T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1353 KARAR NO : 2026/55 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/08/2024 (Karar) NUMARASI : 2024/269 Esas, 2024/380 Karar DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmiş olup, söz kon…
T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1353 KARAR NO : 2026/55 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/08/2024 (Karar) NUMARASI : 2024/269 Esas, 2024/380 Karar DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmiş olup, söz konusu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesini özetle; davalı ... tarafından dava dışı takip borçlusu ... aleyhine Erzurum .... İcra Müdürlüğü'nün 2021/... E. Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, davalı takip alacaklısı ... dava dışı takip borçlusu ...'ın iddia edilen alacağı için 03/05/2024 tarihinde müvekkili ...'a 89/1 haciz ihbarnamesi gönderdiğini, süresinde itiraz edilmemesi üzerine 18/05/2024 tarihinde ikinci ihbarnamesi tebliğ edildiğini, itiraz edilmemesi üzerine üçüncü haciz ihbarnamesi 04/06/2024 tarihinde usulsüz olarak tebliğ edildiğini, müvekkilinin ...'a söz edildiği gibi bir borcu bulunmadığını, davalının müvekkil ile takip borçlusu arasında alacak/ verecek ilişkisi olduğunu, müvekkilinin borcunu ödemediğini ispat etmek zorunda olduğunu, icra dosyasında alacağın varlığına ilişkin, takip borçlusunun müvekkilinden alacaklı olduğunu gösterir bilgi ve belge bulunmadığını, davacı üçüncü kişi olan müvekkilinin, iddiasını ispat ederken ileri sürdüğü vakıaların aydınlatılması için davalı alacaklının doğruluk ödevine uygun hareket ederek takip borçlusunun neden müvekkilinden alacaklığı olduğunu açıklaması gerektiğini, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmama ile sonuçlandığını, müvekkilinin dava dışı takip borçlusu ...'a borcu olmadığının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötüniyetli icra takibi yapmış olması nedeni ile dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda;"Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça açılan eldeki davanın menfi tespit davası olduğu, davacı vekilinin sunmuş olduğu arabuluculuk tutanağına göre arabulucuya başvurmadan davayı açtığı, dava tarihi itibariyle Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi gereğince arabuluculuk yoluna başvurmanın dava şartı olduğu anlaşılmakla dava şartı yokluğu sebebiyle HMK'nin 138.maddesi uyarınca" gerekçesiyle davanın dava şartı (arabuluculuk) yokluğundan usulden reddine, karar vermiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflarınca dava açılmadan önce 17/06/2024 tarihinde arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, bu sebeple davanın usulden reddedilmesinin yasaya aykırı olduğunu, belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, İİK'nun 89. maddesi gereğince menfi tespit istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama da davanın dava şartı (arabuluculuk) yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde, mahkemece davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunması aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi, ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141. maddesinde “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” denilmek suretiyle, davaların makul bir süre içerisinde bitirilmesi gerekliliği açıkça düzenlenmiştir. Anayasada yer alan düzenlemeye paralel bir düzenleme, HMK'nın 30. maddesinde de yer almaktadır. Sözü edilen maddeye göre; “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür”. Somut uyuşmazlıkta; arabuluculuk son tutanağı 11/07/2024 tarihinde düzenlenmiş, dosyaya sunulmuş, ilk derece mahkemesince 19/08/2024 tarihinde arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Her ne kadar arabuluculuk dava şartı tamamlanabilir dava şartı değil ise de, karar tarihinden önce arabuluculuk son tutanağının dosyaya sunulduğu, Arabuluculuk Kanunu’nun amacı gözetilerek tarafların davadan önce dava konusu uyuşmazlık hususunda anlaşamadığı kabul edilerek usul ekonomisi de dikkate alınıp taraf delilleri toplanıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Açıklanan bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile mahkemece verilen kararın HMK'nın 355, 353/(1)-a-6. maddeleri uyarınca, kaldırılmasına dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına, 5-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine, 6-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 362-(1)/g maddesi gereğince kesin olmak üzere 16/01/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.