1. Hukuk Dairesi 2011/10416 E. , 2011/11870 K. "" MAHKEMESİ : ALMUS ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/06/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar vekili,1090, 1276, 2403 ve 4274 parsel sayılı taşınmazların miras bırakan tarafından mirastan mal kaçırmak amacıyla tek erkek evladına sağlığında devrettiğini ileri sürerek tapu iptal ve pay oranında tescil,aksi takdirde tenkise karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, dava konusu taşınmazların vekil edeninin miras …
**1. Hukuk Dairesi 2011/10416 E. , 2011/11870 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ALMUS ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/06/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar vekili,1090, 1276, 2403 ve 4274 parsel sayılı taşınmazların miras bırakan tarafından mirastan mal kaçırmak amacıyla tek erkek evladına sağlığında devrettiğini ileri sürerek tapu iptal ve pay oranında tescil,aksi takdirde tenkise karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, dava konusu taşınmazların vekil edeninin miras bırakanın hac masraflarını karşılaması ve düğününü yapması nedeniyle devredildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, miras bırakanın muvazaasının kanıtlamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Davacılar, dava dilekçesinde , çekişmeli 1090, 1276, 2403 ve 4274 parsel sayılı taşınmazların mirasbırakan tarafından, davalı tek oğluna aslında bağışlanmasına karşın, satış biçiminde temlik edildiğini ileri sürerek iptal ve tescil olmadığı takdirde tenkis isteğinde bulunmuşlardır. Mahkemece, dava reddedilmiştir. İddianın ileri sürülüş biçimi ve içeriği itibariyle davada ehliyetsizlik nedenine değil muris muvazaası hukuksal nedenine dayanıldığı açıktır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.