Başvuru, kolluk kuvvetinin yakalama işlemi esnasında darp ve hakaretine maruz kalınması, gerekmediği hâlde ters kelepçe takılması, kelepçeli şekilde ayakta bekletilme, soğuk nezarethane koşullarına rağmen battaniye verilmemesi ve bu sebeplerle yapılan suç duyurusu sonrası yeterli deliller toplanmadan ilgililer hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi sonucu etkili bir ceza soruşturması yapılmaması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kolluk kuvvetinin yakalama işlemi esnasında darp ve hakaretine maruz kalınması, gerekmediği hâlde ters kelepçe takılması, kelepçeli şekilde ayakta bekletilme, soğuk nezarethane koşullarına rağmen battaniye verilmemesi ve bu sebeplerle yapılan suç duyurusu sonrası yeterli deliller toplanmadan ilgililer hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi sonucu etkili bir ceza soruşturması yapılmaması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 16/11/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 10/10/1995 doğumlu olup Van'ın Muradiye ilçesinde mukimdir. Başvurucu 7/10/2014 tarihinde bir siyasal partinin organizasyonuyla Muradiye ilçesinde "Kobani'ye Destek, IŞID'e Karşı Birlik Çağrısı" ismiyle gerçekleştirilen yasa dışı gösteriye katıldığı, gösteri esnasında kolluk görevlileri ile kamu bina ve araçlarına saldırıda bulunduğu iddiaları ile 16/10/2014 tarihinde kolluk kuvvetince gözaltına alınmıştır. Başvurucunun iddiasına göre kolluk kuvvetince ilçe merkezinde yakalanmasının ardından herhangi bir hakkı kendisine hatırlatılmamış ve kaçma ihtimali olmamasına rağmen elleri arkadan kelepçelenmiştir. Polis merkezine götürülmek üzere araca bindirildiği sırada bir kolluk görevlisi sırtına yumrukla vurmuş ve sinkaflı sözlerle de kendisine hakarette bulunmuştur. Polis merkezinde yaklaşık iki saat elleri arkadan kelepçeli şekilde, duvara karşı ayakta bekletilmiştir. Daha sonra polis nezarethanesi yerine jandarma nezarethanesine dört kişi ile birlikte konulmuştur. Nezarethane soğuk olmasına ve diğer hücrede battaniye olmasına karşın battaniye verilmeyerek soğukta bekletilmiştir. Gözaltı süreci boyunca sadece bir kez yarım ekmek verilmiş ve sigara içmesine de müsaade edilmemiştir. Yakalanmasından yaklaşık on iki saat sonra sabah saat 00'de ilk kez doktor kontrolüne götürülmüş ve polisler doktorun yanındayken adli rapor düzenlenmiştir. Doktora bel fıtığı rahatsızlığı olduğunu ve buna rağmen uzun süre ayakta bekletildiğini söylemiş ancak doktor buna cevap olarak bir şey söylememiş ve bu hususu düzenlediği adli rapora da yansıtmamıştır. Başvurucu hakkındaki iddialar kapsamında gözaltına alınmasının ardından 17/10/2014 tarihinde Muradiye Cumhuriyet Başsavcılığında (Cumhuriyet Başsavcılığı) savunma yapmış ve tutuklanma talebiyle sevk edildiği Muradiye Sulh Ceza Hâkimliğindeki (Hâkimlik) sorgusunun ardından Hâkimliğin aynı tarihli kararıyla tutuklanmıştır. Başvurucu, şikâyetine konu yakalama işleminden yaklaşık iki ay sonra 15/12/2014 tarihinde Muradiye Cumhuriyet Başsavcılığına anılan iddiaları kapsamında ilgili kolluk görevlilerinin tespiti ve cezalandırılması için kamu davası açılması talebiyle suç duyurusunda bulunmuştur. Başvurucunun sanık olduğu kovuşturmayı yürüten Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin 5/2/2015 tarihli tahliye kararı doğrultusunda başvurucu serbest bırakılmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığı 15/12/2014 tarihinde adli tahkikat başlatmış ve 6/1/2015 tarihinde İlçe Emniyet Müdürlüğüne yazdığı müzekkerede başvurucunun gözaltı işlemi kapsamında alınan adli raporlarının temin edilmesi, olay anını gösteren MOBESE kaydı ile emniyet binasına ve hastaneye giriş çıkış anını gösteren kamera kayıtlarının alınması, gözaltı işlemini yapan polis memurlarının kimlik tespitlerinin yapılması talimatlarını vermiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı aynı tarihte İlçe Jandarma Komutanlığına da müzekkere yazmış ve başvurucunun görüntülerini içeren nezarethane, karakol içi ve dışını gösteren kamera kayıtlarının temin edilmesini istemiştir. Başvurucunun Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) tutuklu olması nedeniyle 6/1/2015 tarihinde Van Cumhuriyet Başsavcılığından başvurucunun müşteki sıfatıyla ifadesinin alınması talep edilmiştir. Ancak başvurucunun tutuklu bulunduğu Ceza İnfaz Kurumundan tahliye olması nedeniyle ifadesinin alınamadığı 6/2/2015 tarihli yazıyla Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmiştir. Bu