Başvuru, şirketin ticaret sicilinden silinmesi işleminin kaldırılması istemiyle şirketçe açılan davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, şirketin ticaret sicilinden silinmesi işleminin kaldırılması istemiyle şirketçe açılan davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 27/8/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: A. Bireysel Başvuruya Konu Dava Süreci Başvurucu Gümüşdere İnş. Tic. ve San. A.Ş. nin (Şirket) sicil kaydı 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici maddesi uyarınca Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünce resen ticaret silinden terkin edilmiştir. Şirket temsilcisi 15/4/2015 tarihli dilekçesinde 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince Şirket ve Şirketin yetkili temsilcilerine herhangi bir ihtar yapılmadığını, aynı maddenin (2) numaralı fıkrasındaki davacı veya davalı sıfatı ile devam eden davası bulunan şirketlerin resen sicilden silinemeyeceği istisna kuralına uyulmadığını belirterek sicilden terkin kararının kaldırılması için talepte bulunmuştur. Başvurucunun beyanına göre Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünce talebe yönelik herhangi bir işlem yapılmaması üzerine28/1/2014 tarihli ve 8495 sayılı Türk Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan resen silme kararının iptaline karar verilmesi talebiyle 20/8/2015 tarihinde dava açmıştır. Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi ticaret sicilinden kaydı silinen başvurucu Şirketin davada taraf ehliyetinin olamayacağı ve aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendive maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine 26/10/2015 tarihinde karar vermiştir. Başvurucu kararı temyiz etmiştir. Temyiz dilekçesinde; davacı Şirketin tüzel kişiliğinin resen kayıttan silme kararından itibaren ve hâlen devam ettiği, 6102 sayılı Kanun'un maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince tasfiye hâlinde tüzel kişiliğin tasfiye sonuna kadar devam edeceğinin hüküm altına alındığı belirtilmiştir. Aynı dilekçede, Şirketin hukuki varlığını sona erdirmeye yönelik usule, yasaya ve hukuka aykırı bir kayıt silme kararına karşı hukuki varlığın devamını sağlamak üzere etkili bir yargı merciine başvuru hakkının kullanılabilmesi bakımından da aktif dava ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerektiği ileri sürülmüştür. Başvurucunun temyiz talebi reddedilerek karar Yargıtay Hukuk Dairesince 11/4/2016 tarihinde onanmıştır. Karar düzeltme talebi aynı Daire tarafından 21/6/2018 tarihinde reddedilmiştir. Nihai karar başvurucuya 26/7/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 27/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinin E.2019/180 Sayılı Dosyasındaki Dava Süreci Başvurucu Şirket ile Şirketin gerçek kişi ortağı ve yöneticisi (murahhas üyesi) (Me.Y. ve Mu.Y.) sicil kaydının Şirketin resen kayıt silinme tarihi itibarıyla derdest olan birçok davasının bulunduğunu ileri sürerek ticaret sicilinden resen silinmesi kararının kaldırılmasına veya iptaline karar verilmesi talebiyle 16/5/2016 tarihinde dava açmıştır. Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi 25/1/2017 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Karar gerekçesinde davacı Şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesi gereğince ticaret sicilinden silinmekle dava ehliyeti ile hukuki işlem ehliyetini yitirmesinden ötürü davacı sıfatı bulunmadığından Şirketi temsilen açılan davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiği, Şirketin sicilden silinmesine ilişkin ticaret sicil işleminin iptaline karar verilmesinin Şirketin sicile kendiliğinden kaydını sağlayamayacağını, sicile kayıt için ticaret sicil işleminin iptali yanında ihya kararı verilmesi gerektiği, davacı tarafça işlemin iptali talep edilip ihya talep edilmediğinden açılan davada hukuki yarar bulunmadığı ifade edilmiştir. Davacılar istinaf başvurusunda bulunmuş, başvuru esastan reddedilmiştir. Davacılar temyiz talebinde de bulunmuştur. Yargıtay Hukuk Dairesi 11/2/2019 tarihli kararıyla temyiz talebini başvurucu Şirket yönünden reddederken diğer davacılar yönünden kabul ederek temyize konu kararı bozmuştur. Yargıtay kararının ilgili kısmı şöyledir:''1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince, davacı Şirketin kaydının silinmiş olması nedeniyle taraf ehliyeti yokluğundan davanın reddine ilişkin kararda usule aykırılık bulunmadığından davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davacı şirket vekilinin temyiz isteminin reddine ve şirket yönünden kararın onanmasına karar verilmiştir.2-Diğer davacılar vekilinin temyizine gelince; dava, Ticaret Sicil Müdürlüğünce şirket kaydının ticaret sicilinden silinme işleminin iptali işlemine ilişkin olup davacı şirket hakkında devam eden davalar bulunması nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Geçici maddesi gereğince şirketin sicilden kaydının silinemeyeceğini ve yapılan işlemin doğru olmadığını iddia etmişler ve bu işlemin iptalini talep etmişlerdir. Kaydı silinen şirket hakkında devam eden davalar bulunması nedeniyle şirketin, 6102 sayılı Yasa’nın Geçici 7/ maddesi uyarınca Geçici maddeye dayalı olarak bir şirketin kaydının silinmesi işlemi hukuka uygun olmadığından ve silinme işleminin iptali halinde şirketin varlığı devam edeceğinden davalı Sicil Müdürlüğünün hukuka aykırı işleminin iptalini istemekte davacının hukuki yararı bulunmakla yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. '' Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi 26/6/2019 tarihinde bozma kararına uymuştur. Mahkeme, davacı Şirketin açtığı davanın kesinleşmesi nedeniyle yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, diğer davacıların davasının ise kabulüne, Şirketin ticaret sicilinden kaydının silinmesi işleminin iptali ile ihyasına karar vermiştir. Hüküm, tarafların kanun yoluna başvurmaması üzerine 10/9/2019 tarihinde kesinleşmiştir.21 Söz konusu karar üzerine terkin işlemi iptal edilmiş Şirketin kaydının yeniden tescil ve ilanını takiben Şirket organları oluşturulmuş, Şirketi temsile yetkili kişiler atanarak Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmiştir. A. İlgili Mevzuat 6100 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:''(1) Medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir.'' 6100 sayılı Kanun'un maddesi şu şekildedir:''(1) Dava ehliyeti, medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir.'' 6100 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:'' (1) Medenî hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanlar davada kanuni temsilcileri, tüzel kişiler ise yetkili organları tarafından temsil edilir.'' 6100 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir :''(1) Dava şartları şunlardır:...d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması....'' 6100 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:''(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. (3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.'' 21/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun maddesi şöyledir: “Tüzel kişiler, cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildirler.” 6102 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “(1) Ticaret şirketleri tüzel kişiliği haizdir. (2) Ticaret şirketleri, Türk Medenî Kanununun 48 inci maddesi çerçevesinde bütün haklardan yararlanabilir ve borçları üstlenebilirler. Bu husustaki kanuni istisnalar saklıdır.” 6102 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Şirket, ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanır.” 6102 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:'' Sona eren şirket tasfiye hâline girer; Kanundaki istisnalar saklıdır." 6102 sayılı Kanun’un geçici maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “(1) 1/7/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır.a) 24/6/1995 tarihli ve 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince, sermayelerini anılan Kanun Hükmünde Kararname ile öngörülen tutarlara çıkarmamış anonim şirketler ile limited şirketler.b) Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya 1/7/2015 tarihine kadar münfesih olan anonim ve limited şirketler.c) Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre herhangi bir nedenle dağılmış olan kooperatifler.d) Sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantıları yapılamayan anonim şirketler ile kooperatifler.e) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış ancak genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoları veya son ve kati bilançosu genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin işlemi yapılamayan şirket ve kooperatifler. (2) Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz. (3) Bu madde kapsamındaki şirket ve kooperatifler; ilgili ticaret sicili müdürlüğünce resen veya herhangi bir kişi, kurum veya kuruluş tarafından kanıtlarıyla birlikte yapılacak bildirimleri de kapsayacak şekilde, ticaret sicili kayıtları üzerinden yapılacak incelemeyle tespit edilir. (4) Ticaret sicili müdürlüklerince;a) Kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Ayrıca anılan ilan, bildirici niteliği haiz olarak ilgili ticaret ve sanayi odası veya ticaret, sanayi ya da deniz ticaret odasının internet sitesinde aynen yayımlanır.b) 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermaye artırımında bulunmayarak münfesih olan şirketlere yapılacak ihtarda; ortaklarından, yönetici veya denetçilerden ya da müdürlerinden tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurunun bildirilmesi, aksi takdirde, bu madde hükümlerine göre ticaret sicili kayıtlarından unvanın silineceği, şirkete ait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu açıkça yazılır.c) Bu fıkranın (b) bendinde belirtilen şirketler dışında kalan kapsam dâhilindeki diğer münfesih şirketler ile kooperatiflerden ayrıca, faaliyetlerine devam etme isteğinde bulunmaları hâlinde münfesih olma nedenini ortadan kaldıran işlemlerin yapılarak ispat edici belgelerin bildirilmesi istenir.… (9) Tasfiye memurlarına beşinci fıkranın (c) bendinde belirtilen bilgi ve belgelerin verilmemesi veya tasfiye memurlarınca da bu bilgi ve belgelere erişilememesi hâlinde durum ticaret sicili müdürlüğüne bildirilerek, başka bir işleme gerek kalmaksızın unvan silinir ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir.… (11) Dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen, süresi içinde cevap vermeyen veya tasfiye memurunu bildirmeyen yahut durumunu kanuna uygun hâle getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtlarıyla birlikte bildirmeyen şirket ve kooperatiflerin unvanı ticaret sicilinden resen silinir. Resen unvanı silinen şirket ve kooperatifler, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile ilgili odanın internet sitesinde ilan edilir.… (15) Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edilir. Bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder. Hazine bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmaz. Tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümleri uygulanır. Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.…”B. Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Dairesinin 26/10/2017 tarihli ve E.2017/2189, K.2017/13129 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:" ...Mahkemece 2016 tarihinde karar verildikten sonra temyiz aşamasında, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 2016 tarihli yazısı ile, şikayetçi şirketin, 6102 sayılı TTK'nun geçici maddesine göre, 2015 tarihinde re'sen terkin edildiğinin, şirket dosyasına intikal eden ihya kararı bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.6102 sayılı TTK'nun geçici maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketin aynı maddenin bendine göre ihyası mümkündür; bu bentte, “... Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir...” düzenlemesine,6102 sayılı TTK'nun maddesinde; “Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklıların, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebiler” düzenlemesine,6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun maddesinde de;” Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur. Bu hüküm, taraflardan birinin tüzel kişi olması durumunda, bu tüzel kişiliğin sona ermesinde de uygulanır.Vekâletin sona ermesi vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürüyorsa, vekâlet veren veya mirasçısı ya da temsilcisi, işleri kendi başına görebilecek duruma gelinceye kadar, vekil veya mirasçısı ya da temsilcisi, vekâleti ifaya devam etmekle yükümlüdür.” düzenlemesine yer verilmiştir.Bu durumda; ticaret sicilinden re'sen terkin edilen şirketin vekili TBK’nun 513/ maddesi gereğince dava açabilirse de; açılan davaya devam edilebilmesi işin şirketin ihyası gerekir. Mahkemece yapılması gereken, taraflara süre verilerek, şirketin ihyası için karar sunulmasından sonra, şikayetin esasını incelemekten ibarettir....'' Yargıtay Hukuk Dairesinin 4/2/2019 tarihli ve E.2018/9275, K.2019/1210sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"... şirketin ticaret sicilinden terkini halinde, yukarıda da belirtildiği gibi tüzel kişiliği sona erer. Somut olayda ise, alacaklı şirketin tüzel kişiliği son bulduğu halde; mahkemece, bu husus gözetilmeden uyuşmazlık karara bağlanmıştır.Dava ve karar tarihinde 6100 Sayılı HMK yürürlüktedir. Anılan Yasa’nın 50 ve maddeleri gereğince, tüzel kişilerin de taraf ve dava ehliyetlerinin bulunması gerekir. Aynı Kanun’un maddesi hükmü gereğince de; tüzel kişiler davada yetkili organları tarafından temsil edilir. Diğer yandan TMK’nın maddesi hükmüne göre tüzel kişinin hak ehliyeti; maddesi hükmüne göre de fiil ehliyeti belirlenebilir. Az yukarıda açıklandığı üzere; alacaklı şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin sonucu son bulduğuna göre davada taraf ve dava ehliyeti de bulunmamaktadır. HMK’nın maddesi hükmü uyarınca, dava takip yetkisi, talep sonucu hakkında hüküm alabilme yetkisidir. Tarafların taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hallerde temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması ve ayrıca dava yetkisine sahip olunması; ve bunun yanında vekil aracılığı ile takip edilen davalarda, vekilin davaya vekalet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekaletnamesinin bulunması HMK’nın maddesi hükmü gereğince “dava şartı” olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece, re'sen gözetilmesi zorunludur...."