Başvuru, kadastro tespitine itiraz davasında temyiz aşamasında düzenlenen bilirkişi raporunun tebliğ edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, bu davada sonradan Orman Genel Müdürlüğünün davaya dâhil edilerek davanın reddedilmesi nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; kadastro tespitine itiraz davasında temyiz aşamasında düzenlenen bilirkişi raporunun tebliğ edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, bu davada sonradan Orman Genel Müdürlüğünün davaya dâhil edilerek davanın reddedilmesi nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 2/7/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Zonguldak ili Merkez ilçesine bağlı Kırat Mahallesi'nde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 130 ada 1 parsel numarasıyla sınırlandırılan taşınmaz -tarla nitelikli olarak- H.S. adına tespit edilmiştir. Kadastro sınırlandırma ve tespiti 1/7/2010 ile 30/7/2010 tarihleri arasında askı ilanına alınmış, başvurucu 30/7/2010 tarihinde tespit maliki H.S. aleyhine Zonguldak Kadastro Mahkemesinde (Mahkeme) kadastro tespitine itiraz davası açmıştır. Mahkeme 1/6/2011 tarihinde uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu yere giderek keşif yapmıştır. Kadastro, ziraat ve orman uzmanı teknik bilirkişilerin de katıldığı keşif sırasında bir mahallî bilirkişi ile davacı tanıklarının beyanları alınmıştır. Keşif tutanağında; taşınmazın eğiminin %30-35 olduğu, üzerinde bir adet ev, meyve ağaçları, fındık ağaçları, eğrelti, çalı, diken ve otların bulunduğu ayrıca kayın ve gürgen ağaçları ile fidanlarının bulunduğu belirtilmiştir. Öte yandan bu taşınmazın bitişiğinde 101 ada 1 parsel sayılı orman niteliğinde Maliye Hazinesi (Hazine) adına tespit ve tapuya tescil edilen bir taşınmaz bulunmaktadır. Ziraat uzmanı teknik bilirkişinin 20/6/2011 tarihli raporunda, uyuşmazlık konusu taşınmazın yıllardır tarımsal amaçlarla kullanılmadığı ve orman bitki örtüsü taşıyan alanların hâkim olduğu belirtilmiştir. Orman uzmanı teknik bilirkişinin 4/7/2011 tarihli raporunda, bu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu kanaati belirtilmiştir. Yargılama sırasında 22/7/2011 tarihli beşinci oturumda Mahkemece davanın Orman Genel Müdürlüğüne (İdare) ihbarı yönünde ara kararı verilmiş, 28/7/2011 tarihli katılma talebi üzerine İdare, asli müdahil sıfatıyla yargılamaya dâhil edilmiştir. Mahkeme 28/10/2011 tarihinde, başvurucunun açtığı davanın reddine ve asli müdahil İdarenin açtığı davanın ise kabulüne karar vermiştir. Bu karara göre uyuşmazlık konusu taşınmazın davalı adına yapılan kadastro tespitinin iptali ile bu taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Kararda; mahallî bilirkişi ve davacı tanıklarının bu taşınmazın H.S. ile bir ilgisinin olmadığını, taşınmazın başvurucuya ait olduğunu bildikleri yönündeki beyanlarına yer verilmiştir. Mahkeme; ayrıca başvurucunun fasulye ve sebze ekerek bu taşınmazı kullandığını, taşınmazın üzerinde meyve ağaçları da bulunduğunu ancak başvurucunun bir süredir taşınmazı kullanmadığını mahallî bilirkişi ve tanıkların beyan ettiğine de değinmiştir. Kararda orman uzmanı teknik bilirkişinin raporunun hükme esas alındığı belirtilmiş ve bu raporda yer alan bazı tespitlerden söz edilmiştir. Mahkeme, 1972 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarına göre bu taşınmazın orman sınırları içinde ve 1960 ile 1984 yıllarına ait memleket haritalarında yeşil renkli orman rumuzlu alanda kaldığını belirtmiştir. Ayrıca hava fotoğraflarının stereoskopik incelemesine göre bu taşınmazın çevre ormanlık alanlarla bütünlük oluşturan orman bitki örtüsü ile kaplı alanda bulunduğu da kararda açıklanmıştır. Mahkeme, ziraat ve orman uzmanı teknik bilirkişilerin görüşlerine de yer verdikten sonra dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilemeyeceği sonucuna varmıştır. Başvurucu 22/12/2011 tarihinde kararı temyiz etmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi (Daire) 11/6/2012 tarihinde, eksikliklerin giderilmesi amacıyla dosyanın Mahkemeye iadesine karar vermiştir. Bu ilamda öncelikle uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneğinin getirtilmesi istenmiştir. Daire ayrıca kadastro ve orman uzmanı teknik bilirkişilerden kesinleşmiş orman kadastrosu ve aplikasyonu çalışmalarına ait haritaların kadastro paftası ölçeklerinin denkleştirilerek aynı altlık üzerinde gösterildiği krokili bir ek rapor aldırılması gerektiğini belirtmiştir. Yargıtay ilamı doğrultusunda Mahkeme 12/7/2014 tarihinde Orman İşletme Müdürlüğünden orman tahdit haritasını istemiş, orman ve kadastro uzmanı teknik bilirkişilerden getirtilen bu harita ile kadastro paftasının aynı ölçekte aynı altlık üzerinde çakıştırıldığı krokili bir ek bilirkişi raporu aldırmıştır. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden (UYAP) sorgulandığında bu ek bilirkişi raporunun tebliğ edilmeden dava dosyasının temyiz incelemesi için Daireye gönderildiği görülmektedir. Dairenin 25/6/2013 tarihli ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir. Onama ilamında, kararın dayandığı gerekçeye atıfta bulunulmuş ve özellikle keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda taşınmazın eylemli biçimde orman olduğunun tespit edilmesi nedeniyle temyiz itirazlarının reddi gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, ek bilirkişi raporunun kendisine tebliğ edilmemesinin usule aykırı olduğunu belirtmiş ve yargılama sırasında tebliğ edilen diğer bilirkişi raporlarıyla ilgili itirazlarını sıralayarak karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Dairenin 21/4/2014 tarihli ilamıyla başvurucunun karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir. Nihai karar, başvurucu vekiline 3/6/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 2/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun "Tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların tespiti" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.” 3402 sayılı Kanun’un "Kamu malları" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir: “Kamunun ortak kullanılmasına veya bir kamu hizmetinin görülmesine ayrılan yerlerle Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlerden:...D) Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanlar, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde, özel kanunları hükümlerine tabidir.” 3402 sayılı Kanun'un "İhya edilen taşınmaz mallar" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit edilir...." 3402 sayılı Kanun'un maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:"Orta malları, hizmet malları, ormanlar ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup da bir kamu hizmetine tahsis edilen yerler ile kanunları uyarınca Devlete kalan taşınmaz mallar, tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemez." 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Tabii olarak yetişen ve emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır" 6831 sayılı Kanun'un maddesinin ikinci fıkrası şöyledir: "Bu yerler dışında orman sınırlarında hiçbir suretle daraltma yapılamaz." 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Bilirkişi, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye verir; verildiği tarih rapora yazılır ve duruşma gününden önce birer örneği taraflara tebliğ edilir." B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında, mülkiyet hakkının kapsamı konusunda mevzuat hükümlerinden ve derece mahkemelerinin bunlara ilişkin yorumundan bağımsız olarak “özerk bir yorum” esas alınmaktadır (Depalle/Fransa [BD], B. No: 34044/02, 29/3/2010, § 62; Anheuser-Busch Inc./Portekiz [BD], B. No: 73049/01, 11/1/2007, § 63; Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99, 30/11/2004, § 124; Broniowski/Polonya [BD], B. No: 31443/96, 22/6/2004, § 129). AİHM, mülkiyet hakkına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün maddesinin mülkiyeti elde etme hakkını koruma altına almadığını kabul etmektedir (Slivenko ve diğerleri/Letonya [BD] (k.k.), B. No: 48321/99, 23/1/2002, § 121; Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı/Türkiye, B. No: 34478/97, 9/1/2007, § 52). AİHM, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının ancak müdahalenin Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün maddesinin anlamı kapsamında bir "mülk" ile ilişkili olması durumunda ileri sürülebileceğini belirtmektedir. Buna göre alacak haklarını da içeren mevcut mülk veya mal varlığı yanında mülkiyet hakkının elde edilebileceği yönündeki en azından bir "meşru beklenti" de mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilebilir (Kopecký/Slovakya [BD], B. No: 44912/98, 28/9/2004,§ 35; Lihtenştayn Prensi Hans-Adam II/Almanya [BD], B. No: 42527/98, 12/7/2001, § 83; meşru beklenti kavramının ilk defa geliştirildiği kararlar için Pine Valley DevelopmentsLtd ve diğerleri/İrlanda, B. No: 12742/87, 29/11/1991, § 51; Stretch/Birleşik Krallık, B. No: 44277/98, 24/6/2003, § 35; Pressos Companía Naviera S.A. ve diğerleri/Belçika, B. No: 17849/91, 20/11/1995, § 31). Bununla birlikte AİHM içtihatlarına göre temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece ulusal hukukta mülkiyet hakkı kapsamında savunulabilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kopecký/Slovakya, § 35; Gratzinger ve Gratzingerova/Çek Cumhuriyeti (k.k.) [BD],B. No: 39794/98, 10/7/2002, § 69). İç hukukun ne şekilde yorumlanacağına ve uygulanacağına dair bir uyuşmazlık olduğunda ve bu bağlamda başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların ulusal mahkemelerce kesin olarak reddedildiği durumlarda “meşru bir beklentinin” bulunduğu sonucuna varılamaz (Kopecký/Slovakya, §§ 50, 52; Jantner/Slovakya, B. No: 39050/97, 4/3/2003, §§ 29-33). AİHM içtihatlarında sıklıkla -her ne kadar anlaşılabilir olsa da- basit beklenti ile daha somut nitelikte olması ve hukuki bir düzenlemeye ya da iç hukukta yerleşik ve istikrarlı bir yargı kararına dayanması gereken meşru beklenti arasındaki fark vurgulanmaktadır (Kopecký/Slovakya, § 52; Bozcaada Kimisis Teodoku Rum Ortodoks Kilisesi Vakfi/Türkiye (k.k.), B. No: 22522/03, 9/12/2008). Kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilmesi bakımından AİHM, mülkiyet hakkının kapsamını belirlerken iç hukuktaki düzenlemeler ile yargısal uygulamaları gözeterek sonuca varmaktadır. Buna göre mera, orman gibi alanların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanılamayacağı yönündeki Türk hukukundaki düzenlemeler nedeniyle başvurucuların, bu taşınmazların mülkiyetini elde etmelerini sağlayabilecek bir meşru beklentinin doğmasının mümkün bulunmadığı kabul edilmiştir (Sarısoy ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 21303/07, 14/10/2014, § 35); Kadir Gündüz/Türkiye (k.k.), B. No: 50253/99, 18/10/2007; Nane ve diğerleri/Türkiye, No. 41192/04, 24/11/2009, §§ 25-28; Bölükbaş ve diğerleri/Türkiye, B. No: 29799/02, 9/2/2010, § 26; Usta/Türkiye (k.k.), B. No: 32212/11, 27/11/2012, § 44). Öte yandan İpseftel/Türkiye (B. No: 18638/05, 26/5/2015, §§ 48-69) kararında ise yine iç hukuktaki düzenlemelere işaret edilmiştir. Bu kararlar ile 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun maddesindeki kazandırıcı zamanaşımı koşulları gerçekleştikten sonra verilen idari ve yargısal kararlarla başvurana, toplumun genel yararının gerekleri ile bireysel hakların korunmasının gerekleri arasında düzenlenmesi gereken adil dengeyi sağlayacak nitelikte herhangi bir tazminat ödenmeksizin, mülkiyetin kaybettirilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlaline karar verilmiştir.