının olduğu, - 28/11/2018 Tarihli A-020064 sıra numaralı 291.200,00.-TL tutarlı fatura; Fatura açıklamasında; yapılan işin gecikmesinden kaynaklı ceza faturası açıklaması olduğu, miktarın 56 birim fiyatın 5.200,00-tl olduğu (56 x 5.200,00-TL=291.200,00 TL) tespit edilmiş, 05/09/2018 tarihli tutanağa göre, ” taahhüdümüz altında yapımı devam eden adana sarıçam ceza infaz kurumu kampüsünde yer alan L tipi ceza evi inşaatı 04/01/2018 tarihinde yapılan sözleşme ile kaba işleri verilmiştir. Bu sözleşme ile 30/08/2018 tarihinde iş sözleşme süresi yapılmıştır. Bu sözleşmenin 10. maddesinde yer alan taşeron sözleşme kapsamında ki işleri kendisinden kaynaklanan sebeplerle işi bitirmediği takdirde herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın belirlenen süreleri aşan her takvim günü için %0,1 olan (5.200 TL) gecikme cezası ödemeyi kabul eder. maddesi gereğince bu sözleşmeyle beraber 05/09/2018 tarih itibariyle defalarca sözlü söylememize rağmen iş bitmemiş ve gecikme cezasına girilmiştir. Tutanakta ... Müşavirlik-... İnş. kaşe/imzası olduğu, -25/12/2020 Tarihli idari para cezası-... yapı açıklamalı 3.093,05-TL tutarlı kesinti/ödeme; idari para cezası-... yapı açıklaması olduğu tespit edilmiş, 3.093,05-TL tutarlı ödemenin 25/12/2020 tarihinde ... YAPI adına yapılan SGK ödemesi olduğu, -31/08/2021 Tarihli ... Yapı Mühendislik açıklamalı 2.148.43.-TL tutarlı ödeme/kesinti; Kesinti/ödemeye ilişkin sunulan somut bir evrağa rastlanmadığı rapor edilmiştir. Dava, cari hesaptan kaynaklanan alacak davasıdır. Davalılar ile davacı arasında imzalanan 04/01/2018 tarihli sözleşme ile Adana Sarıçam Ceza İnfaz Kurumu Yapım işinin taşeron olarak davacıya verildiği, sözleşme niteliği itibariyle dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nin 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi olup, davacı taşeron, davalı adi ortaklık yüklenicidir. Davacı taşeron, bu sözleşme kapsamında, edimlerini yerine getirdiğini ancak iş bedelinin bir kısmının ödenmediğini belirterek iş bu davayı açmıştır. Her ne kadar davalı vekilince yetki itirazında bulunularak dosyanın Gölbaşı adliyesine gönderilmesi istenilmiş ise de; Hakimler ve Savcılar Kurulunun 07/07/2021 tarih ve 608 sayılı kararı ile Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin, Ankara İlinin mülki sınırları (Ankara Batı Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi hariç) olarak belirlendiği; başka bir anlatımla Gölbaşı yargı çevresi içindeki ticaret davalarının ve çekişmesiz yargı işlerinin Ankara müstakil Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gerektiğinin belirtilmesi nedeniyle yetki itirazı yerinde görülmemiştir. Taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi ve bu ilişki kapsamında davacının alacağı olup olmadığı yönünden yapılan incelemede ise, mahkemece rapor alınan mali müşavir ... tarafından düzenlenen 12/01/2022 tarihli raporda yapılan incelemeye göre, davacının ticari defterine işlenen kayıtlara göre, davacı şirket tarafından davalı şirkete 6 adet fatura karşılığında toplam 5.858.740,00 TL tutarda fatura düzenlendiği, davacı şirketin davalıdan toplam 5.596.077,27 TL ödeme aldığı, 262.662,73 TL tutarında davalı adi ortaklıktan alacağının olduğunun tespit edildiği, davalı adi ortaklığa ait ticari defterine işlenen kayıtlara göre, davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen 6 adet toplam 5.858.740,59 TL tutarındaki faturaların kayıtlı olduğu, davacıya toplam 5.937.736,76 TL ödeme yapıldığı, buna göre davacıya 78.916,97 TL fazla ödeme yapmış olduğunun tespit edilmiştir. Taraflar arasında toplam 5.858.740,00 TL tutarlı 6 adet fatura hususunda uyuşmazlık yoktur. Faturalar iki tarafın da ticari defterlerine işlenmiştir. Uyuşmazlık taraflar arasındaki ödeme/tahsilat hususlarında olup uyuşmazlık konusu, ( 