nedenle başvurucuya ifadesinin alınabilmesi için 9/3/2015 tarihinde çağrı kâğıdı gönderilmiş ve 18/3/2015 tarihinde başvurucunun Cumhuriyet Başsavcılığına müracaatı ile ifadesi alınmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığınca 31/3/2015 tarihinde İlçe Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılarak başvurucunun yakalama işlemini yapan polis memurlarının, başvurucu ile aynı anda nezarethanede şüpheli sıfatıyla bulunan N.E., A., S.T. ve A.nın bilgi sahibi sıfatıyla ifadelerinin alınması talimatları verilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının verdiği talimatlar doğrultusunda yapılan araştırmada olay anına ilişkin hastane güvenlik kameralarının en fazla bir aylık görüntü depoladığı anlaşıldığından buradan kaydın temini mümkün olmasa da başka adli soruşturmalar nedeniyle o tarihte alınan kayıtlardan başvurucunun hastanedeki görüntüleri bulunabilmiştir. Buna göre başvurucunun hastanedeki giriş çıkış görüntülerine ulaşılabilmiş, söz konusu kayıtların izlenmesi sonucu başvurucunun iddialarını doğrulayabilecek olağan dışı bir duruma rastlanmamıştır. Jandarma karakolundaki kameraların istenen tarihte çalışmadığı ancak 7/12/2014 tarihinden sonra aktif olarak çalıştığına ilişkin tutanak tutulmuş, MOBESE ve polis merkezindeki kameraların da istenen tarihte çalışmadığına ilişkin tutulan tutanaklar soruşturma dosyasına sunulmuştur. Başvurucunun yakalanması anından Ceza İnfaz Kurumuna yerleştirilmesi anına kadar hakkında toplam üç farklı adli raporun düzenlendiği belirtilerek bu raporlar soruşturma dosyasına sunulmuştur. Bu raporlara göre 16/10/2014 tarihi saat 30 sıralarında yakalanan başvurucu 58'de ilçe devlet hastanesine götürülerek kendisinin adli raporu alınmıştır. Gözaltında bir gece kalan başvurucu 17/10/2014 tarihinde gözaltından çıkarılmış ve saat 36'da yine İlçe Devlet Hastanesine götürülerek adli raporu alınmıştır. Hâkimliğin 17/10/2014 tarihli kararı ile tutuklanan başvurucu, aynı tarihte Ceza İnfaz Kurumuna yerleştirilmeden önce saat 52'de ilçe devlet hastanesine tekrar götürülerek adli raporu alınmıştır. Bu şekliyle başvurucu nezarethaneye konulmadan önce ve sonra, Ceza İnfaz Kurumuna yerleştirilmeden önce olmak üzere hakkında toplam üç farklı adli rapor düzenlenmiştir. Söz konusu raporların tamamında başvurucuda herhangi bir darp ya da cebir izine rastlanmadığı tespitleri yapılmıştır. Başvurucunun alınan ifadesi sırasında avukat yardımından faydalanabileceği, avukatı yoksa devletten avukat talep edebileceği hususları kendisine hatırlatılmıştır. Başvurucu bu hususu anladığını ancak avukatı olmadan ifade vermek istediğini belirtmiştir. Başvurucu ifadesinde; yakalanıp polis aracına bindirildikten sonra araç içinde bir polis memurunun darp ve hakaretine maruz kaldığını ancak şu an görse de bu şahsı tanıyamayacağını, polis merkezinde elleri kelepçeli iki saat ayakta bekletildikten sonra N.E., A., S.T. ve A. ile birlikte jandarma nezarethanesine konulduğunu, gözaltı süreci boyunca sadece akşam saatlerinde bir kez yarım ekmek verildiğini, sigara içmesine müsaade edilmediğini, hava soğuk olmasına ve nezarethanede battaniye bulunmasına karşın ne kendisine ne de diğer kişilere battaniye verildiğini, sabah saat 08:00'de nezarethaneden çıkarılarak doktora götürüldüğünü, burada doktora bel fıtığı olmasına karşın iki saat ayakta bekletildiğini söylediğini ancak darba maruz kaldığını söylemediğini, o anda vücudunda darp veya cebir izi de bulunmadığını, olayın şoku ile Cumhuriyet Başsavcılığındaki savunması ile Hâkimlik sorgusunda da darba maruz kaldığını ifade etmediğini, kendisine karşı kötü muamelede bulunan kolluk görevlilerini görse de tanıyamayacağı için herhangi bir şikâyetinin bulunmadığını belirtmiştir. Başvurucunun iddialarına tanık olarak gösterdiği A., A, S.T. ve N.E. kollukta alınan ifadelerinde; başvurucuyu daha önce tanımadıklarını, nezarethanede tanıştıklarını, toplam beş kişiden üç kişinin bir hücrede, iki kişinin ise diğer bir hücrede kaldığını, olay tarihinde ilçede toplumsal olaylar devam ettiği için kendileri ile yeteri kadar ilgilenilemediğini, yoğunluk nedeniyle yeterli battaniye olmadığı için kendilerine verilemediğini ancak yakınlarının getirdiği kaban ve kıyafetlerin verildiğini, yemek verildiğini, herhangi bir kötü muameleye de şahit olmadıklarını belirtmişlerdir. Başvurucunun yakalanması ve gözaltı işlemlerini gerçekleştiren kolluk görevlileri İ.K., A.B., E.G., A.