8. Hukuk Dairesi 2022/2754 E. , 2024/4185 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/755 E., 2022/498 K. DAVA TÜRÜ : Dernek Yönetim Kurulu disiplin cezasının iptali KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurulmak sureti ile değişik gerekçe ile davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/100 E., 2019/569 K. Taraflar arasında İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen da…
**8. Hukuk Dairesi 2022/2754 E. , 2024/4185 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/755 E., 2022/498 K. DAVA TÜRÜ : Dernek Yönetim Kurulu disiplin cezasının iptali KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurulmak sureti ile değişik gerekçe ile davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/100 E., 2019/569 K. Taraflar arasında İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile değişik gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı derneğin Yönetim Kurulu'nun 02.01.2019 tarihli ve 2019/1 sayılı kararı ile "Bir yıl boyunca Dernek Lokali ve muhtelif sosyal tesisleri kullanmama" şeklinde verilen cezanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek yönetim kurulu kararının iptalini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafından uyuşmazlık konusu davayı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 83 üncü maddesindeki hak düşürücü süre içinde açılmadığının kabulü ile davalı müvekkili aleyhine açılan davanın usul yönünden reddine, hak düşürücü süreye ilişkin taleplerinin yerinde görülmediği takdirde esas hakkında öne sürdükleri hususlar dikkate alınarak haksız ve yersiz olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, 4721 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesinin birinci fıkrasında öngörülen hak düşürücü sürenin kıyasen diğer zorunlu organların kararlarına karşı açılacak davalarda da uygulanabileceğinin kabulünün gerekli olduğu, davacıya Galatasaraylılar Dernek Yönetim Kurulu tarafından 02.01.2019 tarihli ve 2019/1 kararı ile 1 yıl süre ile dernek lokal ve muhtelif tesislerini kulanmama cezası verildiği, verilen kararın 07.01.2019 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, Dernek Tüzüğünün 66 ncı maddesinde yönetim kurulunca verilen disiplin kararlarına karşı, kesin çıkarma kararı müstesna olmak üzere itiraz imkanın olmadığını, "kesin çıkarma kararlarına karşı itiraz mercii genel kuruldur" düzenlemesine yer verildiği, dernek genel kurulunca bu maddeye dayanılarak itirazın işleme alınmadığı, davaya konu edilen yönetim kurulu kararının 07.01.2019 tarihinde davacıya tebliği edildiği, davanın ise 1 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra 22.03.2019 tarihinde açıldığı, bu nedenle davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesi ile "açılan davanın hak düşürücü süre yönünden reddine" karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; 4721 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesinde toplantıda hazır bulunan ve kanuna veya tüzüğe aykırı olarak alınan genel kurul kararlarına katılmayan her üye, karar tarihinden başlayarak bir ay içinde; toplantıda hazır bulunmayan her üye kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her hâlde karar tarihinden başlayarak üç ay içinde mahkemeye başvurmak suretiyle kararın iptalini isteyebilecekleri, diğer organların kararlarına karşı, dernek içi denetim yolları tüketilmedikçe iptal davası açılamyacağı hükmünü içerdiği, buna göre, davacının yönetim kurulu kararına karşı Genel Kurula başvuru yapmasının doğru olduğu, genel kurulun, davacının itirazını işleme almaması üzerine 1 aylık sürede dava açmış olmasına göre davanın süresinde açıldığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince yönetim kurulu kararının tebliğ tarihini esas alarak davanın hakdüşürücü süreden reddi doğru olmadığı, ancak davalı derneğin Tüzüğünün 65 inci maddesinde "Cezayı Gerektiren Haller" belirtilmiş olup Tüzüğün 66 ncı maddesinde ise "Yönetim Kurulunca verilen disiplin kararlarına karşı, kesin çıkarma kararları müstesna