5.937.736,76- 5.596.077,27) 341.659,49 TL tutardaki ödeme, idari para cezası ve faturaların davalı şirket kayıtlarında mevcut olup davacı şirket kayıtlarında bulunmamasından kaynaklanmaktadır. Davalılar tarafından 07/03/2022 tarihli dilekçeyle ilgili kayıtların ne olduğu açıklanmıştır. Buna göre davacı firma defterlerinde yer almayıp davalı defterlerinde kayıtlı olan belgelerin; 28/11/2018 tarih, Seri A, 020064 Sıra No'lu, "Yapılan İşin Gecikmesinden Kaynaklı Ceza Faturası" açıklamalı 291.200,00-TL bedelli KDV'siz fatura, 31/07/2018 tarih, Seri A, 020020 Sıra No'lu, "Ceza Yansıtma Faturası" açıklamalı 468,00-TL bedelli KDV'siz fatura, 14/05/2018 tarih, Seri A, 019971 Sıra No'lu "05/04/2018 ve 14/04/2018 tarihlerinde tutulan ceza tutanaklarına istinaden kesilen ceza faturası" açıklamalı, 11.500,00-TL bedelli KDV'siz fatura, 09/07/2018 tarih, Seri A, 02005 Sıra No'lu "Ceza Yansıtma Faturası" açıklamalı, 8.280,00-TL bedelli KDV'siz fatura olduğu beyan edilmiştir. Davalı tarafın ticari defterlerinde bulunup davacı defterlerin ticari defterlerinde yer almayan faturaların, davacıya tebliğ edildiğine dair dosyaya delil de sunulmamıştır. Bu haliyle bu faturalara konu bedellerin davacının alacağından düşürülmesinin mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında 5.858.740,00 TL tutarlı 6 adet fatura düzenlendiği, davacı şirketin davalıdan toplam 5.596.077,27 TL ödeme aldığı, 262.662,73 TL tutarında davalı adi ortaklıktan alacağının olduğu anlaşılmakla davanın kabulü ile, 262.662,73 TL alacağın 10.000,00TL'sine 16/04/2021 tarihinden, 252.662,73 TL'sine 01/11/2023 ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline dair karar verildiği görülmüştür. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından verilen 18/03/2024 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Asıl alacağa, temerrüt tarihi olan arabuluculuk son tutanak tarihinden (26/02/2021) itibaren avans faizi işletilmesi gerekirken aksi yönde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, arabuluculuk son tutanağının usul hukuku bakımından doğurduğu sonuçların dışında, maddi hukuk bakımından çeşitli sonuçlar doğurmasına engel bir durum bulunmadığını, arabulucuya başvurmanın hak aramaya başlangıç oluşturması ve karşı tarafa yönelik bir talep doğurması sebebiyle dava açılmasına benzer şekilde sonuç doğuracağının öğretide de kabul edildiğini, arabulucuya başvuran tarafın, yargı organı dışında üçüncü bir kişi aracılığıyla uyuşmazlığın çözümünü istemekte ise de esasen başvuru formunda belirttiği bildirdiği alacaklarının muaccel olduğu, ödenmediği ve ödenmesi gerektiği iddiasında olduğunu, başvuru sırasında henüz karşı tarafın alacağın ödenmesine yönelik irade açıklamasından haberdar olmadığını, temerrüt yönünden dikkat edilmesi gereken hususun ise, karşı tarafın arabuluculuk başvurusundan haberdar olması olduğunu, arabuluculuk son tutanağının, arabulucuya başvuran tarafın arabuluculuk başvurusundan haberdar olan diğer tarafa karşı yönelttiği ‘alacaklarının ödenmesi talebini içeren kesin bir irade açıklamasını’ içerdiğinin kabul edilmesi gerektiğini, borçlu temerrüdünde önemli olan alacaklının borçluya yaptığı ihtarın şekli değil, borcun ödenmesi isteğinin kesin ve açık biçimde ortaya konularak borçluya ulaştırılması olduğunu, davalı firmaların yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinden "müştereken ve müteselsilen" sorumlu tutulmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçeli kararın (3), (4) ve (5) numaralı bentlerinde yer alan yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti yönünden de davalıların müştereken müteselsilen sorumlu tutulması gerekirken hatalı karar verildiğini, bu karara karşı istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri yönünde karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili