4. Hukuk Dairesi 2009/10444 E., 2009/10167 K. 4. Hukuk Dairesi 2009/10444 E., 2009/10167 K. - ELEŞTİRİ SINIRININ AŞILMASI - HAKARET - KAMU GÖREVLİSİNE KARŞI GÖREVİNDEN DOLAYI HAKARET "" Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre y…
4. Hukuk Dairesi 2009/10444 E., 2009/10167 K. **4. Hukuk Dairesi 2009/10444 E., 2009/10167 K.** **- ELEŞTİRİ SINIRININ AŞILMASI - HAKARET - KAMU GÖREVLİSİNE KARŞI GÖREVİNDEN DOLAYI HAKARET** **"İçtihat Metni"** Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde gö-rülmemiştir. Ancak; Temel insan haklarından olan düşünceyi açıklama ve yayma ile bilim ve sanat özgürlüğü, Anayasa'nın 26 ve 27. maddeleri ile güvence altına alınmıştır. Ancak sanat yolu ile eleştiri, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü kapsamında kişiler için bir hak olmakla birlikte, başkalarının şöhret ve haklarının ihlali sonucunu doğurması halinde, hakkın kullanılmasının sağladığı korumadan yararlanması düşünülemez. Nitekim, Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrası hükmü, başkalarının şöhret veya haklarının korunması amacıyla söz konusu özgürlüğün sınır-lanabileceğini öngörülmüş; TBMM tarafından onaylanarak Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca iç hukuk kuralı haline gelmiş olan İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korumasına İlişkili Avrupa Sözleşmesi'nin ifade özgürlüğünü düzenleyen 10. maddesinin ikinci fıkraları da, benzer şekilde, birinci fıkrada yer alan görüş açıklama ve anlatım özgürlüğünün başkalarının şöhret ve haklarının korunması için yasayla öngörülen sınırlamalara ve yaptırıma bağlanabileceği kabul etmiştir. Kişilerin onur, şeref ve saygınlığına saldırıyı yaptırıma bağlayan TCK'nın 125. maddesindeki yasal düzenlemede, gerek kişinin kendisine karşı beslediği içsel değer ve gerekse kişinin başkalarının gözündeki değeri, toplumsal saygınlığı korunmaktadır. Eleştirinin hangi durumda bir hak olmaktan çıkıp, suç boyutuna ulaştığının belirlenmesinde, muhatabın sıfatı, sosyo-kültürel durumu, toplumda egemen örf ve adetle ülke kamuoyunda yarattığı etki vb. gözetilmelidir. Her ne kadar demokratik toplum olmanın gereği olarak, siyasi kimliği bulunan kişilerin diğer bireylere göre kaba, sert ve kırıcı eleştirilere karşı daha hoşgörülü olması beklenebilir ise de, eleştirilen durum ile anlatım biçimi arasında düşünsel bağın bulunmaması ve küçültücü değer yargısı içermesi halinde eylemi hukuka uygun kılan çerçeve aşılmış olur.