olmak üzere itiraz imkanı yoktur' düzenlemesinin olduğu, bu durumda; dernek yönetim kurulunun tüzükte verilen yetkiyi kullandığı, verilen disiplin cezasının tüzüğe uygun olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf talebinin gerekçeye ilişkin olarak kabulü ile kararın HMK 353/(1)-b.2 nci maddesi gereğince kaldırılmasına ve gerekçesinin değiştirilerek davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler tekrar edilerek, davalı Dernek Yönetim Kurulunun, müvekkilinin başka bir dernek çatısı altındaki usulsüz işlemlere izin vermemesi nedeniyle cezalandırdığını, Yönetim Kurulu tarafından alınan bu karara karşı Tüzüğün 66 ncı maddesi gereğince itiraz yolu kapalı olsa da, Yargıtay görüşü doğrultusunda, 23.02.2019 tarihi yapılan genel kurul toplantısında, müvekkilinin disiplin cezasına karşı yapmış olduğu itirazının reddedildiğini, davalı derneğin vermiş olduğu disiplin cezası kendi faaliyetleri ile kadük ... geldiğini, müvekkilinin bizzat dernek başkanı ve genel sekreteri tarafından dernek lokaline davet edildiğini yani davalı dernek disiplin cezası olduğu halde başkanlık ve genel sekreterlik düzeyinde müvekkilini dernek lokali ve genel kurula davet ederek disiplin cezasını kendisi ortadan kaldırdığını, disiplin cezasının açıkça Anayasa, yasa ve dernek tüzüğüne aykırı olduğunu, verilen cezada tek amacın; kabile kayırmacılığı mantığı ile hareket ederek Galatasaray Spor Kulübü Sicil Kurulunda görev yapan müvekkili ve diğer Galatasaray Lisesi mezunu üyeleri baskı altında tutmak suretiyle, mevzuat ve yasa hükümlerine aykırı olsa dahi, başvurularda Galatasaray Lisesi mezunları aleyhine karar almalarını engellemek, usulsüzlüklere göz yummalarını sağlamaya çalışmak olduğunu, davalı Dernek Tüzüğünün 65 inci maddesinde sayılan; "...'nin ve Galatasaray Lisesi'nin manevi şahsiyetini, hak ve menfaatlerini, değerlerini ve tarihi mirasını zedeleyici hareketlerde bulunmak, Üyelerin ... ve itibarlarını zedeleyici söz söylemek veya hareketlerde bulunmak'' kurallarına aykırı davrandığı iddiasıyla cezalandırmış olmasına karşın iddiaların hiçbirisinin kanıtlanmamış tümüyle dedikodu aşamasında bir takım beyanlardan oluştuğunu, davalı demek müvekkilinin hangi hareket, tutum ve davranışıyla ... ve Galatasaray Lisesinin manevi şahsiyetini, hak ve menfaatlerini, değerlerini ve tarihi mirasını zedelediğini somut olarak ortaya koymak ve bunları ispatla mükellef olduğunu, açıkladıkları ve re’sen takdir olunacak nedenlere göre Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. 04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tespit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 33 üncü maddesinde hâkimin, Türk hukukunu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir. Dava, dernek yönetim kurulunca verilen disiplin cezasının iptali istemine ilişkindir. Anayasanın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesinin birinci fıkrasında herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş olup anılan maddede düzenlenen hak arama özgürlüğü, yargılama usulüne ilişkin güvencelerle hakkaniyete uygun yargılama yapılmasını hedefleyen ve demokratik toplumda vazgeçilmez nitelikte olan adil yargılanma hakkını da kapsayan geniş bir içeriğe sahiptir. Hak arama, kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirme ... ve insan onuru kavramıyla yakından ilgilidir. Bu nedenle demokratik hukuk düzenlerinde hakların korunmasını ve hak ihlallerinin giderilmesini temin edebilecek hukuki yollar öngörülmüştür. Nitekim Anayasa Mahkemesi (AYM) de kararlarında hak arama özgürlüğünün hukuk devletinin başlıca ölçütü ve demokrasinin vazgeçilmez koşullarından biri olduğunu ifade etmiştir (AYM 19.09.1991 tarihli ve 1991/2 Esas, 1991/30 Karar; 25.11.2015 tarihli ve 2014/86 Esas, 2015/109 Karar, 01.10.2020 tarihli ve 2020/21 Esas, 2020/53 Karar). Bu doğrultuda Anayasanın 40 ıncı maddesinde hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkesin yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. 4721 sayılı Kanun'un "Toplantı usulü" başlıklı 79 uncu maddesi gereği genel kurul toplantısında yalnız gündemde yer alan maddelerin görüşüleceği, ancak, toplantıda hazır bulunan üyelerin en az onda biri tarafından görüşülmesi yazılı olarak istenen konuların gündeme alınmasının zorunlu olduğu, aynı Kanun'un "Kararın iptali" başlıklı 83 üncü maddesinde ise; toplantıda hazır bulunan ve kanuna veya tüzüğe aykırı olarak alınan genel kurul kararlarına katılmayan her üye, karar tarihinden başlayarak bir ay içinde; toplantıda hazır bulunmayan her üye kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her hâlde karar tarihinden başlayarak üç ay içinde mahkemeye başvurmak suretiyle kararın iptalini isteyebilecekleri, diğer organların kararlarına karşı, dernek içi denetim yolları tüketilmedikçe iptal davası açılamayacağı düzenlenmiştir. Şimdi 4721 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesinde düzenlemiş olan diğer organların kararlarına karşı, dernek içi denetim yolları tüketilmedikçe iptal davası açılamayacağı düzenlenmesi üzerinde durulması gerekmektedir. Yargıtayın istikrarlı bir şekilde uyguladığı iç denetim yollarını tüketmeden dava açılamaması kuralı uygulanırken bu konuda derneğin tüzüğünde genel kurul dışındaki diğer organların (somut uyuşmazlıkta yönetim kurulu kararı) kesin olduğuna dair bir hüküm bulunmamasının arandığı, dolayısı ile dernek tüzüğünde somut uyuşmazlıkta olduğu gibi yönetim kurulu kararına karşı genel kurula itiraz yolu açıkça kapatılmış yani verilen kararın kesin olduğu belirtilmiş ise artık bu durumda iç denetim yolunun tüketilmesini aramanın Anayasanın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesini ihlali anlamına geleceğinden derneğin genel kurul dışındaki diğer organlarının kesin nitelikteki kararlarına karşı doğrudan dava açılması önünde yasal bir engel bulunmamaktadır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, davalı dernek yönetim kurulu tarafından 02.01.2019 tarihli 2019/1 Kararı ile 1 yıl süre ile dernek lokal ve muhtelif tesislerini kulanmama cezası verildiği, verilen kararın 07.01.2019 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, davalı derneğin 23.02.2019 tarihli genel kurul toplantı gündemin davacıya verilen disiplin cezasının görüşülmesine dair bir gündem maddesi olmadığı gibi Kanunda belirtilen bir çoğunlukta verilmiş bir yazılı önerge olmaksızın sadece davacı hakkında verilen disiplin cezası üzerine konuşma yapmıştır. Dolayısı ile bu durumu davaya konu disiplin cezasının gündeme alınıp görüşüldüğü olarak yorumlamanın mümkün olmadığı açıktır. Somut olayda; davalı derneğin tüzüğünün 66 ncı maddesinde "Yönetim Kurulunca verilen disiplin kararlarına karşı, kesin çıkarma kararları müstesna olmak üzere itiraz imkanı yoktur" düzenlemesinin olduğu, davacıya da davalı dernek yönetim kurulu kararı ile verilen 1 yıl süreli geçici mahrumiyet kararına karşı artık iç denetim yollarının tüketilmesine gerek olmadan iş bu karara karşı dava açılabileceği, iş bu davanın da 4721 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesinin birinci fıkrasında öngörülen "kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her hâlde karar tarihinden başlayarak üç ay içinde mahkemeye başvurmak" hak düşürücü sürenin kıyasen diğer zorunlu organların kararlarına karşı açılacak davalarda da uygulanması halinde yönetim kurulu kararının davacıya 07.01.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davanın ise bir aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra 22.03.2019 tarihinde açıldığı, bu nedenle davanın hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz ise de, bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden ve hükmün redde ilişkin bölümü sonucu itibari ile doğru görüldüğünden bozma nedeni yapılmamış ve 6100 sayılı HMK'nin 370/4 üncü maddesi uyarınca, hükmün gerekçesinin açıklanan şekilde değiştirilmesi/düzeltilmesi suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması uygun görülmüştür. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.