tarafından verilen 22/02/2024 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili firmalar ile davacı taraf arasında imzalan 04/01/2018 tarihli sözleşme ile, "Adana Sarıçam Ceza İnfaz Kurumu Yapım işi"nin taşeron olarak davacı şirkete götürü usulle verildiğini, yapılan iş karşılığında davacı şirket tarafından müvekkili firmaya 6 adet fatura kesildiğini, söz konusu faturalar ve KDV dahil fatura bedellerine dayalı olan 5.858.740,59-TL alacağın her iki taraf defter kayıtlarında mevcut olup bu konuda uyuşmazlık olmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre davacının, gecikme ve diğer sebep olduğu kesintilerden sorumlu olduğunu, müvekkilleri tarafından gerçekleştirilecek ödemenin, davacı tarafından düzenlenecek fatura üzerinden gecikme tazminatı, işi güvenliği tazminatı, stopaj ve diğer yansıtmalar çıkarıldıktan sonra geriye kalan miktarın ödeneceğinin açıkça düzenlendiğini, davacı tarafın, sözleşme ile üstlendiği bu sorumlukları ihmal ettiği için; müvekkili firmaların, idareden hak ettikleri parayı alabilmek için davacı tarafından ödenmesi gereken dosya muhteviyatında bulunan sayısız ödemeleri gerçekleştirmek zorunda kaldıklarını, taraflarınca açıklanmaya çalışılan hususlar incelenmeksizin verilen ilk derece kararının gerçekleştirilecek istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, sözleşme konusu işin zamanında bitirilmediğinin davacı tarafın ikrarı ile sabit olduğunu, işin sözleşmeye uygun gerçekleştirilmemesi sebebiyle müvekkillerinin sözleşme gereği mahsup hakkını kullandığını, müvekkillerinin sözleşme konusu işin sözleşmeye aykırı gerçekleştirilmesi sebepleriyle bu işleri kendi imkanları ile gördürmek zorunda kaldıklarını ve sözleşmeye uygun olarak gerçekleştirilen bu giderleri davacının alacağından mahsup ettiklerini, müvekilleri tarafından davacı tarafa bu eksiklikler nedeniyle oluşması gereken kesintilerin defaatle bildirilmiş olmasına rağmen, davacı tarafın bu hususları cari hesaplarına yansıtmadığını ve bilirkişi incelemelerinde eksik ve kötü niyetli olduğunu düşündükleri hatalı raporlar düzenlenerek işin esası hakkında hukuken hüküm vermeye elverişli raporlar oluşturulmadığını, cari hesap ekstrelerinin ve tutanakların yeniden incelenmesinde açıkça anlaşılacağı üzere müvekkili şirketlerin borçlu olmadığı gibi alacaklı konumda olduklarını, yerel mahkemenin sözleşme konusu işin esası incelenmeksizin hukuka aykırı olarak sadece davacının cari hesap kayıtlarını dikkate alarak aleyhlerine karar verdiğini, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; Dava, taraflar arasında düzenlenen ve konusu, "Adana Sarıçam Ceza İnfaz Kurumu Yapım İşi"nin taşeron olarak davacıya verilmesine dair olan 04/01/2018 tarihli eser sözleşmesinden kaynaklanan faturalara dayalı bakiye iş bedeli alacağının adi ortaklığı oluşturan davalılardan müteselsilen tahsili isteğine ilişkindir. Davacı taşeron, davalılar ise yüklenici adi ortaklıktır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafından iş bedeli karşılığı olarak düzenlenen faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davacı ticari defterlerinde kayıtlı olan davalı tarafından yapıldığı anlaşılan ödemelerin mahsubu sonucunda davacı taşeronun davalılardan söz konusu taşeronluk sözleşmesinden dolayı bakiye 262.662,73 TL alacaklı olduğu, davalı yüklenici ortaklık tarafından davacı adına yapılan işçilik ödemeleri, SGK ödemeleri, gecikme cezası ile idari para cezasına ilişkin olarak yapılan ödemelere dair davacıya yansıtılan ödemeler sebebi ile düzenlenen yansıtma faturalarının ise davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı ve bu faturaların davacıya tebliğ edildiğine dair de dosyaya delil sunulmadığından bu bedellerin davacı alacağından düşürülmesinin mümkün olmadığı kabul edilmek suretiyle dava ve ıslah dilekçeleri göz önüne alınarak davanın kabulüne ve hükmedilen alacağa dava ve ıslah tarihlerinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekillerinin yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurdukları anlaşılmıştır. 1- Uyuşmazlığın çözümünde ticari defterlerin hukuk davalarında ibrazı ve ispata ilişkin kuralların gözden geçirilmesi ve açıklanması gerekmektedir. Bu nedenle ticari defterlerin ibrazına ilişkin usul, tarafların lehine ve aleyhine delil olmasına ilişkin esaslar ile ticari defterlere diğer delillerle dayanılması halinde defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin esaslar ile ticari defterlere münhasıran delil olarak dayanılması halinde uygulanacak ibraz ve ispat kurallarının açıklanması gerekli görülmüştür. HMK'nın 220. maddesine göre ispatla yükümlü olan taraf hem tarafların ticari defterlerine hem de diğer delillere dayanabilir. Kendi ticari defterleriyle birlikte karşı tarafın ticari defterine delil olarak dayanan taraf, karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde, ticari defterler HMK'nın 199 ve 219/2. maddesi gereğince belge niteliğinde olduğundan mahkemeden HMK'nın 220. maddesi gereğince ticari defterlerin belge olarak ibrazını isteyebilir. a-) Ticari defterlerin ibrazı: HMK'nın 222/1. maddesi gereğince, mahkeme ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Yasa koyucu bu madde ile tacirlerin ticari işletmeleriyle ilgili işlemlerinden kaynaklanan davalarda tarafların delilleri arasında açıkça ticari defterlere dayanılmamış olsa dahi hakimin re'sen ticari defterleri inceleyebileceği ilkesini kabul etmiştir. Aynı ilke TTK'nın 85. maddesinde "Malvarlığı Hukukuna ilişkin olan özellikle de mirasa, mal ortaklığına ve şirket tasfiyesine ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme ticari defterlerin teslimine ve bütün içeriklerinin incelenmesine karar verebilir." denilmek suretiyle, HMK 222. madde hükümlerine paralel olacak şekilde teyit edilmiştir. TTK'nın 83/2. maddesinde ticari defterlerin ibrazı hakkında HMK'ya atıf yapılmış ancak defterlerin ibrazından kaçınmanın yaptırımı düzenlenmemiştir. Yine HMK'nın 222/3. maddesinde tarafların ticari defterlerini mahkemeye ibraz usulü düzenlenmiş ancak ibraz edilmemesinin yaptırımı gösterilmemiştir. Bu nedenle doktrinde bu durumda belgelerin ibraz mecburiyetine ilişkin HMK 219 ve 220. maddelerinin uygulanacağı kabul edilmektedir. (Hakan Pekcanıtez Medeni Usul Hukuku 15. Bası 2. Cilt s. 1826) Diğer yandan HMK'nın 222/1. maddesi ve TTK'nın 85/2. maddesi gereğince ticari defterlerin mahkemece re'sen incelenebileceği yasa koyucu tarafından açıkça düzenlendiğine göre, yasa koyucunun defterleri ibraz etmeyen tarafla ilgili herhangi bir yaptırım öngörmediği düşünülemez zira ticari defterlerin resen ibrazına karar verilmesine rağmen tarafların defterlerin ibraz etmemeleri halinde mahkeme ara kararının yerine getirilmesi mümkün olamayacaktır. Bu nedenle kanun koyucunun abesle iştigal etmeyeceği ilkesi gözönünde bulundurulmalıdır. b-) Ticari defterlerin delil olması: Tacirler ticari bir uyuşmazlıkta gerek kendi defterlerine gerekse karşı tarafın ticari defterlerine delil olarak dayanabilirler. Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna uygun olarak tutulmuş açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. aa-) Ticari defterlerin sahibi lehine delil olması: Ticari defterlerin ticari davalara delil olabilmesi için defter sahibinin defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yaptırmış olması ve defterleri usulüne uygun tutulmuş olması defter kayıtlarının birbirini doğrulaması, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutmuş bir başka deyişle usulüne uygun olarak tutulmuş defter kayıtlarına aykırı olmaması veya hiçbir kayıt içermemesi gerekir. Karşı taraf defterlerini usulüne uygun tutmuş olmasına rağmen ve her iki tarafın ticari defterleri birbirine aykırı kayıtlar içerdiği taktirde ispatla yükümlü olan taraf iddiasını başka delillerle ispat etmek zorunda kalacaktır. Taraflardan biri ticari defterlerini mahkemeye ibraz etmesine rağmen karşı taraf ticari defterleri ibrazdan kaçındığı taktirde mahkeme defter ibrazını TTK 85 ve HMK 222/1. Maddeye göre resen emredebileceğinden HMK'nın 220. maddesi gereğince ibrazdan kaçınan tarafa ticari defterlerini ibraz etmeme hakkındaki delil ve belgelerini sunması defterleri bulamadığı taktirde nerede olduğunu bilmediğine ilişkin yemin teklifinde bulunması defterleri ibrazına karar verilen tarafın kendisine verilen sürede defterleri ibraz etmez ve ibraz etmeme hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkar eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse mahkemenin duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul etmek suretiyle karar verilebileceği kabul edilmiştir. bb-) Ticari defterlerin sahibi aleyhine delil olması: TTK'nın 222/4. maddesi gereğince açılış ve kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil olur. Ticari defterleri aleyhine delil olarak kullanan taraf defterlerindeki kayıtların aksini iddia ve ispat edebilir. Ancak karşı tarafın kendi aleyhine delil olan ticari defterlerindeki kayıtların aksini sadece kesin delillerle ispatı gerekmektedir. Yine bir tarafın ticari defterlerinin tamamı kanuna ve usulüne uygun tutulmakla birlikte içerdikleri kayıtlar yönünden karşı tarafın iddialarını doğrulaması halinde bu kayıtlarda sahibi aleyhine delil teşkil eder. Örneğin, satım sözleşmesinde satıma konu faturanın alıcı defterlerinde kayıtlı olması faturaya konu emtianın ve faturanın alıcıya teslim edildiği iddiası bakımından defter sahibi aleyhine teşkil eder. Bunun aksini defter sahibinin başkaca kesin delillerle ispatı gerekir. Bu bilgiler ışığında, somut uyuşmazlık yönünden değerlendirme yapıldığında, her iki tarafın ticari defterlerinin de usulüne uygun şekilde tutulmuş olduğu, bu sebeple her iki taraf yararına da koşulları oluştuğu takdirde lehe ve aleyhe delil olma niteliğine haiz oldukları, ancak davalı defterlerinde kayıtlı olan yansıtma faturaları yönünden taraf ticari defterleri birbirini doğrulamadığından davacı ticari defterlerinin tüm alacak yönünden davacı lehine delil olma niteliğini taşıdığından söz edebilmeye olanak bulunmamakta ve davacı defterleri de usulüne uygun şekilde tutulmuş olduğundan davalı defterlerindeki kayıtların da davalı lehine tek başına delil olma niteliği bulunmadığından uyuşmazlığın, taraf ticari defterleri esas alınarak ve davacı ticari defterlerindeki kayıtlara itibar edilmesi suretiyle mahkemece sonuçlandırılması doğru olmamıştır. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/2158 Esas 2022/2285 Karar sayılı ilamı) 2- Eser sözleşmelerinden kaynaklanan ihtilâflarda Yargıtay Kapatılan 15. Hukuk Dairesinin ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihat ve uygulamalarında sözleşme feshedilmediği ya da taşeron-yüklenici tarafından iş tamamlanmaksızın iş sahası terkedilmedikçe gerçekleştirilen iş ve imalâtların taşeron-yüklenici tarafından yapıldığı karine olarak kabul edilmektedir. Bu karinenin aksinin iş sahibi ya da yüklenici tarafından yasal delillerle kanıtlanması mümkündür. Davalı yüklenici ortaklık davacı taşeron tarafından işin gecikmeli olarak ifa edildiğini, yapılan işte eksik ve ayıplar bulunduğunu, bu eksik ve ayıpların davacı adına giderildiğini, yine davacı taşeron adına SGK'ya işçilik ödemesi ve idari para cezası adı altında ödemeler yapıldığını, bu ödemeler nedeniyle davacı adına yansıtma faturaları düzenlendiğini belirtmiş olup, davacı taşeron bu ödeme ve savunmaya karşı koyduğundan davalı yüklenici ortaklık tarafından yapılan bu ödemeler ve düzenlenen yansıtma faturalarının taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinde dikkate alınması gerekip gerekmediğinin değerlendirilebilmesi için dava dışı iş sahibinden davalı yüklenici ortaklığa verilen "Adana Sarıçam Ceza İnfaz Kurumu Yapım İşi" nedeniyle kurulan sözleşme ilişkisi çerçevesinde işin tamamlanıp tamamlanmadığı, geçici kabul ve kesin kabulünün yapılmış olup olmadığı konusunda varsa bütün belge suretlerinin getirtilip dosyaya kazandırılarak davacı taşeron tarafından davalı yüklenici ortaklık adına yapılan işler nedeniyle işin kabulünün yapılıp yapılmadığı, bu sözleşme nedeniyle dava dışı idare tarafından davalı yüklenici ortaklığa kesilen gecikme cezası bulunup bulunmadığı, yapılan işte eksik ve ayıplı işlerin bulunup bulunmadığı, varsa bu ayıp ve eksik işlerin kimin tarafından giderildiği konusunda yukarıda belirtilen karinenin de değerlendirilmesi suretiyle davalı yüklenici ortaklık tarafından davacı taşeron adına düzenlenen yansıtma faturalarından dolayı davacının sorumluluğunun bulunup bulunmadığının taraflar arasındaki işin tasfiye kesin hesabının yapılması suretiyle tespiti amacıyla mahkemece uzman yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınmak suretiyle sonuçlandırılması, yine davalı tarafından davacı adına yapıldığı söylenen SGK ödemelerinden kimin sorumlu olduğu konusunun ve yapılan ödeme miktarlarının tespit ve tayini için SGK'dan da gerekli bilgi ve belgelerin istenerek bu hususta yapıldığı söylenen davalı ödemelerinden de davacı taşeronun sorumlu olup olmadığı değerlendirilerek ve davalı yüklenici ortaklık tarafından gecikme nedeniyle tahakkuk ettirildiği söylenen ifaya ekli cezai şart niteliğindeki gecikme cezası yönünden de davacı taşeronun işi gecikmeli olarak teslim edip etmediği, gecikmeli teslim etmiş ise sözleşme hükümlerine göre ödemekle yükümlü olduğu gecikme cezasının tespiti ile iş teslim edilmiş ise gecikme cezası alacağı hakkının teslim sırasında ihtirazi kayıt konularak saklı tutulup tutulmadığı, saklı tutulmamış ise gecikme cezası isteme hakkının düşüp düşmediği hususları da mahkemece tartışılıp değerlendirilerek eldeki uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerektiğinden eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmiş olması sebebi ile bu aşamada esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin her iki tarafın istinaf başvurusunun da kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. (Yargıtay Kapatılan 15. Hukuk Dairesinin 2019/770 Esas 2019/4108 Karar sayılı ilamı) Yine mahkemece, kabule göre, davanın 262.662,73 TL alacak yönünden kabulü ile bu alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği halde gerekçeli kararda davalılar aleyhine yükletilen yargılama harç ve giderleri ile avukatlık ücretinden de davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerekirken bu yönde hüküm kurulmayarak bu giderler yönünden sadece davalılardan tahsiline dair hüküm kurulması sebebi ile de davacı vekilinin bu konudaki istinaf başvurusu dairemizce haklı görülmüştür. Yukarıda açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin ayrı ayrı kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin AYRI AYRI KABULÜNE, 2-Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/12/2023 tarihli ve 2021/259 Esas 2023/989 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esasa ilişkin yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kararın mahiyeti gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-Kararın mahiyeti gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davalı tarafından yatırılan 8.984,00 TL istinaf nispi peşin karar harcının talep halinde davalılara iadesine, 6-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 09/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip