DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1589 E. , 2024/410 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1589 Karar No : 2024/410 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Kurulu VEKİLİ:Av. ... İSTEMİN KONUSU:Danıştay Beşinci Dairesinin 18/10/2021 tarih ve E:2017/887, K:2021/3128 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbi
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1589 E. , 2024/410 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1589 Karar No : 2024/410 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Kurulu VEKİLİ:Av. ... İSTEMİN KONUSU:Danıştay Beşinci Dairesinin 18/10/2021 tarih ve E:2017/887, K:2021/3128 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 18/10/2021 tarih ve E:2017/887, K:2021/3128 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında FETÖ/PDY üyeliği suçundan yapılan ceza yargılaması sonucunda ...Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 30. maddesi kapsamında sanığın (davacının) kusurluluğunu ortadan kaldıran hataya düşmesi nedeniyle fiillerde bulunduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 223/3-d. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan kararın kesinleşmediğinin görüldüğü, Bununla birlikte, davacı hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları ve davacının kendi beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversite döneminde örgütle bağlantılı yurtta kaldığına, örgüt toplantılarına ve organizasyonlarına katıldığına, staj döneminde örgüte ait evlerde kaldığına yönelik tanık ifadelerinin, davacının bu ifadelere karşı beyanlarının ve lise döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine ve üniversite döneminde örgütle bağlantılı yurtta kaldığına yönelik kendi beyanlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının tanık ifadelerine karşı beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı, Ceza İnfaz Kurumu tarafından düzenlenen tutanak yönünden, davacının cezaevinde abisiyle kapalı görüş esnasında yaptığı konuşma içerikleri değerlendirildiğinde, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, söz konusu konuşma içeriklerinin davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı, HTS kayıtları yönünden, davacının, haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu kapsamında işlem yapılan kişilerle yaptığı görüşmeleri içerir HTS kayıtlarının, diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davacı tarafından, Dairece, 667 sayılı KHK'nın Anayasa'ya aykırılığı hususundaki iddiaları hakkında değerlendirme yapılmadığı, kararın öncelikle Anayasa'ya aykırılıklar yönünden değerlendirilip bozulması gerektiği; 667 sayılı KHK'nın kanuni olmadığı, söz konusu düzenlemenin OHAL döneminde ve OHAL çerçevesinde alınan bir tedbir olduğu, OHAL süresi ile sınırlı olarak geçerli olduğu, 18/07/2018 tarihinde OHAL'e son verildiğinden KHK'nın 3. maddesi ve bu hükmü onaylayan 6749 sayılı Kanun'un 3. maddesinin geçerliliğinin kalmadığı, “iltisak veya irtibat” kavramları ve yargı organlarının bu kavramlara yüklediği “son derece geniş, muğlak ve başlı başına temel hakları ihlal eden” anlamların keyfiliğe son derece açık olduğu, net ve belirgin olmadığı; OHAL KHK'sı ile hâkimlik ve cumhuriyet savcılığı mesleğinden çıkarma yetkisinin verilemeyeceği; herhangi bir disiplin soruşturması yapılmadan meslekten ihraç kararı verildiği, savunma hakkının ihlal edildiği, ihraç kararında kişiselleştirme yapılmayarak suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin ihlal edildiği, ihraç kararının azil niteliğinde olup hâkimlik ve savcılık teminatına aykırı olduğu, ihraç kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin etkin bir başvuru yolu olmadığı; demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal adı altında tarafına yöneltilmiş bir suçlama bulunmadığı hâlde Daire kararında bu hususta gerekçeye yer verilmesinin hukuken bir geçerliliğinin olmadığı, örgüt ile iltisak ve irtibatın kanaat ile değil hukuka uygun yollarla elde edilmiş delillerle ispat edilebileceği; hakkında öne sürülen hususların hepsinin meslekten çıkarılma sonrası tesis edilen işlemler olduğu, mesleği gereği adli personel ve emniyet görevlileriyle görüşmesinin doğal olduğu, ByLock programını kullanmadığı, buna rağmen bu programı kullandığı iddia edilen ve hakkında FETÖ/PDY dolayısıyla işlem yapılan kişilerle telefon görüşmesi yapmasının delil olarak gösterildiği, bu delilden yola çıkıldığında bütün yargı mensuplarının ihracının gerektiği, tutuklu bulunduğu cezaevinde bir akrabasıyla yaptığı ve takipsizlik kararıyla sonuçlanan telefon görüşmesinin nasıl destekleyici bir unsur olduğunun anlaşılamadığı; D.T.'nin beyanlarının hukuki bir kıymetinin olmadığı, ceza soruşturmasında bu şahsın hakkında herhangi bir beyanının olmadığı, dedikodu mahiyetinde olduğu; B.P.'nin beyanlarının kendini korumaya yönelik olduğu, tutuklanmamak için şahsıyla ilgili yalan beyanda bulunduğu, soyut nitelikte ve kendi içinde çelişkili olduğu, başkaca delillerle desteklenmediği, ayrıca beyanlarının tümünün örgütün legal olarak kabul edildiği döneme ait olduğu; B.S.'nin kovuşturma aşamasında net olarak örgüt ile bir alakası olmadığı yolunda beyanına Karar'da yer verilmediği; İ.C.'nin ifadesinde geçen kişinin kendisi olmadığının ceza yargılamasında beyan ettiğinden beyanlarının delil olamayacağı; Lise 3. sınıfa giderken örgüte müzahir dershaneye gitmesi ve üniversitede okurken örgüte müzahir yurtta 1 yıl kalmasının örgüt ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair delil olarak gösterilmesinin hukuka aykırı olduğu, başarılı bir öğrenci olarak ücreti kaymakamlık tarafından ödenerek söz konusu dershaneye gönderildiği, KYK'ya yaptığı yurt başvurusunun olumsuz sonuçlanması nedeniyle, yürüme mesafesinde olması, fiziki şartlarının iyi olması, sonradan yapacağı toplu ödemeyi kabul etmesi dolayısıyla söz konusu yurtta kaldığı, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin haksız ve hukuka aykırı olarak tarafına yükletildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra; davacının, Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esası incelendi, gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b)Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği iddiasıyla açılan ceza davasında ... Ağır Ceza Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, bu kararın ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bozulduğu; bozma kararı sonrasında yapılan yargılamasında... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K... sayılı kararı ile yüklenen suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-e.maddesi gereğince beraatine karar verildiği, bu kararın henüz kesinleşmediği, UYAP kayıtlarının tetkikinden anlaşılmıştır. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza soruşturmasında terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 18/10/2021 tarih ve E:2017/887, K:2021/3128 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4. Kesin olarak, 29/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.