1. Hukuk Dairesi 2007/5888 E. , 2007/6878 K. "" MAHKEMESİ : İZMİR 10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/10/2004 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, ortak miras bırakanları F....nin adına kayıtlı ..parsel sayılı taşınmazını davalı oğullarına mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı temlik ettiğini, murisin satmaya ihtiyacı olmadığı gibi davalıların da alım güçlerinin bulunmadığını ileri sürüp tapu kaydının iptali ile payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir.…
**1. Hukuk Dairesi 2007/5888 E. , 2007/6878 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İZMİR 10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/10/2004 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, ortak miras bırakanları F....nin adına kayıtlı ..parsel sayılı taşınmazını davalı oğullarına mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı temlik ettiğini, murisin satmaya ihtiyacı olmadığı gibi davalıların da alım güçlerinin bulunmadığını ileri sürüp tapu kaydının iptali ile payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılar, alım güçlerinin olduğunu, mal kaçırmanın sözkonusu olmadığını, miras bırakanın paylaştırma amacı ile hareket ettiğini belirtip, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, miras bırakanın sağlığında eşit ve hakkaniyete uygun bir mal paylaşımı ve temini gayreti içerisinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ... ...raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali, tescil isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Oysa mirasçılar arasında denkleştirme yapıldığı gerekçe gösterilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, toplanan deliller ve dosyaya yansıyan diğer bilgi ve belgelerden denkleştirme olgusunun gerçekleştiğini söyleyebilme olanağı yoktur. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçek-ten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirascısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış ve ya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirascılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.