Ö., O.K., T.G. ve F.E. alınan ifadelerinde; ilçede yaşanan toplumsal olaylar sırasında kolluk kuvvetine saldırı ve kamu malına zarar verme suçlarının soruşturulması kapsamında kamera görüntüleri ve fotoğraf kayıtlarından başvurucuyu tespit ettiklerini, 16/10/2014 tarihinde başvurucunun ilçe merkezinde bulunan öğretmenevine (başvurucunun işyeri) gittiklerini, başvurucunun kimlik kontrolünü yapıp konu hakkında bilgilendirme yaptıktan sonra gözaltı işlemini gerçekleştirdiklerini, yakalama işleminin ardından başvurucu için ilçe devlet hastanesinden adli rapor temin ettiklerini, herhangi bir şekilde darp ya da hakaret olayının yaşanmadığını belirtmişlerdir. Cumhuriyet Başsavcılığı toplanan deliller sonrasında 28/4/2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Kimlik bilgileri tespit edilemeyen polis memuru hakkındaki kasten yaralama suçu ile Emniyet ve Jandarma personeli tarafından gerçekleştirildiği iddia olunan işkence yapma suçu yönünden müştekinin salt iddiası haricinde şüpheli hakkında üzerine atılı bulunan suçtan dolayı dava açılmasını ve soruşturmanın devamını gerektirecek nitelikte ve yeterlilikte somut bir delilin elde edilemediği,Kimlik bilgileri tespit edilemeyen Polis memuru hakkındaki hakaret suçu yönünden müştekinin salt iddiası haricinde şüpheli hakkında üzerine atılı bulunan suçtan dolayı dava açılmasını ve soruşturmanın devamını gerektirecek nitelikte ve yeterlilikte somut bir delilin elde edilemediği, aksi düşünülse dahi TCK 125/ maddede düzenlenen suçun soruşturma ve kovuşturması şikayete bağlı suçlardan olduğu, olay nedeniyle müştekinin şikayetçi olmadığı, Doktorlar ve sağlık personelinin üzerine atılı resmi evrakta fikri sahtecilik eylemine yönelik olarak ise müşteki ifade içeriğine göre doktorlara yaralanma iddiasını bildirmediği gibi vücudunda dadarp cebir izi bulunmadığını beyan ettiği gözetildiğinde bahsi geçen görevlilerin üzerine atılı bulunan suçtan dolayı dava açılmasını ve soruşturmanın devamını gerektirecek nitelikte ve yeterlilikte somut bir delilin elde edilemediği anlaşılmakla..." Başvurucunun söz konusu karara itiraz etmesi üzerine Hâkimlik 8/6/2015 tarihli kararıyla itirazı reddetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Dosya içindekiMağdur Mahmut Nuri Tural'ın [başvurucu] Muradiye Cumhuriyet Başsavcılığınca anılan 18/03/2015 tarihli beyanları ile; mağdur ile aynı veya yan nezarethanelerde olay günü bulunan şahıslar ile görevli polis memurlarının alınan beyanları ile mağdur hakkında düzenlenmiş bulunan olay tarihine ilişkin darp-cebir raporu içeriğibirlikte değerlendirildiğinde atılı suçlardan şüphelinin cezalandırılması için kamu davası açmaya yeterli şüpheyi oluşturacak delillerin dosyada bulunmadığıanlaşılmış olmakla başvuru sahibinin itirazının reddine dair karar vermek gerekmiş..." Anılan ret kararı, başvurucuya 15/10/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 16/11/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kasten yaralama" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. (3) Kasten yaralama suçunun;…c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,…işlenmesi halinde şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır." 5237 sayılı Kanun'un "Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." 5237 sayılı Kanun'un "Hakaret" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. ... (4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır...." 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu'nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir:“Polis,A) Suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan diğer hallerde suç işlendiğine veya suça teşebbüs edildiğine dair haklarında kuvvetli iz, eser, emare veya delil bulunan şüphelileri,E) Polisin kanunlara uygun olarak aldığı tedbirlere karşı gelenleri, direnenleri ve görev yapmasını engelleyenleri, eylemin veya durumun niteliğine göre; koruma altına alır, uzaklaştırır ya da yakalar ve gerekli kanuni işlemleri yapar.Yakalanan kişilerin kaçması veya saldırıda bulunmasının önlenmesi bakımından kişinin sağlığına zarar vermeyecek şekilde her türlü tedbir alınabilir...." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi"kenar başlıklı maddesi şöyledir: “(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. (2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 5271 sayılı Kanun'un "Kamu davasını açma görevi" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir. (2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler."